Etyen MAHÇUPYAN
Başa çıkmakta zorlandığınız bir siyasi hamle ile karşılaştığınızda, algı yönetimi açısından elinizde kabaca iki yöntem bulunur. Meseleyi ya daraltıp küçümseyerek önemini azaltmaya ya da genişletip büyüterek daha önemli bir bağlama oturtmaya çalışırsınız. Eğer güçlü olduğunuz algısını korumak, gerçekte bu hamleden yara almadığınızı göstermek isterseniz, konuyu daraltmak daha uygundur. Örneğin AKP hükümetleri tüm iktidar yıllarını gerçekte hakim olmadıkları, fırsat çıktıkça kendilerini aldatan, onlara yanlış bilgi verebilen, sonunda da Başbakan’ı bile bizzat korumaları üzerinden dinleyen bir bürokrasi ile birlikte geçirmek zorunda kaldı. Öte yandan bunca yıl ‘devleti’ yönettiği için bürokrasi üzerindeki bu etkisizliğini açıkça topluma anlatmaktan çekindi. Bir ‘yönetememe’ sorunu yaşadığı algısını yaratmak istemedi. Bu durumla başa çıkmanın tek yolu art arda seçimleri yüksek oranla kazanmaktı ve toplum da ancak iktidar gücünü kullanabilen bir partiye bu yetkiyi verirdi…
Dolayısıyla 12 yıl boyunca AKP hükümetleri kendilerini topluma gerçekte olduklarından daha güçlü imiş gibi sundular. Yaşananları sineye çektiler. Skandal mahiyetindeki olayları küçülttüler, hatta görmezden gelip gizlediler. Geçenlerde Başbuğ tek bir yıl içinde Erdoğan için 163 tane suikast ihbarı alındığını söylüyordu. Bunun ne kadarının ciddi olduğu ayrı konu ama tümünün altı boş olsaydı bile, bu sayıda ihbarın nasıl bir siyasi atmosfer yaratacağı belli. Nitekim belki de söz konusu ihbarlar tam da bu nedenle, zayıflık algısı yaratmak, AKP tabanının psikolojisini bozmak için yapılmıştı. Ne var ki AKP yönetimi bunu açık etmedi. Sistemik olan bir siyasi hamleyi daraltıp asayiş bağlamına oturtmakla kalmadı, bunun haber niteliği kazanmasına bile izin vermedi. Oysa söz konusu suikast ihbarları AKP’yi mağdur kılıp toplumsal sahiplenmeyi artırabilirdi. Ancak güçsüz görünmenin daha zararlı olabileceği değerlendirmesi belirleyici oldu.
Bugünlerde ise tüm siyasi aktörler açısından diğer yönde bir eğilim söz konusu. Yani konu genişletilip daha muteber ve ilkesel bir zemine oturtuluyor. Çünkü ortada gizlenmesinde değil, aksine afişe olmasında yarar olan açık bir kavga var… Hükümet gücünü bu kavgayı sonuna kadar sürdürme iradesiyle ortaya koyuyor. Cemaat ise kendisine bir mağduriyet atmosferi inşa etme çabası içinde. Darbe söylemi ile basın özgürlüğünün ihlali iddiası görünürde birbirine benziyor. Her ikisinde de yaşananın daha geniş bir bağlam içinde sunulması söz konusu. Ama arada çok hayati bir fark bulunmakta: Darbe kelimesi fazla yüklü bulunsa bile, Cemaat’in hükümeti 17 Aralık dosyaları üzerinden zayıflatmak ve diz çöktürmek istediği açık. Ortada her halkası birbiriyle uyumlu, sistematik ve planlı bir çaba var. Ayrıca namuslu bir tanıklık o sürede bu beklentinin Cemaat içinde ne denli yoğun olduğunu, neredeyse sonuçtan emin olunduğunu teslim etmek zorunda.
Buna karşılık basın özgürlüğünün ihlali iddiası, altı boş ve gerçekliğe uymayan bir abartıdan ibaret. Hem ortada bir suç olduğu için, hem de bu suçun psikolojik ortamının medya üzerinden sağlanması nedeniyle. Dahası bu olayın polisiye kısmı öylesine apaçık ki konuyu abartarak da işin içinden çıkmanız zor. Nitekim Cemaat ‘aklı’ da çareyi dramatizasyonda buldu. İfade vermeye çağrılacaklarını önceden haber alarak önleyici ve olayı büyütecek haberler yapıldı, Zaman gazetesi bir tür Gezi parkına dönüştürülmek istendi, medya yöneticileri kendilerini demokrasi kahramanı olarak sunmaya çalıştılar. Olay medyaya bütünsel bir saldırı yaşandığı şeklinde sunuldu. Eleştiri imkânı kalmamıştı, gazeteciliğin sonu gelmekteydi vs… Böylece Cemaat medyası özgür basının bizatihi kendisi haline getirilmek istendi. Toplumsal tabanı hızla gerileyen cemaat medyasının neredeyse tüm toplumun ‘özgür sesi’ olduğu işlendi. İşin ilginç yanı toplumu kandıramayan bu girişimin laik kesimin sol/liberal aydınları tarafından bilinçsizce sahiplenilebilmesiydi. Bu durum herhalde söz konusu kesimde psikolojik bir deformasyon yaşandığının bariz bir göstergesi… Algı artık algılanmak istenenin esiri olmuş durumda. Algı için herhangi bir gerçekliğe ihtiyaç bulunmuyor. Laik aydınların önemli kısmı kendi veri algı ihtiyaçlarına göre bir gerçeklik yaratmaya teşneler. Alıcı böylesine hazır olunca satıcı da doğal olarak o pazarda tezgâh açıyor. Cemaat’in kendini korumak üzere ürettiği dramatizasyon laik aydınları sahneye çıkardığı ölçüde muhtemelen cazip de geliyor. Ama ne yazık ki bu artık seyircinin rağbet etmeyeceği kadar bayat bir oyun ve tek işlevi söz konusu aydınların kullanılıp kenara atılması oluyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları



























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024