Cengiz AKTAR
Cumhurbaşkanının AB’ye hitaben “biz yolumuza, sen yoluna” çıkışı ve AB Bakanı Bozkır’ın terör tanımını değiştirme koşulu karşısındaki tıkanma ifşaatı vizesiz Avrupa hayaline bir nebze limon sıktı.Zaten oluru olmayan bir iş başlamadan bitebilir. Yine de meselenin özü ile olası akıbetine, siyasî pazarlığa nasıl kurban edildiğiyle AB tarafının utanç verici ikiyüzlülüğüne ve mâkul olan çarelere dair birkaç not düşelim.
Özünde, vizenin mağduru devlet değil vatandaştır
Vizesiz seyahat herşeyden önce, seyahat ve dolaşım özgürlüğü kapsamında ele alındığında bir insan hakkıdır. Türkiyeliler bu haktan devletin kötü yönetimi dolayısıyla men edildiler. Almanya ilk önce Türkiye vatandaşlarına vizeyi 12 Eylül darbesi öncesindeki yaygın şiddet ortamı sonucunda Avrupa’ya iltica eden Türkiyelileri engellemek için koydu. Darbe ile birlikte vize kalıcılaştı. Vize uygulamasının başında devlet temsilcileri Avrupa’ya şikâyetlerde bulunsalar da bunun arkası gelmedi. Hatta yakında vefat eden Almanya eski Dışişleri Bakanı Genscher’e atfen rivayet olunur ki 12 Eylül cuntası vizeden rahatsız değilmiş.Siyasî kaosla gelen vizenin kalıcılaşması karşısında zaman içerisinde hükümetler kıllarını kıpırdatmadılar. Umursamazlık karşısında vatandaşlar kendi başlarının çaresine baktılar. 1963 Ankara Anlaşmasının 1973 Katma Protokolüyle elde edilen hizmet sağlama ve iş kurma haklarında vize mecburiyetiyle yaşanan kötüleşmeye aynı Protokolün 41. Maddesi uyarınca itiraz edip binlerce dava açtılar. Davaları Avrupa mahkemelerinde çoğu zaman kazandılar. Kararlar emsal teşkil etti. Ne var ki muhatap oldukları Avrupa ülkeleri kararları uygulamadılar, diğer benzer mağduriyetlere teşmil etmediler. Devlet de bu kazanımların arkasında durmadı. Ta ki 2013’te AKP işe el atana kadar… AKP hükümeti “vizesiz seyahat Türkiyelilerin hakkı” diyerek yola çıktığında ise Avrupa’daki siyasî ortam elverişli olmaktan çok uzaklaşmıştı. Muafiyet artık bir hak hukuk meselesi değil içinden çıkılmaz bir siyasî mesele olmuştu. AKP olabilecek olanı yani ilk aşamada Avrupa ile sürekli irtibatta olanlara muafiyeti isteseydi vatandaşın mağduriyetine deva olabilirdi. İmkânsız olanı isteyerek oy devşirme hesabı yaptı. Eğer mucize olur koşulların tümü yerine getirilir, AB ülkelerinde İslâm ve Türkiye fobisiyle beslenen siyasî koşullar ansızın değişir ve vize muafiyeti başlarsa bu sefer girişte Türkiyelileri olabildiği kadar Schengen bölgesine sokmamak için kurulacak özel Türkiye kapılarında vize kuyruklarını aratacak kuyruklar oluşacaktır. Eğer muafiyet gerçekleşmezse gerçekten ihtiyacı olan grupların mağduriyeti artarak sürecektir. Her iki durumda da kaybeden vatandaş olacak, kazanan ise “vize fatihi” veyahut “kahpe Avrupa” sloganları üzerinden devlet ve iktidar olacaktır.
Vize siyasî pazarlığa kurban edildi
16 Aralık 2013’te başlayan vize muafiyet süreci mülteci meselesine endekslenince iş çığrından çıktı. Komisyon’un ilk izleme raporu 20 Ekim 2014’te yayımlandı. Rapor daha çok uzun bir yol olduğunu açıkça gösteriyordu. Bu yılın 4 Mart’ında yayımlanan rapor daha iyi değildi ama iki rapor arasında mülteci pazarlığı yapılmaya başlanmıştı. 4 Mayıs’ta yayımlanan üçüncü ve son rapor ise Ankara’ya övgüler düzen, yapılmamış işleri yapılmış gibi göstermeyi tercih eden, fahiş hatalarla dolu bir metin. AB Komisyonu mülteci anlaşması uğruna vize muafiyeti için kendi getirdiği koşullardan vazgeçti. Ankara da yolsuzluk ve terör gibi konularda asla yerine getirmeyeceği koşulları mülteci anlaşması sayesinde AB’ye yutturabileceğinin hesabını yaptı. Sonuçta bir bakıma vize koşulları, Suriyelileri burada zaptetme koşuluna bağlandığı anda çöktü.
Basında, konuya hâkim olmayan veya resmî kaynakların her dediğini doğru kabul eden haberciler geriye sadece 5 koşul kaldığını bunların da eli kulağında olduğunu yazmaktan çekinmediler. Sözkonusu 5 koşul yolsuzlukla mücadele konusunda GRECO tavsiyelerine uyulması, Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun 14 Nisan’da çıkan AB yönetmeliğine uygun olması, AB ülkeleri ile yargı alanında işbirliğine gidilmesi, polis teşkilatı Europol ile işbirliği ve terör tanımında Avrupa standartlarına uyum sağlaması için içeriğinin tekrar gözden geçirilmesi.
Oysa rapor yakından incelendiğinde pekçok koşulda Türkiye’nin ve mültecilerin gerçekleriyle kat’iyen uyuşmayan birçok veri, bilgi ve görüş olduğu görülüyor. Özellikle 24,26,27, 32,38,39,52,57, 63 ve 64 koşullarda fahiş hatalar, abartılı güzellemeler, kimi zaman da bariz yalanlar mevcut. Bir iki örnekle yetinelim. Zikredilen maddelerdeki ifadelere göre Türkiye’nin iltica mevzuatı her ne kadar coğrafi çekinceyle malul ise de yeni yasa ve yönetmelikler Suriyelilere çok tatmin edici ve uluslararası standartlarda bir koruma sağlıyormuş! Mültecilerin çalışma, barınma, eğitim, sağlık ve istedikleri yere yerleşme hakları varmış. Avrupa Konseyi Karapara Aklama Sözleşmesi kuralları ve OECD’nin Malî Eylem Gücü FATF’nin tavsiyeleri yerine getirilmek üzereymiş. MASAK güçlendirilmiş. Bütün vatandaşların seyahat ve yerleşme özgürlüğü tammış. Türkiye’de Roman hakları mükemmel gözetiliyormuş. Kolluk kuvvetlerinin görevlerini ifa ederken olası hak ihlallerini izleyen ve başında İçişleri Bakanlığı müsteşarının bulunduğu komisyon tam bağımsız değilmiş ama yakında bağımsız olabilirmiş.
Sonuç olarak Merkel’in muazzam baskısı altındaki Komisyon bir ay gibi çok kısa bir zaman içerisinde, alelacele, yalap şalap torbalara doldurularak çıkartılan yasalar ve kurulan kurumları “başarı” olarak nitelemek istemiş. Sahtekârlık şu kiAB’nin “iyi polisi” Komisyon aslında muafiyetle ilgili son kararın Konsey’den çıkamayacağını bile bile tüm AB adına Suriyeli mültecilerin olabildiğince engellenmeye devam edilmesi için zaman kazanmaya ve yazı çıkarmaya çalışıyor.Hesap muhtemelen, yaz içerisinde Suriye’de sağlanacak kalıcı ateşkesin içsavaş tanımını değiştirmesi vasıtasıyla Suriyelilere otomatik mülteci statüsünün verilmesini sonlandırmak.
Bundan sonra ne olur?
Evde yapılan yanlış hesaplar çarşıya uymayabilir ve nitekim uymuyor da. Birkaç hususun altını çizelim.
Birincisi, hukuk devleti olmaktan çıkmış bir Türkiye’de çıkarılan yasaların hiçbir kıymet-i harbiyesi yok. Mesele yasa çıkarmak değil, o yasaları uygulamak. Dolayısıyla 72 koşulun tam anlamıyla yerine getirilmesi bile bir şey ifade etmez.
İkincisi Erdoğan’ın terör yasaları uyumuna karşı ettiği son laflar gidişata ket vurma potansiyeli taşıyor. İşin başından beri 72 koşul arasında yolsuzlukla mücadele ve terör tanımının daraltılması konularının sorun yaratacağını söylememin nedeni buydu ve geldik o kapıya dayandık. İktidar ve yurtdışında kulis yapan borazanları özellikle terör tanımı konusunun Türkiye için çok zor olduğunu vurgulamaya başladılar. Ne var ki bu koşulun sulandırılması mümkün görünmüyor, üstelik Erdoğan varolan tanımı “silahsız terör örgütü” ve “bireysel terör” ifadeleriyle genişletmeye hazırlanırken. Israrın nedeni AB’nin, Türkiye’deki demokrasinin bekası endişesi değil, vize kalkarsa kaşının altında gözü olanın terörist sayıldığı bir ülkeden gelecek Türkiyeli mülteciler.
Bu şartlarda Komisyon’un tavsiyesi Avrupa Parlamentosunun önüne gelemeyecek. AB Konseyi ve üye devlerin ulusal parlamentolarına hiç intikal edemeyecek. Yani, iş başlamadan bitecek. İktidar ve yurtdışında yazan borazanlarının açıkça veya üstü kapalı “siz mültecileri yeniden üstünüze salıverdiğimizde görürsünüz” yollu şantaj mesajlarının ise tamamen ters tepeceğini düşünüyorum. AB kamuoyları vize muafiyeti meselesini 4 Mayıs’ta öğrendi ve cevabı şimdilik gayet olumsuz. Almanya’da hükümetin mahcup güzellemelerine rağmen muafiyete karşı olanlar ilk yoklamalarda % 60lar mertebesinde. Şantaj bu oranı ancak artırır. Yine bir mucize oldu karar nitelikli çoğunlukla Konsey’den geçti varsayalım, Fransa başta olmak üzere muafiyete karşı olan pekçok AB ülkesi Schengen bölgesine katılımlarının askıya alınmasını (opt-out) isteyecektir. Bu kriz olasılığını küçümsememek lazım; üstüne üstlük vize muafiyetinin Brexit referandumuna olacak olumsuz etkisi AB’de dillendirilmeye başlandı.
Üçüncü olarak bu kadar olumsuzluğa rağmen hem vize hem mülteci meselesi konusunda mâkul olan nedir diye düşünmek lazım? Vize konusunda AB derhal belli gruplara, işinsanları, akademi dünyası, Schengen ülkelerinde akrabası olan vatandaşlara vize kolaylığı getirmelidir. Türkiye ile olan ilişkisini de “72 koşul” gibi ad hoc anlaşmalara değil, AB müzakere sürecine ve Kopenhag kriterlerine dayandırmalıdır. En başta da gümrük birliğinin gözden geçirilmesine yoğunlaşılmalıdır. Mülteci konusunda ise Lübnan ve Ürdün başta olmak üzere Türkiye ve Yunanistan’dan doğrudan iskân (resettlement) yegâne ciddî, gerçekçi, yapılabilir ve sürdürülebilir çaredir. Uluslararası uzmanlığın diğer iltica ülkelerinde olduğu gibi burada da mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere icraatta bulunabilmesi, verilecek malî desteğin tek koşulu olmalıdır. Bunlardan fazlasını beklemek veya istemek ham hayaldir.
Zira aksi halde Suriyelilerin Türkiye’deki istikbalsizliği ve AB’nin Türkiye’nin gayridemokratik gidişatına gösterdiği ahlaksız müsamaha sonucunda AB Suriyelilerin ilticasını durduramayacağı gibi Türkiyeli mültecilere de kapı açmak durumunda kalacak. Vize yoluyla veya vizesiz…
KAYNAK: CENGİZ AKTAR / HABERDAR
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021
28.12.2020
22.12.2020