Ümit KIVANÇ
Meslek birliğimizin, Belgesel Sinemacılar Birliği’nin üyesi Nejla Demirci’nin Kanun Hükmü filminin başına geleni, bunun üzerine sinemacılar âleminde oluşan dayanışmayı, itirazı, tepkileri -elbette yavşaklıkları, umursamazlıkları, kendini her şeyin merkezine koymaları da- günlerdir izliyorsunuzdur. Film Antalya Altın Portakal Festivali’nin altmışıncısına alınmışken yukarıdan baskıyla festivalden çıkartıldı. Sebebi, KHK’lı iki kişinin mağduriyetini anlatıyor oluşu.
İktidarın bir tasarrufundan ötürü mağdur olmuş iki insandan söz eden bir belgesel film, belgesel filmlere kategorik olarak yer veren festivalden neye dayanılarak çıkarılabilir? Sinemasal veya teknik kalitesizliğinden, ele aldığı konuyu işlemedeki yetersizliğinden olsa, baştan alınmazdı. Alındığına göre, festivalde gösterilmeye yeterli kalitede bulunmuş. Kesin.
Peki, festival yönetiminin bu filmi alındığı festivalden atmaktan özel çıkarı var mı? Yok. Aksine. Sinema dünyasının sesi çıkan bir kısmından tepki göreceklerini bilirler. Demek ki, birileri festivale bu filmin çıkarılması için baskı yaptı. Festival yönetimi de, “böyle bir şey yapamayız, kendimizi inkâr etmiş oluruz” falan demedi, emri yerine getirdi.
Çok da alıştığımız şey değil ama bu olayda hassasiyet kabardı ve sinema âleminin birçok kuruluşu, yönetmenler, oyuncular, festivalin jüri üyeleri topluca tepki gösterdiler. Hassasiyet dayanışmaya hayat verdi.
Nihayet bugün (28 Eyül 2023), festival yönetmeni filmin yeniden programa alındığını duyurdu. Fakat nasıl? Buna geleceğim. Önce esas kötü karakteri ele alalım.
Kanun Hükmü’nün festivale geri dönüşüyle aynı anda, aslî işi bu tür festivalleri desteklemek, mümkün kılmak, yenilerini oluşturmak, geliştirmek olması gereken Kültür ve Turizm Bakanlığı -ki, “kültür niye turizmin yanında sığıntıdır?” sorusunu canlı tutmak için var gibidir-, sadece bir filmin festivalden atılmasıyla tatmin olmayacağını, bu arzusu yerine getirilmeyince festivali de baltalayacağını ilan etti. Kendisi desteğini çekmekle kalmadı, bazı sponsorları da belli ki çekilmeye zorladı. Veya sponsorlar, rejimin karakteri icabı, “bizim de başımıza iş gelir” korkusuyla alelacele tası tarağı toplamaya girişti. Yani bakanlık festivali düpedüz tahrip etmeye harekete geçti. (Bu iş “bana yar olmuyorsa size de etmem” yollu iktidar politikasının sinema festivalleri alanına da yayılmasının ilk büyük adımı da olabilir, henüz bilemiyoruz.)
En ufak utanma sıkılma kırıntısı barındırmayan açıklamasında bakanlık, sadece “kafamı bozdunuz, ne haliniz varsa görün!” postası atmakla kalmadı. Son derece tehlikeli ve tahrikkâr ifadeyle, filmi ve yönetmenini iktidar destekçisi geniş kitleye hedef gösterdi. Üstelik bütünüyle iftiradan ibaret suçlamayla, insanların hassas yerlerini kaşıyarak.
Bakanlığın resmî açıklamasında şu satırlar kendilerine yer bulabildi: “Böylesi önemli bir festivalde, sanatın gücü kullanılarak mağduriyet algısı üzerinden FETÖ terör örgütü propagandası yapılmasına vesile olunması son derece üzücüdür.”
Kültür bakanlığının bu satırları kaleme alan ve onaylayan mensupları nasıl bir “terör örgütü propagandası”ndan söz etmekteler? Filmin -çıkar ilişkileri bittikten sonra muktedirlerin FETÖ diye isim taktıkları- Fethullahçıların propagandasını yapma gibi bir amacı var mı? Elbette yok. Olduğunu düşünmek de pek aptalca, zira filmi yapanların bu teşkilata yakınlık duymaları için en ufak sebep yok. Peki bakanlıktakiler bunu bilmiyorlar mı? Uğraşacakları insan ve film hakkında hiç mi fikirleri yok? KHK der demez “Hah, işte FETÖ’cü!” diye ayağa fırlayan kimse, FETÖ’cü temizliyoruz ayağına yüzlerce solcu insanın işlerinden atıldığını, mesleklerini kaybettiklerini falan bilmez mi?
Aksini kim iddia edebilir: O bakanlıkta o lafları yumurtlayan ve onaylayan her kimlerse hepsi Kanun Hükmü filminin “FETÖ propagandası”yla falan alâkasının olmayacağını bilir. Burada rahatsızlık yaratan, “FETÖ” temizliği ayağına muazzam bir insan kitlesini mağdur eden iktidar pratiğinin mevzu edilmesi. Ve mazallah, mağduriyet kurcalandıkça, bu “FETÖ” dedikleri melanete dair riyakârlığın yaygın şekilde idrak edilmesi tehlikesi.
Hattâ bunlar bile fazla ince ya da derin kaçıyor. Şu an için bildikleri en “iş görür” karalama motifi bu. Zaten toplam üç motifleri var, en pratiği bu. Kim çıkarlarına dokunursa sıfat takıp saldırmaya hazır kitlenin önüne atmaya çalışıyorlar.
Birilerini saldırtmak için de motif hazır, bakanlık kalem ve mühür erbâbı da ellerini attıklarında ilk ulaştıkları bu silahı çekinmeden kullanmış: “Bakanlığımız, aziz milletimizin 15 Temmuz’da verdiği destansı mücadelesinin itibarsızlaştırılması, sanatın provokasyon unsuru olarak kullanılması çabasının bir parçası olmayacaktır.”
Bu yalnız siyasî baskı, yönetenin keyfî tutumu, sorumsuzluk, yasakçılık, tahakküm tutkusu vs. diye nitelenip geçilemeyecek, tehlikeli bir iş.
İktidara özgü kurnazlığın hizmetlilerince de kavranıp başarıyla uygulandığını da görüyoruz bu örnekte. Söz öyle bir yerden kuruluyor ki, hani, kazara iktidara yakın olduğu halde şu KHK işindeki ağır haksızlıktan, hukuksuzluktan rahatsızlık duyan olursa, çıt çıkardığı anda destanı itibarsızlaştırmakla suçlanıp dışlanacağı bildiriliyor kendisine. Muhtemel utangaç muhalife bile hayat hakkı bırakmamacasına.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bir an önce Turizm Bakanlığı’na dönüştürülmesi ve iktidarın “madem kültürde iktidar kuramıyorum, o halde hiç olmasın” diyerek toplumu -zaten pek de meraklı olmadığı- her türlü kültür faaliyetinden men etmesi önerisiyle bu kısmı tamamlayayım.
Ve festival yöneticisinin derinlikli metnine geçeyim. Ahmet Boyacıoğlu’nun açıklamasını okuyanlar ifademi isabetsiz bulmuşlardır. Çünkü metin şundan ibaret: “22.09.2023 tarihinde yapılan duyuru ile 60. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Belgesel Film Yarışması seçkisinden çıkarılan ‘Kanun Hükmü’ adlı filmle ilgili herhangi bir yargı sürecinin bulunmadığı tarafımızca belgelendiği için filmin yarışma seçkisine geri alınmasına karar verilmiştir. / Ahmet Boyacıoğlu - Festival Yönetmeni.” Neresi mi derinlikli? Burada kahramanın yaşamöyküsündeki trajik eşik anlatılıyor. “Ben” formunda aslında. “Tarafımızca belgelendiği” ibaresindeki polisiye-aksiyon ve aynı zamanda araştırmacı belgeselcilik özelliğine de dikkat.
Yahu hangi yargı süreci? Ne yargısı? Şu anda bu memlekette normal yargı mı var? Bu bir. İkincisi: Film için “çıkartın şunu!” diye buyurulduğunda “peki abi” derken bakmadınız mı, hakkında “yargı süreci” var mıymış diye? Çıkarma kararını alırken, “madem yargı süreci varmış…” diye mi aldınız da sonradan “aa, yokmuş!” diyor ve geri alıyorsunuz?
Bu açıklamayı hizmet olsun diye tam tercüme ederdim, ama, sınırı aşmış baskı koşuları insanlara abuk sabuk şeyler yaptırabiliyor, bu yüzden iskonto mahiyetinde festival yöneticisini bundan esirgiyorum. Fakat buradaki kıvranmanın ve filmi festivalden atma kararı vermiş olmanın herhangi bir şekilde meşrulaştırılabileceğini sanmamalı kimse. Çok mu zordur, çıkıp, “Yahu ne FETÖ’sü, ne bilmemnesi! Ne alâkası var?” demek? “Neden KHK’lılarla ilgili herhangi bir belgesel yapılamasın?” demek imkânsız mı? (Film festivalinin ne olduğuna, siyasî iktidarın buna müdahalesinin kabul edilemezliğine falan hiç gelmeden konuşuyoruz bunları. Kimseden ekstra kahramanlık beklemiyoruz. Ortamın hepimiz farkındayız ya o bakımdan…)
Tabiî bütün bu olayın içinde, festival üzerinde söz sahibi olabildiğini bildiğimiz CHP’li belediyenin nasıl bir rol oynadığını öğrenmiş değiliz. Acaba “Anayasaya aykırı ama evet” tutumunu mu tekrarladılar yoksa festivalin onurunu savunmak için bakanlıkla, açıktan yapılmaması daha doğru olacak tartışmalar mı yürüttüler? Şimdi durduk yerde gürültü patırtı çıkaracak bir filmin, kabahat de bakanlığın üstünde kalacak şekilde ortalıktan çekilmesi işlerine mi geldi yoksa belediye direnmeye hazırdı da CHP genel merkezi mi “durun, Ümit Özdağ’a da bi danışalım” mı dedi de onları durdurdu yoksa tam tersi mi oldu..? Bir de CHP’yi renksizlikle, heyecansızlıkla suçlarlar; oysa bu parti söz konusu olunca hayatımız bütün bu ihtimallere açık, rengârenk hale geliyor… Umarım bu yazı yayınlandığında, belediye ve CHP, “sponsorlar çekilse de biz bu işin altından kalkacağız” falan gibi haysiyetli bir tavır takınmış olurlar.
Henüz tahammül kültürüne bile geçememişken çeşitliliğin zenginlik olduğunun kabul edilmesini beklemek şüphesiz “Boğaz’a karşı viski” mertebesinde lüks kaçıyor. Askeriyenin tek tip’inden güya sivil faşizan-bağnaz tek tip’e geçiş her alanda her şeyi daha seviyesizleştirdi, daralttı, ömrümüzden yiyor, kültürümüzden yiyor.
Belki diyeceksiniz ki: Ne kültürümüz vardı da!.. Var işte. Turizm ile ikisinin bakanlığı bile var.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları












































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024