Cemil ERTEM
Sanıyorum 2015’in ikinci yarısı,-yani seçimler ve sonrası- hem Türkiye hem de dünya geneli için, tayin edici önemde zamanları içerecek. Bunu görmek için şu anda küresel rezerv para olan dolardaki oynaklığa bakmak yeter.
Doların seyri bize yalnız ABD ekonomisiyle ilgili ipuçlarını vermiyor; önümüzdeki ekonomik ve siyasi çalkantıların da haberini veriyor. ABD’den gelen veri ve açıklamalarla dolar üzerinden, deyim yerindeyse, bir kriz yönetimi ve yönlendirilmesi yapılıyor. Ben ABD parasının, tam bu dönemde, özellikle bir istikrarsızlık aracı olarak kullanıldığını düşünüyorum. Dolar ve emtia fiyatlarındaki oynaklık, gelişmekte olan ülke ekonomilerinin toparlanmasını geciktirdiği gibi, piyasa görünürlüğünü engellediği ölçüde, kırılganlık oluşturuyor ve bu da ekonomik-siyasi krize kapı açıyor. Tabii bu durum, aynı zamanda, gelişmekte olanlardan gelişmiş ülkelere bir kaynak aktarımı anlamına da geliyor.
İki önemli husus…
Sonuçta burada bizim bilmemiz ve buna bağlı olarak önlem almamız gereken iki önemli husus var; birincisi bu bir yeni ekonomik savaş yöntemi ve sürecek, ikincisi dolara dayanarak yürütülen bu operasyon yalnız ekonomik amaçlı değildir; aynı zamanda, siyasi bir geri dönüş-restorasyon- sürecinin adımıdır da…
Bu iki temel amacın ayrıntısına geleceğiz ama biz, hatta genel olarak, gelişmekte olan ülkeler, burada ne yapmalı, bunu kısaca ele alalım.
Öncelikle burada gelişmekte olan ülkelerin, başta merkez bankaları olmak üzere, tüm ekonomik kurumları 2. Dünya Savaşı sonrası oluşturalan Bretton-Woods Sistemi’ne göre yapılandırılmıştır. Biliyorsunuz IMF ve Dünya Bankası da bir Bretton-Woods kurumu olarak savaş bitiminden beri sistemi hem inşa etmiş hem de yönlendirmiştir. Bütün bu dönemde, Türkiye dahil olmak üzere, gelişmekte olan ülkelerde iktidara, hangi siyasetçinin, hangi partinin geldiği önemli değildi; gelen IMF’nin reçetesi ve Dünya Bankası’nın yardım havuzlarıyla yönlendirilir ve bunların dayattıkları olurdu.
Bozulan oyun ve karşı oyunlar…
Bu Türkiye’de Erdoğan’la Brezilya’da Lula ile, G.Kore gibi Pasifik Asya ülkelerinde ise etkin başkanlık sistemleri ve benzer uygulamarla aşılmaya başlanmıştır. Ancak, yine Türkiye dahil olmak üzere, bütün bu ülkelerde devletin tüm kurumlarında yeni, piyasa mekanizmasını etkin işletecek, dışa tam açık adil bir ekonominin ya da büyüme modelinin temelleri tam anlamıyla atılamamıştır.
Örneğin Türkiye’de 2008 yılından itibaren, yine o zaman Başbakan olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iradesiyle çok önemli ve stratejik dönüşümler gerçekleşmiş ve ülkede çözüm süreci, alt-yapı yatırımları, ulaşım, sağlık ve nihayet savunma sanayi ve enerji alanlarında adeta devrim gerçekleşmiştir.
Bu “sessiz devrim” le yeni ve dinamik bir orta sınıf yeşermiş ve bu sosyal dinamik şimdinin beşeri sermayesinin de kaynağı olmuştur.
Ama Türkiye, özellikle 2012 ve hemen sonrasında Gezi, 17 Aralık gibi darbeci kalkışma ve komplolarla da bu yoldan geri döndürülerek yeniden “eski” içe kapalı, kavruk ve dayatılan her şeyi kabul eden, siyasetinin iplerinin dışarıda olduğu bir ülkeye çevrilmek istenmiştir. Bu gerçeği bugün, bu ülkede olup da, çıkarı için gözlerini kapamayan herkes görür, görmesi lazım.
İdeolojik olan, bilimsel olan…
O halde tam şimdi yeni bir ekonomik kriz oluşturmak ya da Batı’nın ekonomik krizini bize ithal etmek isteyenlere karşı yapılacak olan bellidir. Bize şimdiye değin dayatılan ekonomi programları hatta daha ileri giderek söyleyeyim, ekonomi anlatıları bilimsel değil, ideolojiktir. Bir dönemi anlatırlar ve o dönemin hegemonyasının ideolojik araçlarıdır tümü… O zaman yapılması gereken kendi anlatımızı, doğrularımızı tartışmamız ve bilimsel doğrulara, geçmişin birikiminden de yararlanarak, ulaşmamız. Ve bu bakış açısıyla tüm kurumlarımızdaki, akademideki kabul edilmiş adeta resmileşmiş teorileri, anlatıları yeniden masaya yatırmamızdır. Şimdi buna, “yüzlerce yıldır söylenen çoğu da ispatlı birikimleri nasıl yok sayarız bu olsa bile buna vakit yeter mi” diye itiraz edilebilir. Ancak benim söylediğim tam bu değil; benim söylediğim hemen şimdi yapılanlar ve yapılmakta olanları koruyarak bunun üzerine yeni olanı, günü karşılayacak olanı inşa etmek…
5G örneği
Örnek mi istiyorsunuz işte; Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye 4G teknolojisiyle zaman kaybetmemeli doğrudan 5G’ye geçmeli dedi. Eskiden böyle bir şeyi, bir siyasetçinin, Cumhurbaşkanı bile olsa söylemesi hayaldi… Amerika ne der, Avrupa ne der diye etrafına bakınır ve aklına gelse bile söyleyemez belki yutkunurdu. Burayı biraz Turgut Özal aşar gibi olmuştur; o kadar.
İşte çok açıktır; Türkiye, Batı’nın makine çöplüğü oldu ama teknoloji çöplüğü olmayacak; 5G, bütün teknolojilerin temel alanı durumunda olan haberleşme ve bilgi iletişim teknolojilerinde niteliksel bir sıçrama ve devrimdir.
Nesnelerin (şeylerin) interneti-haberleşmesi- finanstan, sağlığa, eğitime ve oradan ulaştırmaya, savunma sanayiine kadar her alanı kökten ve radikal olarak dönüştürecek ve yeni bir sosyolojik-siyasi dönemi başlatacaktır.
5G teknolojisini önce yakalayanlar bu devrimi önce yapanlar olacaktır.
Burada büyük bir yarış daha doğrusu, birinci ve ikinci dünya savaşları öncesi-sonrası gibi, paylaşım savaşı var.
İki üniversite ve eski ezberler
Çok büyük bir memnuniyetle görüyoruz ki, Cumhurbaşkanımızın çağrısı, üniversite çevrelerinde de olumlu yankı buldu ve İTÜ ve Selçuk Üniversiteleri’nin ilgili birimleri, dün bu konuyla ilgili çok önemli ve destekleyeci açıklamalar yaptılar. İşte bu, Türkiye için yeni bir dönem olduğu kadar, tüm gelişmekte oan ülkeler için de yeni bir başlangıç ve dönemdir de…
Aynı şekilde, başta merkez bankamız olmak üzere, ilgili ekonomi kurumlarımız,
“ yapacak bir şey yok, Fed etkisi, dolar yukarı çıkıyor, biz ancak faizleri artırıp parayı daha da sıkarak cevap veririz, zaten bizim tek derdimiz enflasyon” diyemezler. Şimdi hem 4G cilere hem de faiz silahından başka çare yokculara aynı soruyu soruyorum; ABD neden 2G'den 3G'ye atlayarak 4G ye geçti, neden Fed, enflasyonla birlikte-aynı anda- istihdam da hedefliyor; neden gelişmiş ülke merkez bankaları üzümü yutarken size salkımı (enflasyon hedeflemesini) yutturuyorlar? Yapacak öyle çok çıkışınız ve yolunuz var ki… Ama elleri bağlı oturmak ve boyun eğmek en kolayı galiba…
Sonuç olarak, tam şimdi dolar, artık bir paylaşım aracıdır ve dolayısıyla kaynak aktarım ve krizi gelişmekte olan ülkelere yıkma aracıdır.
Bu oyun sürecek ama bizim de, bunun karşısında, yapacaklarımız onların yapacaklarından daha fazla…
Dolar iniyor çıkıyor diye kriz olmayacağını, eskisi gibi bu ülkeyi teknoloji çöplüğü yaptırmayacağımızı, bilgi toplumunu sanayi toplumu gibi ıskalamayacağımızı, seçim sonrası süreçte, herkes görecek…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları




























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018