Kemal CAN
Mevcut koşullar, giderek derinleşen çaresizlik hissi, muhalefet seçmenini şikayetçi olduğu siyaset profesyonelleriyle aynı bekleme açmazına sürüklüyor. Bazen başına gelecekleri, bazen nasıl geleceği belirsiz bir değişimi, bazen de kötü gidişin durdurulmasını beklemek. Ama hep kendi dışında tarif ettiği bir şeyi beklemek.
Seçmen listelerinin askıya çıkmasıyla birlikte, zaten artık çok yaygın bir kanaat haline gelen seçim usulsüzlükleri yapıldığı/yapılacağı konusu yeniden gündemde. Her gün çoğu kayyım atanmış belediyelerin olduğu merkezlerde; Bingöl’de, Batman’da, Diyarbakır’da, Hakkari’de aynı adrese yazılmış taşıma seçmenler ortaya çıkıyor. Aynı tür depo adresler, İstanbul’un göbeğinde, mesela Üsküdar’da da görülüyor. AKP’nin İstanbul adayı olan Meclis Başkanı Binali Yıldırım’ın istifa etmemesi, etmemekle kalmayıp resmi sosyal medya hesabından propagandaya başlaması ve YSK’nın seçimde oynayabileceği rol hakkında şüphelerin artması da, bu kanaatleri besleyenler listesine eklenebilir. Bu sorunlar sınırlı imkanlarla kamuoyuna yansıdığında, gündeme getirildiğinde sorumluluk makamındakilerin takındığı umursamaz tavır ve çok daha önemlisi bazı muhalefet aktörlerinin de bunları mesele etmeye pek yanaşmaması seçim güvenliği, adaleti endişelerini büyütüyor. Bu endişelere ek olarak, seçim atmosferinin büyük ölçüde önceki seçimlerdeki gibi şekilleniyor olması, muhalefet adaylarının fark göstermekten çok “kabul görme” ezikliği içeren söylem ve eylemleri de, muhalefet seçmenindeki umutsuzluğu ve küskünlüğü artırıyor.
Dış politikadan ekonomiye kadar hemen her alanda, sapla samanın birbirine karıştığı, kimsenin olanı asla öğrenemeyeceği bir belirsizlik özenle inşa edildi, giderek daha da derinleştiriliyor. Ekonomide giderek kötüleşen verilerin açıklandığı birkaç saat dışında gündemde kalamadığı aksini zorlayanın da pek olmadığı bir ortam var. Tek taraflı medya, siyasi iktidarın kontrol gücü, oynanmış veriler gibi gerekçelerle açıklanamayacak bu tablo karşısında etkili bir muhalefet performansı izlenmiyor. Böyle olunca ekonomik kriz şartlarının önemli siyasi değişimler yaratabileceği beklentisi giderek zayıflıyor. Dış politika tamamen toz duman. Son olarak yine Trump’ın attığı sosyal medya mesajıyla yenilenen Suriye tartışması bile kendi başına kafa karıştırmak için yeterli malzeme sunuyor. Trump’ın “Türkiye Kürtlere saldırırsa ekonomik olarak mahvolur/mahvederiz” sözleri karşısında mehter çalmaya veya “seçim için uygun pas” analizine hazırlananlar, Erdoğan’ın “aşırı uyumlu” telefon görüşmesi haberinden sonra biraz boşa düştü. Ancak, mealen “Trump’ın söylediği tampon bölgeyi TOKİ’yle biz kuracağız (…) Ama biraz kırıldık” sınırında bir tepkiyle yetinen Erdoğan’a karşılık Bahçeli’nin, yine mealen “Tampon bölge tuzaktır (…) Müttefiklik askıda, biz girelim gereğini yapalım” sertliğine doğru yürümesi yine kafaları karıştırdı.
Yeniden yazının asıl konusu muhalefet seçmene dönersek ciddi çaresizlik, umutsuzluk ve giderek küskünlük içine giren muhalefet seçmeninin önündeki tablo şöyle: Özgür ve adil koşullarda yapılacağına asla güvenilmeyen bir seçim sürecine giriliyor. Her gün endişeleri haklı çıkartacak gelişmeler ortaya çıkarken bunları ifşa etmek dışında değiştirebilecek bir müdahalenin yapılabileceğine ilişkin inanç giderek azalıyor. Seçmen davranışlarında önemli değişimlere neden olabilecek sorunlar, siyasi gündem başlıkları arasına taşınamıyor. İktidarın kendi aleyhine olabilecek sorunları bile kullanarak beslediği “beka davasının” karşısında bir itiraz veya talep dili kurulamıyor, muhalefet söylemi referandumun bile gerisine çekiliyor. “Sadık” muhalefet seçmeni, başka kesimlerden oy almak için yapılan hamlelerin kendisini hiçe saymaya varmasını sineye çekmeye, oyunun cepte olduğunu kabule zorlanıyor. Bu çaresizliğin, umutsuzluğun tepkisi olarak dile getirilen eleştiriler, küskünlük ifadeleri, mecburiyet hatırlatmalarıyla, iktidara hizmet etme suçlamalarıyla karşılanıyor. Muhalefet aktörlerinin önemli bir bölümü ve onlardan memnuniyetsiz destekçileri karşılıklı olarak zorladıkları “ne olursa olsun sonuç alma” baskısıyla giderek birbirlerine yabancılaşıyor.
Muhalefet seçmeninin ve ana muhalefet partisi sözcülerinin bir kısmı, siyasi değişikliği, mevcut koşulların doğal sonucu veya ortaya çıkan/konan yüksek potansiyelden çok bir piyango gibi düşünmeye/göstermeye başladı. İktidarın bazı metropollerde seçimi kaybetmesi olasılığından, seçmenin ders verme ihtimalinden bahsediliyor. Ancak seçim atmosferi, böyle bir piyangonun çıkmasının bir siyasi değişiklik anlamına gelmesinin çok uzağında. İktidar ittifakı bunu açık bir endişe olarak dile getirdi ve ilk önlemini de bunu saklayarak değil göstererek aldı. Muhalefet cephesinden karşı bir gündem kurulamadığı için, iktidarın yerel seçim başarısızlığının başkanlık sistemi tartışmasını yeniden başlatması olasılığı -piyangonun çok yüksek çıkması dışında- şimdiden zayıflamış durumda. Muhalefet seçmeninin diğer bir kısmı ise, kimi aktif, kimi pasif ama hepsi derin bir küskünlük içinde: Oy kullanmaktan daha canlı bir kampanyayı gerektiren boykotu evde oturmak olarak yorumlayanlar. Beceriksiz oldukları veya daha ileri giderek “görevlendirilmiş” oldukları için sonuç alınmasını engelleyen siyasi aktörlere savaş açanlar. Olası müttefikleri artırmak için herkese müracaat edilmesini isteyenler veya acilen zararlı “ayrık otlarının” temizlemesini bekleyenler.
Mevcut koşullar, giderek derinleşen çaresizlik hissi, muhalefet seçmenini şikayetçi olduğu siyaset profesyonelleriyle aynı bekleme açmazına sürüklüyor. Bazen başına gelecekleri, bazen nasıl geleceği belirsiz bir değişimi, bazen de kötü gidişin durdurulmasını beklemek. Ama hep kendi dışında tarif ettiği bir şeyi beklemek. Oysa muhalefetin ve özellikle de sol muhalefetin, hem dünya örneklerinden, hem bu ülkenin siyasi deneyiminden, hem de son yıllarda yaşayarak gördüklerimizden anladığımız üzere, birlikte yapılabilir yeni bir anlatı kurmadan, bekleyerek kazanabileceği fazla bir şey yok. Şimdi dünyada çok kuvvetli esen sağ popülist akımlar karşısındaki genel çaresizlik de bu yüzden. Çünkü, mevcut endişeleri, kurgulanmış korkuları, kışkırtılmış düşmanlıkları kolayca soğurabilen sağ popülizm, hazıra konmakta da, odağını şaşırmış tepki potansiyelini ağına doldurmakta da çok mahir. Bu siyasi dilin, düzeni, sistemi, iktidarı ve yönetebildiği kurgulanmış kimlikleri bekleyerek, hazırı en kaba biçimde dile getirerek sonuç alması, aldığı sonucu koruması mümkün. Dindarlık, muhafazakarlık, milliyetçiliğin hazır sembol ve hassasiyetleri, birlikte sonuç alındığı -seçim zaferi- illüzyonuyla oluşturulan kimlik kalabalıkları bir gelecek fikri ve iddiasına ihtiyaç bırakmıyor. Bir süre önce sosyal medyada dolaşan bir videoda, koşullara isyan eden ama “her seçim bize büyü mü yapıyorlar gidip aynı oyu atıyoruz” diyen kadının anlattığı gibi. Bu büyüyü bozabilecek ve artık kronikleşmiş hayal kırıklıklarını engelleyecek olan, beklemek yerine birlikte olmanın sonuç alıcılığını hatırlatan bir anlatı kurmak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları

























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2026
5.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
23.11.2025
16.11.2025
3.11.2025
26.10.2025