Fehim TAŞTEKİN
Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias 13 Temmuz’da Kahire’deydi. Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu’l Geyt ile bir mutabakat muhtırası imzaladı. Yunanistan, Arap Birliği’nde gözlemci üye statüsü kazanacağı yola girmiş oldu. Dendias “İmzaladığımız muhtıra sadece ilişkileri ve siyasi istişareleri güçlendirmek için bir fırsat değil. Biz bunun Yunanistan ve Arap Birliği arasında yeni işbirliği kanalları açtığına inanıyoruz. Yunanistan, Avrupa Birliği ve Arap Birliği arasındaki diyalogu geliştirmek için çaba harcayacak” dedi.
Yunanistan’ın Arap dünyasıyla ilişkileri, Türkiye’ninki gibi inişli-çıkışlı değil. Belli konularda Türkiye ile zıt yönelimler içeriyor. Doğu Akdeniz’deki enerji ve deniz yetki alanları anlaşmazlığında Ankara’nın Mavi Vatan diye ülküleştirdiği konsept, Atina’nın Araplarla ilişkilerini tarihinin en ileri seviyesine taşıdı. Zıddı ile kaim olmayı marifet sayanlar için buradan bir alkış çıkar!
Türkiye Hatay sorununa ilaveten Dicle ve Fırat üzerindeki barajlar nedeniyle Irak ve Suriye’nin vetosunu ancak 2006’da aşarak Arap Birliği içinde daimî gözlemci statüsü almıştı. Bunda pek çok Arap başkenti ile iyi ilişkiler geliştirmesinin etkisi büyüktü. Fakat önce Suriye, ardından Libya’ya askeri müdahale nedeniyle Arap Birliği üç yıldır her vesileyle Türkiye’yi işgalci, müdahaleci, uluslararası hukuk ihlalcisi diye kınayıp duruyor. Yunanistan da Araplar arasında nükseden Türkiye karşıtlığını satın alıyor. Son kertede Türkiye’nin Libya ile mutabakatını kadük bırakmak için Kahire ile deniz yetki alanları anlaşmasını imzalayan Yunanistan, Mısır’ın yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’la geliştirdiği politikaya Arap Birliği’ni de paydaş yaptı.
Bu muhabbette Mısır’ın rolü çok aşikâr. Buradan hareketle biraz da Mısır’ın bölgesel aktör olarak dönüş çabasına değinmek istiyorum. Mısır, yeniden toparlandığında Arap sokağında Kahire ile didişen bir Türk dış politikasının bölgeye dönük nefes borularını tıkayabilir. Arap dünyasının diğer oyun kurucusu Suriye, Arap Birliği’ndeki koltuğunu kaybettiğinden beri denklem dışı. Şam da Araplarla ilişkilerini normalleştirdiğinde Türkiye karşıtlığında bir çarpan etkisi yapacaktır. O vakte kadar Kahire-Ankara ilişkilerinin normalleşmesi, Ankara-Şam ilişkilerinin de en azından düşmanlık bandından çıkması önem taşıyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da en nihayetinde Mısır’ın yeniden toparlanıp Arap gündemini tayin edecek noktaya geldiğinde bunun Türkiye’ye yansımalarını hafife alamayacağını anladı.
***
Mısır toparlanıyor derken laf faraziyeden öteye. Ve bu toparlanma Türkiye’yi sınırlamaya dönük niyetler de içeriyor. Enerji alanında geliştirdiği ortaklıklar ve yatırımlar bir kenara, savunmada Ruslar, Fransızlar ve İtalyanlarla dikkat çekici adımlar atıyor. Yanı sıra Cumhurbaşkanı Abdulfettah el Sisi, 3 Temmuz’da Carcub’da (Gargoub) bir deniz üssünün açılışını yaptı. Yani Müslüman Kardeşler iktidarına darbenin sekizinci yıldönümünde. Adını 3 Temmuz Deniz Üssü koyarak. Rabia siyaseti güdenlere çatarak. Yanına Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed ve Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el Menfi’yi alarak. Törene ABD ve Katar gibi ülkelerden donanma komutanları da katıldı. Sisi 2017’de Libya’nın yanı başında Muhammed Necip Askeri Üssü’nü, 2020’de de Sudan sınırında Berenice Askeri Üssü’nü açmıştı. 10 bin kilometrekarelik bir alanda 1000 metre uzunluğunda iskele, bir uçuş pisti ve 74 askeri tesis barındıran 3 Temmuz Üssü’nün konumu Libya ile bağlantılı kaygıları yansıtıyor. Libya sınırına 135 kilometre mesafede. Muhammed Necip Üssü de Libya kaynaklı stratejik güvenlik tehditlerine yanıt niteliğindeydi. Bu üs Libya’da Halife Hafter’e bağlı güçlerin desteklenmesinde de kullanıldı.
Yeni üs Mısır’ın Doğu Akdeniz’deki stratejik askeri kapasitesini artırıyor. Mısırlı kaynaklara göre 3 Temmuz Üssü Dabaa nükleer santrali, Carcub limanı, kuzeybatı kıyılarında planlanan yeni şehirler ve kuzey-kuzeybatı deniz sınırlarının güvenliğini sağlayacak. Açılışta Fransa'dan alınan iki Mistral helikopter gemisi, Alman yapımı bir denizaltı ve FREMM sınıfı İtalyan yapımı iki firkateyn sergilendi.
Nil nehri üzerinde Rönesans (Hedasi) Barajı’nın inşası yüzünden Etiyopya ile karşı karşıya kaldığı bir dönemde askeri kapasite artışı da manidar tabii. Mısır’ın İskenderiye’nin yanı sıra Kızıldeniz’de de bir deniz üssü bulunuyor.
Sisi’nin 7 yılda üç askeri üs açması Mısır’ın dönüşü hikâyesinin bir boyutu.
***
Tam bu dönemde dikkat çeken iki husus daha var. Filistin sorununda yeniden ağırlık koyması bunlardan biri. Ama asıl stratejik hamle Mısır, Irak, Ürdün ve ileride belki Suriye’nin de eklenebileceği doğu ekseninde gelişiyor. Üç ülke arasında Mart 2019’da başlayan liderler zirvesinin dördüncüsü 27 Haziran’da Bağdat’ta gerçekleşti. Mısır’dan lider düzeyinde 30 yıl sonra gerçekleşen ilk ziyaretti.
Üst düzey görüşmelerin askeri, istihbari ve iktisadi boyutlar kazanması bölgenin fotoğrafını değiştirebilir. Bağdat açısından bu ortaklık iki açıdan mühim: Birincisi İran-ABD arasındaki nüfuz savaşının ön cephesine dönen Irak, Arap ekseninde yerini güçlendirerek cendereden çıkmaya çalışıyor. İkincisi, Türkiye’nin PKK’ye karşı operasyonlarla Kürdistan bölgesinde kontrol ve üslenme alanlarını genişletme stratejisi, Bağdat üzerinde hiç olmadığı kadar baskı oluşturuyor. Bu baskı hem milliyetçi Araplar hem Kürtler hem de İran destekli gruplardan geliyor. Bunun karşısında Bağdat da Türkiye’yi baskılamak için Arap Birliği üyelerinden omuz bekliyor. Yeni süreçte Basra’dan Akabe limanına petrol boru hattı projesi, Mısır ayağı ile birlikte yeniden gündemde.
Burada eksik parça Suriye. Mısır’ın Suriye’yi Arap Birliği’ne döndürme çabası sonuç alırsa tablo epey değişecektir. Bölgesel ortaklığın zemini eskiye dayanıyor. Mısır ve Suriye doğalgazını Lübnan, Ürdün ve Türkiye’ye taşıyacak 1 milyar dolarlık Arap Boru Hattı projesini hatırlayalım. 2000’de Mısır, Suriye, Lübnan ve Ürdün arasında imzalanan bu proje Arap Baharı’yla birlikte buharlaşmıştı.
***
Girişte belirttiğim gibi Mısır, Orta Doğu’da eski rolüne kavuşmaya çalışırken, Türkiye’nin bu sürecin karşıt unsuru olarak mimlendiği yerden çıkması gerekiyor. Türkiye geçen martta Kahire ile siyasi diyalogun önünü açmak için Müslüman Kardeşler’in İstanbul’dan yayın yapan kanallardaki dört kişiye “Azıcık sesinizi kesin” diyerek zemini yumuşattı. Ama kurulan diyalog yeni bir başlangıcın önündeki eşiği aşamadı. Özellikle Türkiye’nin Libya’da askeri varlığını sürdürme ve üs edinme planları Kahire-Ankara normalleşmesini tıkıyor. Mısır, Müslüman Kardeşler’le ilgili idam kararlarını durdurmak dahil, kendinden beklenen konularda yumuşama gereği duymadan Ankara’nın ödün verecek kıvama gelmesini değerli buluyor; haliyle aleni restleşmelerin olduğu bir önceki sayfaya dönmek istemiyor. Bir tür 'ne savaş ne barış' halini koruyor. Ayrıca Sisi yönetimi, Etiyopya ile savaşın eşiğine gelmişken Türkiye’nin Addis Ababa ile yakın mesaisinin Mısır’a karşı cesaretlendirici bir etki yaratmasından korkuyor.
Fakat havanın yumuşaması Kahire açısından, Türkiye’nin Libya, Suriye ve Irak’taki askeri operasyonlarının Arap dosyasında sorun olmaktan çıkarmıyor.
Son haftalarda Libya’da 24 Aralık seçim sürecine yönelik uzlaşmazlıklar taraflar arasındaki husumeti yeniden diriltti. Bu tür restleşmeler Mısır ile Türkiye arasında nispeten oluşan karşılıklı anlayışı da ortadan kaldırıyor. 23 Haziran’daki Berlin Konferansı’nın sonuç bildirisi üzerindeki dikte savaşı bunun son örneğiydi.
***
“Mavi Vatan” aklıyla Doğu Akdeniz’de oyunu bozacağım derken oyundan düşen Erdoğan çıkış arıyor ama kendi koşullarında bunu deniyor. Mısır’la diyalog peşrevinden sonra 12 Temmuz’da İsrail’in yeni Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u arayıp tebrik etmesi de bunun tezahürü. Erdoğan’ın Mısır ve İsrail’e elini uzatırken, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yalnızlaştırma hedefiyle meseleye yaklaşması da yardımcı olmuyor. Anladığımız kadarıyla Erdoğan öze tekabül etmeyen birkaç jestle kilidi açmayı umuyor. Bu çerçevede, Mısır’ın öne sürdüğü koşullarda çok diretmeden Katar’la normalleşmesinin bir model olarak Türkiye için de geçerli olabileceği hesabını yapıyor. Şeyh Temim’in El Cezire’ye biraz ayar vermesi yeterli olabilir fakat Türkiye siyasi nüfuz savaşları, askeri müdahaleleri ve ürküten hevesleriyle bin Katar eder. Muhatapları Erdoğan’ın genişlemeci ve müdahaleci siyasetinde samimi ve gerçekçi bir değişim bekliyor. Eksik diyalog güven bunalımını daha da derinleştiriyor. Mısır’ın kapıyı aralayıp Libya’daki inatlaşmayı görünce tekrar kapaması bunun açık göstergesiydi. Şimdi macerada Afganistan başlığı açılıyor. Bunun için kapıları zorluyor. Araplara uzak ama beslediği kanı aynı: Kontrol ve nüfuz oburluğu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları

































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025