Arife KÖSE
17 Aralık yolsuzluk operasyonunun ardından AKP'nin kendisini kurtarmak için Ergenekon'un ipine sarılmayı tercih etmesi sonucunda Ergenekon ve Balyoz gibi davaların yeniden görülmesi tartışması yeniden gündemimize oturdu.
Tartışmanın çıkış noktası 17 Aralık'ta başlayan yolsuzluk operasyonlarının ardından dile getirilen, 'Cemaat, hükümeti devirmek için AKP'ye kumpas kurdu. Zaten aynı cemaat orduya da kumpas kurmuştu' iddiasına dayanıyor. Bu iddia ilk kez Başbakan Erdoğan'ın danışmanı Yalçın Akdoğan tarafından, 24 Aralık 2013 tarihinde, yani yolsuzluk operasyonunun başlamasından bir hafta sonra Star gazetesinde yazdığı "Ellerinde nur mu var topuz mu?" başlıklı yazıda dile getirilmişti. Akdoğan şöyle diyordu o yazıda: "Kendi ülkesinin milli ordusuna, milli istihbaratına, milli bankasına, milletin gönlünde yer edinen sivil iktidarına kumpas kuranların bu ülkenin hayrına bir iş yapmış olmayacağını çok iyi bilir".
Ardından TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu 27 Ocak'ta yaptığı açıklamada, "Ergenekon, Balyoz davalarındaki delillerin sahte, uydurmaca olduğu ortaya çıkarsa özür dileriz" dedi.
Başbakan Erdoğan ise aslında 28 Şubat soruşturması başladığında "bu dalgalar hepimizi boğar" diyerek darbe davalarının durdurulmasının işaretini vermeye başlamıştı.
Bu açıklamaların ardından cemaatin bu davalarla orduya kumpas kurup askerlerin haksız yere yargılanmasına neden olduğunu, aslında Kafes eylem planı gibi darbeye zemin hazırlamak için yapılmış planların bu kumpasın bir parçası olduğu, dolayısıyla dün orduya kumpas kuranların bugün de hükümete kumpas kurduğunu iddia eden yazılar çıkmaya başladı. Yıldıray Oğur'dan Fehmi Koru'ya, Markar Esayan'a kadar bir dizi yazar Balyoz ve Ergenekon davalarının şaibeli olduğunu iddia ettiler.
Bence Ergenekon'un varlığı ve Balyoz'un bir darbe planı olduğu su götürmez bir gerçek ancak ne yazık ki Türkiye gibi hafızası olmayan bir ülkede yaşıyorsanız bunları dönüp dolaşıp en başından yeniden konuşmak zorunda kalıyorsunuz. Peki, konuşalım. Ama Amerika'yı yeniden keşfeder gibi değil, Ezgi Başaran gibi cevabı zaten belli çanak sorular sorarak değil, doğruluğu su götürmez, raporlar arasında artık iyice laçkalaşmış CD'lerdeki değil Türkiye'de gün be gün yaşanan gerçekleri hatırlayarak konuşalım.
Balyoz bir darbe planıdır
Aytaç Yalman, Akşam gazetesi genel yayın yönetmeni İsmail Küçükkaya'nın 25 Eylül 2012'de NTV'de katıldığı bir programda darbeyi Hilmi Özkök'ün önlediğini söylemesi üzerine kendisini arayarak, "Sana sitem etmek için arıyorum. Biraz önce seni NTV'de izledim. Hilmi Özkök için darbeyi önleyen kişi ifadesini kullandın. Aytaç Yalman'ın rolü ne, diye soruldu. Hiçbir şey söylemedin, geçiştirdin" der.
"Darbe girişimini gerçekten siz mi önlediniz?" sorusuna Yalman'ın yanıtı şöyledir: "Bilmem, Türk Ordusu tek kişi değildir. Tek Genelkurmay Başkanı da değildir. Ucuz kahramanlık kimseye yakışmaz. Türk Ordusu demek Kara Kuvvetleri Komutanlığı demektir. Hilmi Paşa'nın kaç tane tankı tüfeği vardı?"
Küçükkaya'nın ısararı üzerine Yalman "İddianame, darbeyi Aytaç Yalman önlemiştir" diyor ve "Erken öten horozun kafasını keserler; zamanı gelince konuşurum. Bizim de kafamız gitmesin" diyerek konuşmayı bitirir.
Bu konuşmaların ardından Çetin Doğan'ın eşi Nilgün Doğan'ın, ifadelerinin alınması gerektiği konusunda o kadar ısrar ettikleri Hilmi Özkök'e ve Aytaç Yalman'a bu tartışmanın ardından "susun" çağrısı yapması ise oldukça ilginçti.
Bu Balyoz'un bir darbe planı olduğuna sizi ikna etmedi mi? Çetin Doğan'ın kendisinin reddetmediği ses kayıtlarına bakalım o zaman.
Çetin Doğan'ın açılış konuşması; "Bu plan çalışmasında yalnız şimdiye kadar olan plan çalışmalarının dışında belki de Türkiye'de ilk defa ... günümüzdeki gelişmeleri dikkate aldığımız zaman birinci öncelikli ele almamız gereken iç tehdidi .. öne alıyoruz." Peki neymiş bu iç tehdit? "Arkadaşlar bu plan seminerini, 1. konjonktürel gelişmelere göre dikkatlerimizi nerelerde yoğunlaştırmamız gerektiğini ortaya koymak için yaptığımı herhalde hepiniz anlamışsınızdır. Yani buradaki Yunanistan meselesi tali bir meseledir... Söylediğimiz her söz, atacağımız her adım evvela laik demokratik cumhuriyetin korunması ve kollanılması, kollanması için olmalıdır..." Adı belirsiz bir komutan; ".. ülkenin yüzde oy potansiyeline baktığımızda ortaya çıkan irticai tablonun karşısında da yüzde 80'e yakın bir rakam var. Yani bunların da örgütlenmesi halinde .. irticai unsurlara karşı yapılabilecek karşı bir harekâtın da olabileceğini gözardı etmemek lazım.. 12 Eylül öncesinde ülke yangın yerine dönmüş her gün 50 tane insan ölüyordu. Sağ sol birbirine girmişti. Ama bir 12 Eylül darbesi bütün bunların hepsini ortadan kaldırdı. E şimdi böyle bir tehdidin ortadan kaldırılması için fazla uğraşa gerek yok. Yani kuvvetleri sağa sola göndermenin bana göre yapılacak en kolay harekât tarzı bir 12 Eylül gibi harekâtın baştan itibaren organize edilmek suretiyle bir anda söndürülmesi imkân sağlar diye düşünüyorum. Burada tabii, burada söylemek istemedik ama sonunda bunu vurgulamaya çalışıyoruz. Bundan sonraki konuşmalarda da dikkate alın..."
Tüm bunları ve Yaşar Büyükanıt'ın yine Balyoz davasında verdiği ifadesinde "ben hayatımda böyle plan semineri görmedim" demesini, nedense Çetin Doğan'ın tutukluluğu konusunda AİHM'e yapılan başvuruda "sahte deliller" meselesinden hiç bahsedilmemesini (ya da bahsedilmişse AİHM'nin burada bir ihlal görmemesini), HSBC ve sinagog bombalamalarının Balyoz belgeleri arasından çıkmış olmasını, Balyoz için ne yazık ki tamamlanmış bir teşebbüs olan 12 Eylül darbesinin Bayrak Harekat Planı'nın model olarak alınmış olmasını, tutuklanacak gazeteciler listesinden tutun da Milli Mutabakat Hükümeti listesine kadar her detayın planlanmış olmasını, sahte olduğu iddia edilen ve sonradan üretildiği söylenen eylem planları ile plan seminerinin kayıtları arasındaki paralellikleri, Gölcük'te ortaya çıkan belgeleri ve Balyoz Planı'nın kopyasının da bunlar arasında bulunmuş olmasını kuşku duymak için yeterli görmeyenler, bizi bütün yaşananların bir "komplo" olduğuna inandırmaya çalışıyorlar.
Üstelik Sedat Ergin, Ezgi Başaran gibiler AKP'ye karşı bu tür planların yapılmasında bir sorun görmedikleri için bunu yapıyorlardı, şimdi Yıldıray Oğur, Markar Esayan, Fehmi Koru gibiler ise bunun bir darbe olduğunu adları gibi bile bile sırf AKP'nin paçasını yolsuzluklardan kurtarmak için Ergenekon'un ipine sarılıyorlar.
Ergenekon vardır
Gelelim Ergenekon davasına. İsterseniz bu davaların bütün iddianamelerini çöpe atın bu ülkede Ergenekon'un olmadığına kimseyi inandıramazsınız. Neden mi? Çünkü ne yazık ki bu ülkede Ergenekon iddianamelerinde adı geçen cinayetlerin hepsi işlendi. Abdi İpekçi, Doğan Öz, Hrant Dink ve daha niceleri öldürüldü. Köyler yakıldı. Kayıplar yaşandı. Darbe planları yapıldı. Ha, bunlar olmadı diyorsanız o zaman zaten farklı gezegenlerde yaşıyoruz demektir. Ama bu ülkede bunların yaşandığını bilip Ergenekon yoktur diyorsanız kusura bakmayın ama ya sizin zekanızda bir sorun var ya da insanları aptal yerine koymaya çalışıyorsunuz.
İlla kanıt mı istiyorsunuz.
'28 Şubat Süreklilik ve Kopuş – Bin Yılın Sonu' kitabında 28 Şubat öncesi gerçekleşmiş en önemli olaylardan birisi olan Susurluk kazasının ardından kurulan Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanlığı'nı ve ardından TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanlığı yapmış olan Mehmet Elkatmış ile yapılan söyleşi.
Şöyle diyor Elkatmış, "28 Şubat'tan önce cari rejime bakmak gerekiyor. Cari rejim nedir? Türkiye'de bir derin devlet gerçeği var.. Bu derin devlet her zaman bir şablon çizmiş, bu şablonun içerisinde hareketi zorunlu kılmış, kimseyi bu şablonun dışına çıkartmıyor. Siyasiler, bürokratlar, işadamları, basın yayın ne dersen de, bütün toplum kesimleri bu derin devletin çizmiş olduğu şablon içerisinde hareket etmek mecburiyetinde. Şablonun dışına çıkarsa, o zaman başına bir sürü sıkıntı geliyor. O sıkıntıların arasında faili meçhuller, darbeler, parti kapatmalar, ekonomik bir takım yaptırımlar gibi uygulamalar da var. Derin devletin uygulayıcısı da maalesef, Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi".
Yine 24 Kasım 2011'de Taraf gazetesinde yayınlanan ve Neşe Düzel'in gerçekleştirdiği söyleşide ise şunları anlatıyor Elkatmış, "Susurluk çetesinin bir amacı da ölüm listesini gerçekleştirmekti. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, "PKK'ya yardım ve yataklık yapan kişilerin isimlerini biliyoruz. Listesini hazırladık" diye bir açıklama yaptı ve 50-70 kişilik bir listeden bahsetti. Bu işe Milli Güvenlik Kurulu'nda karar verildiği kanaatindeyim ben. Ayrıca İbrahim Şahin'in ve Mehmet Ağar'ın da her işi kendi başlarına yaptıklarını, talimatlar verdiklerini düşünmüyorum. Bu işlere de Milli Güvenlik Kurulu'nda karar verildiğini düşünüyorum... Komisyon'a ifadeye geldiğinde ben Ağar'a listeyle ilgili olarak "MGK'da birtakım kararlar alınmış, doğru mu" diye sordum. "Bir karar değil, birçok karar alındı" dedi. Bu konularla ilgili olarak MGK'da kararların verildiğini ve kendisinin de bu kararları uyguladığını açıkça ima etti. Anladım ki bu işler MGK'da kararlaştırılmış. Zaten faili meçhul cinayete kurban giden kişilere baktığınızda, adı o listede geçen kişiler oldukları görülüyor".
Bunları söyleyen kanaatlerini ifade eden herhangi bir gazeteci, araştırmacı ya da siyasetçi değil, bu ülke tarihini en önemli olaylarından birisi olan Susurluk kazasını araştırmak üzere kurulmuş komisyonun başkanı.
Şimdi bir de MİT'in, Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu'na gönderdiği rapora kulak verelim, "Hrant Dink cinayeti, Danıştay saldırısı, papaz cinayetleri, Malatya yayınevi baskını gibi birçok olay Seferberlik Başkanlığı'nın planlaması, sevk ve idaresi ile gerçekleşmiştir. Seferberlik Başkanlığı'nın üç merkezi bulunmaktadır: Trabzon, Hatay, Malatya. Bu merkezlerde görev yapan TSK mensuplarına bağlı olarak çalışan teşkilat yapısı dört ayaklıdır."
Elkatmış, 22 Aralık 2008'de Yeni Şafak'ta yayınlanmış bir başka söyleşisinde, "Asker ayağı üç beş paşadan ibaret değil, eğer öyleyse Ergenekon'u bu kadar ciddiye almamak lazım. Bir süreç işliyor, devamını bekliyoruz. Susurluk'un asker ayağına dokunulsaydı ne Şemdinli olurdu ne Ergenekon" diyor.
Malum, yerimiz dar, zaten yeterince uzatmış olduğum yazıda şimdilik bu kadarını anlatayım ama belli ki daha çok konuşacağız bu konuyu. Fırat'ın doğusunda işlenen cinayetlere, Hrant Dink cinayetine dair kanıtları da başka yazılarda anlatırız artık.
Davalar kusursuz mu?
Peki Ergenekon ve Balyoz davaları kusursuz davalar mıydı? Hayır, tabii ki değil. Size hemen bir çırpıda Türkiye'de görülen darbe davalarının en büyük iki sorununu söyleyebilirim. Birincisi bu davaların hiçbirinde sanıklar insanlığa karşı suç işlemek suçundan yargılanmadılar, sadece hükümeti zorla devirmek suçundan yargılandılar. Halbuki dünyadaki örneklerinde darbeciler insanlığa karşı suç işlemekten yargılanmışlardır. İkincisi bu davaların hiçbirisi Hrant Dink cinayetini işleyen örgütü ortaya çıkaracak delillerin üzerine gitmedi, davalar yeterince Fırat'ın doğusuna değmedi, sadece hükümete karşı darbe girişimleri değil bu ülkenin karanlık tarihini aydınlatabilecek birçok delil ve ifade hakkında hiçbir işlem yapılmadı.
Ama bugün yaşadığımız tartışmada akıl almaz bir şekilde bunların üzerine gitmek yerine biz yeniden Ergenekon var mı yok mu, Balyoz bir darbe planı mı değil mi diye konuşuyoruz.
Darbe yapmak ve tecavüz
Orhan Kemal Cengiz, Balyoz davası kararlarının açıklanmasının hemen ardından 29 Eylül 2012'de Radikal gazetesinde yazdığı yazıya şöyle başlıyordu; "Bir grup adam bir masanın etrafına oturmuş, bir binaya girip oradaki kadınlara nasıl tecavüz edeceklerini konuşuyorlar. Nasıl içeri girecekler, nasıl önlerine çıkan engelleri bertaraf edecekler, kadınları nasıl zaptedecekler hepsi konuşulmuş. Biz darbe yapmayı, iktidarı silah yoluyla ele geçirmeyi, tecavüz gibi ciddi ve yüz kızartıcı bir suç olarak görseydik, aynı ölçüde midemizi bulandırsaydı, Balyoz davası yine bu şekilde mi tartışılırdı dersiniz?"
Bence Orhan Kemal Cengiz'in o gün sorduğu soru bugün bu tartışmayı yeniden önümüze getirenler için de geçerlidir. Eğer biz darbe yapmayı tecavüz gibi yüz kızartıcı bir suç olarak görseydik bugün Ergenekon'un varlığını ve Balyoz'un bir darbe planı olup olmadığını böyle sorgulayabilir miydik? Bence önümüzdeki asıl soru budur.
Arife Köse
http://www.marksist.org/yazarlar/arife-kose/13927-ergenekon-vardir-balyoz-darbe-planidir
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Hawaii’den Sonra Nükleer Savaş Tehdidini Yeniden Düşünmek
16.02.2018 - Arşivcilik suç değildir!
8.02.2017 - Panama skandalı ve kapitalizm
15.04.2016 - Kapitalizm ve çocuklar
11.04.2016 - Pegida'yı nasıl durdurabiliriz?
15.02.2016 - Irkçılığın normalleştirildiği kötü bir dünyada yaşamak
5.02.2016 - Suudi Arabistan'daki idamlar ne anlama geliyor?
10.01.2016 - 2015'in aynasından 2016'ya bakmak
28.12.2015 - Sınırları açın
8.02.2015 - Sınırları açın
4.02.2015
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları





































































































Ad Soyad Giriniz...
Yorumunuzu Giriniz...