Atilla Aytemur
Diyarbakır’da gazetecilere yapılan “terörle mücadele” operasyonu, uzun mu uzun süren gözaltılar ve ardından gelen tutuklamalar, son dönemde yargımızın elinden çıkan en “nadide” işlerden biri olmaya aday görünüyor.
Savcılık apar topar dava açılması yönünde hareket ettiğine ve ağı bu kadar geniş attığına göre, ortada güncel gelişmelere ve ciddi delillere dayanan, neredeyse bütün Diyarbakır medyasının bir ucundan dahil olduğu somut bir şeylerin olmuş olması beklenir, değil mi?
Bu sorunun cevabı meçhul; ama bölge ölçeklerini dikkate aldığımızda, gözaltına alınanların ve nihayetinde tutuklananların sayısının sıra dışı olduğu aşikâr. Hani, “Diyarbakır’da gazeteci kalmadı” desek, yeridir.
Uzun gözaltılar ve tuhaf kısıtlamalar
Başlangıçta aileler, avukatlar ve kamuoyu bu kadar çok sayıdaki gözaltının ardındaki ciddi sebebi bir türlü öğrenemedi. Sonradan parça parça yansıyan bilgilere bakınca da ciddi bir gerekçe görmek ve ikna olmak mümkün olmadı.
Başsavcılığın, anlaşılmaz nedenlerle gazetecilerin dosyalarına kısıtlama getirmesi ise hukuki olup olmadığı bir yana, tuhaflığı artıran bir başka faktör oldu.
Zor geçen 8 günden sonra anlaşıldı ki, Diyarbakır’daki bu Kürt gazeteciler, “PKK-KCK medya yapılanmasına dönük bir soruşturma” kapsamında gözaltına alınmışlar.
Emniyet Terörle Mücadele Şubesi’nde yapılan sorgulamada ”susma” haklarını kullanan gazetecilerin, Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği’ne çıkarıldıklarında ise kendilerine yöneltilen “Silahlı terör örgütü üyesi” suçlamasını reddettiklerini biliyoruz.
Daha soruşturmanın başında böyle bir gerekçeyle ifadelerine başvurulacağı söylenmiş olsaydı, hava bu kadar kriminalize edilmeseydi, sonuç farklı mı olurdu, çok şüpheliyim.
İçinde gazetecilerin olmadığı soruşturma dosyası
Öncelikle dikkat çekici olan nokta tutuklanan gazeteciler hakkında delile dayalı herhangi somut bir bilgi yer almıyor. Genel değerlendirmeler ve bilgiler ifadelerin tamamına hâkim durumda. Örneğin, PKK-KCK kastedilerek “Basın yayın faaliyetleri örgüt için önemlidir” gibi, hukuksal hiçbir anlamı olmayan cümleler… Yurt dışında bazı televizyon kanallarının “PKK/KCK terör örgütü güdümünde propaganda yayını yaptıkları ve bunlarda suç unsuru bulunduğu” vb değerlendirmeler…
Teslim olmuş, yakalanmış ya da gizli tanık olmuş PKK mensuplarının tutuklanan bir gazeteciyi doğrudan işaret etmeyen, geçmiş yıllara dair ifadelerine bol bol yer verilmiş. Bunların arasında 2018-2019 yıllarında alınmış ifadeler olduğu gibi, 2013 yılında alınmış ifade bile var. Dosyada yer işgal etmekten öte bir anlamı olmayan bu tercihlere neden yer verildiğini hukuksal mantık içinde izah etmek zor görünüyor.
Eski PKK’lıların ve gizli tanıkların eski ifadeleri
Birkaç örnek vermek gerekirse, Ezel adında bir gizli tanık, 18 Eylül 2018’de “Söz konusu yayın organları halkı, devlete karşı kin ve nefrete yönlendirmekte” şeklinde bir değerlendirmede bulunmuş.
Kadife adını taşıyan gizli tanık ise 2 Mayıs 2013’te verdiği ifadesinde “Basın Komitesi içinde bulunan medya organları olarak Sterk TV, Rojaciwan, ANF, Besta Nuçe’yi gösterebiliriz” demiş. İyi de tutuklanan gazetecilerle ilgisi ne? Adı geçen yayın organlarının tamamının başka ülkelerde olduğu hususu da işin bir başka boyutu.
Muhtemelen yakalanmış veya teslim olmuş olan E.D. de 14 Ocak 2018’de verdiği “Ben Kandil’deyken Avrupa’dan gazetecilerin geldiğini gördüm. Bu gazeteciler örgütün üst düzey sorumluları ile röportajlar yaptılar. Hatta Duran Kalkan adlı üst düzey örgüt mensubu Özgür Gündem gazetesinde Selahattin Erdem takma adı ile Cemil Bayık ise Salih Cuma Pir adıyla köşe yazısı yazıyor” diyor. Nöbetçi Sulh Hâkimliği’ne sevk yazısında bu da yer alıyor. Savcılık buna benzer başka örnekleri de kullanmakta bir beis görmemiş.
Tutuklanan gazetecilere dair ciddi delillerin bulunmaması sorun yaratmış olmalı ki, örneğin, Jin News’in haber müdürü Safiye Alagaş’la ilgili olarak, evinde hakkında toplatma kararı bulunan yayınlar bulunduğu, İHD Diyarbakır üyesi olduğu, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği ve kapatılmış olan Özgür Gazeteciler Derneği üyesi olduğu türünden bilgilerle sayfa doldurulmuş.
Enteresan sorular
Bir de savcılıkta sorulan sorular faslı var ki, onlar da ayrıca dikkat çekiyor. Mesela yapım şirketlerinde çalışan gazetecilere, Sterk TV ve Medya Haber TV görevlilerine neden program yaptıkları soruluyor. Hatta, programlarında kullandıkları kavramlar ve haber kaynaklarıyla yaptıkları telefon görüşmelerini anlatmaları isteniyor.
“Kürt Sorunu” ve “savaş” gibi kavramları neden kullandıkları ve ne demek istedikleri soruluyor. Sokak röportajlarında “savaşın ekonomiye etkisi” gibi bir konuyu hangi amaçla seçtiklerini yanıtlamaları isteniyor. Gazetecilerin işlerini yaparken, seçtikleri kavramlar ve konular üzerinden sorgulanması inanılır gibi değil…
Savcılık, “PKK/KCK Basın Komitesi” adıyla bir birimin bulunduğunu ve tutuklanan gazetecilerin de buraya bağlı olarak çalıştıkları iddiasında. Gazeteciler bu iddiayı savcılıkta da, sorgu hâkimliğinde de ısrarla reddediyorlar.
Gazetecilere dair deliller nerede?
Tutuklanan gazetecilerle doğrudan bağlantılı olay, konu, delil, tanık filan olmayınca, gizli tanık, yakalanmış ve teslim olmuş eski PKK mensuplarının bir zaman önce, başka bağlamlar içerisinde verdikleri ifadeler filan havada kalıyor. “Kapsamlı” olduğu havası yaratılan davanın, aslında adam akıllı boş olduğu kuşkusu gittikçe güç kazanıyor.
Şimdi Diyarbakır Cezaevi’nde yatan bu gazeteciler, “Silahlı terör örgütüne üye” olmak iddiasıyla yargılanıyorlar. Dosyaları mahkemeye intikal ettiğinden, doğal olarak o hususta bir şey söylemek mümkün değil. Adaletin tecellisi beklenecek…
Bununla beraber, TRT ve yandaş medyanın “örgüte istihbarat sağlıyorlar” iddiasıyla günler boyu yayın yapması kolay unutulamaz. Daha meselenin ne olduğu belli olmadan bu gazetecileri suçlayıp, gazeteciliği kriminalize etmeleri elbette çok sık rastladığımız, külliyen ayıplı bir işti. Bu tür yayınları taammüden ve ısrarla yapmaları, kamuoyunda artık kanıksandı ve kendi kurumsal itibarlarını kemirdi.
Bu tavırlar nedeniyle, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı hayli zamandır ağır yara almış durumda. Yakın zamana kadar cezaevinde bulunan gazeteci sayısı 60 civarındaydı. Şimdi onlara 16 gazeteci daha eklendi. Bu gidişatın kimseye demokrasi madalyası getirmeyeceği de ortada.
Hep söylenir ya ‘zamanlama manidar’
Diyarbakırlı gazetecilerin tutuklanma zamanları da dikkat çekti. Suriye’ye operasyon yapma söylemleri dillerden düşmüyor. HDP’nin kapatılması hikâyesinin sonuna yaklaştık. Seçim yaklaştıkça, seçmen AK Parti iktidarından uzaklaşıyor. Kürt seçmenin yoğun olduğu bölgelerde ise AK Parti’nin işi artık daha zor.
Bütün bunlar hesaba katılınca, 16 gazetecinin tutuklanmasını tesadüfi gelişmelere bağlamak inandırıcı olmaz. İktidarın o bölgede mevcut durumuyla yetinmek istemediği, baskı ve susturma rüzgârıyla tabloyu değiştirmeye çalışacağı akla geliyor.
İlaveten, Meclis’ten geçirmek için epey uğraştıkları “sosyal medyaya sansür” yasasını da dikkate alınca, iktidarın ortalığı süt liman haline getirmek için aklında ne varsa uygulamaya koymayı planladığını düşünebiliriz.
Tabii ki Türkiye’yi seçime böyle götürmeye niyet etmek, akıl alır bir iş değil. Bu tür girişimler karşısında kolay pes etmeyecek oldukça geniş yelpazeli, her kesimi kucaklayan muhalefet blokları söz konusu. Toplumsal ilgi ibresinin onlardan yana döndüğüne ilişkin birçok belirti de var.
Hal böyle olunca, ekonomiyi batırmış, iddialarını tüketmiş ve söyleyecek söz kalmamış bir iktidarın, otoriteryen rejimlerde görülebilecek işlere tevessül etmesi, kendi gidişini hızlandırmaktan öte bir anlam ifade etmez.
Yapılacak şey bellidir: Tez elden gazeteciler serbest bırakılmalıdır!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları



































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022