Cengiz AKTAR
Toz duman dağılmadı, yine de birkaç gözlem.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı hakkında son kararın bu haftanın sonuna kalacağı seçimden bir gün sonra açıklandı. Daha uzatılabilir. Uzatıldıkça da sonucun kazanan aleyhine çıkma olasılığı artıyor, zira bu kadar kurcaladıktan sonra kaybetmek rejim açısından yenilginin boyutunu katlar.
“Son karar makamı” ilk işareti Cuma namazından çıkarken verdi. Son kararın YSK’den çıka(rtıla)cağını söyledi. Muhalefetin buraya müdahil olması çok zor. Hüküm, rakamsal objektivite zemininden çok siyasal sübjektivite saikıyla “son karar makamı” yani kendisi tarafından verilecek. Her türlü hileye başvurulacaktır.
İkinci işaret, Moskova’ya gitmeden önce salladığı pimi çekilmiş elbombası. İstanbul seçimini, muhalefetçe şaibe karıştırıldığına istinaden 2 Haziran Pazar günü tekrarlatmak. Her iki şıkta da “İstanbul’u vermemek” üzerine inşa edilmiş bir strateji söz konusu.
Reisin ve dolayısıyla rejimin İstanbul sevdası ya da takıntısı çok boyutlu.
Her şeyden önce sembolik. Siyasî hayatına başladığı, boy attığı, kök saldığı yer belediye. Bizzat dediği gibi “İstanbul’da teklersek Türkiye’de tökezleriz” şiarı rejimin zihnine kazılı.
İstanbul memleketin her anlamda lokomotifi. En güncel ekonomik veriler için İTO’nun açıklamalarına bakılabilir. İstanbul, Kocaeli ile birlikte Türkiye’yi sırtında taşır. Şehir rejim için muazzam bir ekonomik, sembolik ve politik güç devşirme mecrasıdır. İBB de bu sistemin temel dinamolarından birisidir. Rejimin bu devasa arpalığı muhalefetle paylaşmaya razı olması pek mümkün gibi durmuyor.
Bağlantılı diğer mesele 25 yıldır İBB’de dönen gayrinizamî dolaplar. Rejim açısından bunların ortalığa saçılması intiharî nitelik taşır. Miras kalacak olan ve bilinen asgarî 22 milyar borç da cabası. İBB’deki 25 yıllık müktesebatın ortaya çıkma olasılığı reis açısından tıpkı 17/25’te korkuyla verdiği çok şiddetli tepki ayarında korku ve tepki üretme potansiyeli taşıyor.
Sonuçta İstanbul’un her türlü hile sonucunda rejimde kalma olasılığı azımsanamayacak boyutta. Bunun içeride ve dışarıda meşruiyet sorunu yaratacağını düşünmek ise pek sağlam durmuyor.
İçeride gayrimeşruiyet üzerinden hesap sorma durumunda olacaklar, misâlen 7 Haziran 2015’te sandıktan çıkan irade reddedildiğinde, ya da 17/25 ortaya saçıldığında, ya da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen ucubeyi şaibeli referandumla dayattığında, ya da Temmuz 2016 darbe girişimini araştırma komisyonu soru soramadan dağıldığında, ya da sayısız yolsuzluk ortaya saçıldığında, ya da sayısız hukukdışılık halkın kafasına kakıldığında, ya da vatandaş sayısız toplu katliama maruz bırakıldığında hesap sormayan, soramayanlarla aynı!
Geçiniz! Kaldı ki sokağa dökülecek bir itiraz durumunda rejimin emrindeki polisi ve askeri, ilâveten hassa ordularını göz ardı etmemek gerekir.
Dışarısı için aynı çaresizlik ya da dilsiz şeytanlık söz konusu. Erdoğan’ın ceberutluğu Batı’nın umuru olmaz, yeter ki Rusya ile daha fazla sarmaş dolaş olmasın, mülteci zaptiyeliğini sürdürsün ve sermayesi için pazar olmaya devam etsin. Bir iki mızmızlanırlar, arkası gelmez.
Batıdan gelen tek tük “seçim sonuçlarını tanıyın” ikazı ise rejim cephesine “içişlerine müdahale” kanıtı uydurmaktan başka bir işe yaramış değil.
Rejim manevrasında başarılı olursa, esas bundan sonrası tufan.
Manevra kabiliyeti oldukça azalmış bir yönetimle yaşamak durumundayız Haziran 2023’e kadar. Haziran 2023 zira rejim katında öyle kirli bir çıkar ilişkisi ve bunun toplumun her kesiminde öyle derin kılcalları var ki, erken genel seçimi imkânsız kılıyor.
Ayrıca teknik olarak yeni sistemde erken seçim kararı için nitelikli çoğunluk yani 360 oy gerekiyor. MHP’nin koalisyonu bozması ve HDP ile beraber hareket etmesi durumunda dahî mümkün değil bu rakamı bulmak. Ancak AKP dağılırsa, bu da ilâhî mucize sınıfına girer.
Ama mesele bu değil. Erken seçim olmasa da ekonomik kriz, dış politika fiyaskoları ve şimdi yerel seçimde ortaya çıkan yeni durum rejimin alanını daraltıyor. Ve Haziran 2023 ufku göz önüne alındığında dört yıl üç aylık bir kaos ve sertliğe işaret ediyor maalesef. Hatta veriler Haziran 2023’te seçimlerin olasılığını bile sorgulatır kıvamda.
HDP’den başlayalım. Rejimin zaten hallaç pamuğu gibi attığı Kürd Siyasî Hareketi’ne taktik oy “suçu” üzerinden yeni darbeler gelebilir. Diyarbekir yeni eşbaşkanına soruşturma açıldı bile. Bu intikam süreci nereye kadar gider, ne sonuçlar doğurur meçhul.
Rejimin sıkıştığı dar alan içeride daha fazla sertliğe işaret ederken dışarıda iki opsiyon mevcut. Ya yiğitliğe halel gelmesin endişesiyle IMF kapısı görmezden gelinecek, NATO ilişkisi yozlaşmaya bırakılacak ve ülke bir bakıma dışarıya “kapatılacak” ya da birer orta yol bulunup hizaya gelinecek. Üçüncü opsiyon, opsiyon değil mecburiyet ve adı İdlib. Er veya geç İdlib urundan taşacak irin memlekete sirayet edecek.
Ama her durumda dış ilişkilerdeki bu olasılıkların toplumun hayrına olmayacağı açık. İdlib’den Türkiye’ye boca edilecek kelle alıcıları hayal etmek dahî istemem.
İktisaden, yapay bolluk bereket dönemi öngörülebilir bir vakitte geri gelmemek üzere bitti. IMF ile veya IMF’siz. NATO ile oynanan bol blöflü poker antiemperyalist masal üzerinden içeride Batısızlaşma’yı körükleyecek çaptadır. Ve millî ve yerli muhalefet bu senaryolarda Cumhurbaşkanının yanında olacaktır. Aklımızda olsun.
Son tahlilde, kazandığı iddiasındaki reis ile rejimin Türkiye’ye, bölgeye ve dünyaya söyleyecek yeni bir sözü kalmadığı gibi, kaos ve kötülük katsayısı artmıştır.
***
Şimdi bakalım “taktik muhalefet cephesine”. 31 Mart 2019’da küçümsenemeyecek, azımsanamayacak bir şey oldu. Bunu doğru okuyabilmek ilerisi için hayatî.
Coşkulu ruh hâli doğal; insanlar, ki buna kimi AKP seçmeni de dâhil, reisten ve rejimden illallah dedi. Ancak bu ruh hâlinin bir politikaya dönüşebilmesi ne kadar gerçekçi, buna bakalım. Zira beklentiler muazzam, “demokrasiye geri döndük” havası yaygın.
İlkin, her ne kadar seçmenin mesajı, her yerel seçimde olduğu gibi, genel siyasete yönelik idiyse de verilen vekâlet yerel yöneticilere. Önceki yazıda değindiğim gibi yerel yönetimin sınırları da belli, hele iktidarını paylaşma konusunda fena hâlde kıskanç bir rejim varken.
Siyasî İslâm’ın palazlandığı belediyecilik dönemine atfen kentlerin muhalefet odağı hâline gelebilmesi için Özal dönemindeki toleransın olması gerekir. Böyle bir şey rejim açısından söz konusu değil. Aksine, yerel yönetimlerin oldum olası son derece sınırlı idarî özerkliği ve hiç olmayan malî özerkliği yeni rejimde külliyen idarî ve malî vesayete dönüştü.
Kürd belediyelerine topluca ve hazretin beğenmediği bazı büyük AKP belediyelerine atanan kayyımlar Cumhuriyet tarihinde benzeri olmayan idarî vesayet uygulamalarıdır.
Malî vesayete gelince, 2002’den bu yana alınan bütün kararlar yerel yönetimlerin gelir ve giderlerini kuruşuna kadar merkeze bağımlı hâle getirmek amacıyla alındı.
Dolayısıyla İstanbul ve diğer muhalif belediyelerden idarî, siyasî, kentsel, çevresel konularda mucize beklemek abesle iştigâldir. “İstanbullulara yeni bir başlangıç” gibi mesajların hakikaten hiçbir somut karşılığı yok.
Misâlen Kanal İstanbul gibi çatlak projelerin artık yapılamayacağı gibi beklentiler beyhudedir. O delilik yapılmazsa parasızlıktan yapılmayacak, belediye sayesinde değil. Belediyenin yetki alanında gibi görünen pek çok lüzumsuz dev proje belediye rejimle aynı olduğu için öyle sanılıyordu. Ortaklık ayrılırsa patronun merkez olduğu anlaşılacaktır.
Ama daha vahimi, yara almış iktidarın muhalif belediyeleri yönetmeye çalışacakları şehirlerde oluşacak kaos pahasına boğmaya çalışması olasılık dâhilinde. İlk aşamada HDP’li belediyeler hedefte olacak. Millî ve yerli muhalefet de Muş, Şırnak’ta olduğu gibi kılını kıpırdatmayacak.
Bir üst düzlemde, muhalif belediyelerden siyasî mucize bekleyenlerin siyaset esnafı muhalefetin (CHP, İYİP, DSP, SP vs.) küçük arpalıklar elde etme dışında, başta rejimin meşruiyetini sorgulamak ve bu sayede demokrasiye geri dönmek gibi hedefleri olmadığını bilmeleri müstakbel hayal kırıklıklarına birebirdir. Hatta günün birinde İYİP rejime katılırsa şaşırmam.
Salt siyaseten baktığımızda, yegâne siyasî duruş HDP ve seçmenininkiydi. İrade gaspı anlamına gelen kayyımların ve Kürd halkına çektirilen cefanın rövanşı hedefleniyordu. Hedef memleket çapında gerçekleşti.
Diğer oy verenler ise alternatif bir siyasete değil rejimin siyasetine karşı oy verdiler. Seçimin had safhada hileli olacağını bile bile. Seçim öncesinde Oya Baydar’ın ifade ettiği gibi oy vermenin önemi, “biz bu sisteme karşıyız” diyen asgarî duruşa kadar gerilemişti.
Seçim sonucu özellikle büyük kentlerde yeni bir dinamiği ortaya çıkarınca alternatif siyaset de bir nevî durumdan vazife olarak tecelli etti. Başına da Ekrem İmamoğlu getirildi. “Umudumuz Ecevit” ile Demirel’e hitaben “Kurtar bizi Baba”ya ramak kaldı.
Oysa ne yerel yönetimin kısıtları, ne HDP dışındaki “millî” siyasetin kavrukluğu, ne rejimin sultası böyle bir olasılığa cevaz verir.
O yüzden, hasıl olan dinamiği “bir oy verdik hem demokratik olduğumuzu dünyaya kanıtladık hem de demokrasiyi kurtardık” şeklinde sayıklamak yerine demokrasinin liyakat ve aidiyet gerektirdiğini, yerleşebilmesi ve yeşerebilmesi için kesintisiz direniş ve mücadele gerektiğini bilerek değerlendirmek daha mâkul duruyor.
Ne var ki Türkiye’de Kürdlerin dışında, direnerek, mücadele ederek, bedel ödeyerek bir hak elde edilmiş değil. Haklar bahşedilmiş, taa 1923’ten hatta daha eskisinden beri, dolayısıyla değersiz!
Kürd Siyasî Hareketi’nin direniş konusunda yol göstericiliği Kürd karşıtlığında birleşik Cumhur ve Millet ittifaklarının millîci zırhını kolay kolay delemeyecek olsa da arayışı sürdürmek gerekiyor.
31 Mart’ta oluşan dinamik, çarçur edilme olasılığını göz ardı etmeden, rüyalar ve masallardan kaçınarak, partilerüstü veya ötesi bir zeminde, “gayrimillî” addedilen başta Kürdler her kesimi kapsama hedefiyle, en verimli şekilde nasıl kullanılır? Sanırım önümüzdeki sorunsal bu.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKAna muhalefet lideri Akşener mi olacak? 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARSavaş notları 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları













































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021
28.12.2020
22.12.2020