Halil BERKTAY
[8-9 Ocak 2020] Ne diyorduk? “Çin önümüzdeki diyelim yirmi yılda demokratikleşmezse, bunun insanlık açısından ne gibi sonuçları olur? Bugün bu herhalde önce Sinciyang’ın Müslüman Uygurlarına sorulmalıdır.”
Sinciyang (resmî adıyla Sinciyang Uygur Özerk Bölgesi), Çin’in (resmî adıyla Çin Halk Cumhuriyeti’nin) dört özerk bölgesinden biri. Çin bayrağında, sol üst köşedeki büyük sarı yıldızı çevreleyen dört küçük yıldızdan biriyle temsil ediliyor. Çin’in en uzak kuzeybatı köşesinde 1.6 milyon kilometre karelik bir alanı kapsamakta. Görünüşte çok büyük, ama Tiyanşan gibi büyük dağ silsilelerini ve Taklamakan çölünü çıkardığınızda, insan yaşamına elverişli bir yüzde 9 kalıyor ve 2015 rakamlarından hareketle yapılan tahminlere göre 23-24 milyonluk bir nüfusu barındırıyor. Han Çincesinde Sinciyang (Xinjiang) “yeni sınır” veya “yeni uç bölgesi” demek. Tabii bu, Çin’in kendi (emperyal) bakışı. Dünya ise geçmişte Batı Bölgeleri Protektorası, Batının Pasifikasyonu Genel Protektorası, Çin Türkistanı, (özellikle 19. Yüzyılda) Doğu Türkistan ve nihayet Sinciyang diye tanımış. Her beş isim ve yukarıdaki harita, tarihsel oluşum sürecini oldukça iyi yansıtıyor.
Son Ara bilgi: Çin’in sırrı yazımda (6 Ocak), Çin’in deniz kıyısında, Huang He ve Yangtze nehirlerinin aşağı mecralarındaki ilk yerleşim, tarım ve uygarlık bölgelerinden başlayarak batıya doğru gelişme ve genişlemesinden söz etmiştim. Giderek bu süreç Türkî kavimlerin yaşadığı geniş düzlüklere uzanır. Belki hatırlarsınız, orta-lise ders kitaplarımızda Müslüman Arap ve Çin orduları arasında 751 yılında Talas ırmağı kenarında meydana gelen bir savaştan söz edilir. Konumuzla ilgilidir. Maveraünnehir Arap-İslâm ve Çin imparatorluklarının gelişme doğrultularının kesişme noktasındadır. Güneybatıdan, Mezopotamya ve İran üzerinden Araplar ilerlemektedir, doğudan ise Çinliler. Talas’ta karşılaşırlar ve Arap ordusunun zaferi, İç Asya’nın batı bozkırlarında yaşayan Türkî atlı göçebelerin İslâmiyete geçişinin başlangıcını teşkil eder. Gene ders kitaplarımızın “ilk Türk-İslâm devletleri”ne (Karluk ve Karahanlılara, Gaznelilere, Selçuklulara) hasredilmiş üniteleri, hep buradan türer. Başka bir deyişle, Millî Eğitim Bakanlığı’nın T.C. odaklı resmî müfredatı hemen sadece bu “Türk-İslâm kültür dairesi” üzerinde yoğunlaşır. Madalyonun diğer yüzünde, “Talas’ın doğusu”nda olup bitenler artık hem fiilen, hem zihnen Çin tarihinin bir parçasını meydana getirir.
Çin’in “yeni uç bölgesi” olarak Sinciyang, bu gelişmelerin ürünü oldu ve “devletin sınırları”nın “imparatorluğun sınırları”nı çok yakından izlemesi (veya Çin devletinin, “imparatorluk alanı”nın çok büyük kısmını kaplamasını) bugün de varlığının her zerresinde hissediyor. Bu açıdan modernitenin homojenleştirme taaruzu, kuşkusuz geleneksel toplumdan çok daha acımasız; güçlü ve etnik azınlıkları yok mesabesindeki bir komünist ulus-devlet ise (günümüzde bir Nazi rejimi mevcut olmadığına göre) olabilecek modernitelerin en acımasızı. Gerçi rejim, 1955’te herhangi bir eyalet olmaktan çıkarıp özerk bölge statüsü vermeyi kabul etti Sinciyang’a. Ama meselâ yeni birimin adının, ilk öneride olduğu gibi Sinciyang Özerk Bölgesi değil, Sinciyang Uygur Özerk Bölgesi olması dahi zor kabul edildi (Uygur Türklerinin en uzun süreli komünist lideri Seyfeddin Azizi’nin bir noktada Mao’ya çıkıp, “özerklik dağlara nehirlere verilmez; belirli milliyetlere verilir” demesi gerekti).
Devamında, Komünist Partisi hiç vazgeçmedi, her ne kadar hepsinin toplamı yüzde 9’u bulmasa da, yani yüzde 91 küsurluk Han Çinlileri karşısında çok ufak kalsalar da, o minicik azınlıkları dahi adım adım asimile etmekten. Özellikle Sinciyang, İslâmiyetin varlığı nedeniyle hep tehlikeli gözüktü. Zeminini, tipik bir modernist-komünist din korkusu oluşturdu. Geleneklere bağlılık ve güçlü bir tektanrıcı inanç sisteminin yerel kimliğe ekstra direnç kazandırması, bir zamanlar Sovyetlerin olduğu gibi şimdi de Çin yönetiminin şüphe ve önyargılarını körükledi; yeni ütopyanın dışında ve karşısında duran bu “irrasyonel” itirazcılığı çiğneyip geçme hırsını tetikledi. Baskı, tepkiyi doğurur. Ayrılıkçılık, Doğu Türkistan bağımsızlık hareketi ve radikal İslâmcılık, etkili olduysa bu çerçevede etkili oldu. Bölgede huzursuzluk yılları yaşandı. Ayrılıkçılar yer yer hükümet güçleriyle çatışmaya girdi. Terör saldırıları meydana geldi. Kestirmeden söyleyelim mi? Daha küçük, daha düşük yoğunluklu ve çok daha asimetrik de olsa, 1915’te Doğu Anadolu ile Doğu Karadeniz (Pontus) bölgesinde beliren koşulları andıran, iktidarın aşırılar ve teröristlere indirgemekten çekinmediği bir millî mesele oluştu.
Burada problemin bir bölümü, tabii birçok muhalefet hareketinde görüldüğü gibi ölçüsüzlük, aşırılık, meşru zeminin dışına çıkıp şiddete başvurmak. Karşılığı ise daha fazla baskı, ezicilik, kahredicilik -- ve bu yazı dizisinde beni en çok ilgilendiren boyutuyla, bütün bunların arkasına saklandığı söylem. Sinciyang’da 11 milyon kadar Müslüman Uygur yaşıyor ve nüfusun yüzde 46 kadarını oluşturuyor (bunu hayli dengeleyen yüzde 41’lik bir bölümü ise, Han Çinliler meydana getirmekte). 20. yüzyıl başlarında Osmanlı İmparatorluğu’nu yöneten İttihat ve Terakki Cemiyeti için nasıl Rumlar ve Ermeniler ve tümüyle şüpheli, güvenilmez birer nüfus kitlesi haline geldiyse, bugün Çin Komünist Partisi için de Müslüman Uygurlar şüpheli ve güvenilmez bir nüfus kitlesini -- ve dolayısıyla “genel ve toplu bir çözüm” bulunması gereken bir sorunu temsil etmekte.
Ama tabii 1915’te Anadolu, Osmanlı İmparatorluğu’ndan arta kalan tek toprak, İstanbul düşecek gibi olursa sığınılabilecek biricik liman konumundaydı. Üstelik, İttihatçı milliyetçiliği nezdinde çok güvenli bir liman da değildi bu, çünkü Türk-Müslüman nüfusa kıyasla Rumlar ve Ermeniler hayli kalabalık duruyordu. “Anadolu’nun Türkleştirilmesi” kararı bu özel koşulların da ürünü oldu ve bugün soykırım diye andığımız sonuçları doğurdu. Oysa Çin koşullarında, gerek “şüpheli nüfus kitlesi,” gerekse sorunun “genel ve toplu çözüm”ü o kadar hassas ve stratejik değil. Gerçi gene de rejimin sinir uçlarına dokunuyor ve (Hong Kong’daki olaylarla birlikte) Şi Cinping’e, “Ülkemizi bölme girişiminde bulunanların bedenlerini çiğner ve kemiklerini kırarım” gibi cümleler sarfettirebiliyor. Ama alt tarafı Çin’in hayli ücra bir köşesi ve 1.3 milyar karşısında 11 milyon söz konusu. Ayrıca İTC’nin 1915’teki haline kıyasla 2020’de ÇKP’nin âdetâ sonsuz zamanı ve sabrı var. Dolayısıyla “genel ve toplu çözüm,” fiziksel bir soykırımdan masif bir beyin yıkama ve kültürel kimlik değiştirtme projesinde somutlanıyor.
Tepede, en soldaki başlık resmine bakınız. Nisan 2018’de bu uydu fotoğrafının çekildiği Dabançeng bozkırı 2015’te bomboştu. Üç yıl sonra ise aynı yerde hızla büyüyen bir kompleks yükseliyordu. Resmî adıyla bir “meslekî eğitim merkezi”ydi. Oysa artık bütün dünya biliyor ki bu ve benzerleri, ideolojik bakımdan şüpheli görülen Uygurların “yeniden eğitimi” ve “topluma kazandırılması” için kurulmuş özel hapishaneler. Yarın anlatacağım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024