Fehim TAŞTEKİN
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ruslarla temaslarında Suriye’nin toprak bütünlüğü ve barışçı lçözüme vurgu yapıyor; Amerikalılarla görüştüğünde ise sahada tampon bölge oluşturmayı da içeren Türk-Amerikan ortaklığını öne çıkarıyor; yüzünü Körfez’e döndüğünde de Tahran ve Şam’a vuruyor. İçinde ‘dönmek’ gibi bir istikrar unsurunu barındıran oryantal tadında bir Suriye siyaseti!
Erdoğan Bahreyn, Suudi Arabistan ve Katar’ı kapsayan Körfez turunda, Rusya ve İran’la birlikte yürütülen Astana sürecinin ruhuna tezat bir şekilde Suriye’de hedef büyüttü. Erdoğan’a göre Fırat Kalkanı Harekâtı, El Bab’da İslam Devleti’ni (İD) temizledikten sonra yola devam edecek. Yeni hedef Menbic ve Rakka. Üç aşamalı bir hedef: Birincisi terörden arındırılmış güvenli bölge oluşturulacak. Terörden arındırılmış bölgenin uçuşa yasak bölge olması lazım. İkincisi buralara Araplar ve Türkmenler yerleştirilecek. Üçüncüsü Eğit-Donat Programı’yla milli bir ordu kurulup buralara konuşlandırılacak.
Bunun ekonomik boyutu da var. En az 4-5 bin kilometrekarelik bir alanı güvenli bölge haline getirdikten sonra Türkiye buralarda konut inşasına başlayacak. Mülteciler bu konutlara yerleştirilecek.
Erdoğan’ın konuşmasından iki gün önce Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş “El Bab’la birlikte Fırat Kalkanı biter, hedeflere ulaşmış oluruz. Rakka başka mesele. Türkiye sınırlarını tehdit eden bir şey değil” demişti.
Erdoğan’ın, Astana’da Ruslar ve İranlılarla iş birliğine gölge düşürecek şekilde son altı yılın fabrika ayarlarına geri dönmesi, ABD Başkanı Donald Trump ile ortaklık ihtimalinin güçlenmesiyle paralel gelişti. Erdoğan elbette bu öneriyi ilk kez dillendiriyor değil. Fakat Halep’teki tahliye operasyonuyla farklı bir boyut kazanan Rusya-Türkiye ortaklığı bu söylemde gerilemeye neden olmuştu. Erdoğan “stratejik” derinliğini kestiremediğimiz eski söyleme, CIA Başkanı Mike Pompeo’nun Ankara temaslarından sonra dönüş yaptı. Cumhurbaşkanı milli ordu ve güvenli bölge önerisini bundan önce, geçen aralıkta dillendirmişti: “Biz yıllardır Suriye’nin ülkemiz sınırları boyunca bir alanı uçuşa yasak alan ilan ederek güvenli bölge oluşturalım diyoruz. Azami 5 bin kilometrekarelik bir alan ilan edilsin. Ve burada uçuşa yasak bölge ilan etmek suretiyle bir de bu bölgede bir milli ordu oluşturalım diyoruz. Bu milli ordu ılımlı muhaliflerden oluşacak… (Rejim) Halep’i sıkıştırarak, Halep halkını Gaziantep’e doğru sürmek; plan bu. Onun için biz bu plana müsaade etmeyeceğiz.”
Erdoğan güvenli bölge savına meşruiyet kazandırmak için uzun süre Halep’ten gelecek olası mülteci akınına dair senaryoyu kullanmıştı. Ne var ki, Doğu Halep’ten çıkarılan siviller Erdoğan’ın bir korku unsuru olarak dillendirdiği gibi Türkiye’ye gelmedi. Gaziantep ya da Kilis’e değil fakat Türkiye’nin aracılığıyla İdlib’e gelenler ise silahlı gruplar ve aileleriydi.
Tampon bölge için göçmen dalgasına dayalı gerekçeler geçerliliğini yitirdi. Hatta Suriye’den Türkiye’ye değil Türkiye’den Suriye’ye göçe dair yeni işaretler var. Gazeteci Mehmet Bedri Gültekin Halep’in ordunun kontrolüne geçmesinin ardından Gaziantep’ten Halep’e gidenler olduğuna dair bazı bilgileri paylaştı: “Şahinbey ilçesinde Sakarya Mahallesi, Karaçomakbaba Sokak, 51 numaralı evde ikamet eden toplam 22 nüfuslu üç aile geçen hafta Halep’e geri döndü. Sedefçiler karşısında şu anda işçi olarak çalışan üç Suriyeli de ailelerini 10 gün kadar önce Halep’e yolladılar. Gaziantep’te konuştuğunuz hemen herkesten benzer haberler dinliyorsunuz.”
Al-Monitor’a konuşan yerel kaynaklar da kitlesel bir dönüş olmamakla birlikte ordunun Halep’te kontrolü sağlamasının ardından Suriye’ye dönen aileler olduğunu teyit etti.
Ancak, göçmen kozu bir yana Erdoğan’ın söylemlerinin arkasındaki temel motivasyonda fazla bir değişiklik olduğu söylenemez:
-
Rojava’nın savunma gücü YPG’yi Fırat’ın batısından tamamen uzaklaştırmak ve nihayetinde kanton sistemiyle kurulan özerk yapılanmaları çökertmek. Bunun için önce ABD ile Kürtler arasındaki ittifakın çökmesi gerekiyor.
-
TSK’nin sahadaki varlığını bir koza dönüştürüp Ankara’nın razı gelebileceği bir siyasi çözüm hasıl oluncaya dek Suriye ordusunun sınırlara yaklaşmasını önlemek.
-
“Teröristleri geldikleri yer olan Türkiye'ye sürmek zorundayız” diyen Esad’ın bunu yapmasını önlemek.
Sonuncusu ise Türkiye’nin güvenliğini yakından ilgilendirdiği için çok daha önemli. Erdoğan sınırlara yığılan ve çift yönlü kullanıma açık olan savaşçı potansiyelini kendi haline bırakmak niyetinde değil. Erdoğan, Fırat Kalkanı ile Azez-El Bab arasında açılan alana yerleştirmek istediği ‘milli ordu’ için bu potansiyeli kullanmayı umuyor. Türkiye’nin ağustos 2016’dan bu yana Fırat Kalkanı ile edindiği bir tecrübe oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Suriye yönetimine karşı savaşan gruplardan bir kısmını yedeğine alarak Cerablus’tan El Bab’a kadar götürdü. Fakat bu potansiyelin ‘milli ordu’ya dönüştürülmesi çok iddialı bir plan.
Fırat Kalkanı’na katılanlar arasında Sultan Murad Tugayı, Fatih Sultan Mehmet Tugayı, Sultan Melikşah Tugayı, Süleyman Şah Tugayı, Şam Cephesi, Hamza Tugayı, Semerkand Tugayı, Mu’tasım Billah, Festakım Kema Ümirte, Kuzey Şahinleri, Ahrar El Şarkiyye gibi örgütlerin adı geçiyor. Bu yapıda Türkmenler ağırlıklı.
Fırat Kalkanı’na katılan gruplar, uzun bir liste oluştursa da şimdiye kadar TSK’nin hem ateş gücü hem de sevk ve idaresi olmadan sahada ilerleyebilecekleri ya da belirli bir bölgeyi ellerinde tutabileceklerine dair bir izlenim veremediler. Bu örgütlerin, TSK’nin emrine ne kadar savaşçı verdiği de belli değil. Henüz Fırat Kalkanı Harekatı start almadan önce TSK sınırdan obüs toplarıyla destek vermek suretiyle bu örgütleri Cerablus ve El Rai taraflarına birkaç kez sürmüştü. Bu gruplar her seferinde hezimete uğrayıp çekilmişlerdi. Bu tecrübeler TSK olmadan sahada hakimiyet kurmalarının kolay olmayacağını gösterdi. Elbette sahadaki başarılar, Fırat Kalkanı’nın milis ayağını bir yerden sonra cazip hale getirmiş olabilir. Nitekim, Türkiye’den lojistik ve cephane desteği gören örgütlerin bir kısmı Ankara’nın planlarında açık pozisyon aldı. Mesela, sahanın motor güçlerinden Ahraru’ş Şam, Fırat Kalkanı’na katılacağını ilan etti. Meselenin şeffaf olmayan boyutu, hangi örgütün ne kadarlık bir güçle Fırat Kalkanı’na katıldığı. Bu konuda güvenilir hiçbir veri yok. Bu durum, dağınık ve umutsuz milislerden devşirilen bir gücün kapasitesinin şişirildiği izlenimini yaratıyor. Ahraru’ş Şam’ın liderliğinde çatışmaya giren Şam Fethi Cephesi’nin (Nusra Cephesi) öncülüğünde oluşan Tahriru’ş Şam Heyeti, İslamcılar arasında yeni çekim merkezi haline geldi. Bu durum, Erdoğan’ın gözünü diktiği potansiyeli eritmeye devam ediyor. Ayrıca Ahrar cephesinde de Fırat Kalkanı’na katılımın kendi asıl davalarına zarar vereceğini düşünen çok taraf var. Yani Türkiye destekli olmaları bu grupların otomatik olarak Erdoğan’ın askeri olacakları anlamına gelmiyor.
El Bab’da operasyonlar sırasında çekilip servis edilen tanıtım videolarına bakıldığında da etkili bir gücün oluştuğuna dair bir izlenim edinmek mümkün görünmüyor. Bu gruplar, belli belirsiz noktalara gelişigüzel ateş açan, disiplinden yoksun, eğitimsiz, deneyimsiz, basit söylem ve sloganlar kullanan ‘devşirilmiş güç’ görüntüsü veriyor. Ortada ciddi bir kapasite sorunu olduğu için TSK, El Bab’da strateji değişikliğine gitmek zorunda kaldı. TSK ateş desteği, zırhlı birlikler ve hava operasyonlarıyla yetinmeyip elit komando birliklerini devreye soktu. Bu birlikler doğrudan İD unsurlarıyla çatışıyor.
Türkiye diğer taraftan kurtarılmış bölgeler için polis birlikleri eğitiyor. Bunlar, henüz ‘Suriye Milli Polis Teşkilatı’ diye adlandırılabilecek bir seviyede değil. Mersin’de eğitilen ilk 434 kişilik polis grubu Cerablus ve El Rai’de görevlendirildi. “Yaşasın Erdoğan” ve “Yaşasın Türkiye” sloganlarıyla dikkat çeken polis birliklerinin gönderildiği yerlerde bulunan milis güçleri de El Bab cephesine kaydırıldı.
Bütün bu şişirilmiş planlar bir ‘Potemkin Köyü’ izlenimi veriyor. Erdoğan’ın çözüm olarak gösterdiği Eğit-Donat Programı defalarca denenmiş ve her seferinde iflas etmiş bir yol. Etkili ve güvenilir bir gücün oluşturulmasının önündeki engellerin ötesinde Rus faktörü gibi başka fiili dayatmalar da var. Fırat Kalkanı Rusya’ya rağmen başlamadığına göre Erdoğan’ın milli ordu ve tampon bölge planlarına Rus lider Vladimir Putin’in de söyleyecekleri olacaktır. Körfez’den ekonomik beklentileri olan Erdoğan bakalım dönüşte Putin’e neler anlatacak.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025