Etyen MAHÇUPYAN
Daha ziyade üniversite kökenli yorumcuların Kürt meselesine ilişkin olarak yazıp çizdiklerinde yararlanılacak birçok nokta oluyor.
Ama sanki bu yazılanlar meseleye tam da dokunmadan geçip gidiyorlar. Son derece doğru şeyler okuyoruz ama bunlar yaşadığımız gerçekliğe neredeyse hiçbir katkı sağlamayabiliyor. Çünkü doğruların nasıl üretileceğine dair adım atmak, önünüzdeki soruna daha yakından ve derinden bakmayı gerektiriyor. Yani hem toplumsal dinamiğin çoğulculuğu üzerinden hem de zihniyeti açığa çıkaracak şekilde... Bu ise standart bilimsel pratiğin zorlanmasını, onun dışına çıkılmasını ima etmekte.
Kürt meselesinde de kamuoyuna sunulan klasik bilimsel değerlendirme, bu sorunun demokrasi içerisinde karşılıklı müzakere ile ve rızaya dayalı ortak çözümler üretilerek halledilebileceği. Bu tamamen ve kesinlikle doğru bir tespit. Ne var ki bu tespitten hareketle ilerlemek pek mümkün değil. Belki bazı siyasi aktörlerin söz konusu tespitten etkilenerek tavır değiştirecekleri ve yeni bir strateji geliştirecekleri umuluyor, ancak hayat bu şekilde akmıyor. İnsanlar ideali görünce onun peşinden gitmedikleri gibi, aslında çoğu idealin ne olduğunu da zaten biliyor. İnsani çatışmaların temelinde bilgisizlik değil, iradi yanlış tercihler yatmakta ve bunu da zihniyete girmeden anlamak pek mümkün değil.
Böyle bir analiz, çözüme giden yolun sadece çatışan iki taraf veya fail ile mağdur arasındaki güç dengesine bakarak üretilemeyeceğini, aynı zamanda fail ile mağdurun zihniyetini de dikkate almak gerektiğini ortaya koyuyor. Çünkü herhangi bir tarafın hiçbir adımı, diğer tarafı seçeneksiz bırakmaz. Zihniyet çalışmaları her zaman ve her durumda önümüzde bir seçenekler yelpazesi olduğunu ve bizlerin zihni yapımıza göre onlardan birini seçtiğimizi söylüyor. Siyasi ve ideolojik olarak gözüken tercihlerimizin de ardında söz konusu siyasi veya ideolojik bakışı anlamlı kılan bir zihniyet yapısı var. Bu durumda 'çözüm' iki tarafın zihniyetinin ne olduğunu ve nasıl çalıştığını da irdeleyen, bu gerçekle yüzleşen bir yol haritası gerektiriyor. Çünkü hemen her zaman asıl engeller bu arkaplanda...
Öte yandan çatışmalı meselelerin çözümleri, iki tarafın farklılıkları üzerinde değil, benzerlikleri üzerinde durulmasını gerektiriyor. Ortak bir noktaya varmak, çoğu zaman o noktaya kadar nasıl müştereken yanlış yapıldığını ve aslında iki tarafın birbirine ne kadar benzediğini gördüğümüzde çok daha kolaylaşır. Ve Kürt meselesinde olduğu üzere, iki tarafın en büyük benzerliği de zihniyettedir... Devlet de Kürt siyaseti de esas olarak otoriter bir yaklaşımı, kendi pozisyonunu diğerine kabul ettirmeyi ve bunu elindeki gücü sonuna kadar kullanarak yapmayı tercih etmekte. Diğer bir deyişle aslında iki taraf da barışı hak etmiyor... Tabii ki durumun asimetrik olması nedeniyle mağduru desteklemek daha meşru. Ama aynı mağdurun zihniyet olarak çözümü hak etmediğini de söylemek şartıyla.
Bilimsel konumdan hareketle çözüm önermesi yapanların bu alanda epeyce eksik olduğunu belirtmekte yarar var. Zihniyet dikkate alınmadığı zaman ise mesele daha da siyasileştirilmek durumunda kalınıyor. Kısacası, herhangi bir siyasi aktörün niçin o anki tercihine sarıldığını anlamadan, kendisine 'doğru' olan söyleniyor. Böylece doğruyu seçmek sanki teknik bir meseleymiş gibi sunuluyor. Örneğin hükümet 'doğru' davranacak ve buradan çıkan siyasi sonuçlar Kürt meselesini çözecek... Keşke böyle olabilseydi... Ama dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir zamanında bu tür bir çözüm üretilememiş. Çünkü güçlü olan siyasi aktör bu türden bir adım atmaya kalksa bile, çözüm için bu yeterli değil. Diğer tarafın da bu 'doğru' davranışı kabullenmesi, uzatılan eli tutması ve ilk adımı atanın kendi cenahında yıpranmaması için onu kollaması gerekiyor. Bir adım öncesine gidersek güçlü olanın mağdurun tepkisinin olumlu olacağına dair ikna olması lazım. Diğer bir deyişle her iki tarafın da aynı anda demokrat zihniyet içinde davranmaları şart.
Oysa meselenin kritik noktası da burada... Demokrat zihniyete doğru gidiş, bir yandan geçmişe dönük özeleştiriyi, öte yandan şu anki örgütsel yapının özgürleşmesini ve nihayet geleceğe ilişkin de sonucu belirgin olmayan bir müzakere sürecini taşımayı ima ediyor. Dolayısıyla buna hazır olmayan bir çatışmacı güç için demokratlık kolayca bir tehdit olarak algılanabiliyor.
Açıkça söylemek gerekirse Kürt meselesinde mağdurun Kürtler, failin ve esas sorumlunun ise TC Devleti olduğu belli... Ama 'çözüm' için bu tespit yeterli değil. İki tarafın zihniyetinin ne olduğu ve hangisinin demokratlığa daha hazır ve istekli olduğuna da bakmak gerekiyor. Çünkü çözüm sadece adalet değil, meşruiyet zeminine de muhtaç. Ve bana öyle geliyor ki örneğin AKP ile PKK arasında bir mukayese olacaksa, AKP'nin kat ettiği yol, PKK'ya göre çok daha fazla. Sıkışmanın nedeni de bu...
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (2)
25.10.2025 - Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (1)
25.10.2025 - Kürt ‘açılımı’nın nedeni Suriye değil, Türkiye!
15.03.2025 - Muhalefet için bir not: İktidar (sanılanın aksine) tutarlı ve başarılı!
20.02.2025 - İktidarın Kürt ‘açılımı’ üzerine bir not
15.10.2024 - Çocuklar anayasa yapabilir mi?
24.09.2024 - Mustafa Kemal’in büyümeyen çocukları
19.09.2024 - Nasıl bir ordu isterdiniz?
10.09.2024 - Yeni İttihatçılık havuzunun bilinçsiz balıkları
2.09.2024 - Seçimlerden kim kazançlı çıkacak?
13.04.2024
Yazarlar
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları























































































Ad Soyad Giriniz...
Savaşçılara karşı iyi bir barış çağrısı olmuş yazınız. Tabiki amaç öldürmek değil yaşatmaktır. İnsan en üstün canlı olarak ormandaki hayvanlara taş çıkartır biçimde birbirini yok .........ken ,doğa bu organik saldırıya ses çıkartamıyor.