Ali Türer
Kendine biçtiği değerin kabul edilmesini talep etme, insanı hayvandan ayıran en önemli özelliklerden biridir. Topluluklar da öyledir, kendilerine biçtikleri değerin çevrede kabul görmesini talep ederler. Bu aslında var oluş yolculuğu için ihtiyaç duydukları öz saygının bir gereğidir. Yaşamlarını bu öz saygıya uygun bir biçimde sürdürdüklerinde gurur ve onur duygusu ile toplumların başları diktir. Kabul görme ihtiyaçları karşılanmadığı durumda ise bu kendilerine dönük utanç, çevreye dönük ise öfke duygusu geliştirirler.
Sosyal psikoloji içinden baktığınızda demokrasiyi, farklı inanç, kültür ve sınıfsal bir araya gelişe sahip toplulukların “kabul edilme” duygularını karşılıklı olarak tatmin edebildikleri, enerjileri ile ortak toplumsal sistemin var oluşuna katkıda bulunabilmenin onurunu ve gururunu hissedebildikleri ortak yaşam biçimi olarak tanımlayabiliriz.
Demek ki bir coğrafyada farklı inanç, kültür ve sınıfsal birliktelikler varsa; bunlardan sistemin yönetimini üstlenen başat topluluk onur ve gururu diğerlerini kontrol etme ve iradesini diğerlerine dayatma yoluyla devşirmemeli. Diğerlerinin “kabullerini” dışlayarak öz saygı geliştirmelerine engel oluyorsa bu, o coğrafya da demokratik yaşamın yerleşmesinin önünde başlıca engel haline gelir. Bu coğrafya Suriye de olsa da Türkiye de olsa da sonuç aynıdır: Sistem içi çatışma.
Çünkü yaşadığı topraklarda kendi kabullerinin kabul görmemesi nedeniyle sürekli dışlanan, kendini aşağılanmış hisseden; her sabah sürekli onuruyla ve gururuyla oynandığı duygusu ile yatağından kalkan insan yok olmayı bile göze alarak bir ölüm kalım mücadelesi içine girebilir. İşte o zaman ortalık yangın yerine döner.
Bu tam da insanı hayvandan ayıran, insanı insan yapan bir şeydir. Kurtuluş Savaşı’nı ateşleyen, başarıya götüren duygu da budur. Bunu en iyi Türklerin bilmesi gerekir. Bu topraklarda özgürce ana dilinde konuşabilmek, ana dilinde eğitim görebilmek, camiye gidebilmek için 1920’lerde mavzerin kapan Mustafa Kemal’in ordusuna katılmadı mı?
Kendine özgü dili, tarihi, kültürü olan bir halkın kendi diliyle kendini ifade etmesine, ana dilinde okuyup yazmasına fırsat vermezseniz, edebiyatını, tarihini, kültürünü öğrenmesine, geliştirmesine fırsat vermezseniz; örgün eğitim sisteminin içinden o topluluğun edebiyatını, tarihini, kültürünü dışlamışsanız; onu yıllarca yok saymışsanız; ülkeniz de teröre davetiye çıkarmış olmaz mısınız? Normalin dışına ittiğiniz, yıllarca dışladığınız, en temel duygusunu, “öz saygısını” tahrip ettiğiniz, onuruyla oynadığınız insandan ne bekleyebilirsiniz ki?
Daha fazla ağızda gevelemeden gelin şu gerçeği önce kabul edelim. Bu ülkede eğer bir Kürt şovenizminden söz edilecekse, bunun müsebbibi Türk şovenizmidir.
Bundan yıllar önce SHP Balıkesir örgütünde yönetici iken seçim arifesinde Balıkesir merkez Alevi köylerinden birine gitmiştik. Balıkesir’in suyunu karşılayan İkizcetepeler Barajı yapılırken toprakları su altında kalacağı için yetkililer, bu köyü çevredeki uygun yerlerden birine yerleştirmek istemişlerdi. Köyün insanı ise onca uygun yer varken seçe seçe kuş uçmaz kervan geçmez kıraç bir tepenin ardını yerleşim alanı olarak seçmişti. Köy kahvesine girip de oturur oturmaz, deyim yerindeyse köylülerin “yaylım ateşi” ile karşılandık. “Yolumuz yok, suyumuz yok; bizimle ilgilenmiyorsunuz vs.,vs.”. Önce dinledim dinledim,hızlarını aldıktan sonra söz aldım. “Size kim dedi bu kuş uçmaz kervan geçmez yere gelinde konun diye, sulak kente yakın yerler size önerilmişken, bu hizmetlerin bu dağın başına kolay kolay gelmeyeceğini bilmiyor muydunuz?” diye çıkıştım.
Ben böyle çıkışınca köyün yaşlılarından bir amca arkadan seslendi. “Hoca, hoca dedi; bilisen bilisen ama bilmisen“ dedi . “Bak bütün alevi köyleri ya dere yataklarında ya da dağ arkalarında kimsenin ayak basmayacağı yerlerde kurulmuştur, neden bilimisen” dedi. “Neden” dedim. “Biz Osmanlı’dan beri hep aşağılandık, hep dışlandık” dedi. “ Hep devletin bizden uzak Allah’ın yakın olduğu yerleri seçmemiz o yüzden” dedi. “Burayı seçmemiz de işte bu alışkanlıktan” dedi. Söyleyecek söz bulamadım.
Aleviler de yavaş yavaş kabuklarından sıyrılıyorlar. Sessiz, içine kapalı bir topluluk olmaktan yavaş yavaş çıkıyorlar. Giderek daha örgütlü hareket etmeye, taleplerinde daha ısrarcı olmaya başladılar. Alevi bir milletvekili geçen hafta mecliste ibadet edebilecekleri bir cem evi istedi. Haklı mı haklı; laik bir devletim diyorsanız; farklı inanç gruplarının ihtiyaçlarına, taleplerine kulak vereceksiniz. Alevi açılımı diyorsanız, işte açılım bu.
Camiye gitmediklerini bile bile, insanları aşağılarcasına geçmişte her Alevi köyüne cami yapan bu devlet, geleneksel tepkisini bu olayda da ortaya koymakta gecikmedi. “Diyanet’e sorduk, Alevilik bir din değil, İslam içi bir oluşummuş. Alevilerin ibadet evi de camiymiş”; yetkililerden gelen cevap bu. Oldu,siz böyle hüküm verdiniz ya Aleviler de artık oluk oluk koşarlar camiye.
Sadece kendi inancınızı temsil eden bir kurum kurmuşsunuz, ona danışarak diğer inananların nasıl inanacağı hakkında karar veriyorsunuz. Kendiniz için olur olmadık yere, operaya bile mescit yapıyorsunuz. Herkes sizin gibi inanmak zorunda ya, bu coğrafyadaki bütün sosyal yaşamı kendi ilkelerinize göre düzenlemekte sakınca görmüyorsunuz. Sizin gibi inanmayanların nasıl inanmaları gerektiğine hükmetmeyi kendinizde hak buluyorsun. El insaf. Bunun neresi ahlaki, neresi etik, neresi demokrasi?
Adalet, hukuk duygusu önce insanın içinde olacak. İnancının sağlamlığı da, insanilik de diğer insanlarla, gruplarla ilişkilerinde ortaya çıkıyor. Çıkardığınız yasayla insanları katledenleri, asıl teröristleri cezalarını çekmeden dışarı salıverirken; bombalanan insanlara bir özrü bile çok görürken, kendi hukukunun, kendi “kabul” davasının mücadelesini vermekten başka derdi olmayan sendikacıları, gençleri, şu ya da bu partilileri, inanç gruplarını içeride tutuyorsanız hangi barıştan, hangi adaletten, hangi demokrasiden söz edeceksiniz.
Bu devlet laiktir, dinim de insanlık dinidir diyorsanız; sadece kendiniz için değil, herkes için Müslüman olun.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- ÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ?
23.11.2025 - PATRON KİM?
15.11.2025 - BİR ÖĞRETMEN YETİŞTİRME HİKAYESİ
6.09.2025 - ULUSAL KİMLİK DAVASI
18.07.2025 - BOŞ UMUT, SONU HÜSRAN
12.06.2025 - TEHLİKELİ SULARDA SİYASET
22.12.2024 - AÇMAZDA SİYASET
3.12.2024 - ÇİFTE STANDART KULLANAN İKİ YÜZLÜ SİYASET ÜZERİNE
26.09.2024 - SİYASET VE MESLEKİ ETİK ÜZERİNE
2.09.2024 - TARİHDEN DERS ALMAK
5.08.2024
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları





















































































moshe roditi
roni sen ayaksin senin tevrattan incilden veya kurandan bahsetn=mek ne haddine evela tevrati oki sonra sirasiyla oburlerini bu topraklara gelen yahudilerin cogu para odeyip gelmisler bundan haberin yok osmanli burayi isgal ettigi zaman ne dusunuyodu biliyormusun ... sen bu yazinla degil gazzeye giden o gemiye binseydin cunku onlarla ayni dusuncedesin .. ayrica sen gazzeyi gordun mu oraya yapilan yardimlarin paralari ile hamas neler yapiyor biliyormusun ,, bilmiyorsundur lutfen yahudilerden ozur dile sende tayyip gibi nefretleri ustune cekeceksin tarfli basin sende :()(((
robert sason
bu yoruma göre belli bir toprak üzerine sonradan gelen milletler hiçbir devlet kuramaz..örneğin A.B.D. kızılderilerden sonra ulkeye yerleştigi ve onları kovdugu için meşru bir devlet değildir...örnekleri çogaltabiliriz... ayrıca cözüm üretmemişşsiniz..şu an Birleşmiş Milletlere üye israil diye bir devlet var..bu ülkeyi yok sayıp bir çözüm üretebilir miyiz..ne dersiniz...nası bir cözüme varabiliriz.
Ad Soyad Giriniz...
biliyor musunuz, hitlerin sizi ıskalamış olmasına çok üzülüyorum...
Ad Soyad Giriniz...
Size ACIYORUM,kaleminden bu derece nefret akan bir insanin kendine olan nefretini tahmin edemiyorum.Sizin gibi tarih bilgisi zayif ve cahil birinin ,ben bilirim pozlarinda bu tip yaziyi utanmadan bilgisayara dokmesi ancak komik olur.Yahudilerin kendi bunyelerinde buyuyen bir dusmana hiiic ihtiyaclari yok zaten size benzeyen hemcinslerimiz oldukca dusman aramaya da gerek yok.Utanabilirseniz utanin.
ali maniş
bazı konularda Roni markueliesin düşüncelerine katılıyor olmamla birlikte, kısmen farklı düşünüyorum. Evet, zamanında yahudiler oralarda bazı haksızlıklarda bulunmuş olabilirler, fakat bu haksızlıkları öçalma düşüncesiyle ve amacıyla ele almamak gerekiyor.amaç geçmişte yapılmış olan haksızlıkları ortadan kaldırmak değil; barışın gelmesi için atılması gereken adımların ne olduklarını bulmak ve uygulamayı amaçlamaktır.
DERAZON HAZMONAY
Sayin MARGULIS bu yazinizda maalesef zirvaliyorsunuz nedenmis O ISRAEL DEVLETI korsan devletmis safsatasi , oyle diyeceksek ABD korsanin dik alasi hepsi AVRUPAdan gelmis korsanlar kizilderililerin ulkesinde korsan devlet kurmuslar ,korsan demisken simdi aklima geldi CAPTAIN COOK hakiki korsan simdi Avustralyanin her yerinde heykelleri var kendi gibi korsan arkadaslariyla AVUSTRALYA DEVLETI kuruculari Anadoluya giren Turkler de korsan o zaman ne hak ne hukuk dinlemeden Anadoluyu isgal etmis
istemeden vermelisin
Ermeni Soykırımını inkar edip, ona buna insanlık dersi verenler !
Mehemmed zaza
Harika bir yazi yazmissiniz.ama bu yaziya yorum yapan filozoflar galiba baska Bir yazi okuyup buraya yorum yazdilar. Yüreginize saglik
Ad Soyad Giriniz...
kötü bir yazı bilimsel felsefeden uzak ciddiyetsiz lakayit bir kaç kelişme oyunu ile yazılmış komik bir yazı gerçi diğer yazılarıda çok farklı değil bu tür yazarların nesli tükendi artık neyse bozulmayın lütfen
Ibrahim Sidi
Bay Margulies kendini yine kaptirmis... Bu mantiga gore Turkiye halki kendine bir yer arasin, zira tum topraklari Bizanslilara geri vermek lazim...
aziz numan
genel tarıh bılgılerınızı gozden gecırınız. hangı ulke işgal edılmeden ve orda yasayan halkı surmeden ele gecırmıstır.? buyuk iskenderden yunanlılardan romalılardan mogollardan osmanlıdan bahsedıyorum tabıı kı de. hıcbır saldırgan ulke de sonsuza kadar işgal ettıgı bolgeyı elınde tutamamıstır. sonunda muhakkak bır kısmını veya tamamını kaybetmıstır.ancak ısraıl kendı kaybettıgı topraklarını 700 yıl sonra tekrar elıne gecırmıstır. bılgı vererek eksıklıgınızı az da olsa gıdermış olayım dedım.
NİLGÜN SÜNGÜ
HELAL OLSUN BU KADAR KOCAMAN BİR YÜREK ÖNÜNDE SAYGI İLE EĞİLİYORUM..