Aydın Selcen
Bugün, ABD ve AB tarafından “karşılıklı (ortak) kaygı konusu” olarak Çin ve Rusya ile aynı paranteze alınan bir ülkeyiz. Bu gurur hepimizin, bu başarı iktidarı ve muhalefetiyle bize yeter. Az gittik, uz gittik, yüzyıllara yayılan yolculuğumuzda sıradan bir Ortadoğu devleti oldurulduk artık. İran’a desteğimiz tam, Azerbaycan’dan Libya’ya, Suriye’den Irak’a, Katar’dan Somali’ye askeri harekât halindeyiz. Haklıyken haksız duruma düştüğümüz Kıbrıs’ta 1974’ten bu yana (günahın tamamı hatta büyüğü bizim olmasa da) çözümsüzlüğün vazgeçilmez parçasıyız.
FSM, İstanbul’un fethi ve kozmopolitleşmesi (nüfus onun döneminde elli binden beş katına çıkmıştı), kendini “Kayzer-i Rum” (da) ilân etme ve üç taçlı portre, Otranto ile Roma’nın da fethi iddiasını ortaya koymuştu. Onun döneminde imparatorluk nüfusunun çoğunluğu halen Hıristiyandı. III. Selim, II. Mahmut, Abdülmecit’le tanzimat ve ıslahat girişimlerini hayata geçirmiş, 1856 Paris Kongresi’yle “Avrupa mimarisinin” parçası olmuştuk. Atatürk’le yüzüncü yılını kutladığımız 1921 anayasasını yapabilmiş, bağımsız laik cumhuriyeti ilân etmiştik.
Menderes’le 1952’de NATO üyesi olduk. Avrupa Konseyi’nin ve AGİT’in kurucu üyesiyiz. Kararlarını uygulamadığımız (ama örnekse Batı Trakya konusunda komşumuz Yunanistan’ı kararlarını uygulamaya davet edebildiğimiz) AİHM’nin de üyesiyiz. 1963 Ankara Anlaşması’yla AB üyeliğine başvurumuz kabul edilmiş, 1999 Helsinki Zirvesi’nde “aday ülke” statümüz onaylanmış, 2004 Brüksel Zirvesi’nde üyelik müzakerelerine başlamıştık. Bir büyük boşlukta bozuldu büyü, 2020 Aralık Konsey toplantısında AB ile ilişkimizin geleceği üzerine farklı seçenekler oluşturacak senaryoların çalışılması kararı alındı, ertelenmezse (ki muhtemeldir bence) 2021 Mart ayındaki Konsey’de Yüksek Temsilci Borrell o senaryoları rapor halinde ortaya koyacak.
Neredeyse yirmi yıldır AKP ve Erdoğan iktidarda. Cumhuriyetimizin rejimi değişti. Tutarlı, bütüncül, çokboyutlu, en azından en dar anlamıyla dahi “ulusal çıkarlarımızı” gözeten bir Kürt siyasetimiz yok. Muhalefetin de bir önerisi yok bu herhalde yaşamsal önemdeki konuda. Rusya’dan hangi akla hizmet S-400 aldığımız belirsiz. Irak, 26 milyar ABD Doları düzeyindeki tazminat kararını Nisan ayında aldırmak için Paris’teki Uluslararası Tahkim Kurulu’nu sıkıştırıyor. Çin’den aşı geliyor, aşının etkisi de, aşılamanın ne zaman tamamlanacağı da, aşıya karşılık hangi siyasal ödünlerin verildiği de bilinmiyor.
Ülkemiz bir açık hava hapishanesiyle, açık hava tımarhanesi arasında serbest salınımda. Kayyumlar kanıksandı, gündem bile değil artık. Karanlık (“karanlık” deyince işin ucunun bir yerden, devlet aygıtının bir yerine çıktığı anlaşılır) cinayetler Mumcu’dan, Dink’e, Elçi’den Org. Bitlis’e karanlık dehlizlerde kayboldu. Gitti FETÖ, geldi filanca “iktidara yakın” tarikatlar; o da olmadı, bürokratlık için MHP’den “sağlam raporu” gerektiğini sağır sultan biliyor. Bir talimatla valiler anamuhalefet liderine dava açıyor. Laik cumhuriyetin hariciyesi ikide bir “dinimiz…” diye açıklama yapmakta sakınca görmüyor.
HDP İYİP’le görüşmüyor. Saadet İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması için Erdoğan’dan güvence almaktan mutlu. İYİP HDP’yle yan yana gelmemekte kararlı. Üç CHP’li MV “Atatürk’e soykırımcı diyen HDP” gerekçesiyle istifa ediyor. Kamuoyu yoklamalarına göre “en güvenilir siyasetçi” olduğu söylenen İçişleri Bakanı “sapkın LGBTİ” öğrencilerin “hassasiyetlerimizi hiçe saydıkları” bahanesiyle gözaltına aldırıldıklarını muştuluyor. Yargıtay’dan en kısa (24 saatten az) mesaiyle geçen yargıç, en fazla oyla aday gösterilip, AYM Başkanı atanıyor. BU rektörü de ne yapsın, istifa etmiyor.
TürkTelekom gibi tekel konumundaki özvarlıklarımızı dahi haraç mezat, alelacele sattık. Beş babayiğit müteahhit ileri demokrasi coşkusuyla servetlerine servet katıyor. Pandemi başlıyor, Hıfzısıhha’nın bile kapatıldığı hatıra geliyor. AOÇ arazisinden, Kaz dağına, Doğu Karadeniz yaylalarından, derelerinden, Akkuyu nükleer santraline, Kanalİstanbul’dan lastik yakmaya çevre koruma, yeşil dönüşüm adına ne varsa, bizde fazlası mevcut.
Meclis’te kaldır elini-indir elini uygulaması berdevam, yüzler güleç. İBB meclisindeyse ekmek satışını engellemeye varan bir AKP muhalefeti. “Kaldır elini ‘Rabia yap bakayım’ cabası. Sabaha karşı kırılan kapılar, bozdum kararı, uydurdum yeni iddianame, aklıma geldi bilmemkaç sene öncesi yargısı ortada. Türkiye’nin (yani bizim) Varlık Fonu’nu, Devlet (yani bizim) Denetleme Kurulu denetliyor, raporu (bizden) gizli.
Hani “neren doğru ki?” diye sormuşlar ya fıkrada deveye, durumumuz öyle. Ama sorarsan, ne sorusu, ne sorunu: “Ben bunu abartı buldum”, “yok öyle bir şey”. Muhalefete dönersen: “Tatava yapma, ‘liyakat’ de geç. Nereden başlamalı, nasıl yapmalı? Koy işaret parmağının ucunu (atıyorum) Mithat Paşa’ya, takip et eğriyi, gel bugüne. Tut kelin (o kel değil, ona “kel” demek yasak) perçeminden. 2023’te seçim var ve her şey güzel olacak. Şimdi şey etmemek lâzım, gün o gün değil. Gün farklılıklarımızı bir yana bırakıp, hiçbir konuda anlaşamasak da, ve belki bundan ötürü, her konuda birbirimizle anlaşmış varsayılmalıyız. Hiç kimse olmayı hedeflersek, kalabalıkta herkes sayılırız belki.
Ben mi? İnsani Gelişme Vakfı (İNGEV) tarafından Türkiye'de nüfusu yüz elli binin üstünde olan ilçe belediyeleri ile üç büyük ilin bütün ilçelerini kapsayan 188 ilçenin değerlendirildiği İnsani Gelişme Endeksi (İGE-İ 2020) çalışmasının sonuçlarına göre Kadıköy birinci olmuş. İkâmetim de, kütüğüm de Kadıköy. Rahatım, müsterihim, kulağımın üstüne yata yata muhaliflik yapıyorum. Tabii, bu olumsuz durumu normalleştirmek noktasında belki bir kayyum atamasıyla gereken pragmatizm sergilenir mi, onu bilemem. Zira “insani gelişmişlik” ile “hassasiyetlerimiz” bağdaşmayabilir ve bağdaşmadığı yerde “yerli ve milli” duruş ortaya koymak gerekir.
Mevsimler mevsimleri kovalıyor. Hür dünya yeşil dönüşüm, yapay zekâ, otonom ulaşım araçları, hidrojenden elektrik üretimi, iki büyük nüfus ağırlık merkezi Çin ve Hindistan’ın küresel geleceği, demokrasinin mükemmelleştirilmesi vb konulara aciliyet duygusuyla kafa yoruyor. Bizim zamanımız çok. Biz kimseye benzemeyiz, biz bize benzeriz, biz bize yeteriz. Ne CHP, ne İYİP, ne Saadet-Gelecek-Deva üçlüsüne aman sakın “kaşının altında gözün var” denmeyecek. HDP’yi zaten sakınmak gerek, üzerinden silindir geçmiş. Hayıflanmaktan, elimiz böğrümüzde beklemekten gayrı bir etkinliğimiz yok.
Başlığı yazdıklarıma bakıp sonradan uydurdum. Çoğu zaman burada yinelemiştim: İnsan gibi, yan yana değil, iç içe yaşamak istiyor muyuz? Nihayet bir ulus olacak mıyız? Toplum mu olacağız, toplam mı kalacağız? Temel sorularımız bunlar. Bunların hepsi iktidar değişince hallolacaksa, şapkamı çiğneye çiğneye yemeye razıyım. Ha Ali Veli, ha Veli Ali; ya Rabbi bugünlere de şükür: Yoksa bu bu mu, bu kadar mı? “Bu kadarı dediğin az mı, yeter de artar bile” diyenlerdenseniz, eyvallah. Mevzu tamamen duygusal, “ekonomi de, gerisini bırak”, öyle mi?
Bu denli varoluşsal sorgulamalar bir yana, muhalefet blokundan bağlantılı şu birkaç soruya yanıt alalım yeter: İktidara gelirseniz “devlet adamı” Akar’la yola devam eder misiniz? Yukarıda örneklerini saydığım sınırötesi ve denizaşırı kol bükmeci, ansızın gelip yerleşmeci, yayılmacı, güvenlikçi, askerileşmiş dış politikayı aynen sürdürecek misiniz? Sürdürmeyecekseniz, ne yapacağınıza dair bir “beyaz kağıt” yayımlamayı düşünür müsünüz? AB’ye tam üyelik hedefi sizin için bir öncelik midir? Öncelikse, yerinden yönetim ve terörün tanımı konularını derhal AB’yle uyumlu duruma getirecek misiniz?
2023 demek laik cumhuriyetimizin 100. yılı demek. Arap isyanlarının da onuncu yılı geride kaldı. Göz açıp kapayıncaya dek geçen zamanda, Ortadoğu ilk kez fakirlikte Latin Amerika’yı solladı. Mübarek döneminde on bin dolayında seyreden hapishane nüfusu, Sisi döneminde altmış bini geçmiş durumda. Sistemi işleten petrol fiyatları düştüğü gibi, petrolün önümüzdeki onyıllarda hızla oyundışına çıkacağı da belli. Hem üzerlerine hışımla gelen yönetimler, hem pandemi Arap ülkelerinde gençliği geleceklerinden yıldırmış gözüküyor. Bizde yılgınlık yok. Biz elhamdülillah aktif, dinamik, genç heyecanlıyız. TBMM’deki her Salı müsameresinde umudumuz pekişiyor. Geleceğe güvenle, adeta aşkla bakıyoruz -sınıfsız, ayrıcalıksız, kaynaşmış bir kitle olarak.
PS –Bu ara MUBI’de (bak o var, uyansalar “ama Türkiye’de temsilci” filan deyip boğuntuya getirirler mi?) “Josep” (Aurel - 2020) ve “Vahşi Gezegen” (Laloux/Topor – 1973) adlı iki çizgi (“anime”) film var, erişebilen okurlara içtenlikle öneririm. Bana göre ikisi de başyapıt ve bize, bugüne, şimdiye dair.
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları






































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.04.2025
23.02.2025
27.01.2025
9.12.2024
19.11.2024
11.11.2024
2.11.2024
1.08.2024
14.06.2024
14.04.2024