Abdurrahman Dilipak
İnsanlar zannediyorlar ki, asıl tehlike Deizm, Ateizm, Satanizm. Onlar bir şey söylüyorlar, bir iddiaları var. Sonunda bir “kim”likleri var. Daha da büyük bir tehlike var: Agnostizm. Onlar hiçbir şeye inanmıyorlar ya da red de etmiyorlar. “Bilemem” diyorlar. Ve bunu bir “norm” olarak kabul ediyorlar. Bunlar Pozitivist de değiller, yani “bilimin isbatı dışında bir şeye inanmam” da demiyorlar. Bilimle de bir işleri yok. Ayrıca Pozitivistler de var, “deneylenmiş, isbatlanmış şeylerin dışında her şey şüphelidir” diyen ve dini konularda Agnostizme yakın olan ama Agnostik de olmayan, çünkü “araştırmak gerek” diyorlar. “Bilinemez” demiyor, ama “bu konuda ulaşılmış bir sonuç yok” diyor. Bunu bir süreç olarak görüyor. Agnostik dediğimiz “Bilinemezci”. Madem bilinemez, o zaman araştırmaya da gerek yok. Bu yolun sonunda din ortadan kalkacak, konu “BİREYsel” ve “vijdani” bir konu olarak, geleneksel, kültürel bir fenomen (Duruma göre kişinin duygusal algısı) haline gelecek. Bunun sonunda kişinin kendi kanaatlerine, hayat tecrübesi, dünya görüşü, dünyadan beklentileri ve gelecek umut, kaygı ve korkusuna göre anlam ve şekil kazanacak. Kimileri kültürel bir aidiyet olarak görecek, kimi bir gelenek ve ritüel olarak insanların bilinmeze karşı merakı, ilgisi, sezgisi, psikolojik talepleri, içgüdüsel davranışları ya da biokimyasal, genetik yapısı ile ilgili davranışsal bir olgu olarak görecek.
Kızım sosyolojide yüksek lisans tezi hazırlıyor da, konu olarak “Dijital Aktivizm”i seçmiş. Aktivizm diyoruz da, ortada “eylemli” bir “aktivist” değil, sanal ortamda, gelişen olaylar karşısında risk alarak bir iddiada bulunan değil, oturduğu yerden ve sanal ortamda önüne gelen gerçekliklerden yola çıkarak, Trol ya da profesyonel aktörlerin iddialarından vijdanen ve duygusal olarak, hiçbir sabitesi olmadan, kendi anlık değişken psikolojinin örtüştüğü gerçeklik düzleminde RT ederek tepki veren, ancak tepkisi TT olma sürecinde etkili olan ve aynı şekilde benzer toplulukları etkileyerek domino etkisi ile mesajın yayılma hız, derinlik ve bulaşı şeklinde viral olarak yayılmasını sağlayan bir durumdan söz ediyoruz.
Sahi “eylemsiz aktivist” nasıl olur? Olur işte, “Halksız Demokrasi”, “Cumhuriyetçi Azınlık Partisi”, “Seküler Kutsal”, “Şeriatsız din”, “Şeriata karşı Müslüman”, “Şarapçı, Domuzsever Müslüman”, nasıl oluyorsa öyle olur. Sanal dünyada her şey mümkün. Bu gidilen sanal Hac, sanal umre, sanal kurban her şey mümkün. Bu sürecin sonunda siz de kendi yalanınıza inanabilirsiniz. Sanal gerçeklik artırılmış gerçekliğe dönüşebilir, oradan Deep Fake ile “tanıklı” hale de getirilebilir.
“Z kuşağı” filan diyoruz da, dünü ile bugünüyle gençliğin hali yaman. Gençliğiniz çok farklı bir dünya bekliyor. Din, ahlak, hayat tarzı ile yepyeni bir dünya. Hiçbir hazırlığımız yok. Önümüze konulan mönüden seçim yapan lokanta müşterisi gibiyiz. Hele yarınki gençliği düşünmekten bile korkuyorum. “Yarınki Türkiye”den de bu anlamda söz etmek kolay değil. Dilerim Bill’in adamları başarılı olmazlar, yoksa bırakın Türkiye’yi, İslam dünyasını, dünyanın hali nice olacak. Ne bildiğimiz insan bırakacaklar arkalarında ve ne de bildiğiniz devletleri. Bu cehenneme sırtlarında odun taşıdıkları bu sentetik cennetle aldatılan yığınlar, sentetik bir cehennemde yakılacaklar.
“Hamza Kürşad” isimli bir genç üzerinden yaşanan olayları okumak istiyorum. HAMZA ve KÜRŞAD Atsız’ın romanı Bozkurtların ölümü Chieh-she shuaiden esinlenilmiş yiğit Alp Göktürk Mitolojik bir kahraman hayali ile çıkılan yolun sonunda varılan yer belli. Herhangi bir aile çocuğuna Hamza ya da Kürşad adını koymaz. Bu bir kimlik beyanıdır. O zaman bu “öteki” biri değil, “Bizden” biri. Bu bizim hikayemizdir. Hamza’yı “günah keçisi” yapıp, onu linç etmek bize bir şey kazandırmaz. Ve tabii onu koruyup, himaye etmek, olayın üstünü örtmek de. Hepimiz suçluyuz.
Bakın, kol kırılır yen içinde kalırsa, o kol ya çolak kalır, ya kangren olur kesilir. Kendinizi kandırırsınız. Bir anlık şecaatiniz, belki düşmana zaafınızı göstermemek için taktiğiniz, genel bir tavra dönerse ömür boyu o yanlışın kefaretini ödersiniz. Olması gereken, kolu açıp, yarayı tedavi etmektir.
Kol kırılmıştır. Ama Kürşad bugün unutuldu gitti. Onun yanındaki Kürşadlar ona bakıp kendi başlarına gelenleri düşünüp korkuyorlar. Aileleri de öyle. Ve bu perdenin arkasında yeni Kürşadların ayak seslerini duyar gibi oluyorum. Onların çoğu sanki böyle bir olay hiç yaşanmamış ve bu ateş kendilerine dokunmayacak gibi fütursuz bir şekilde, tıpkı onları kullanan, yöneten ağababaları gibi çıktıkları yolda yürümeye devam ediyorlar. Düşen düştüğü yerde kalıyor. Çünkü bu alemde vefa, merhamet yok. Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir! Bakın o çocuğun cezalandırılması ile bu iş unutulup gitmemeli idi. Başka Hamzaların, Kürşatların yarın aynı bataklığa sürüklenmesinin önü alınmalıydı.
Biliyorum, işin içinde siyaset var, işin içinde işadamları var, işin içinde bürokrasi var. İşin içinde uyuşturucu var, kadın var. Kumar ve mafyöz ilişkiler vardır. Bu alemde işin içinde mutlaka tehdit vardır, şantaj vardır, rüşvet vardır, torpil vardır. Peki bu memlekette polis ne iş yapar, istihbarat ne iş yapar. Herkesin bildiği bir “sır” nasıl böyle gizli kalabilir. Bu tek örnek değil. Bunlar her yerdeler ve sayılar hızla artıyor. Her partide varlar. Artık bu tip insanlar cemaat yapıları içinde de varlar. “Zurnik” tipler hemen bu “kifayetsiz muhteris”lerin etrafını sarıyorlar. Ve kendilerini gizlemek için dini, ideolojik, politik ortamlarda en görünür yerlerde ve en saygın kişilerin etrafında konumlanıyorlar. Adnan Oktar’ın çocukları da böyle yapardı ve şimdi artık bir tane Oktar yok. Oktar’ı yargılayarak yakanızı bunlardan kurtaramazsınız.
Bakın bu gençler evlenmiyorlar. İzleyin, mutlaka bir hacker dostları vardır. Böylece bir yerlere sızabiliyorlar. Şantaj için onlardan yararlanıyorlar. Bu hackerler üzerinden sanal ortamlarda kumar da oynuyorlar, paralarını kripto paraya dönüştürüp saklamaya çalışıyorlar ve bu sanal para borsasında oynuyorlar. Ortamdan kazandıklarını yine sanal kumarda harcıyorlar. Bunlar tam bir BİREY. Din, ahlak ve gelenekten bağımsızlar. Gırtlaklarına kadar fuhuş bataklığındalar. Ahlaken LGBT’lilerden daha temiz değiller, ama bir de “münafık”lık yapıp “namuslu” gözüküyorlar.
Bu kişileri görmezden gelmeyin. Artık tekrarlamaktan bıkmadığınız edinim, kazanımları tekrarlayıp durmayın. Bunların gerçekliği, başka gerçekleri örtmeye yetmez. Kaldı ki, aynı hayvan sayısından daha fazla et, daha fazla süt alıyorsanız, o sütün ya da etin kalitesi ne. Hormon mu kullanıyorsunuz, hayvanları kümes hayvanları gibi hareketsiz bırakıp obez mi yapıyorsunuz. Çok para kazanıyor olabilirsiniz, kazancınız helal mi, haram mı!
Dini hassasiyetleri düşük topluluklarda alkol meşru kabul edildiği için, onlar daha çabuk kontrolden çıkıyorlar. Kadın-erkek ilişkilerinde daha dezavantajlı konumdalar. Ama bizimkiler arkadan gelmelerine rağmen, onlardan daha hızlı hareket ederek, “az zamanda daha fazla iş başarıyor, kazanım-edinim sahibi” oluyorlar(!). İktidar ve servet bazan alkolden daha fazla sarhoş eder. Sarhoş aklın yoldaşı Şeytandır. Aman dikkat! Böyle giderse, bilin ki gelen intihar neslidir! Selâm ve dua ile.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları






























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.01.2026
18.12.2025
7.09.2025
3.08.2025
26.08.2024
5.08.2024
4.06.2024
27.05.2024
20.05.2024
5.05.2024