Etyen MAHÇUPYAN
Halen Türkiye'yi yönetmekte olan hükümet, Kürt meselesini bütünüyle kavramak ve bu sorunu çözmek açısından muhakkak ki daha önceki bütün Cumhuriyet hükümetlerinden daha ileri bir noktada duruyor.
Ama aynı zamanda bu hükümet kendi tutumunu 'millileştirmek' ve şiddeti bir ulusal kampanyaya dönüştürme arzularında eski hükümetlerden hiç de geri kalmıyor. Bu alışıldık bir durum değil... Çünkü devlet geleneğinin genetik kodlarında söz konusu iki tutumun birlikteliği mümkün olamazdı. Millilik üzerinden giden bir yaklaşımın Kürtlerin kimliksel ve kültürel taleplerini karşılamayı yadırgamaması düşünülemezdi. Hele bu devletin temsilcilerinin Kürt siyasetinin devlet gözüyle 'azılı' temsilcileriyle masaya oturması hayal ötesi bir durumdu ve neredeyse bir ihanet olarak değerlendirilirdi. Ne var ki AKP bu iki uzlaşmaz yolu kendi kimliği sayesinde bir noktada buluşturdu ve böylece devletin sürekliliği içinde Kürt meselesinin çözümü ihtimali doğdu. Ancak bu madalyonun bir de arka yüzü var: AKP'nin ürettiği bu yeni birleşim Kürt meselesinin sürekliliği içinde 'millici' devleti konsolide etme ihtimalini de ortaya çıkarmış durumda...
AKP'nin çözüme yatkın bir siyasi çizgi izleyebilmesinin nedeni esas olarak sosyolojik ve kimlikseldir. Son yirmi yıl içinde Sünni dindar kesimde yaşanan büyük dönüşüm dindarlığı azaltmayan, ama onu dünyevi alanla buluşturan kendine özgü bir sekülerleşme yarattı. Bu durumun kamusal alan açısından en kritik sonucu, dindarlar nezdinde dinin ekonomi, siyaset, ahlak gibi alanlara mesafeli bir şekilde konumlandırılmasıydı. Yani dindarlık bir anlamda özerkleşir ve bireyselleşirken, diğer beşeri alanlar da kendi otonomileri içinde algılanmaya başlandılar. Böylece dindarlık başka alanlara muhtaç olmayan, kendi başına kimlik oluşturucu bir niteliğe büründü. Öte yandan söz konusu dönem bir yandan küreselleşmenin İslami kimliği anlamlı kıldığı bir sürece karşılık gelmekteydi, diğer yandan da bunca yıldır devlet tarafından ötelenmiş olan İslami duyarlılığın kendisini devletçi bir kimlikselleşmenin dışına çıkarmasına imkân tanımaktaydı. Sonuç İslami kimliğin Türk kimliğinden özgürleşmesi oldu. Türk-İslam 'sentezi' parçalandı ve anlamsızlaştı. Türklüğü reddetmeyen ve 'tehlike' karşısında ona sahip çıkan, ama Türklüğe muhtaç olmayan bir İslami kimlik yeşerdi. Bu 'muhtaç olmama' hali AKP'nin önüne geniş bir hareket alanı açtı ve Kürt kimliğinin özgürleşmesi için bir fırsat oluşturdu.
Ancak bu partinin hükümet olma süreci, aynı zamanda İslami duyarlılığa sahip bir yaklaşımın bizzat devleti denetimi altına almasını da ifade etti. Devlet ise Osmanlı'yla bütünleşen bir kurumsal sürekliliği temsil etmekteydi ve bu süreklilik içinde Osmanlıcı ve İslami kimlikler Türklüğün içine doğru eritilerek yedirilmişlerdi. Dolayısıyla AKP ve genelde Sünni dindarlar, milliyetçilikten uzaklaşarak mesafe aldıkları Türklüğe, devletçiliğe sahip çıktıkları ölçüde yeniden yaklaştılar. Nitekim Kürt meselesinde şiddetin arttığı her an, İslami kesimin Türkleşmeye yüz tutmasıyla sonuçlandı. Böyle bakıldığında PKK'nın şiddet stratejisinin sadece barışçıl bir müzakere sürecinin belirsizliğinden kaçınma olmayıp, hükümeti devletleştirerek Türkleştirmek hedefini güttüğü de öne sürülebilir. Çünkü 'Türkleşen' bir AKP hükümeti karşısında PKK şiddetinin yeniden 90'lı yılların meşruiyetine sahip olacağı açıktır.
Buna karşılık AKP hükümetinin etnik kimliği öne çıkaran bir devlet istemediği, devleti sahiplenirken onu aynı zamanda değiştirdiği ve adalet duygusunu içselleştirmiş bir devlete doğru evrilmeyi amaçladığı söylenebilir. Bu yaklaşımın giderek daha az devletçi olan İslami tabanın eğilimlerine de uygun olduğuna dikkat çekilebilir... Ne var ki aynı kesimin 'aydın' misyonuna sahip fikri önderleri arasında büyük çoğunluğun devletle olan yakınlaşmayı bir 'olumlu gelişme' olarak algıladıkları görülüyor. Bu bir yönüyle 'yeni Osmanlıcı' bir hissiyatı tatmin ediyor belki, ama daha ilginci Batı karşıtlığını merkeze alan ve sol retorik üzerinden yürüyen bir 'sağcılaşma' olarak gelişiyor.
AKP hükümetinin ve Başbakan'ın yükselen bu çevreden ne kadar etkilendiklerini bilemiyoruz. Ama medyayı 'milli bir duruşa' davet etmenin, tanımlanmaktan kaçınılan ve otoriteye meşruiyet sağlama dışında ne anlama geldiği belli olmayan bir 'millet' söylemini sürdürmenin siyasi anlamı budur... İslami taban devletçiliğe siyasi olarak 'hayır' derken, onu ideolojik olarak olumlamaya devam ediyor. AKP hükümeti ise milliyetçilikten uzaklaşarak edindiği hareket alanını, devletçiliğe kayarak elinden kaçırıyor. İslami kimlik, devletçiliği kabullenme, sahiplenme ve taşıma aşamalarından hızla geçerek içselleştirme noktasına doğru ilerliyor...
AKP içinde bu yönelimin farkında olanlar umarız vardır... Çünkü aksi halde kendisini en büyük reformcu olarak gören bir partinin, geleneksel devleti konsolide eden bir unsur olarak tarihe geçmesi ihtimaline de hazır olmak gerek.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024