Fehim TAŞTEKİN
“Bir merminin kaç para olduğunu biliyor musun” diye çektiği azar, halkın yoksulluğu ile dayatılmış savaşlar arasındaki ilişkiyi vurguluyordu. Tayyip Erdoğan bu azarı patates ve domatesin fiyatından yakınan Sivaslılara çekiyordu. Merminin kaç para olduğunu ancak sıkanlar bilir; bizim bildiğimiz insan canının ne kadar kıymetsizleştirildiğidir. İçimizi yakarak öğrettikleri şeydir.
Salgın karşısında sosyal devlet olmaktan vareste IBAN numarası veriyor. Küresel ölçekte eşsizliğini kanıtlıyor. Zor zamanda devlet veren eldir; değilmiş. Fırsatçılık değilse kasa tamtakır demektir. Buna karşın Suriye ve Libya’da sonu gelmez savaşlarından vazgeçemiyor. “Milli güvenlik” ve “ulusal çıkar” kılıfıyla tek adamın bekası için açılmış savaşlar. Nasıl finanse edildiğini bilen var mı? Şeffaflık tek adamlık rejimlerin alamet-i farikası değil ki bilelim.
***
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in hiç olmazsa korona ile savaşırken ateşin kesilmesi çağrısına ihtiyaç var mıydı? Akıl ve vicdan bunu zaten görüyor, görmeli. Bütün yönlendirme ve yalanlara rağmen asla anlamlandıramadıkları savaşlar halkların değil, aksine, kandan medet uman siyasi liderlerin ve savaş ağalarının.
Tek bir emare yok ki Erdoğan’ın Libya ve Suriye’de cepheleri soğutmaktan yana bir eğilim taşıdığını göstersin. Mesela dünya koronaya kilitlenmişken Libya’da dramatik gelişmeler yaşanıyor. Türkiye’nin desteklediği Trablus ve Mısrata hattındaki İslamcı güçler, 25 Mart’ta Halife Hafter’in Libya Ulusal Ordusu’na karşı yeni bir operasyon başlattı. Harekâtın adını da “Barış Fırtınası” koydular. Ne manidar! Savaşa ‘barış’ deme cinliğinin kaynağını kestirmek güç değil. Sonuçta artık operasyonun kumanda merkezinde Türk komutanlar ve MİT elemanları var.
25 Mart’ta başlayan operasyonda Türk insansız uçaklarının etkin katılımıyla Hafter güçleri sersemletildi. Operasyonun ana hedefinde Trablus’un güneybatısına düşen stratejik önemdeki Ukba ibn Nafi Askeri Üssü vardı. Diğer adıyla El Vatiye Hava Üssü. Hafter’in kontrolündeki Ahya Bariya ve Nakliya Kampı’nın yanı sıra Sirte’nin güneybatısında Abugreyn’e yönelik hamleler de oldu.
Ne var ki operasyonun ilk günü El Vatiye’yi alarak büyük bir coşkuya kapılanlar kısa sürede üsten çekilmekle kalmayıp çok sayıda yeri kaybetti. Libya Ulusal Ordusu karşı hamlede Tunus sınırına kadar Kadahiye, Vadi Zemzem, Ziltin, Rikdalin, El Asse, El Cumeyl ve Ebu Kemaş’ı ele geçirdi. Sahil kenti Zuvara güneyden kuşatıldı. El Vatiye üssü Zuvara’nın tam güneyinde. Zuvara düşerse sahil şeridinde Trablus önünde önemli bir kavşak olarak Zaviye kalıyor. Daha da önemlisi Hafter güçleri Tunus sınırındaki Ras el Cedir kapısını da ele geçirdi. Böylece Trablus güçlerinin Tunus’la bağlantısı kesilmiş oldu. Libya Ulusal Ordusu’nun iddiasına göre 30 Mart’ta bir Türk insansız uçağı (Bayraktar TB2) Mitiga Havaalanı’ndan havalandıktan sonra düşürüldü. Libya Ulusal Ordusu Sözcüsü Ahmed el Mismari, 1 Nisan’da Türk savaş gemisinden El Eceylat’a füzeler ateşlendiğini öne sürdü.
Bu gelişmelere paralel olarak AB’nin Libya’ya silah ambargosunu denetlemek için IRINI (BARIŞ) adını verdiği operasyon 1 Nisan’da başladı. Öncesinde Fransız firkateyni Provence, silah ve hava savunma sistemleri taşıdığı şüphesiyle bir Türk kargo gemisini önledi. Bu da Erdoğan’ın hesapları açısından durumu çetinleştiren bir gelişme.
Dahası var: Türkiye’nin Suriye’den Libya’ya taşıdığı paralı milis güçler de bozgun yiyor. İki ayda kaybettikleri asker sayısı 156’yı buldu. Libya Ulusal Ordusu bu rakamı üç misli olarak veriyor. 2 bin dolarlık neşeli ilk ayın ardından maaşlarını alamamışlar, geride kalanlara “Gelmeyin” diyorlar.
Abdülhamid’den sonraki ‘En Büyük Han’ın hanesinde kara delikler bunlar! Hesabını sorabilen? Bütçesini bilebilen? Yok, tabii ki!
***
Ya Suriye? Malum Suriye ordusunu Suriye topraklarından püskürtmeye dönük Bahar Kalkanı Harekâtı hedefini tutturamamış, nihayetinde 5 Mart’ta Rusya ile yeniden masaya oturulmuştu. Zirveden Halep’i Lazkiye’ye bağlayan kritik M-4 yolunun açılması ve yolun iki tarafından 6’şar km derinliğinde güvenli koridor oluşturulmasını öngören bir mutabakat çıkmıştı. İlan edilen tarihe kadar yolu açamadılar! Erdoğan Türkiye’sinin besleyip kalkan olduğu cihatçı gruplardan bazıları yolun açılmasına karşı koyuyor. Bunlardan biri 19 Mart’ta Türk askeri devriyesine ateş açtı, kayıplara bir vatan evladı daha eklendi. Mutabakatın gereği olarak Ruslarla Türkler ilk başarısız denemeden sonra bir daha ortak devriye de yapamadı. 1 Nisan itibariyle TSK tek taraflı olarak 11 devriye atmış.
Rusya’ya verilen söz gereği eninde sonunda yolu açmak durumunda kalacaklar. Lakin oyun içinde oyun devam ediyor. Erdoğan savaş içinde savaş arıyor. Suriye ordusu ve Rusya ile yeniden karşı karşıya gelmeyi kaçınılmaz kılan bir tür askeri yığınak devam ediyor. Meselenin basitçe cihatçıların saf dışı bırakılması ve İdlib’in “El Kaide toprağı” olmaktan çıkarılmasıyla ilgisi yok. Harekât tarzı, İdlib’i de Afrin gibi doğrudan kontrol edecek koşulları yaratma çabasına işaret ediyor. Yani Suriye toprağında yeni hakimiyet alanları oluşturmak, bunları koza dönüştürmek. Olur ya tarihin akışı değişirse ilhak etmek! Ne âla…
***
Peki nedir askeri yığınağın karakteri? Sadece Ruslara verilen söz gereği terör örgütleriyle savaşla ilgisi var mı?
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin verilerine göre TSK, 2 Şubat’tan bu yana zırhlı araç, tank, zırhlı personel taşıyıcılar dahil 5 bin 490 araç eşliğinde 10 bin civarında askeri Suriye’ye soktu. Açık kaynaklara bakılırsa TSK’nın elindeki en etkili hava savunma sistemi olan orta menzilli Hawk 27 Mart’ta gerçekleştirilen sevkiyatla birlikte İdlib’e de konuşlandırıldı. Bu sistem daha önce Libya’ya da gönderilmişti.
Savaş Etütleri Enstitüsü’nün (ISW) raporuna göre ise 1 Şubat-31 Mart arasında İdlib’de konuşlandırılan Türk askeri sayısı 20 bini geçti.
Artık Suriye ordusunun kontrol ettiği bölgelerde kalan Türk askeri noktaları bir kenara yeni konuşlanma düzeni net olarak bir şeye işaret ediyor: Malum Astana kararları çerçevesinde genişletilmiş İdlib’de kurulan 12 askeri gözlem noktasına “Suriye ordusunun önünde bir bariyer” işlevi yüklenmişti. Bu beklentiyle Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) Türk askerine eşlik etmişti. Bu bariyer M-5’in elden gitmesiyle çöktü. Şimdi M-4’un kuzeyi yeni bariyer olarak öne çıkıyor. (Bu alandaki örgütler ne olacak, bu yazının boyutunu zorluyor.)
Serakıb’dan doğuya doğru Sermin, Duveyr, Tarnaba, Neyrap, Kımenas, Mastuma, Mutaram, Basingul, Badama ve El Zeyniye’de görülen farklı düzeydeki askeri konuşlanma, M-4 yolunun kuzeyinde oluşturulması gereken güvenli koridorda bir tür Türk hakimiyetini hedefliyor. Nabi Eyyub, Bassams, El Ghasiniye ve El Neciye’deki Türk askeri varlığı ise yolun altında oluşturulacak güvenli koridorda kalıyor. Yolun altını temizleme işi Ruslara ait. Haliyle bu noktalar da kaçınılmaz olarak kuşatılacak. Yolun altında hâlâ Türkiye destekli silahlı grupların kontrolündeki Balyun, El Bera ve Kansafra’daki Türk askeri konuşlanmasının kaderi de belli: Burasını Suriye ordusu Rusya’nın desteğiyle M-4’e kadar temizleyecek ve Türk askerleri yine kuşatma altında kalacak.
Kuzeyden güneye M-5 ve civarında Şeyh Akil, Anadan, Raşidin, El Eys, Tel Tukan, Surman, Maar Hattat, Morek ve Şer Mağar’daki kontrol noktaları zaten Suriye ordusunun kuşatması altında.
Bu tablo şunu söylüyor: Her halükarda Erdoğan, Rusya lideri Vladimir Putin’le vardığı ateşkesi fırsata çevirip askeri dengeyi değiştirecek bir saha düzenlemesine gidiyor. Yani yığınak stratejisi Suriye ordusuna karşı yeni bir savaş hazırlığını içeriyor.
***
Şimdi Erdoğan’ın adımlarına bakanlar aynada Suriye’nin müstakbel Gazze’sini görüyor. 1 Ocak-5 Mart arasında M-5 hattında yaşanan tırmanışı ve sonuçlarını dikkate alırsak Gazze senaryosu için prova yapmanın çok erken olduğu söylenebilir. Kaldı ki Hatay’ın dibinde cihatçılarla dolu bir “Gazze Şeridi”, Filistin’in Gazze’si ile aynı anlam ve metaforu asla taşımayacaktır. Yarınlara taşınamayacak bir senaryodur. Bu konuda ısrar Türkiye’yi onlarca yıl içinden çıkamayacağı tehlikeli sulara çekecektir.
M-4’ü yeni sınır haline getiren bir konsept kısa ve uzun vadede Türkiye’nin başını ağrıtacak sonuçlar üretebilir.
Hep söylüyoruz; Türk askeri varlığı ve TSK’nin yedeğine taktığı milis güçleri Suriye’de çamura batmış hesaplar için pazarlık kozu olarak görülüyor. Kalkanın adı ‘Barış’ ama barış vaat etmiyor; harekatın adı ‘Bahar’ ama bölgenin duçar olduğu kışı uzatıyor.
Astana, Soçi ve Moskova mutabakatlarının hepsi sonuç itibariyle Ankara-Moskova arasında, Şam ile Ankara arasında değil. Suriye ordusu durmayacaktır. Rus satrancının hamle tarzını görmeden bölgenin yarınında Gazze’ler görmek sadece Ekim 2015’e kadar Şam’da Emeviye Camii’nde boy gösterip ardından Kasyun dağında Halk Sarayı’na yürümeyi düşleyenlerin düşlerinde bir devam sahnesi olabilir.
Kelamın sonu; Ortadoğu’nun efendisi, Akdeniz’in hakimi, Hint Okyanusu’nun yeni güç dengesi hayalinden geldik IBAN veren Türkiye’ye. Hayalden kâbusa! Hadi şimdi gurur duyabilirsiniz…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları

































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025