Fehim TAŞTEKİN
“Ödenmiş” savaşlara teşne bir siyaset bu kez paldır küldür Trans-Kafkasya’ya iştahlanıyor. Biliyor ki bu bölgenin Türkiye’deki karşılığı büyük. Burası Libya ya da Suriye’ye benzemiyor.
Seferberlik hayali ‘tek millet iki devlet’ sloganıyla çerçevelenip altına bir de “Azerbaycan topraklarının yüzde 20’si işgal altında” hatırlatması döşendi mi muhalefet ile iktidar yekvücut oluyor. Kriz çözümünde birincil araç olması gereken diplomasi epeydir siperden konuşuyor. Stratejik tımarhanenin sivil başçavuşları “Azerbaycan’da enerji hatları dolayısıyla uluslararası çıkarlarımız tehlike altında, derhal Türk askeri gönderilmeli” diye akıl veriyor. Bu akıl zaten sarayda baş tacı. Ermenistan ve Azerbaycan savaşının temel parametrelerini kavrayanlar ise evvela arabuluculuk öneriyor. 12 Temmuz’da Tovuz’da patlak veren çatışmanın ardından Bakü ve Erivan’la temasa geçen Rusya ve İran’ın izlediği yol bu. Yeni Osmanlıcılık ya da İttihatçılık virüsüne kadar Ankara da itidalli gidiyordu. “Evvela barış için diplomasi” deniliyordu. Artık bu yetenekten yoksunlar. Çap gerektiriyor; çatışan taraflarla konuşabilecek akıl, makul bir dil ve manevra yeteneği. Ve saygınlık ve itimat. Diplomasinin temel varlıkları aşağılandı, hoyratça kenara itildi. Artık dış siyaset, krizlere ‘savaş ağası’ mantığıyla bakıyor.
“İki komşu arasındaki husumet nasıl alevlendirilir, bu nasıl fırsata dönüştürülür” saikiyle gidiyorlar.
Ödenmiş savaşlara gönüllü olmaktan kastım bu. Savunma sanayi “Allah Allah” diyor. Damadın silahlı-silahsız İHA’ları müşteri arıyor.
“Ermenistan aklını başına toplasın”, “Bunun bedelini ödeyecekler”, “Türkiye tüm imkanlarıyla Azerbaycan’ın yanındadır” minvalindeki çıkışlardan sonra gelen temas anlamlıydı. Azerbaycan Savunma Bakan Yardımcısı ve Hava Kuvvetleri Komutanı Ramiz Tahirov ile Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Ordu Komutanı Kerem Mustafayev hemen Ankara’da misafir edildi. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir bu ziyaretin bağlamını güzelce tweet’ledi:
“Savunma sanayiinde de işbirliği konularımızı görüştük… Savunma sanayiimiz SİHA’larımızdan mühimmatlarımız ve füzelerimize, elektronik harp sistemlerimize kadar bütün tecrübe, teknoloji ve kabiliyetleriyle her zaman Azerbaycan’ın emrindedir!”
Ne hız! Sanki cephelerden lütuf yağıyor, Trablusgarp’tan Trans Kafkasya’ya…
***
Ortada bir işgal, çözülmesi gereken bir mülteci meselesi var. Sorun basit de değil. 1994’deki Bişkek Protokolü’nden beri müzakere süreci statükoyu koruyan bir aymazlık içinde. Bu işin sorumlusu Minsk üçlüsü Rusya, ABD ve Fransa. Bunlar bilinmeyen şeyler değil. Sınırda gün be gün karşılıklı top atışları bir siyaset biçimi halini aldı. Ama bu kez 2016’daki gibi ciddi kayıplarla farklı bir noktaya gelindi. Bu çatışma Minsk üçlüsünü dürtmek içinse yakında sönümleneceği öngörülebilir. Ama amaç bunu işgali bitirmek için savaşa dönüştürmekse o vakit bölgenin jeostratejik gerçekliği konuşmaya başlar.
Ermeniler Mingaçevir Hidroelektrik Santrali’ni, Azerbaycanlılar Metsamor Nükleer Santrali’ni vurmaktan bahsederken Rusya 150 bin asker, 400 uçak, Karadeniz ve Hazar’da 100 gemi eşliğinde Kafkasya-2020 askeri tatbikatını başlattı. Ruslar “Üzerinize alınmayın” diyor ama isterlerse alınmasınlar!
2019’da sipariş ettiği 18 adet Sukhoy SU-30SM jetinden bir kaçının görüntüsüyle ‘caydırıcı’ poz veren
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan diğer yandan Rusya’dan Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nün (CSTO) “Bir üyeye saldırı bütün üyelere yapılmış sayılır” ilkesini çalıştırmasını istiyor. Rusya’nın iki tarafa da ‘ağabeylik’ yapan pozisyonu ince işçilik gerektiriyor. Evvela Türkiye’nin elindeki kartları görmek istiyor. Daha önemlisi iki tarafı kendine mahkûm edecek şekilde krizin olgunlaşmasını bekliyor. Bakü’den istediği kestirilebilir: “Kendini NATO ve AB’nin ayartmalarına kaptırma, Türkiye’nin de gazına gelme.”
Türkiye’nin Libya ve Suriye’de karşısına çıkan Rusya’yı yumuşak karnı Kafkasya ve ötesinde sıkıştırıp taviz koparmak isteyeceği düşünülüyor. Ruslar, Libya ve Suriye’de Türk-Rus karşılaşmasını avantaja çevirebilecek manevra alanlarına sahip. Ama Kafkasya’da Türkiye ile karşılaşmak Rusların anlayışla karşılaşabileceği ya da esnek olabileceği bir şey değil. Trans Kafkasya hem Rusya’nın periferisi ve güvenliğin alt kuşağı hem de Rusya Federasyonu’nun güneybatı kanadındaki Kuzey Kafkasya’nın emniyet şeridi. Buradaki tepkinin neden farklı olacağını görmek için birkaç yıl geriye bakmak yeterli. NATO’nun Trans Kafkasya’da Türkiye’nin öncülüğünde yaptığı örtülü müdahaleler, 2008’de Gürcistan’ı Güney Osetya’ya saldırma konusunda cesaretlendirmişti. Tshinval ele geçirilseydi Gürcistan ordusu Abhazya’ya da saldıracaktı. Ancak tıpkı bugünkü gibi Kuzey Osetya tarafında tatbikat adı altında tanklarını otlatmaya çıkaran Rusya 2 saat içinde Tshinval’e intikal edip Tiflis’e yönelerek Mihail Saakaşvili’ye korkudan kravatını yedirtmişti. Rusya, NATO kanadının Balkanlar, Karadeniz havzası ve Trans Kafkasya’ya el atmasını soğukkanlılıkla izlemiş, nihayetinde Gürcistan’ın sunduğu fırsatı değerlendirip Güney Osetya ile Abhazya’nın bağımsızlığını tanımıştı. Bu hamleyle bir kez daha “İntikam soğuk yenen bir yemektir” dedirtmişti. Haliyle Rusya’nın bu bölgede tetikte olacağı varsayılabilir.
Ermenistan zaten Gümrü Üssü’nü 2044’e kadar Ruslara ipotek etmiş, savunmasını hepten Rus silahlarına bağlamış, sınır korumasını bile Ruslara emanet etmiş bir ülke. Rusya lideri Vladimir Putin daha ne ister ki? En yalın yanıt; Paşinyan’ın kulübe girmesi, girmiyorsa da gözden düşmesi.
Paşinyan, 2018’de Kadife Devrim ile başbakanlık koltuğuna oturduktan sonra Rusya ile güvenlik anlaşmalarına bağlılığını teyit etti ama Moskova’dan boşanma arzusunu terk etmedi. Ruslar, Paşinyan’ın Ermenistan’ı Ukrayna’nın tutturduğu yola sokmaya çalıştığını düşünüyor. Paşinyan şimdi Ermenistan’a kalkan olup olmayacağını sınar gibi CSTO’dan ortaklığın gereğini yapmasını istiyor. Bir süre önce genel sekreterini tutuklattığı CTSO’dan. Ruslar bu olayı kesinlikle Rusya’dan kopma denemesi olarak not etmiştir. Eski Azerbaycan Dışişleri Bakanı Tevfik Zülfükarov’un da paylaştığı bir görüşe göre Paşinyan, CTSO’nun koruma taahhüdünü yerine getirmeyeceğini bildiği için bu çağrıyı yaptı. Yanıt alamayınca “İşte Rusya ile ortaklığın değeri bu” diyerek Batı’ya yönelme politikasına dönecek.
Moskova son yıllarda artan Rusya karşıtlığının 2003-2004’deki renkli devrimler kuşağına dönüşmemesi için şimdilik tedbirli gidiyor. Görüntü bu. Fakat Ukrayna’da ‘Turuncu Devrim’i birkaç yıl sonra tersine çevirmiş, Rusya yanlılarını alaşağı eden Batı destekli ‘Neo-Faşist’ kanatların iktidara dönüşü karşısında bu kez Kırım’ı koparmış, Doğu Ukrayna’yı da ‘ayrılıkçı’ bir karta dönüştürmüş olan Rusya’dan bahsediyoruz. Rusya’nın Ermenistan’da çaktığı kazık o kadar derinlerde ki Paşinyan’ın düşlerini kâbusa çevirebilir.
Kuşkusuz Rusya’nın Ermenistan siyaseti Paşinyan’ın ötesinde. Paşinyan’a kızsalar bile Rusların Ermenistan’ı bırakmayacağını gayet iyi bilen Azerbaycan, Batı’nın dikkatini çekmeye çalışıyor. SOCAR Başkan Yardımcısı Elşad Nassirov çatışmaların Batı’ya giden petrol ve doğalgazı tehlikeye sokacağı uyarısında bulundu. Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Bakü-Supsa Petrol Boru Hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı Tovuz’un yakınlarından geçiyor. Bu hatlara dokunmak Ermenistan’ı zora sokabilir. Fakat sınırlar değişmediği sürece bu alarm düzeyi Batı’nın renk vermesi için yeterli değil.
***
Türkiye, Rus matruşkasının katmanlarına saklı ardışık hamleleri düşünmek durumunda. Trans Kafkasya’da dikkatsiz adımlar hayalkırıklığı yaşatabilir. 15 Temmuz’daki yazımda Rusların Sovyetlerden beri koruduğu kanallarına ve Azeri elitinin Moskova aşkına değinmiştim. Kuşkusuz bu çatışmanın Azerbaycan iç siyasetindeki kavgalara taalluk eden tarafları var. Bir süredir Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in koltuğunu ‘first layd’ ve Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Mihriban Aliyeva’ya bırakması yönünde baskılardan söz ediliyor. Paşayev klanı, kızları Mihriban’ı koltukta görmek için sabırsızlanıyor. Ermenilerle çatışma, Azerbaycan’ı parsellemiş oligarkların güç savaşında ne denli araçsallaştırılıyor? Buna da bakmalı. Oligarklar nerede konsensüs oluşturuyor, savaşta mı barışta mı? Ve tabii Aliyevler döneminde geriletilen milliyetçi kanatlar da bu krizde sörf yapmak istiyor. Bu cenahtan pek çok ‘devlet eskisi’ 2018’den beri Minsk sürecinin artık öldüğünü ve savaşın tek seçenek olduğunu düşünüyor.
Hasılı fetih coşkusuna kapılanların Azerbaycan’ın iç dengelerine, Azerbaycan elitinin Moskova ile sıkı bağlarına ve Rus stratejisinin uzandığı çeperlere iyice bakmalarında fayda olabilir.
Ermenistan ve Azerbaycan’ı daha fazla insanı toprağa gömmeden barışçıl bir çözüme zorlayacak müzakereci liderliğe ihtiyaç var. Bölgeden ve uluslararası alandan temenni edilecek şey savaş değil barıştır. Bir başka acil temenni daha: Umarız ezici çoğunluğu Şii olan Azerbaycan’a Suriye’den ‘Sünni cihatçı’ taşımak gibi bir seçeneği akıllarına getirmiyorlardır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025