Eser KARAKAŞ
TBMM'de 2016 senesi merkezi yönetim bütçe kanun tasarısı görüşülüyor; görüşmeleri de TRT 3 üzerinden naklen izlememiz mümkün.
Bütçe görüşmeleri özel bir sürece tekabül ettikleri için ekranlardan saat kısıtlaması olmaksızın tartışmaları, atışmaları kesintisiz izleyebiliyoruz. Bu bile, bu ortamda, önemli bir şey.
Bütçe ya da Bütçe hakkı kavramı demokrasilerin, hukuk devletlerinin en önemli kavramlarının başında geliyor. Bütçe hakkı olmaksızın demokrasiler tanımsız süreçlere dönüşüyor. Bütçe tartışmalarının belirli esaslar çerçevesinde yürütülmesi gerekiyor. Bütçe süreçlerinin temel özelliği bütçeler dahilinde üretimi gerçekleştirilen hizmetlerin bir biçimde kamu hizmeti niteliği taşıma zorunlulukları. Bütçe ile adalet üretiyorsunuz ama mesela araba üretemezsiniz. Bir hizmet bir biçimde kamu hizmeti niteliği özelliklerini taşımıyor ise bütçe aracılığı ile üretilmesinin bir anlamı yoktur. Dahası, kamu hizmeti niteliği taşımayan, rekabete açık hizmetlerin bütçe içinde üretilmesi iktisaden önemli sakıncalar da taşıyabilir. Bütçe süreçlerini izlerken ilk bakmamız gereken hiç kuşkusuz ve öncelikli olarak bütçeden üretilen hizmetlerin ne ölçüde kamu hizmeti niteliği taşıdıkları.
İktisat ya da maliye teorisi kamu hizmetlerinin vergilerle, en genel tanımıyla da kamu gelirleriyle finanse edilmesini öngörüyor. Bu temel önermenin tersi de geçerlidir. Bir hizmet vergilerle finanse ediliyor ise kamu hizmeti nitelikleri taşımak zorundadır.
Oysa, bütçede yer alan, çok ağırlıklı olarak vergilerle finanse edilmelerine rağmen ürettikleri hizmetlerin yine çok ağırlıklı olarak kamu hizmeti niteliği taşıdıkları çok kuşkulu ama etiket olarak kamu kurum ve kuruluşları diye geçen birimler mevcut.
Bugünkü Yorum yazımda bu kurumların tümünü saymayacağım, tartışmayacağım ama ikisini ön plana çıkarmak istiyorum; Anadolu Ajansı ve TRT.
Anadolu Ajansı kuruluşundan beri bir anonim şirket statüsünde, hisselerinin yaklaşık yarısı Hazine'ye ait ama üretiminin bir kamu hizmeti niteliği taşıdığı çok kuşkulu. Hatta bu üretimin bir özel hizmet türü olduğuna artık şüphe yok. Bir kuruluşun hisselerinin yarısının, hatta daha da fazlasının Hazine'ye ait olması da o kuruluşun harcamalarının vergi gelirleriyle finanse edilmesini gerektirmiyor.
Kamu yayıncılığı nedir?
Üretimi özel hizmet özellikleri taşıyan bir kuruluşun vergi gelirleri ile finanse edilmesi ise tümüyle yanlış, sakat bir uygulama. Bir anonim şirket statüsünde olan Anadolu Ajansı'nın harcamaları büyük faaliyet zararları nedeniyle Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü bütçesinden yani kamu gelirlerinden aktarılan kamu kaynaklarıyla finanse ediliyor. Son on senede Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü üzerinden Anadolu Ajansı'na aktarılan kamu kaynaklarının miktarı bir milyar lirayı çok aştı. Basın Enformasyon Genel Müdürlüğü üzerinden aktarılan kamu kaynaklarının Anadolu Ajansı'nın toplam harcamaları içindeki payı yüzde yüze yaklaşmakta, Ajans'ın abonelik gelirleri devede kulak hale gelmiş bulunmaktadır. Yukarıda belirttiğim temel ilke çerçevesinde yani “bir hizmet vergi gelirleriyle finanse ediliyor ise kamu hizmetidir” teorik ilkesi Anadolu Ajansı için tutmamaktadır, zira Ajans'ın üretimi tipik bir özel hizmet niteliğinde bir hizmettir. Hem Anadolu Ajansı hem de TRT harcamalarının çok büyük bölümünü kamu gelirleriyle yapmalarını “kamu yayıncılığı” denen bir prensip üzerinden açıklamak istemektedirler ama bu sözde “kamu yayıncılığı” prensibi de çok sorunlu bir prensiptir. Kamu yayıncılığı denen yayıncılık ilkesi şöyle tanımlanıyor: “Kamu Hizmeti Yayıncılığı, “Halk için yapılan, halk tarafından finanse edilen ve halk tarafından kontrol edilen” yayıncılıktır. Kamu yayın kurumunun hedef kitlesi bütün ülke nüfusudur. Bütün nüfus, teknik olarak erişimi ve toplumdaki bütün grup ve katmanları kapsar. Kamu yayın kurumları toplumdaki tüm grupların farklı gereksinimlerini karşılayacak şekilde yayın yapmak zorundadır.” Kavramı ilk kullanan ise ünlü BBC'nin ilk genel müdürü John Reith. Kavramın tanımını dikkatlice okursanız aslında anlamsız, tanımsız bir kavram olduğunu göreceksiniz. “Halk için yapılan” yayıncılığın tanımı nedir, belli değildir. Anadolu Ajansı'nın ve TRT'nin yayıncılık nitelikleri yukarıdaki tanıma da uymamaktadır ama zaten tanımın kendisi de çok anlamlı değildir.
Anadolu Ajansı için belirttiklerim farklı bir anayasal, yasal yapısı olmakla birlikte TRT için de aynen geçerlidir. TRT'nin de reklam gelirleri toplam harcamalarının yüzde onunu dahi karşılamamaktadır, gerisi kamu gelirleri ile finanse edilmektedir. Oysa TRT'nin üretiminin de kamu hizmeti niteliği taşımadığı ortadadır.
AA ve TRT özelleştirilmeli
Anadolu Ajansı ve TRT'nin haber üretme politikalarını eleştiren kimi kesimlerin beklentisi bu iki kurumun tarafsız bir çizgiye çekilmesidir, oysa haber üretmede tarafsızlık ilkesi de tanımsız ve anlamsız bir ilkedir. Haber üretme ve yayıncılık kaçınılmaz olarak taraf olmak anlamına gelmektedir, mesele Anadolu Ajansı'nın ve TRT'nin yanlış olarak taraflı olmaları değildir, tarafsızlığın bu sektörde tanımsız bir ilke olmasıdır.
Yapılması gereken, ivedilikle, bu iki haber üretme kurumunun özelleştirilmesi, alıcısı olmaz ise de, kapatılmasıdır. Fransa'da, ABD'de kamusal televizyon yayıncılığı yoktur ve bu iki ülke yurttaşlarının haber almada, bilgilendirilmede bir eksiklik yaşadıklarını söylemek mümkün değildir. TRT ya da Anadolu Ajansı'nın tarafsızlık ilkelerini çiğnedikleri için eleştirilmelerini anlamsız buluyorum, zira genel müdürleri siyasi iktidar tarafından atanan bir kurumun tarafsızlığını beklemek zaten anlamsızdır. Ortaya çıkabilecek tarafsızlık benzeri yayın örnekleri olsa olsa tesadüfi olacaktır.
Cumhuriyetin kuruluş senelerinde teknolojik ve mali açılardan gerekli olabilecek bu tekellerin bugün artık hiçbir anlamı kalmamıştır. Anadolu Ajansı'nın kamusal haber üretmesinin artık pratik ve teorik hiçbir anlamı yoktur. Bu ajansın işlevini yapamayacak bir özel haber ajansı yoktur. Benzer bir bakış açısı TRT için de aynen geçerlidir. Teknolojik gelişmeler, ilerlemeler haber üretme ve aktarmada artık geniş ölçek gerektirmemektedir. TRT, AA gibi kuruluşların varlıklarının teknik zorunlulukları ortadan kalkmıştır. TRT ve AA'nın varlık nedeni bugün artık sadece siyasi iktidarın kamu gelirleri kullanarak siyasi iktidara yakın haber üretme ve yayma ihtiyacına dönüşmüştür ama bu ihtiyaç tümüyle hukuk ve meşruiyet dışı bir ihtiyaçtır. Haber üretme ve yayma faaliyeti artık tümüyle, evet bu tümüyle kelimesinin altını çizmek lazım, rekabetçi bir özel hizmettir. Daha da önemlisi, kamu gelirlerinin haber üretme ve yayma faaliyetlerinde kullanılmaması demokratik bir hukuk devletinin artık olmaz ise olmazıdır. Mesele yapısal bir meseledir, tarafsızlık meselesi değildir. TRT ve AA kurumlarının yönetiminin bir gün daha az taraflı olmaları yapısal sorunun özünü asla değiştirmez. Rekabet Kurumu'nun da bu tuhaf piyasaya müdahale etmemesi ilginçtir. Tüm ekranlar reklam gelirleriyle dönerken TRT'nin yüz liralık harcamasının doksan lirasını kamu gelirleriyle finanse etmesinin Rekabet Kurulu'nu ilgilendirmesi gerekir.
http://www.zaman.com.tr/yorum_2016-butcesi-anadolu-ajansi-ve-trt_2352695.html
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları


































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
18.12.2025
8.12.2025
1.12.2025
26.11.2025