Celal BAŞLANGIÇ
Yakılıp yıkılan Kürt kentleri, yaşamını yitiren yüzlerce insan, dokunulmazlıkları kaldırılan Kürt milletvekilleri; kayyum atanan Kürt belediyeleri, görevden alınan ve çok büyük bölümü Kürt olan eğitim emekçileri, gelecekte daha da ağırlaşacak toplumsal çatışmanın vahim habercisi.
İlgiyle dinliyordu büyük usta Aziz Nesin.
“Biliyorsunuz ki bizim resmi ideolojide Kürt yoktur” dedim, “Dağda yaşayan Türk vardır. Bunlar dağ Türkü’dür. Dağdaki kar ayazdan sertleşir. Bu dağ Türkleri kara basınca ‘kart kurt’ diye ses çıktığı için onlara ‘Kürt’ denmiştir. Böyle diyor resmi ideoloji.’
İnce bir çizgi olarak, belli belirsiz konmuştu dudaklarına gülümsemesi:
“Bunca yıllık mizahçıyım, bunu ben bile uyduramam.”
14 Eylül 1992’de Şırnak’a doğru gidiyordu Aziz Nesin, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) heyetiyle birlikte. Çünkü yakılıp yıkılmıştı Şırnak. Yaşanan olayların sorumlularıyla ilgili inceleme yapacaktı heyet.
Şırnak Tugay Komutanı Tuğgeneral Mete Sayar’dan da randevu alınmıştı.
Görüşmede, Tuğgeneral Sayar, belki de “Şırnak’ı kim bastı” tartışmasını sona erdirecek bir cümle söyledi:
“Ben burada güzel bir tablo yapmaya çalışıyorum. Bu tabloya küçük bir leke yapmaya kalkarlarsa o tabloyu Şırnaklıların başına geçiririm. Nitekim geçirdim de…”
Aziz Nesin bu sözün altında kalmamıştı:
“Siz kentin girişine ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ yazmışsınız. Ben katıksız bir Türküm ama mutlu değilim. Bir Kürt nasıl mutlu olsun!”
1990’lı yılların ikinci yarısı biterken devlet vazgeçmişti bütün Kürtleri “dağ Türkü” yapmaktan! Artık Kürt’e Kürt denilebiliyordu.
Belki de “Kürt sorunu” açısından 90’lı yılların en belirgin karekteristiklerin biri buydu.
Ancak, Kürt’ün varlığını kabul etmek zorunda kalan anlayış bu kez de “Türk’ün gücünü Kürtlere gösterme” sevdasına düşmüştü!
‘KÜRT OLUŞUMU ASLA!’
Şu anda içinde yaşadığımız sürecin en belirgin karakteristiği de hâlâ daha, “Türk’ün gücünü göreceksiniz” kıvamında.
Devlet politikası olarak başlayan bu yaklaşım Kürtlerin yaşadığı bölgelerden Türkiye’nin batısına, güneyine, kuzeyine doğru yayılıyor.
En üst kademelerden aşağıya doğru uygulanan bu pratik artık halkın içine, mahalle aralarına kadar bir “Kürt düşmanlığı” olarak nüfuz ediyor.
Resmi “Kürt karşıtlığı”, sivil hayatın bir parçası olarak yaygınlaştıkça bu ülke geri dönüşü zor bir gerilim ve çatışma ortamına doğru yol alıyor.
Sakın ola ki, “Kürtler bizim kardeşimizdir. Biz PKK’ye, teröre karşıyız” demeyin. Bu, “Kürt karşıtlığını” gizlemek için takılmış bir maskedir.
Bu politika zaten sadece Türkiye ile de sınırlı değil. Irak’tan Suriye’ye kadar geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda.
Bu tutumu ustalıkla gizlemeye çalışsalar da, zaman zaman iktidar sözcüleri ağızlarından kaçırıp gerçek niyetlerini “faş” ediyorlar.
Örneğin 22 Ağustos 2016’da yapılan Bakanlar Kurulu toplantısından sonra açıklama yapıyor Başbakan Binali Yıldırım:
“Türkiye’nin güneyinde bir Kürt oluşumu meydana getirmek, bu asla Türkiye olarak bizim kabul edebileceğimiz birşey değildir. Komşu ülke olarak Türkiye, yakından ilgili İran başta olmak üzere Rusya, Amerika, hatta bazı körfez ülkeleri de Suudi Arabistan’ın da rol alacağı bir modelle artık daha fazla zaman kaybetmeden Suriye’de yeni bir sayfanın açılması hayati öneme sahip.”
Yani, İran olur, Amerika olur, Rusya olur, hatta Körfez ülkeleri de, Suudi Arabistan da olur ama asla Kürtler olmaz…
Dil sürçmesi olamaz, çünkü Başbakan Yıldırım iki gün sonra ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden görüşmesi sonrası da aynı “dil sürçmesi”ni yaşıyor:
“Güney sınırımızda yeni bir Kürt oluşumu kabul etmiyoruz.”
Oysa Başbakan Yıldırım’ın bu ayın başında gittiği Diyarbakır’da dili hiç “sürçmüyor”du!
“Bizim dünyanın hiçbir yerinde Kürtlere karşı mücadelemiz yok, aksini söyleyen Diyarbakır meydanına gelsin!”
Aslında bugünkü Suriye ile ilgili yapılan “Kürt oluşumu” 1990’lı ve 2000’li yıllar boyunca Irak’ta kurulan Kürdistan Özerk Bölgesi için de yapılmıştı. Devleti yönetenler “Kuzey Irak’ta bir oluşuma izin vermeyiz” diyorlardı.
Devletin bu tavrı AKP iktidara geldikten sonra da sürdü. 6 Haziran 2007’de Kanal 24’te canlı yayına çıkan dönemin başbakanı Erdoğan, “Bizim muhatabımız oradaki Kürt liderler değildir” görüşündeydi:
“Bizim muhatabımız Irak’ın Merkezi Hükümetidir. Ben Merkezi Hükümetin Cumhurbaşkanıyla da görüştüm, Başbakanıyla da görüştüm. Bunun dışındaki bir kabile reisi ile ben görüşemem.”
Bugün AKP iktidarının “Kuzey Irak’taki Kürt oluşumu”nun başındaki Barzani ile “can ciğer kuzu sarması” olması hayli uzun sürmüştü. Şimdi aynı durum yıllar sonra Suriye üzerinden yaşanıyor.
KÜRT DÜĞÜNÜNE POLİS MÜDAHALESİ
Elbette Suriye’de yaşanan bu “Kürt gerilimi” ülke içinde, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan Kürtlerle de yaşanıyor. Bu çatışmalı süreç ülkenin dört bir yanında ilçelere, sokaklara da yansımaya başlıyor.
Daha yeni biten bayram arefesinde Sinop’un Durağan ilçesinde yaşananlara bakın…
Basit bir alacak meselesinden başlayan tartışma bir linç girişimine, bir Türk-Kürt çatışmasına dönüşüyor.
Bölgede, çoğu yüz yıllar önce göçmüş 30 bine yakın Kürt’ün yaşadığı tahmin ediliyor.
Merkez medyanın sıradan bir olay gibi göstermeye çalıştığı olaylarla ilgili sosyal medyaya düşen görüntüler ciddi bir linç girişimini, Kürtlere dönük saldırıyı gözler önüne seriyor.
16 yaşında bir çocuğun yaşamını yitirdiği, 14 kişinin yaralandığı, ev ve işyerlerinin tahrip edildiği, üç Kürt muhtarın görevden alındığı, sokağa çıkma yasağı ilan edildiği olaylarla ilgili ortaya çıkan görüntüler gelecekte Türkiye’nin başka bölgelerine yayılma eğilimi taşıyan çatışmanın vahim bir habercisi.
Görüntüde yüksekçe bir yere çıkmış komutan var. Irkçı göstericiler “Komutanım bunları Durağan’a sokmamaya gücünüz yetiyor mu? Eğer bunlar girerse silahlanıyoruz. Haberiniz olsun. Bu bayrağın altında PKK sempatizanlarına bu sloganları arttırmayız biz” diye bağırıyor. Başka bir görüntüde, “Buraşı Şırnak, Cizre değil, burası Durağan. İstemiyoruz” diyorlar.
Görüntülere atılan sloganlar da yansıyor:
“Her Şey Vatan İçin”, “Bu Gelen Türk’ün Ayak Sesleri”, “Buralar Bizimdir, Bizim Kalacak”, “Allah-u Ekber”, “Ne Mutlu Türk’üm Diyene”.
JİNHA’dan Sibel Yükler’in bu haberinde yer alan ayrıntıları uzun bayram tatili boyunca; yandaş medyada, biat etmiş merkez medyada göremediniz elbette.
Bu Türkiye’nin kuzeyinde yaşanan bir olaydı. Mersin’de önceki gün, yani Türkiye’nin güneyindeki bir habere de bakalım. Bu haber Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nde “Kürtçe şarkılardan rahatsız olan polisler düğün evine saldırdı” başlığıyla çıktı önceki gün:
“Mersin’in Toroslar ilçesine bağlı Demirtaş Mahallesi’nde dün gece yapılan bir sokak düğününe polis saldırdı. Yeni evlenen Kürt bir çiftin düğüne katılan davetlilerin yöresel kıyafetler giymesinden ve düğün esnasında Kürtçe şarkılar çalınmasından rahatsız olan polisler, düğünün yapıldığı sokağa gelerek düğüne katılanlara saldırdı. Damadın babası Maruf Dündar, o anları şu sözlerle anlattı: Düğün alanına gelen polisler, Kürtçe şarkılar çalınmayacağını ve geleneksel kıyafet giyen davetlilerin ise emniyete götürüleceğini söyledi. Davetlileri kendilerine teslim etmeyeceğimi söylemem üzerine ise polisler biber gazı ve silahlarla düğünü dağıttı.”
BÜTÜN KÜRTLER HEDEFTE
Büyük bir çatışma sürecinden geçiyor Türkiye. Ana nedeni de “Kürt sorunu”.
Bir yıla yakın süredir Kürt kentleri bombalandı, yıkıldı, yüzlerce insan yaşamını yitirdi.
Kürtlerin kazandığı belediyelerden 24’üne kaymakamlar, vali yardımcıları kayyum olarak atandı.
Zaten bugüne kadar da seçilen Kürt belediye başkanları, meclis üyeleri, görevden alınmış, bir kısmı tutuklanmış, bir kısmı ağır cezalara çarptırılmıştı.
TBMM’de dokunulmazlıkları kaldırılan HDP’li vekillere savcılıklar ifade vermeleri için çağrı üzerine çağrı yapıyor. Yandaş kalemler, “Bazı HDP’li vekiller tutuklanacak” diye yazıyor. Bölgeden seçilen Kürt milletvekillerinin çok büyük bölümü tutuklanmak tehlikesiyle karşı karşıya.
Kürtlerin kurduğu partilerin genel başkanları, merkez yöneticileri; il, ilçe başkanları, yerel Kürt siyasetçiler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.
Son olarak 11 binden fazla öğretmen görevden alındı. İşin ilginci bu operasyon da ağırlıklı olarak Kürtlere yönelik. Çünkü görevden alınan eğitim emekçilerinin büyük bölümü KESK’e bağlı Eğitim-Sen üyesi. Büyük bölümü Kürt. Aleviler, devrimci demokrat öğretmenler de var içlerinde. Görevden alınan öğretmenlerin büyük bölümü Kürtlerin yaşadığı kentlerden; Diyarbakır, Dersim, Mardin, Batman, Van, Adıyaman, Şanlıurfa, Bitlis, Elazığ, Iğdır, Gaziantep….
Dün başlayan yeni ders yılında öğretmensiz kalan lise öğrencileri Diyarbakır’da, “Öğretmenimi istiyorum” diye gösteri yaptıkları için yaka paça gözaltına alınıyordu. Üzerlerinde “Öğretmenime dokunma” yazan tişörtler giyen öğretmenler gözaltına alınıyordu.
Yakılıp yıkılan Kürt kentleri, yaşamını yitiren yüzlerce insan, tutuklanma tehlikesiyle karşı karşıya olan Kürt milletvekilleri; kaymakamların, valilerin kayyum olarak atandığı Kürt belediyeleri, görevden alınan ve çok büyük bölümü Kürt olan eğitim emekçileri, gelecekte daha da ağırlaşacak toplumsal çatışmanın vahim habercisi.
Bütün bu yaşananlar “Kürtler yoktur” cumhuriyetinden “Kürt olmak suçtur” devletine doğru koşar adım gidişin vahim işaretleri.
Büyük usta Aziz Nesin’in 1992 yılında Şırnak Komutanı Tuğgeneral Mete Sayar’a verdiği yanıt belli ki yaşadığımız bu süreci de en anlaşılır biçimde açıkladığı için bir kez daha aktaralım:
“Siz kentin girişine ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ yazmışsınız. Ben katıksız bir Türküm ama mutlu değilim. Bir Kürt nasıl mutlu olsun!”
—————————————————————————-
NOT: Sayın Fahir Yumuk, 16 Ağustos 2016’da bu köşede yayınlanan yazımla ilgili bir düzeltme göndermiş. Yumuk’un düzeltme talebi şöyle:
“Yazının sonunda, ’20 Temmuz 2015’te Suruç’ta IŞİD çeteleri Kobane’ye gitmek üzere olan sosyalist gençlerin içinde canlı bomba patlatıyor, HDP bileşenlerinden olan 30’dan fazla genç yaşamını yitiriyor’ gibi bir ifade kullanmışsınız. Şunu belirtmeliyim ki Kobane’ye gitmek üzere yola çıkan arkadaşlarımızın hepsi sosyalist değildi. Suruç katliamında yitirdiğimiz Alper Sapan, Evrim Deniz Erol, Medali Barutçu, Serhat Devrim, Vatan Budak isimli arkadaşlarımız anarşistlerdi ve onlar dışında patlamadan yaralı olarak kurtulan anarşist yoldaşlarımız vardı. Ayrıca hiçbiri HDP bileşeni olan kurumlardan da değillerdi.”
Düzeltir, Suruç’ta yaşamını yitiren anarşist ve sosyalist gençlerin anısı önünde saygıyla eğilirim.
C.B.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları


































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021