Cemil KOÇAK
Yakın dönem siyasî tarihimizin tartışılmaya doyulamayan bir başka meselesi de İzmir suikastı. Kemal Atatürk’e biat etmeyen İttihatçı tayfanın siyaseten, kısmen de fiziken ortadan kaldırıldığı 1926 yazı, aradan geçen 86 yıla rağmen pek çok noktasıyla hâlâ karanlık.
Öyle görünüyor ki, önce Takriri Sükûn yasası ve ardından gelen Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın (TpCF) kapatılması, Atatürk’e “gazoz paşa” demekte ısrar eden İttihatçıların gözünü iyice kararttı. Eski alışkanlıklar depreşti. Suikast, ardından hükûmet darbesi İttihatçıların çok iyi bildikleri siyaset yoluydu.
Şükrü Bey planları içki masasında anlattı
Önce Ankara’da gerçekleşecek bir suikast hazırlığına girişildi. Ne var ki, İttihatçıların eski eğitim bakanı Şükrü Bey, anlaşılan ağzı öyle sıkı biri değildi; hele içki masalarında bayağı gevezelik ediyordu. Suikast planını anlatacak kadar. İzmir suikastından yaklaşık bir yıl kadar önce bu kez de Ankara’da aynı ekip suikast planlamıştı; hatta tatbik etmek üzereydi ki, iş kendi grupları içinde duyuldu. İzmir suikastının esas tertipçilerinden ve Birinci Meclis’in muhalif üyesi Lazistan milletvekili Ziya Hurşit’in kardeşi Faik Günday, ki kendisi de milletvekiliydi, İzmir suikastı dolayısıyla verdiği ifadede, bizzat TpCF’nin kurucusu ve milletvekili Rauf Orbay’ın dedikoduyu duyar duymaz kendisini sabahın erken saatinde yataktan kaldırdığını ve kardeşini vazgeçirmesi gerektiğini söylediğini ayrıntılarıyla anlatacaktır. Nitekim suikast düzenleyeceği ileri sürülen isimler sabahın erken saatinde Ankara’da sokaklarda aranacak ve bulunacaksa da, hepsi de olayı inkâr edeceklerdir. Suikast girişiminden haberdar olanların durumu polise intikâl ettirmemeleriyse, İzmir suikastı zanlısı olarak gündeme geldiklerinde aleyhlerine kullanılacak delil olacaktır.
Suikastçıların muhalif kimlikleri ve TpCF içindeki konumları, muhtemelen parti yönetimi açısından çıkmaz sokaktı. Girişimin ihbar üzarine polisçe açığa çıkarılması halinde bütün parti yönetiminin işe katıldığı iddiasının ağırlığı altında ezilebilirlerdi. Muhtemelen bu nedenle olacak kendilerini ihbar etmekten çekindiler; siyaseten aleyhlerine kullanılacak bir tertibin içine düşmekten ve hükûmetin hayli güçlü bir şekilde muhalif partiyi ve bütün yönetimini suçlamasından ve hatta suikastçılarla işbirliği yaptıkları suçlamasından çekindiler. Olayı örtbas etmeyi tercih ettiler. Belki de suikastçıları denetim altında tutabileceklerini düşündüler; nitekim Orbay’ın tavrı biraz bunu gösteriyor. Faik Günday, ifadesinde Kâzım Karabekir ile diğer paşaların da tertibin içinde olduklarını söylemişti. Tuhaf olan taraf, bizzat tetikçilerin de tertibin en yukarısındaki isimleri ilk hamlede itiraf edebilecek kadar bilgili olmalarıydı.
Garip olan bir başka nokta da, Ankara valisinin İzmir suikastı girişiminden sonra Ankara’daki gelişmelerden haberdar olunduğuna ilişkin açıklamasıdır; bu takdirde polisin bu grubun faaliyetlerini izlemesi ve muhakkak denetimi altında tutması gerekirdi; nitekim bazı sanıklar mahkeme aşamasında bu savunmayı yapacaklar ve herşeyin hükûmetin tertibi olduğunu bu nedenle iddia edeceklerdir. Onlara göre hükûmet olaydan haberdardı, amacı da suikast girişimini vesile ederek tertibe karışmamış olsalar dahi bütün muhalefeti yere sermekti.
İzmir daha uygun bulundu
Önce Ziya Hurşit’le tetikçiler Laz İsmail ve Gürcü Yusuf İzmir’e geldiler. Gazi’nin İzmir’e varmasına daha birkaç gün vardı; o sırada önce Çeşme yolunu incelediler, fakat güvenlik önlemlerinin sıkılığından dolayı bundan vazgeçtiler. Atatürk, basmane garında inecek, tarihî Kemeraltı çarsısının içinden geçerek İzmir hükûmet konağına ulaşacaktı. Kemeraltı’nın dar sokağında; tam da üç yol ağzında karakolun bulunduğu dönemeçte suikasta karar verdiler. Yanlarında getirdikleri tabancalar ve bombalarla yakındaki otellere dağıldılar ve beklemeye başladılar. İzmir’i yakından tanımıyorlardı; bunun için kendilerine yol gösterecek iki önemli işbirlikçi daha buldular. Motorcu Giritli Şevki suikastan sonra onları Sakız’a kaçıracaktı. Asıl önemli isim ise Sarı Efe Edip idi. Bütün bu isimler damardan İttihatçıydı; Teşkilâtı Mahsusa’da da çalışmışlardı. Yanyana gelmeleri sürpriz sayılmazdı. Fakat İstanbul’dan gelenlerle İzmir’de buluşanlar daha önceden birbirlerini pek tanımıyorlardı; aradaki irtibat eski İttihatçıların tavsiyesi üzerine gerçekleşmişti.
İhbar
Efe’nin suikast tarihi olarak saptanan günün sabahında İstanbul’a hareket etmesi, motorcuyu telâşa sevk etmiş olmalı ki, İzmir’de polise ihbarda bulunuyor. Tam olarak hangi gün olduğu tartışmalı. O gün Atatürk’ün İzmir’e gelmesi beklenirken, muhtemelen bu ihbarın alınmasıyla seyahat erteleniyor. İhbar üzerine Ziya Hurşit ile diğer iki tetikçi kaldıkları otellerinde silahlarla bombalarla yakalanıyorlar ve akabinde sorgularında yukarıda verdiğim bilgileri aktarıyorlar. Efe de İstanbul’da yakalanıyor. O da diğerleri gibi ifadesinde suikast girişimini itiraf etmekle kalmıyor, dahası girişimin ardında hükûmet darbesini de hedefleyen TpCF yöneticileri ile eski İttihatçılar, hatta Birinci Meclis’teki II. Grup üyelerinin de olduğunu ileri sürüyor.
Bunun üzerine Gazi Paşa, ertesi gün İzmir’e geldiğinde sanıklarla yüzyüze görüşmeyi tercih edecektir. Aldığı yanıtlar üzerine başbakan İsmet İnönü’ye tertibin basit bir suikastten ibaret olmadığını, aksine bütün muhaliflerin girişimin içinde yer aldığını bildiren telgraf çekecektir. İsmet Paşa ise aynı kanıda değildir. Yanıtında şiddetli tedbirler almak yanlısı olmadığını, hele hele Karabekir, Cebesoy, Bele gibi eski arkadaşlarının bu tertipte yer aldığını asla düşünmediğini; bu nedenle paşaların tutuklanmasına karşı çıktığını belirtecektir. Ama Gazi Paşa kararlıydı, hiçbir şekilde hoşgörü gösterilmemesini istiyordu; İstiklâl Mahkemesi de aynı kanıdaydı. Önce İsmet Paşa’nın İzmir’e gelmesinden yana olmayan Gazi, ardından İnönü’nün İstiklâl Mahkemesi’nin müdahalesinden rahatsızlığı ve mahkeme üyeleriyle anlaşmazlığa düşmesi karşısında onun da Çeşme’ye gelmesini istedi ve İsmet Paşa burada Gazi ile aynı görüşte olduğunu ilân etti. Diğer yandan, İsmet Paşa’nın Gazi’ye itirazında, polisin girişimden zamanında haberdar olmamasının ne denli ciddî bir ihmal olduğunun da altı çizilmişti. İsmet Paşa, İzmir’e geldiğinde mümkün olduğu kadar çok arkadaşını kurtarmaya çalışacağını söylemişti; gerçekten de öyle olacaktır. Başbakanın cumhurbaşkanıyla olan görüş ayrılığı, olayın hükûmetçe düzenlenmiş bir tertip olduğuna yönelik iddiaları zayıflatmakta, hatta hiçe indirmektedir. Eğer tertip olsaydı, bu karşılıklı ikna çabalarına hiç gerek olmazdı. Fakat yine de Ankara valisinin demeci İsmet Paşanınkiyle çelişmektedir.
Tetikçiler neden hiç kaçmayı planlamadı
Tertipçilerin ilişkileri de tuhaftı. Efe, aslında meclis başkanı Kâzım Özalp’in evinde kalabilecek kadar onun çok yakınıydı. Değirmendere’de kendisine kurtuluş savaşındaki hizmetlerinden dolayı armağan edilen çiftliğindeydi ve ayrıca başkaca gelirleri de bulunuyordu. Sadece para için böyle bir tertibin içine girmesi düşünülemezdi. Zaten Kâzım Karabekir tek celsede beraat edeceği duruşmada, tertibin Efe’nin kendi inisiyatifiyle gerçekleşmiş olabileceğini ileri sürmüştür. Ayrıca Efe, bir zamanlar Teşkilâtı Mahsusa içindeyken Kuşçubaşı Eşref ile de ve onun kardeşi Hacı Sami ile de yakındı. Hacı Sami, ağabeyi ile Yunanistan’da iken, çünkü 150’liklerdendiler, Kuşadası’na Gazi’ye suikast için geldiğinde, girişimden haberdar olan polis ve Özalp, Efe’yi istihbaratla görevlendirmişti. Hacı Sami yakalanmış ve vurularak öldürülmüştü. İzmir suikastında bütün şüpheler bir ajan-provakatör olarak Efe’nin üzerinde toplanmıştı. Hatta Halide Edip Adıvar da aynı kanıdaydı. İdama mahkûm olan Efe, asılmadan önce kendisine verilen sözlerin tutulmadığını ileri sürecek ve ifadesine karşılık serbest kalmasının vaat edildiğini ısrarla dile getirecektir.
Bir de suikastın tertipçilerinden olduğu ileri sürülen Şükrü Bey de, tıpkı Efe gibi, ta Serez mutasarrıflığı döneminden beri yine Özalp ile yakından tanışıyordu. Ziya Hurşit ile İstiklâl Mahkemesi başkanı Ali Çetinkaya’nin ilişkileri herkesçe biliniyordu. Tetikçilerin suikasttan sonra niçin Sakız adasına kaçacakları da hiç anlaşılmamıştı; öyle ya, hükûmet darbesi olacaksa, muhtemelen kaçmalarına gerek yoktu, en kötü ihtimalle korunacaklar, daha olası mükâfatlandırılacaklardı. Zaten Ziya Hurşit savunmasında hükûmet darbesi iddiasını tamamen reddederken, bu gerekçeye dayanmıştı.
Son olarak da Giritli motorcu Şevki’nin âkıbetine değineyim: İhbarcı kişi olarak hiç tutuklanmadı, sadece muhtemelen polis gözetiminde kısa süre kaldı, İstiklâl Mahkemesi’nde o da ancak son celsede şahit olarak ifade verdi, ardından yüklü bir para ödülüyle serbest kaldı. Hayat hikâyesinin sonrasını ise sanırım kimse bilmiyor.
OKUMA METİNLERİ
Rahmetli Uğur Mumcu’nun yirmi yıl önce yazdığı önemli bir araştırma olan Gazi Paşa’ya Suikast kitabının ardından; Osman Selim Kocahanoğlu’nun Atatürk’e Kurulan Pusu, Azmi Nihat Erman’ın kırk yıl önce yazmış olduğu İzmir Suikastı ve İstiklâl Mahkemeleri ilk elde akla gelenlerdir. Mahkemede neler olduğunu merak edenler Selma ve Faruk Ilıkan tarafından derlenen Ankara İstiklâl Mahkemesi tutanaklarına bakmalıdırlar. İdama doğru Cavit Beyin eşine yazdığı mektuplar da yayınlandı: İdama Beş Kala. Karabekir’in savunmasını okumak isteyenler, İzmir Suikastı: İddianame ve Kâzım Karabekir’in Savunması kitabını edinebilirler. Anılara gelince; İsmet İnönü’nün anıları, Ali Fuat Cebesoy’un Siyasî Hatıraları ile Mithat Şükrü Bleda’nın İmparatorluğun Çöküşü yine sizleri bekliyor. Kemal Tahir’in Kurt Kanunu ise, halen dizi olarak gösterilmekle birlikte, bu konuda yazılmış tek edebiyat eseri olmaya devam ediyor. Bütün bunları okuyup da tam olarak aydınlanamadık diyenler çok olacaktır. Zaten bu yazı da bu son cümlenin hâlâ geçerli olduğunu ve tartışmaların nereden kaynaklandığını açıklamak için yazıldı.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları






























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016