Levent Gültekin
Otoriterlikle yönetilen ülkelerin ne hale geldiğini, hem kurumsal hem de toplumsal anlamda nasıl yıkım yaşadığını hepimiz biliyoruz.
Bu yıkımın tam olarak ne olduğunu anlamak için geçmişte otoriter anlayışıyla yönetilip parti devletine dönüşmüş ülkelere bakmak yeterli.
Ne yazık ki benzer bir tahribat bizim ülkemizde de yaşanıyor.
Ekonomide, eğitimde, dış politikada, yargıda ve daha birçok alanda yaşanan ağır tahribat, demokrasiyi ayakta tutup işlerlik kazandıran kurumların birer birer yok edilmesiyle daha da ağırlaşıyor.
Kötülük, kalitesizlik, lümpenlik her alanda kurumsallaşıyor, dahası bu durumu toplum da kanıksıyor.
Demokrasi sadece kurumsal anlamda değil, toplumsal anlamda da her gün biraz daha ölüyor.
Biz biliyoruz ki demokrasi, iktidarların bir günde aldığı kararlarla tesis edilemez.
İşleyen bir demokrasi için güçlü kurumların yanında demokrasi kültürüne sahip topluma da ihtiyaç var.
Toplumdaki bu demokratik kültür giderek kayboluyor ve demokrasi kolay kolay geri getirilmeyecek şekilde hem devletten hem de toplumdan uzaklaşıyor.
Diğer taraftan demokrasinin işleyebilmesi için toplumsal anlamda ekonomik refaha ihtiyaç var.
Ülkede dalga dalga yayılan yoksulluk ne yazık ki demokrasinin işlemesini daha da imkansızlaştırıyor.
Bağımsız yargı meselesi sadece kurumsal bir mesele değil.
Bağımsız yargıya işlerlik kazandıracak özgür, tarafsız, adil yargı mensuplarına ihtiyaç var.
Hem iktidarın kontrolsüz kadrolaşması hem de toplumdaki çürüme bunu giderek daha da imkansız hale getiriyor.
Öte yandan, eğitimdeki sorun da sadece teknik eksikliklerden kaynaklanmıyor.
Yani bir ülkede sağlıklı eğitim için sadece iyi okullara, iyi eğitim sistemine değil, iyi öğretmenlere de ihtiyaç var.
Yıllardır süregiden berbat bir sistemden Türkçeyi bile doğru düzgün öğrenmeden mezun olan gençlerin öğretmen olduğu bir ülkede iyi eğitimin tesis edilmesi giderek imkansızlaşıyor.
Otoriter yönetimlerde sadece iktidar/devlet değil, toplum da her geçen gün iyilik, doğruluk, adalet, dürüstlük ve nezaketten uzaklaşıyor.
Dahası toplum kesimlerinin birbiriyle ilişkisi ağır yara alıp ciddi güven erozyonu yaşanıyor.
Kimse kimseye güvenmediği için ortak duygu oluşmuyor, ortak amaç uğruna ihtiyaç duyulan birliktelik kolay kolay sağlanamıyor.
Birbirini dinlemeyen, dinlese de anlamayan, dahası birbirine güvenmeyen bir toplum yapısı oluşuyor.
Kısaca otoriter yönetimlerde sadece devletler, kurumlar değil, toplumlar da çürüyor.
O ülkeyi yeniden ayağa kaldıracak insan kaynağı tükeniyor.
Böyle olduğu için otoriter yönetimlerden kurtulan ülkeler uzun yıllar belini doğrultamıyor.
Bütün bunlar bize gösteriyor ki mesele bir iktidar değişimi meselesi olmaktan çıktı.
Asıl mesele ülkeyi toparlama, tekrar rayına oturtma meselesi.
Bir partinin gidip başka bir partinin iktidara gelmesiyle demokrasinin, bağımsız yargının işlerlik kazanması, sorunların çözülmesi, yani ülkenin yeniden ayağa kaldırılması aşamasını çoktan geçtiğimizi düşünüyorum.
Peki hal buyken enkazı kim, nasıl kaldıracak?
İYİ Partililere bakılırsa Meral Akşener; CHP’nin açılım politikasından rahatsız kimi Atatürkçülere bakılırsa Atatürkçüler/Kemalistler; Deva Partisi’ne bakılırsa Ali Babacan kaldıracak.
Tek bir partinin, tek bir toplum kesiminin ülkedeki güven bunalımını aşabileceğini, ortak bir duygu ve amaç oluşturabileceğini, yetişmiş insan eksiğini giderebileceğini dahası demokrasi kültürünü kaybetmiş bir toplumda demokrasiyi çalıştırabileceğini düşünmesi bana göre yaşanan yıkımın farkında olmamak.
Muhalefet partilerinin seçimler gelmeden iktidara tek başına talip olmaya yönelik siyaset benimsemesi reel politika açısından doğru görülebilir.
Fakat bazen gerçeğin gücünü, enerjisini, etkisini de hesaba katmak gerektiğini düşünüyorum.
Mesela “Ülkemiz çok büyük yara aldı, sorunlarımız çok büyüdü, bütün bu sorunların altından yalnız başımıza kalkmamız mümkün değil, o yüzden güçlü bir birlikteliğe ihtiyaç var” gibi bir cümlenin daha sahici, daha sağlıklı, daha etkili olacağı kanaatindeyim.
Şöyle düşünün: Ortada kaldırılması gereken bir masa var, bu masayı kaldırmak için de 100 kişiye ihtiyaç var.
10-15 kişilik gruplar halindeki her bir parti ve toplum kesimi o masayı kendisinin kaldırabileceğini söylüyor, üstelik yüzde 50+1 sistemi bunu imkansız kıldığı halde böyle bir şey olabilirmiş, mümkünmüş gibi davranmayı reel siyaset sanıyor.
Halbuki bu 100 kişinin oluşması için toplumun bütün kesimlerinin desteği, enerjisi, çabası, güveni ve katılımına ihtiyaç var.
Ülkedeki tahribat bu kadar büyükken, sorunlar bu kadar ağırlaşmışken, insan kaynağı her geçen gün biraz daha azalırken, toplum kesimleri arasındaki güven bunalımı doruğa çıkmışken parti, mahalle çıkarıyla hareket edenlerin esas derdinin sorunları çözmek değil, toplumdaki Erdoğan karşıtlığından kendilerine bir iktidar çıkarmak olduğu kanaatindeyim.
Yoksulluk dalga dalga yayılırken, her üç gençten biri işsizken, demokrasi toplumsal zeminini bütünüyle kaybederken, bağımsız yargı bir daha tesis edilemez noktaya doğru ilerlerken partisinin veyahut mahallesinin çıkarını gözetmek en hafif tabirle ülkeyi düşünmemektir.
Dahası mevcut iktidarın değirmenine su taşımak, yıkıma ortak olmaktır.
Bu enkazın altından kalkabilmek için ciddi bir toplumsal birlikteliğe ihtiyaç var.
Toplumdaki güven bunalımını ortadan kaldıracak, duygu birliği oluşturacak, toplumun bütün kesimlerini ülkenin toparlanma çabasına ortak edecek bir birlikteliğe ihtiyaç var.
Yani bu ağır enkazı kaldırmak için seferberlik havasında herkesin desteği, enerjisi, heyecanı, çabası ve umuduna ihtiyaç var.
Sadece seçime yönelik bir ittifaka değil, ülkeyi yeniden ayağa kaldırma amaçlı bir demokrasi ittifakına dayalı yönetim birlikteliğine ihtiyaç var.
Bu bağlamda Selahattin Demirtaş’ın ‘demokrasi cephesi’ çağrısı da CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Dostlarımızla beraber iktidar olacağız” söylemi de çok önemli.
Fakat somutlaşmadığı, henüz tam olarak ne kastedildiği bilinmediği için işlevsellik kazanamıyor.
Bundan dolayı demokrasi cephesinin bir an önce ete kemiğe bürünmesi gerekiyor.
Yukarıda da dediğim gibi seçim endeksli değil, yönetim endeksli bir birliktelik olmalı.
Çünkü ‘demokrasi cephesi’ oluşturanların ülke yönetimini devraldığında ülkeyi sorunsuz, çatışmasız, kavgasız yönetebileceğini, dahası hangi kadrolarla, nasıl bir yol haritasıyla bu enkazı kaldıracağını topluma izah etmesi ve güven oluşturması gerekiyor.
Çünkü güven bir günde oluşan bir şey değil.
Tekrar edeyim: Mesela artık kimin iktidar olacağı meselesi değil, yaşanan bu tahribatın nasıl toparlanacağı meselesi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023