Ferdan ERGUT
Uzun süredir “kategorik AKP karşıtlığı” dediğim marazın ideolojik ve politik olarak ne kadar sorunlu olduğunu çeşitli veçheleriyle anlatmaya çalışıyorum. Yaklaşan yerel seçimlerle birlikte bu marazın kaçınılmaz biçimde yol açmış olduğu vahim pratik de görülmeye başlandı.
Öncelikle, kategorik karşıtlık ekseninde bir muhalefetin (“Kartaca yıkılmalı”!) AKP ile mücadelede anlamlı, toplumsal karşılığı olan bir muhalefet hattı olmadığını görmemiz gerek. Türkiye yakın tarihinin en hegemonik partisiyle yapılacak bir mücadele, ancak karşı-hegemonik bir zeminin kurulabilmesi ve yaygınlaştırılmasıyla mümkün olabilir. Kısa vadeye hapsedilemeyecek bir stratejinin gerekliliği aşikar! Bütün dünyasını “AKP’den kurtulmak”la sınırlayan, varolan politik güçleri “AKP ve diğerleri” diye ayıran ve bunların mantıksal sonucu olarak da o “diğerlerinin” arasında özgürlükçü bir siyasetin ideolojik mücadeleye girmesi gerekenler olmasına rağmen, mücadele bir yana onlarla -çoğunlukla utangaç- ittifak arayışlarına girmeye çalışan bir siyaset, Türkiye’nin temel sorunlarını ıskaladığını göstermiş olur. Zaten bugüne kadar toplumda bir karşılık bulamamış olmasının da temel nedeni budur.
Ötekileştirerek olmaz
Bu yazıda murad edilen anlamıyla “karşı-hegemonik” bir siyaset, sadece “AKP karşıtları”nın bir araya gelmesiyle oluşturulamaz. Hatta sadece AKP karşıtlarının bir araya geldiği bir blok, karşı-hegemonyayı kurabilmenin önünde engeldir! İki nedenle: Birincisi ve en basiti, “AKP karşıtlığı” başlı başına tutarlı bir politik hat oluşturmaya yeterli değildir. İkincisi ve daha önemlisi, karşı-hegemonya ancak ve ancak AKP’nin hegemonyası altındaki geniş halk kesimlerinin, o hegemonyadan kurtarılması ve başka bir zemine davet edilmesiyle mümkün olabilir. Bu davet ise AKP’ye oy verenleri ötekileştirerek yapılamaz. Daveti çıkartacak olan politik öznenin sözlerinin ve eleştirilerinin o insanlara ulaşması gerekiyor. Sözümüzün o insanlara ulaşmasını engelleyecek ya da o insanların kulaklarını kapatmalarına yol açacak bir tarz-ı siyaset, söylem düzeyindeki bütün radikalliğine rağmen -hatta devrimci bir durum yoksa tam da o sözde radikallik nedeniyle- hegemonya kuramaz. Hegemonya kurmak bir yana, AKP’nin tam da bu kutuplaştırıcı siyasetten nasiplendiğini ve her fırsatta bu kutuplaşmayı bizzat teşvik ettiğini de geçerken not edelim.
Buraya kadar söylenenler işin stratejik kısmı… En az bunun kadar önemli olan politik boyutu ise şu: Türkiye’nin temel sorunları AKP ile başlamadı, AKP ile de bitmeyecek! Karşı-hegemonik bir siyaset, sorunların sistemle olan bağlarını kurabilen radikal bir siyaset olmak zorunda. “Kategorik AKP karşıtlığı”na yaptığım itiraz da, bu muhalefetin yeterince radikal olmamasınadır. Bütün dünyasını “hükümet karşıtlığının” belirlediği muhalefet tarzını bir kenara bırakıp, AKP’nin neo-liberal ve otoriter iktidarıyla mücadeleyi i) daha derin, ii) daha yaygın ve iii) daha tarihsel bir muhalefet perspektifinin içine yerleştirmemiz gerekiyor. AKP’nin otoriter, tekçi, devletçi ve toplum mühendisliğine dayalı yönetiminin Türkiye’deki hakim siyasal kültürle (ve yıktığı eski rejimle) olan bağlarını göstermesiyle daha derin; AKP’nin neo liberal iktisat politikalarının emekçilerin yaşam alanlarından doğanın tahribine kadar yayıldığı bütün alanlara yayılarak o alanlarda sadece direniş örgütlemesiyle değil alternatifler üretmesiyle daha yaygın ve nihayet Türkiye’nin temel sorunlarının imparatorluktan ulus-devlete geçiş sürecinden kaynaklandığını ve ulus devlet paradigmasını sorgulamadan bu sorunları çözemeyeceğimizin idrakiyle daha tarihsel bir muhalefet perspektifi!
HDP
Tarihsellik bahsinden devam ederek, yazının başında bahsettiğim “kategorik karşıtlık” ekseninde kurgulanan muhalefetin yol açtığı vahim sonuca gelebilirim. Türkiye’nin temel sorunu, esas olarak tarihin yüklerinden özgürleşme sorunudur. Sadece Kürtlerin, Alevilerin, Sünnilerin, gayrimüslimlerin tanınma ve kimlik sorunlarından bahsetmiyorum. Kendisini çoğunluğun içinde hisseden ve dolayısıyla diğer grupların yaşadığı mağduriyetleri yaşamayan yurttaşlar da ulus-devletin kuruluş dönemlerinden bugünlere gelen merkeziyetçi, tekçi, otoriter ve bürokratik devlet yapısının mağdurları... Bütün bu mağduriyet alanlarına birden seslenen bir politik zemini ortaya çıkarmamız gerekiyor.
İşte siyasal yaşama yeni katılan Halkların Demokratik Partisi tam da böyle bir zemini kurma yolunda önemli bir fırsat. İçinde bu satırların yazarının partisinin de bulunduğu, örgütlerin ve partilerin kendi özerk varlıklarını koruyarak ortak bir mücadele platformu oluşturdukları bir yapı HDP… Bugüne kadar denenmemişi denemesiyle bu yazıda ifade edilen “karşı-hegemonik” siyaseti toplumsallaştırabilme yolunda önemli bir aşamayı ifade ediyor.
Oyları bölmeyin!
Lakin “kategorik AKP karşıtlığı”nın niyet edilmemiş bir sonucu karşımıza çıktı: “Oyları bölmeyin”! Öyle ya, yıllar boyu çeşitli siyasetler, kendi etki alanlarındaki kitlelerin önüne sadece AKP ile mücadeleden ibaret bir hedef koydular. Bunun mantıksal sonucu belliydi: Seçim anları geldiğinde AKP’nin karşısında en hacimli örgüt neyse onu desteklemek. Yani CHP ! Şimdi HDP’nin karşısına çıkartılan “oyları bölmeyin” saçmalığı işte buralardan kaynaklandı. Bumerang! Yukarıda politik ve stratejik olarak yanlışlığını anlatmaya çalıştığım siyasetin böylesi bir pratik sonucuyla yüz yüzeyiz şimdi.
HDP’nin aşamayacağı bir sorun değil elbette. HDP’nin politik zemini Diyanetiyle, merkeziyetçi, tekçi, bürokratik yapısıyla ulus devleti tartışmaya açan özgürlükçü ve çoğulcu bir politik zemin. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ni kuranlar da uzun süredir, toplumda karşılığı olan bir siyasetin Türkiye modernleşmesinin eleştirisini temel alan daha uzun dönemli bir perspektife dayanması gerektiğini söylüyorlardı. Bu siyaset, elbette öncelikle otoriter iktidarla ve gittikçe despotlaşan bir tek adamın tasallutuyla mücadele edecektir. Fakat bu radikal siyasetin, sistemin kurucu zihniyetini temsil eden CHP eleştirisini ıskalaması düşünülemez.
Oyları bölün!
İşbu nedenle, bir sürü insanın ağzına pelesenk olmuş “iktidar dururken, muhalefete muhalefet mi edilirmiş?” sözü içi boş bir ezberden ibarettir. Karşı-hegemonik bir siyaset, AKP ve CHP’nin dışında üçüncü bir seçeneğin var olduğunu göstermek durumunda. Hegemonya mücadelesi, kısa vadede değil, uzun vadede verilir. Bizler yapıp ettiğimiz her şeyle bu uzun vadeli karşı-hegemonik düşünceyi ve zemini büyütmeye çalışıyoruz. Bunun için bilgi, tecrübe ve en önemlisi başarı biriktirmeye ihtiyacımız var. Yerel seçimler de bu hegemonya mücadelesinin kritik bir uğrağı olarak görülmeli.
Bu seçimde HDP’nin alacağı her oy karşı-hegemonyanın inşasını güçlendirecek. Yazacağımız başarı hikayesini, kısa vade uğruna heba edemeyiz. Dünyada CHP kadar uzun süre ve çok sayıda “kerhen” oy almayı başarabilmiş başka bir parti var mıdır bilmem ama ister seçeneksizlikten, ister kısa vadeli düşünmekten, isterse çeşitli korkulardan dolayı kendini CHP’ye mecbur hisseden yurttaşların önünde, özgürlükçü ve çoğulcu bir Türkiye mücadelesine omuz vermeleri için bir fırsat var artık. CHP’nin “oyları bölmesine” izin vermeyin. Daha yapacak çok işimiz var!
Radikal 2
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.01.2015
28.07.2015
30.05.2015
5.02.2015
27.10.2014
21.06.2014
3.06.2014
26.04.2014
4.04.2014
20.02.2014