İbrahim Karagül
Anayasa referandumu Türkiye'nin sistemik dönüşümünün nihai noktasıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tabiriyle “kritik eşiğin” aşılmasıdır. Ağırlıklı olarak son on yılda can yakıcı bir mücadele sonucu, ağır bedeller ödenerek gelinen bu nokta da aşılacak, Türkiye, yüzlerce yıldır sürdürdüğü büyük yürüyüşünü yeni bir tarihi dönüşe imza atarak devam ettirecektir.
Çünkü bu mücadele dar bir iç politik mücadele değil, bir tarih mücadelesidir, coğrafya mücadelesidir ve ülkemize yönelik yıkıcı dalgaları göğüsleme mücadelesidir. Ülkeyi ve devleti yeni küresel güç haritasına göre takviye etme, 20. yüzyılın bütün vesayet kalıntılarından kurtarma, dar bir çevre veya zümreye hasredilen devlet iktidarını meşru alana çekme, bir üst lige taşıma mücadelesidir.
Canımız ve kanımız pahasına savunacağız
Hem siyasi karar alıcılar hem de toplumsal ortak bilinç, bu dönüşümün, Türkiye'yi yeniden kurma mücadelesinin arkasındadır. Bugüne kadar hep arkasında olmuş, derin sezgisi ve aklı ile bu dönüşüme öncülük edenleri cesaretlendirmiş, zor dönemlerde ise canı ve kanı pahasına savunmaya girişmiştir. Bu karar verilmiştir, bu dönüşüm sahiplenilmiştir.
Çünkü milletimiz, ülkemiz ve siyasi aklımız, küresel ölçekte yıkıcı fırtınalara başka türlü direnilemeyeceğini, teslim olmanın yok olmak, parçalanmak olduğunu, tam aksine Türkiye'nin daha da güçlenerek, büyüyerek, kendini dönüştürüp savunma kalkanlarına güç vererek ayakta duracağını, başka da hiçbir seçeneğinin bulunmadığını bilmektedir.
Mücadeleyi sulandıran tarih dışına itilecektir..
Milletimiz, sınırlarımıza kadar taşınan savaşın ne anlama geldiğini, ülkemize dayatılan yeni harita planlarının nasıl bir gelecek karartması olduğunu fark etmiştir. Savunma psikolojisinin, yalvarma ve merhamet dilenme yönteminin esaret olduğunu, bu tarihi fırsatı ebediyyen kaçırmak olduğunu, büyük Türkiye hayalini toprağa gömmek olduğunu bilmiştir.
Hal böyle iken, içeride gündelik mahalle kavgalarıyla, dar/kişisel çıkar hesaplarıyla, çocukça çıkıntılıklarla bu büyük mücadelenin sulandırılması, kirletilmesi affedilir bir şey değildir.
Nasıl ki Türkiye'nin büyük yürüyüşünü durdurmaya çalışanlar, bu amaçla içeride ve dışarıda ortaklıklar kuranlar, hep birlikte ülkeye tuzak kuranlar kaybettilerse, tarih yapıcı ana omurganın kanaatlerini yöneteceklerini sandılarsa, her saldırı girişimi sonrası ağır hayal kırıklıkları yaşadılarsa, bu mücadeleyi kişisel çıkar hesaplarıyla, hırçınlıklarıyla, ergen reaksiyonlarla sulandırmak isteyenler de zamanı geldiğinde tarih dışına itilecektir.
Çok büyük adımlar,küçük tartışmalar..
Türkiye çok büyük adımlar atıyor ama çok küçük şeyleri tartışıyor. Bu anlamda, siyasetin öncü misyonu ve toplumsal coşku ile entelektüel derinlik arasında ciddi boşluk oluştu. Bu büyük adımların; hayatlarında bir tane güçlü cümle kurmamışların, kuramayacakların, tek bir söz üretememişlerin sığlığına, heva ve heveslerine kurban gitmesi elbette mümkün olmayacak. Ama yine de bu hazin görüntü endişe verici.
Oysa dünya siyasetine ders olacak bir dönüşüm yaşanıyor. Hem de ağır çokuluslu saldırılara göğüs geren, bunların üstesinden gelen, geri adım atmayan, bütün direnç noktalarını aşarak amacına ulaşan bir Türkiye var. Yeni bir güç küresel iktidar alanına giriyor. Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en ağır saldırılarla bile durdurulamayan bu gücün yarın Türkiye'ye, dünyaya söyleyeceği sözler bugünden üretilmeli.
“Türkiye mucizesi”, dünyaya anlatılmalı
Türkiye ölçeğinin bile dışına taşması gereken tartışmalar, bir “Türkiye mucizesi” dünya siyasi tarihi için doğru düzgün anlatılmalı, anlatılabilmeli. Yakın çevremize, coğrafyamıza bu “Türkiye mucizesi”bir rol/model olarak öne çıkarılmalı. Bazı tartışmalar gözlerimizi fena halde kör ediyor. O kadar önümüze bakmak zorunda kaldık ki, artık kafamızı biraz kaldırıp çevremize, dünyaya da bakmalıyız.
Çünkü bugün dünyanın birçok ülkesinde yaşanan, yaşanması beklenen bazı gelişmeler, Türkiye'nin son beş yılda yaşadıkları, yüzleştikleri ve üstesinden geldikleriyle hemen hemen aynı.
Bize ne yaptılarsa aynı şey başlarına geliyor..
Bize ne yaptılarsa aynı şey şimdi onların başına geliyor. Devlet içinde, sistem içinde, iktidar alanlarında tartışmalar, kavgalar başlıyor. Yıllarca bize model olarak önerilen, dayatılan ulus üstü yapılar çözülüyor, dağılıyor. Merkez güçler, ortak bir dünya düzeni şekillendirmek yerine çok tehlikeli bir çatışma alanına sürükleniyor.
Kaynaklar üzerindeki hesaplaşma sertleşiyor. Aç kalan ekonomileri doyurmak için merkez ülkeler, bırakın vesayet altında tuttukları ülkeleri, birbirlerini hedef almaya başladılar. Yakın gelecekte dünya, Doğu-
Batı diye iki büyük kampa bölünebilir ve bu iki kamp arasındaki fay hatları harekete geçirilir. Suriye savaşı benzeri birçok krizdünyanın başka bölgelerinde patlayabilir.
'Turuncu Devrim' ABD kapılarını mı zorluyor?
Bu yüzden ABD içindeki tartışmaları dikkatle izlemekte fayda var. CIA'nın FETÖ üzerinden Erdoğan'a karşı yürüttüğü operasyonların benzerini Trump'a yöneltmesi, ABD içindeki iktidar alanlarındaki çatışma, kitleselleştirilmeye çalışılan sokak tepkisi sadece Trump'ın kişiliği ile, antipatisiyle sınırlı bir durum değildir.
Bugüne kadar Ukrayna'da, Gürcistan'da denedikleri, birçok ülkeyi istikrarsızlığa sürükledikleri “Turuncu Devrim” furyası sanki ABD içine taşındı. Kendi başkanını hain, ajan ilan eden bu öfke, o başkanı evcilleştirebilir belki ama Trump'ın sıradışılığı hem ABD'de hem de dünya genelinde çok derin savrulmalara, çözülmelere, krizlere yol açabilir. Yeni bir faşizm dalgası Müslüman dünyanın sınırlarını zorlayabilir, Avrupa'yı paramparça edebilir.
'Rahatsız edici' ihtimalve 'Ortadoğu önceliği'
Zaten ortada bir Avrupa Birliği hayali kalmamışken, AB içinde yeni bloklar, ittifaklar, cepheler oluşabilir. Batı kendi içinde kamplara ayrılırken, Rusya'nın kaynaklarına yönelik yağma harekatıbaşlayabilir, Çin'i durdurmaya ve istikrarsızlaştırmaya dönük istilacı müdahaleler öne çıkabilir.
Trump sonrası Avrupa'da aşırı sağın yükselmesiyle Batı, küresel hakimiyetini Asyalı güçlere kaptırma paranoyasına tutulabilir,bu da çılgınca hareketlere yol açabilir. Ya da Trump, içerideki baskıyı dışarıya ihraç etmek için başka ülkelerde, bölgelerde, özellikle de Türkiye'nin yakın çevresinde travmatik, çok tehlikeli hareketlere girişebilir.
Obama dönemindeki terör ortaklığı daha tehlikeli harita dayatmalarıyla devam edebilir. Cumhurbaşkanı'nın Afrika ziyareti öncesi söylediği “rahatsız edici” ihtimal ve “Ortadoğu önceliği” işte böyle bir endişeyi artırıcı nitelikte.
O 'eşik' aşılır yeni bir masa kurulur
ABD içindeki tartışmalar işte bütün bu ihtimallerin ipuçlarınıvermektedir. Dolayısıyla Türk siyaseti, entelektüel aklı bir taraftan içerideki dönüşüme yoğunlaşırken, diğer taraftan dünyadaki bu yeni eğilimleri dikkatle izlemek, sorgulamak, tanımlamakzorundadır. Tam bu sırada büyük laflar, güçlü ve cesur cümlelerkurma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
Bir ülkenin en büyük silahı kendi öz savunmasıdır. Geziolaylarından bugüne, ardı ardına çokuluslu saldırılarla boğuşan Türkiye için, terör örgütleri dahil, içerideki bütün istihbarat uzantılarıyla birlikte yürütülen o saldırıların sona ermesi ancak kendi sistemik dönüşümünü tamamladığında mümkün olacaktır.
Artık o andan itibaren Türkiye de ellerindekileri masaya koyacak, içeriden çok dışarıya dönük bir ülke haline gelecektir. Bu yüzden o “kritik eşik” atlatılmalı, Türkiye'nin eli güçlendirilmelidir. Bu safhada her direnç bir şekilde yeni bir dış müdahale aracı olarak anlaşılacaktır.
Anayasa referandumu Türkiye mücadelesidir
FETÖ'yü çok ağır silah olarak ülkemize karşı kullananlar, bundan sonra daha farklı bir çevre ile çalışacak, onlar üzerinden operasyonlar servis edecektir. Şahsen, bütün fikir ve kanaatlerimizin, siyasi yaklaşımımızın Anadolu'nun ortak siyasi kimliği ile tartılmasının bir zorunluluk olduğunu, yerlilik testinin ancak böyle mümkün olacağını düşünüyorum.
Çünkü geçmişte birçoğu, kendi fikir ve düşünceleri sanarak bu ülkeyi dinamitleyecek operasyonların pazarlamasını yaptı maalesef. Artık öyle bir lüksümüz yok, artık böyle düşüncelere de Türkiye'de yer olmayacaktır.
Bu yüzden Anayasa referandumu için herkes üzerine düşeni yapmalı, yapacak da. Gerekirse kapı kapı gezerek, bunu bir Türkiye mücadelesi bilerek, yüz yıldır yaşanan hesaplaşmanın son aşaması görerek yapacaktır.
Yeni yükseliş tarihi ve dayanıklılık testi
Türkiye, küresel ölçekte parçalama, küçültme planlarına karşı yeni yükseliş tarihini başlatacaktır. Artık bu yoldan dönmek, geri adım atmak mümkün değildir. Böyle niyetleri olanların yine hayal kırıklıkları yaşayacağı artık bilinen bir şeydir.
Avrupa'daki duraklama ve gerileme, ABD içindeki iktidar çatışması, merkez güçler arasındaki restleşme ve kaynaklar savaşı Türkiye için bir güç aralığı oluşturdu. Biz buna tarihin sunduğu fırsatdiyoruz ve bunu kullanacağız.
Üstelik Türkiye, yüzleştikleri ve üstesinden geldikleriyle kendini takviye etmiş bir ülke. Daha büyük krizlere hazırlığını yapmış bir ülke. Dünyanın içine sürükleneceği fırtınaya dayanıklılığını artırmış bir ülke.
Bu yol yürünecek, başka seçenek yok
Birçok ülkenin hatta Türkiye'ye operasyon çeken birçok ülkenin bu büyük fırtınada ayakta kalacak gücü olmadığını da bir yere not edelim. Milletlerin tarihi dönüşümü başladı mı durmaz. Ve bu yüzyıllar sürebilir. İşte Türkiye böyle bir mücadelenin içinde, bu kadar büyük bir davayı omuzlamış durumda. Öyleyse ayaklarınızı sabit tutun, dizleriniz titremesin ve asla umutsuzluğa düşmeyin.
Çünkü bu yol yürünecek..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları




































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021