Ümit KIVANÇ
Ateşkes ve rehine takasının başlayacağını umduğumuz saatlerde, Gazze’de olanlara biraz da sonrasını düşünerek bakalım. Gerçi henüz erken, çünkü böylesine şiddetin böylesine zincirlerinden boşandığı ve 21. yüzyılda siyasetçilerin ağzından uluorta çıkmayacağı varsayılan ırkçı meydan okuma beyanlarının, bombaların yanısıra, havada uçuştuğu ortamda, olayların gidişâtında beklenmedik sıçramalar, sapmalar, dönüşler, patlamalar meydana gelebilir.
Hamas’ın 7 Ekim’deki -tek tek bir sürü suçun yanısıra bâriz savaş suçu oluşturan- saldırısı konusunda, bizdeki gibi fırsatçı-faydacı, benmerkezci ahlâksız siyaset ve propaganda erbabının yaratacağı kargaşa dışında, kafa ve hüküm karışıklığı olacağını sanmıyorum. İsrail’in dizginsiz, sakınmasız, utanmasız güncel şiddet politikası şüphesiz Hamas’ın eyleminin herkesçe rahat rahat kınanmasını zora sokan “haklı isyan” motifini güçlendirecektir. Böylece bir yandan sözkonusu şiddetin, zirveye ulaştığı güncel bombardıman ve katliamlarla sınırlı olmadığı, onyıllardır Filistinlilerin dayanılmaz zulüm ve aşağılama altında yaşatıldığı, yani pervâsız şiddetin uzun ve köklü geçmişi olduğu daha yaygın şekilde öğrenilecek; öbür yandan, meselesi Filistinlilerin insan gibi yaşaması değil kendi bölgesel hesapları veya ideolojik ajandalarına bulunacak payandalar olan bilumum İslâmcı siyaset esnafına sermaye artırımı sağlayacaktır. Hamas’ı “terör örgütü” kabul edenlerin tavrında belki gündelik somut tedbirler bakımından sertleşme görülebilir, ama nitelikçe değişiklik, haliyle olmayacak.
İsrail içinse, hiçbir şeyin değişmemesi ihtimalini maalesef tamamen dışlayamadan söyleyebiliriz ki, varoluş koşulları bakımından daha zorlu bir yakın gelecek gözüküyor ufukta. Hamas’ın kitlesel katliam ve dehşet yaratma eylemini hâlihazırda İsrail’i yöneten faşist ekibin “Allah’ın lütfu” olarak kabul ettiği daha ilk andan anlaşılmıştı. Hele “savaş”ın bittiği günün akşamını bile iktidarda geçirebileceği şüpheli Benyamin Netanyahu’nun gözüne, ellerinde silahlarla motorlu paraşütlerle açık araziye pike yapan Hamas militanları, gökten inen kurtarıcı melekler gibi görünmüş olabilirler. Faşist bir ekip, halkta infial yaratacak, ılımlı insanları bile intikam duygularıyla dolduracak, savaşçı, yakmacı yıkmacı, yok etmeci saldırganlığın akıntısına kolayca kapılır hale getirecek düşman saldırısı karşısında el ovuşturmaz da ne yapar? Tek sorun, etrafında efsane yaratılmış caydırıcı gücün, caydırmak şöyle dursun, pompaladığı rahatlık ve kibirle tam aksi yönde çalıştığının ortaya çıkışıydı. Onu da intikamın boyutlarını kimse için kolay kolay tasavvur edilebilir, kabul edilebilir olmayan dehşet sınırlarının ötesine taşırarak telafi etmeyi amaçlıyorlar. Bir buçuk ay gibi kısacık zamanda, Kuzey Gazze’deki binaların yüzde kırkını yerle bir veya tahrip ettiler. Suyu, elektriği kestiler, fırınları bombaladılar, hastaneleri çalışamaz hale getirdiler. Her gün insanları ellişer yüzer ortadan kaldırdılar. İlk ateşkes gününe -umulur ki- girilirken, öldürdükleri insan sayısı on beş bine yaklaştı, yaralanan, sakat kalanlar, otuz binin üzerinde, yıkıntıların altındaki cansız bedenlerin sayısı sağlıklı olarak tahmin edilemiyor, ama ortalıkta dolaşan bilgileri karşılaştırarak üç binden az olmadığını düşünmeliyiz.
Aç-susuz, yakıtsız, elektriksiz, ilaçsız, hastanesiz bırakma, bunlara ilaveten, fosfor bombası dahil her türlü melaneti devreye sokarak kitlesel katliam yapma, kendi başına, insanları sırf bir etnik, dinî, millî vs. gruba aidiyet yüzünden topluca yok etme, soykırım suçunun unsurlarının tipik biraradalığı anlamına geliyor. Binaları, mahalleleri yerle bir etme, bir yöreyi yaşanamaz hale getirme, aynı şekilde, bu suçun tanımını pekiştiren, varlığını kanıtlayan unsurlardan. Üstelik bunlar, iki milyon iki yüz binlik nüfusun bir buçuk milyonunu yerinden etmeyle birleşiyor. Zorla yerinden etme (hani şu “öldürmedik, sürdük, yolda ölmüşler”deki tehcir), üstelik, kendi başına, soykırıma yakın ağırlıkta insanlık suçu.
Bazıları, ortada soykırım denecek halin bulunmadığını ciddî ciddî ileri sürebiliyorlar. Oysa İsrail’in bu son yok etme-sürme harekâtından önceki “normal”, sürekli politikaları bile soykırım suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı açısından değerlendirilse çıkacak sonuç muhtemelen suçun varlığına işaret edecektir. Nitekim insanlığa karşı suçlar alanının en yetkili simaları arasında, Filistinlilere yönelik, onlarca yıla yayılmış baskı pratiğinde soykırım suçu unsurları tesbit eden var.
Ve yine, bizzat İsrailli yetkili ağızlardan dökülen sözler, yapılan harekâtın askerî hedefinin “Hamas örgütünü dağıtmak, yok etmek” olarak ilan edilişiyle gizlenemeyecek gerçeği, hiç görmek istemeyenin bile gözüne gözüne sokuyor. Öncelikle, Gazze halkına yönelik imha saldırısına giydirilen kutsal kaftan, soykırım niyetini zaten açıkça ifade ediyor: Gazze’de “masum sivil” diye bir canlı kategorisinin varolmadığı, oradaki herkesi düşman saymanın İsrail silahlı güçleri için meşru olduğu tekrarlanıyor. Bunun kendi başına suç teşkil etmesini kenara koyamıyoruz, çünkü sivil yerleşim yerlerinin sistematik bombalanışı bu akla sığmaz formülasyonla güya meşrulaştırılıyor.
Üstelik bu hunharca ve şımarıkça ifadeler yalnız -“bunların hepsi Hamas’a oy verdi” gibi, Gazze nüfusunun yarısının Hamas iktidarı altında doğmuş çocuk ve gençlerden oluştuğunu gizleyen- güncel yalanlarla değil, dinî, tarihî referanslarla destekleniyor. Filistinlileri Yahudilerin ezelî-ebedî düşmanı Amaleklilerle özdeşleştirip “onları çoluk çocuk imha edin” yollu dinî buyruklar ortaya çıkarılıyor, “ışığın (nurun) halkı”nın “karanlığın halkı”na karşı savaşı üzerine atılıp tutuluyor veya daha düz yoldan gidilerek, Gazze’deki “insanımsı hayvanlar”a karşı savaşıldığı ileri sürülebiliyor. Apaçık ırkçılık ve nefret suçu oluşturan bu üç motif, İsrail devletinin devlet başkanı, başbakanı ve savunma bakanınca herkesin gözünün içine baka baka söylendi, arada tekrarlanıyor.
Yapılan harekâtın kapsamıyla, imhasına girişilmiş insan grubu hakkındaki hükümler biraraya geldiğinde, yürütülen işin soykırım olduğuna dair tereddüt göstermenin pek de iyi niyetli değerlendirme sonucu olamayacağı anlaşılıyor. Şu soruyu da dikkate almalıyız: Yapılanın soykırım olduğunu tesbit etmek için illâ faillerin işlemlerini sonuca vardırması mı gerekir? DAİŞ Ezidîleri ortadan kaldırmayı başaramadı; buna karşılık giriştikleri işe soykırım demekte tereddüt etmiyoruz. İsrail’in Gazze pratiği için belki girişim veya başlangıç demek henüz daha doğru olabilir, ama bu kelimelerin yanına iliştirileceği kavram şüphesiz soykırım. On binlercesini öldürdükten sonra İsrail kalan Filistinlileri sürmeyi ve Gazze’yi ilhak etmeyi başarırsa, birileri sağ kaldı diye yapılanın soykırım olmadığına hükmetmeyeceğiz.
Yeryüzü sakinleri olarak, eğer bu gidişle varılacak meşum yer diye zaman zaman -köşeyazarınız dahil- yazan çizen çeşitli insanların endişeyle tarif ettiği hukuksuz dünyaya değil de, yine iyi kötü adalet kavramının geçerli olduğu bir insanlık durumuna doğru devam edeceksek, Filistin’de vaziyet yatıştıktan sonra soykırım suçu, suçluları ve onlara arka çıkanlar uluslararası gündemin konusu olacaklardır. Bugün işlenen suçun niteliğine dair şüpheleri gidermek bu yüzden, suçun hesabının sorulabilmesi için önemli.
* * *
İsrailli faşistlerin kutsal-dinî metinlerden referanslarla yürüttükleri ırkçılık pratikleri ve tenkil harekâtı konusunda Türkiye’de özellikle dine bandırılmış faşizan ideoloji bayraktarlarından yükselen tepkilerin beklendiği ölçüde olmayışı sanırım bu topyekûn çerçevenin apaçık varlığıyla da ilgili. (Buradaki “da” ile işaret etmek istediğim, mevcut iktidar koalisyonunun güncel çıkar hesaplarına halel getirmeme kaygıları. ) Netanyahu’nun Ankara’dan gelen eleştirileri “ikiyüzlülük” ithamıyla karşılaması uyarıcı rol oynamış olmalı. Ülkesini hukuksuz baskı rejimine sürüklemeye çalışan, yolsuzluğa batmış İsrail başbakanının, “Siz de kendi köylerinizi bombaladınız, bize akıl öğretmeyin!” babalanması pekâlâ kendi açısından işe yaramış görünüyor. Zira sıradan insanın kendiliğinden birtakım diplomatik nüansları, askerî gerekleri veya ekonomik bağlantıları hesaba katıp tepkisini ölçüp biçmesi beklenemez. Birileri birilerine “hele durun, fazla şey etmeyin” diyor olmalı.
Keşke burada son yıllarda hukuk-adalet âleminde yaşadıklarımız tam aksi yönde aksa, İsrail’den işlediği insanlık suçlarının hesabını sorabilecek alnı aklıkla davranabilseydi memleketi yönetenler. Veya kendinden zayıfa, savunmasıza karşı tıkır tıkır işleyen ezme-basma mekanizmalarının hiç değilse böyle açık dehşet hallerine, böyle dizginsiz zulme mâni olabilecek yeterlilikleri bulunsaydı.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları














































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024