Ekrem DUMANLI
Tarihin hiçbir döneminde benzerini görmediğimiz keskin bir dil ile karşı karşıyayız. Her gün söylenen laflar zehir zemberek bir çerçevede sarf ediliyor. Hakaret dibe vurdu, saldırganlık had hudut tanımıyor, şımarıklık dalga dalga yayılıyor, kibir heykel üstüne heykel dikiyor… Hal böyle olunca ahlak çöküyor, edep kayboluyor.
Peki ne yapmak lazım?
Öncelikle fotoğrafı doğru çekmek, tespiti doğru yapmak şart. Sonra yeni bir dil aramak, kendimize has bir üslup geliştirmek, asırlar boyu sarsılmayacak bir duruş sergilemek gerekiyor.
Bugün kullanılan zehirli dil, olsa olsa şiddet doğurur maazallah. Hafta içinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı muhtemel şiddetin işaret fişeğidir. Aslında hiddet-ü şiddetin emareleri çoktandır görünüyor ve hiçbir ehl-i insaf kalkıp şöyle haykıramıyor: Yahu Allah aşkına ne yapıyorsunuz? Bu gidişat Türkiye’mizi sıkıntıya sokar, sosyal çalkantılara yol açar.
Elinizi vicdanınıza koyun ve şu soruyu yöneltin kendinize: Hangi gelişmiş demokraside ülkenin başbakanı ya da devlet başkanı kefenli adamların şovuyla karşılanır ve o seçilmiş kişi kefenlilerle sarmaş dolaş olur? Ortadoğu ülkelerinde bu manzaraya sıkça rastlanır ama AB yoluna girmiş bir ülkede demezler mi; “Yahu bu yaklaşım insanları radikalize eder, militarize eder, sonuçları iyi olmaz.” Bu sinmişlik hayra alamet değil...
Aylardır siyaset, keskin bir kılıç gibi; orayı burayı budayıp biçmeye ahdetmiş gözüküyor. Ve âkil insanlar (özellikle o kılıç erbabının içindeki insanlar) susmayı tercih ediyor. Vaziyet bu olunca, Allah korusun, istikbal daha büyük kaza ve belalara gebedir. İlle de bir büyük sıkıntı çıkması mı gerekiyor ki herkesin aklı başına gelsin.
Kılıçdaroğlu’na saldıran adamın AK Parti üyesi çıkması üzerine Hüseyin Çelik, 9 milyon parti üyesi olduğunu ve bu tür insanların teşkilatlara sızabileceğini anlattı. Sabıkalı bir kişinin partiye kaydı sırasında daha dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Doğru söylüyor Sayın Çelik. Ancak, asıl üzerinde durulması gereken daha önemli bir konu var: Sadece kayıtlı üyesi 9 milyona erişmiş bir kitleye hitap edenler (başta lider olmak üzere) öyle keskin bir dil kullanıyor ki kitlesel cürümlerin işlenmesi an meselesidir. “Çapulcular” diye başlanan Gezi sürecinden sonraki dil, nezahetini yitirdi; hatta kimi zaman hezeyana dönüştü.
Hele “cemaat” hakkında söylenen sözler! Akla ziyan, fikre hakaret, vicdana ters. Burada zikretmekten, alıntı yapmaktan bile haya ediyoruz. Ne var ki lafın sahipleri her gün milyonların karşısına çıkarak insanlara en ağır ithamlarda bulunmaya devam ediyor. Teessürle dinlemek zorunda kaldığımız o seviyesiz suçlamalar yalan ve iftiralara dayanıyor. Ve ne yazık ki o iftiralara inanan saf bir kitle de söz konusu. Bir yalanı bin kez söylediğinizde meselenin künhüne vâkıf olamayan kimseler de günaha ortak oluyor, toplum çatır çatır bölünüyor.
Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli fikir adamlarından ve kanaat önderlerinden Fethullah Gülen Hocaefendi’ye ve sevenlerine karşı kullanılan dil, tipik bir nefret söylemidir; hatta tastamam “soykırım” dili var karşımızda. Devlet zırhına bürünüp insanları “her türlü kötülüğün sebebi” şeklinde takdim ederseniz insanlık suçu işlemiş olursunuz. Bu, hem suç hem günahtır; dünyada da hesabı verilemez öbür âlemde de.
Okullara baskın yapılıp müfettişlerin 8-10 yaşındaki çocukları sorgu odasına alması korkunç bir 28 Şubat zulmü değildir de nedir Allah aşkına? On binlerce insanın delilsiz-mesnetsiz bir şekilde suçlanması, sürgün edilmesi, görevden azledilmesi yeni bir mazlumiyetin oluşmasına sebep olmadı mı? Uydurma haberlerle Hizmet kurumlarına baskınlar düzenlenmesi ve yeni bir mağduriyet oluşturulması vicdanları yaralamıyor mu?
Türkiye’nin yeniden hukuka, itidale dönmesi, hakperestliğe, kadirşinaslığa, vefaya, saygı ve sevgiye yönelmesi gerekiyor. Evleri orta yerinden bölmek, komşuları birbirine düşürmek, cami cemaatini siyasî eğilimlerine göre parçalamak vs. tarihî bir vebaldir ve bu vebalin sebebi ayrıştırıcı, kışkırtıcı dildir. Bu dil bir zaman sonra sahibine de çok büyük zarar verecek, ülkemize de. Denizi aşıp derede boğulmak da bu olsa gerek…
Gazete kupürleriyle zulüm
Öteden beri Türk medyasının en büyük problemi, haber ile ihbar, muhabir ile muhbir arasındaki farkı anlayamamasıdır. Kadim medya antidemokratik senaryoyu şöyle piyasaya sürmüştü hep: Önce bir suç unsuru varmış gibi asılsız bir haber yapılır; ardından danışıklı bir metotla savcılık o haberi dikkate alarak inceleme/soruşturma başlatır; bu aşamada tekrar haber yapılarak algı operasyonu tamamlanmış olur. Daha sonra uydurma haberin pekiştirilmesi için yalan tekrar tekrar gündeme taşınır. Bu, tastamam bir darbeci taktiğidir.
Kitleleri baskı altına almak, suç üretmek, algı operasyonu yapmak için kullanılan klasik metot bugünkü “İslamcı”, “muhafazakâr”, “yandaş”, “partizan”, “havuz” diye anılan medya tarafından yapılıyor. Üstelik daha kaba daha vahşi...
Geçenlerde Akşam Gazetesi, Zaman ile ilgili çok korkunç bir iddiayı haber yaptı. Güya bazı evraklar kaçırılıyormuş da, polis yakalamış da, savcı engel olmuş da… Külliyen yalan, külliyen iftira. En ağır şekilde cevap verildi ve onur, şeref sahibi iseler bu iddiayı ispat etmeleri istendi. O gün bugündür Akşam’da çıt yok. Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ocaktan bol yağlı uzun bir köşe yazısı yazdı; ama tek bir satırla iftirasından bahis yok. Özür de yok. Adam eski şair, eski AK Parti milletvekili. İftira atmaktan utanmıyor mu? Bu kaçıncı yalan, bu kaçıncı iftira?
Al birini vur öbürüne. Havuz medyası, sadece aklını değil vicdanını da kaybetti çoktan. Önce ihbar sonra soruşturma. Star gazetesinde çıkan bir kısım haberlerin savcılık tarafından sorgu belgelerine nasıl taşındığını hafta içinde gördük. Emniyet mensuplarının Adana’da tutuklanması, Star’ın haberciliği ve nöbetçi (!) Hakim Bey’in Erdoğan hayranlığı ile izah edildi. Ve adalet ağır yara aldı...
Bak şu feleğin işine! Kupürler toplanarak kapatma davası açılan bir partinin sevdalıları, kupürler üreterek insanlara atf-ı cürümde bulunuyor. Google Davası’ndan mağdur olduklarını söyleyen bir kitlenin medyası, Google’dan toplanan “belgelerle” insanları sorguluyor, yargılıyor, baskı altında tutuyor. Bir dönem gazete kupürleriyle insanlar suçlu ilan ediliyordu ve zulüm kapıları zorlanıyordu. Gel gör ki dünün mazlumları aynı metodu kullanarak insanlara zulmetmeye meylediyor. Ve bu arada bir gerçek unutuluyor: Küfr ile belki amma zulm ile âbâd olmaz devlet...
BİR ÂLİM PORTRESİ
Büyük mütefekkirler ve dava adamlarının kıymeti hemen anlaşılamaz. Tarih boyunca böyledir bu. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin fikir derinliğini ve ilim ufkunu idrak edemeyen birileri, bazen ezbere konuşuyor bazen de önyargının esiri oluyor. Hal böyle olunca iş, düşüncenin haysiyetine, fikrin namusuna inanan ilim adamlarına düşüyor. 10 kıymetli ilahiyat âlimi, Hocaefendi’nin bir yönünü anlatan makale yazmış. Hocaefendi’ye ait ilmî birikimi anlatan yazıların her biri akademik bir çerçeveye oturtulmuş. Kitapta değişik öğretim görevlilerinin kaleme aldığı şu konu başlıkları irdeleniyor: “Hocaefendi’nin eserlerinde fıkıh usulünün önemi ve fonksiyonelliği”, “Oryantalistlerin hadis hakkındaki iddialarının kritiği: Fethullah Gülen Hocaefendi örneği”, “Fethullah Gülen penceresinden itikadî mezheplere bakış”, “Hocaefendi’nin fıkıh (hukuk) anlayışı”, “Hocaefendi’ye göre cihad”, “İsmet sıfatı kapsamında Fethullah Gülen’de Peygamber algısı”, “Hocaefendi’ye göre günah kavramının insan psikolojisine etkisi”, “M. Fethullah Gülen’in ‘çocuğun dinî gelişimi ve eğitimi’ne yaklaşımı”, “Hocaefendi’nin Kur’an’ın i’cazına bakışı”, “Hocaefendi’nin selefe ve selefîliğe bakışı”. Anlama gayreti içinde olanlar için kılavuz bir eser...
DİN VE SİYASET
İslamî dinamiklerin ve değer ölçülerinin altüst olduğu, doğru ile yanlışın birbirine girdiği zor dönemlerden geçiyoruz. Özellikle siyaset karşısında nerede duracağına karar veremiyor Müslüman. Bir yandan İslamî olan hükümler ve o ahkâmın yüzyıllar boyunca tefsiri; diğer yandan modern siyasetin jargon ve işleyiş tarzı. Oysa hedefin meşru olması yetmiyor; araçların da meşru olması gerekiyor ki insanlar savrulup yaban illerde perişan olmasın. Ali Bulaç onlarca yıldır kafa yorduğu, üzerinde çalıştığı, tefekkür hafakanlarını çektiği din-siyaset ilişkisi üzerine detaylı bir analiz yapıyor. Bulaç modern zamanlarda siyasetle din ilişkisini mercek altına alırken demokratik paydaşları ve o paydaşları kollayan kavramları (sivil toplum, devlet yapısı, milliyetçilik, liberalizm) mercek altına alıyor. Her manasıyla bir başucu eseri.
TEHLİKELİ TEMAYÜLLER
Uzun bir zamandan beri köşe yazısı yazmayan ve eksikliği hissedilen Perihan Mağden, Tehlikeli Temayüller adlı kitaba imza attı. Özlemişiz yazılarını. Hayatın içinden, insana dokunan, kimi zaman acıtan, kimi zaman derinden derine düşündüren yazılar var karşımızda. Aslında içimize bir ayna tutuyor Mağden; bireyi kuşatan ilişkilerin çocuğa, aileye, topluma, medyaya bakan aykırı ve dürüst yansımalarına şahit oluyorsunuz. Kıvrak üslubuyla en acı gerçeklerle yüz yüze gelmeye davet ediyor okuru. Bir çırpıda okuyup bitirdiğinizde kitaptan geriye insanı ve toplumu daha yakından tanımaya yarayacak hayıflanmalar, endişeler, çıkarımlar kalıyor. Her an karşı karşıya olduğumuz ama bir hayli kanıksadığımız kimi acı gerçekler karşısında irkilmek, hayatın anlamına dair ayrıntılar üzerine bir daha kafa yormak isterseniz kaçırılmayacak bir kitap...
Yazarlar
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları





























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.11.2015
6.01.2015
3.01.2015
30.10.2015
27.10.2015
23.10.2015
20.10.2015
16.10.2015
13.10.2015