Etyen MAHÇUPYAN
Hukuk devleti ve bağımsız yargıya en önemli kuramsal destek muhakkak ki liberalizmde bulunacaktır. Her bireyin gerçekliği kendi deneyimi üzerinden algıladığı, dolayısıyla bireylerin gerçeklik bilgisinin mukayese edilemediği bir dünya, kaçınılmaz olarak hiyerarşiyi reddeden ve her bireyin karar mekanizmasında eşit konumda olmasını gerektiren de bir dünyadır. O nedenle herkes seçimlerde tek bir oya sahiptir, parti kurmak serbesttir ve iktidarlar seçimle gidip gelirler. İktidarların ellerindeki gücü kötüye kullanma ihtimaline karşı geliştirilen kuvvetler ayrılığı da giderek yargının bağımsızlığını olmazsa olmaz kılan bir ‘hukuk devleti' anlayışına yol açmıştır.
Buradan liberalizmin çağımıza yön veren temel ideoloji olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Ama ortada garip bir durum da var… Liberal demokrasiyi ve hukuk devletini benimsemiş ülkelerde bile liberal partiler fazla toplumsal destek bulamıyorlar. Hele Batı'nın merkezinden biraz uzaklaşıp, farklı tarihsel süreçlere sahip ülkelere baktığınızda liberalizmin ancak marjinal bir akım olduğunu görüyorsunuz. Bunun bir nedeni liberalizmin önerdiği kurumsal yapının belirli bir coğrafyanın, yani Batı dünyasının kendine özgü tarihsel gelişimi içinde ortaya çıkmasıdır. Liberalizm zaten var olan kurumsal oluşuma teorik bir kılıf giydirmiş ama aynı tarihe sahip olmayan ülkelerde sadece bir ‘ideal' önermek durumunda kalmıştır. Ancak daha önemlisi liberalizm zaten bir idealin vazedilmesinden öteye hiçbir zaman geçememiş, var olan durumun analizi açısından anlamlı bir katkı yapmakta zorlanmıştır.
Örneğin bugün kendilerine ‘liberal' diyen birçok kişi Türkiye'nin bir hukuk devleti olması, yürütmenin yargıya karışmaması, yargı bağımsızlığının esas olması gerektiğini savunuyor. Bunlara kimsenin itiraz etmesi mümkün değil. Gerçekten de ‘ideal' durum bu… Ama karşımızda şöyle bir soru var: Acaba yürütmenin yargıya müdahale etmemesi ‘hukuk devleti' olmak için yeterli mi? Yargının niteliğinin hukuk devleti olmak açısından hiç mi rolü yok? Yargının niteliği hukuk devleti olabilmek için yargıya müdahale edilmesini de ima edebilir mi?
Amacımızın tarafsız ve bağımsız bir yargı olduğu açık… Ne var ki kuvvetler ayrılığı ancak yargının bağımsızlığını garanti edebiliyor, tarafsızlığını değil. Dolayısıyla eğer gerçekten de hukuk devleti olmak istiyorsanız, önce şuna cevap bulmanız lazım: Yargının tarafsızlığını nasıl sağlayacağız? Hayatı durdurup, sanki bir oyun oynuyormuş gibi fiktif bir ‘sıfır noktası' yaratılmasını önererek mi? Liberaller tam da bunu öneriyorlar. Meşhur kuramcıları John Rawls, bir toplumsal sözleşme yaratılmadan önce tarafların, yani aslında tüm vatandaşların, birlikte bir ‘sıfır noktası' yaratmasını öngörüyor. Buna göre insanlar kimin iktidar olacağından bağımsız olarak, iktidarla toplum veya yürütme ile yargı arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiğinde anlaşabilirler. Bu durum gerçekten yaşanamasa bile, sanki yaşanabilirmiş gibi düşündüğünüzde ideal hukuk devleti normlarına yakın tercihlerde bulunmanız beklenir. Bu da söz konusu ‘idealin' aynı zamanda doğru olduğunu ortaya koyar.
Bu bakışın pek orijinal olmadığını, liberal iktisat kuramında fiyatın belirlenmesinde de ‘tatonman' denen ve benzer biçimde hayatın durup tüm alıcı ve satıcıların fiyat teklifi yapmalarına dayanan bir hayali süreç olduğunu ekleyelim. Ama kuramın belirli bir çekiciliği var… Eğer herkes iktidarla muhtemel ilişkisinden sıyrılarak meseleye bakarsa hukuk devleti kavramına daha kolay yaklaşabiliyorsunuz. Ancak ortada temel bir handikap da var… Hayatın hiçbir zaman bir sıfır noktası yok. Var olan insanlarla ve onların geçmişleriyle işe başlıyorsunuz. Kısacası hukuk devletini her zaman ve her toplumda zaten bir iktidar kavgası sürerken kurmak durumundasınız. Yargının kurucu iktidarın parçası olduğu, bir ideolojik bakışın ve onun uzantısı olan rejimin koruyucusu olarak tasarlandığı bir toplumda, sadece yürütmenin sınırlandırılması sayesinde hukuk devletine ulaşılacağını savunmak gülünç olur. Rejimin dönüşme sürecinde boşalan yargı kadrolarının gökten paraşütle inmiş ‘sıfır noktasında' kişilerle doldurulmadığı da açıktır. Bu kadroların iktidar kavramıyla ve imkânlarıyla ilişkisinin yargının niteliğini belirlediği de herhalde açık olmalıdır.
Dolayısıyla bugün hem yürütmenin hem de yargının sınırlandırılması gerektiği gerçeği ile karşı karşıyayız. Bunun tek yolu ise siyaset ve toplumun iradesi. O nedenle hükümeti hukuk devleti normlarına davet etmek isteyenlerin önce toplumsal algıya ve siyasete hak ettiği değeri vermesi gerekiyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları





















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024