İbrahim Karagül
Durumun ne kadar farkındayız bilmiyorum. Ama Türkiye bir varlık yokluk mücadelesi veriyor. Bir gelecek mücadelesi veriyor. Ülkemizi küçültme planları yapanlara inat daha da büyüme ve güçlenme mücadelesi veriyor. Biz “diz çök” diyenlere meydan okuma mücadelesi veriyor.
Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana oluşan en büyük tehdide karşı bir “Acımasız Mücadele” veriyor. “İstiklal Savaşı” kadar büyük, o kadar keskin bir hesaplaşma yaşıyor. Haçlı Savaşları’ndan bu yana Anadolu’nun karşılaştığı birkaç şok dalgasından birine daha direnmeye hazırlanıyor.
‘Türkiye Ekseni’nde birleşme zamanıdır!
Bu dönemde, tarihin bu en kırılgan döneminde, sadece coğrafyamızın değil dünyanın büyük bir hesaplaşmaya doğru sürüklendiği bir dönemde “Türkiye Ekseni” dışında kimsenin hiçbir yer tutma, pozisyon belirleme, taraf olma seçeneği yoktur. ABD adına, Avrupa adına, PYD adına, FETÖ adına hareket eden, gizli gizli onların tezlerini pazarlayanların bu ülkenin geçmişinde ve geleceğinde yeri olmayacaktır.
Onlar hiçbir zaman “Türkiyeli” kabul edilmeyecektir. Birer “iç tehdit”, birer “iç işgalci”, birer “içeriden operasyoncu” kabul edileceklerdir. PYD kriptolarına, gizli Amerika’cılara, Avrupa pazarlamacılarına, terör koridorunu yok etmeye çalışan Türkiye’yi yavaşlatma, tökezletme girişimlerine karşı teyakkuza geçilmelidir.
Herkes ne kadar ‘Türkiyeli' olduğuna karar verecek..
Artık etnik farklılık, siyasi farklılık, ideolojik farklılık yoktur. Hangi siyasal çevreden olursa olsun herkes, ne kadar Türkiyeli olduğu konusunda ağır bir sınavdan geçecektir. Artık, “Türkiye ekseni” ve “işgal ekseni” şeklinde iki cephe vardır. Bu ülkede yaşayan her birey, bu gerçeğin frakında olmalı, bu topraklara bağlılığından asla şüphe duymamalıdır.
Suriye ve Irak’tan gelen tehdit sadece terör örgütleri, DEAŞ ve PKK değil, bir çokuluslu işgal girişimidir. Bu milleti vatansızlaştırma planlarının parçasıdır. Bu bölgede verilen mücadele vatan savunmasıdır, ülkenin birliğini ve geleceğini kurtarma mücadelesidir.
Sakın onların vaatleriyle kalplerimiz yumuşamasın!
Bize terör örgütleri üzerinden saldıranlar ABD’dir, yüzlerce yıl, Osmanlı tarihi boyunca mücadele ettiğimiz güçlerdir. Sakın gözlerimiz sadece DEAŞ’a, Sadece PKK/PYD’ye odaklanıp körleşmesin.
Sakın zihinlerimiz onların sözlerine kanmasın, kalplerimiz ardı ardına Ankara’ya gelenlerin vaatleriyle yumuşamasın. Sakın içerideki çok bilmişlerin, işgal aparatlarının, “truva atları”nın sözleri zihinlerimizi bulandırmasın.
Biz bu topraklarda, Anadolu’da, çevresinde yüzyıllardır bir büyük akılla, duruşla, coğrafya ve dünya algısıyla ayakta duruyoruz. Tarihin belli aralıklarında bizi yoklayan ağır travmalarla yüzleştik. İnsanlık tarihinin en keskin hesaplaşmaları bu coğrafyada yaşandı.
Bu toprakların beslediği bir büyük akıl vardır!
Büyük çöküşler ve büyük yükselişler bu topraklarda yaşandı. Dünya tarihinin en kırılgan zamanları en acı sonuçlarını bu topraklarda hissettirdi. Şimdi o tarih yeniden değişiyor. Güç haritası yeniden biçimleniyor. Biz yine bu coğrafyadayız ve mücadelenin en ağır yükü yine bizim omuzlarımıza yükleniyor.
Bu gerçeklerin iç politika ile, içerideki siyasal gruplaşmalarla, etnik ve mezhep eksenli kimlik farklılıklarıyla hiç bir alakası yoktur. Bunları bölgenin zaafları olarak pazarlayanların tamamı yalan söylemektedir. Bu gerçekler, bizim Haçlı Savaşları’nda, Birinci Dünya Savaşı’nda yaşadığımız gerçeklerdir ve gerekçeleri de aynıdır.
Bir ortak bilinci, vatan eksenini güçlendirmek..
Batı, Osmanlı’ya duyduğu yüzyılların öfkesini dünya savaşı ile aldı. Şimdi genç Türkiye tam da yeniden ayağa kalkmaya hazırlanırken, uykusundan uyanmışken, aynı öfke ile yeniden saldırmaktadır. Bugün olanları coğrafya ile, tarih ile, küresel güç haritasındaki değişimlerle, Türkiye’nin yürüyüşü ile birlikte değerlendirmeden hiçbir gerçek sonuca ulaşamayız.
Bir hamaset, bir kötümserlik, bir çaresizlik ya da abartılı bir coşkudan söz etmiyoruz. Bugünü tanımlamaya, geleceği öngörmeye, yolumuza çıkacakları hesaplamaya çalışıyoruz. Tedbir almaya, hazırlıklı olmaya çağırıyoruz. Bir ortak bilinci, vatan eksenini güçlendirmeye, bu ülkenin gücüne güç katmaya çalışıyoruz.
Biz o büyük oyunu bozduk, bozmaya devam edeceğiz!
Afrin operasyonu başladıktan sonra ABD’den gelen bütün heyetlerin tek amacı vardır, Türkiye’yi durdurmak, operasyonu sınırlamak, Münbiç ve Fırat’ın Doğu’suna genişlemesini engellemek. Çünkü onlar Körfez Savaşı’ndan bu yana, 1991’den bu yana tek bir proje uyguluyorlar. Irak’a yaptıkları, Suriye’de yaptıkları, Türkiye’yi politik olarak yönlendirdikleri her şey, o strateji içindir. O strateji de dört ülkenin parçalanmasıdır.
Türkiye, “Fırat Kalkanı” ile o büyük oyunu ilk kez bozmuştur. Afrin operasyonu ile bozmaya devam etmektedir. O garnizon haritasının Akdeniz kapılarını kapatmıştır. Şimdi ABD askeri, beraberindeki PKK ve DEAŞ teröristleriyle birlikte, Türkiye, İran, Suriye ve Irak arasına sıkıştılar.
Tam da burada, Şam yönetiminin, Bağdat’ın ve Tahran’ın akıllıca hareket etmesi, Türkiye’ye çelme atmaması gerekiyor. Atarlarsa en az Türkiye kadar onlar da zarar görecek, kendilerini toparlayamayacaklar.
ABD’nin o koridorda başarı şansı sıfırdır!
Terör Koridoru dediğimiz şey, bir yabancı işgal haritasıdır. Bu harita açıktan Türkiye’yi parçalamaya dönük bir plandır. ABD askeri birimleri, bölgenin teröristleri haline gelmiş, NATO müttefikine saldırmaktadır. Münbiç’te, Türkiye sınırında verdikleri fotoğraflar bu ülkeye saldırıdır. “PKK’yı vurursanız sizi vuracağız” diyorlar. Türkiye, bu intikam içeren görüntüleri hiç bir zaman unutmayacaktır.
Bugüne kadar hiçbir ülke, ABD kadar terör örgütlerinin elinde böylesine gülünç bir duruma düşmemiştir. Bölgede PKK ve DEAŞ’tan başka “dostu” kalmayan ABD’nin o koridorda başarı şansı sıfırdır. Sadece Afrin’de değil, Münbiç’te değil, Fırat’ın Doğu’sunda da tutunamayacaklardır.
Mesele Türkiye’nin kararlılığıdır. Birilerinin dışarıdan birilerinin içeriden bu kararlılığa zarar vermesi önlenmelidir. Bunu başarırlarsa bu ülkenin kendini savunma gücü bir daha bu kadar güçlü olmayacaktır.
Biz o “kuşatmayı” yardık, ardı ardına kaybedecekler
Türkiye’de ilk kez güçlü bir devlet aklı harekete geçmiştir. Tehditleri de, imkanları da, geleceği de, ne yapılması gerektiğini de görmüş bir akıl bugünkü pozisyonu biçimlendirmiştir. Müthiş bir kamuoyu desteğini de arkasına almıştır. Öyleyse sonuna kadar gidilecektir. Başka da hiçbir seçenek kalmamıştır. Bu büyük yürüyüşü, masalarda, diplomasi palavralarıyla heba etmeye kimsenin hakkı yoktur.
15 Temmuz saldırısı ile bu ülkeyi parçalayacaklardı. İstanbul’un Avrupa yakasını ve Trakya’yı Anadolu’dan koparacaklardı. Bu planlanmıştı. O saldırı başarılı olsaydı PKK ve DEAŞ güneyden saldıracaktı, Türkiye’nin Batı’sından da ayrıca işgal girişimi başlatılacaktı.
O gece kaybettiler. Ama durmadılar. Suriye’ye olağanüstü yığınak yaptılar, oradan Türkiye’yi vurmaya başladılar. Bizi kuşatıyorlardı. İçeriden yapamadıklarını bu sefer tamamen dışarıdan yapacaklardı. O koridordan saldıracaklar, aynı anda Ege’yi hareketlendireceklerdi.
15 Temmuz’dan hemen sonra Fırat Kalkanı’nı başlatmak onlar için ikinci hüsran oldu. Yine durmadılar. Şimdi Afrin onlar için üçüncü hüsran oluyor. Yine bırakmayacaklar. ABD askerlerinin sınırdan Türkiye’yi gösterdikleri şovlar bunun göstergesidir. Bir hüsran daha yaşayacaklar..
Ege’de de savaşırız. Buna gücümüz var..
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın dünkü açıklamasına dikkat edin. Ege’den gelen tehdide işaret ederek “iki cephede aynı anda savaşacak gücümüz var” diyor. Bu ne demek? Bu, hem güneyden, hem Batı’dan tehdit ediliyoruz demektir. Bu iki cepheden de aynı güçler Türkiye’yi tehdit ediyor demektir.
Bu da, Türkiye’nin nasıl bir “Acımasız Direniş”e odaklanması gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu, topyekûn savunma hazırlıklarının zarureti demektir. Bu savunma alanında seferberlik zamanı olduğunun, Türkiye’nin son büyük İstiklal Savaşı verdiğinin ifadesidir. Bu, herkesin durduğu yeri sağlamlaştırma, “içeriden operasyoncu”lara karşı dikkatli olma zamanı demektir.
Bize silah gösteren o ABD askeri orada kalamayacak
Batı tarafından ağızlarından salyalar akan ülkeler var. 15 Temmuz’un intikamını almak isteyenler var. Ama o gece bu millet nasıl o çokuluslu hesapları onların başlarına geçirdiyse Suriye’nin kuzeyinde de aynısını yapacaktır. Öyle Afrin’de sıkışıp kalmayacaktır. Münbiç’te ABD engeli onu durduramayacaktır.
Bir yere not edin, göreceksiniz: Bugün sınırımızdan bütün Türkiye’ye silah gösteren o ABD askerlerinin hiç biri orada kalamayacak, orada tutunamayacak, kaçarcasına çekip gidecektir. Göreceksiniz, bugün Batı’dan, Ege’den tehdit edenler çok geçmeden bir birbirlerini boğazlamaya başlayacaktır.
Bu bizim için kaderdir
İçeride ve dışarıda olağanüstü güç biriktirme, dayanışma zamanıdır. Her birey, üzerine düşeni yapacaktır, yapmak zorundadır. Çünkü tarihin ağır yükü, coğrafyanın ağır yükü bir kez daha bu milletin omuzlarına yüklenmiştir. Çünkü tarih değiştirici güç bu milletin kendisidir ve bu da bir kaderdir.
Türkiye doğru yoldadır. Yapmamız gereken tek şey, adımlarımızı güçlendirmek ve hızlandırmaktır. Artık geri dönüş yoktur, hiçbir güç de Türkiye’yi geri döndüremeyecektir. Büyük yükseliş döneminin sancılarıdır bunlar ve milletimiz, siyasi genetiğimiz buna çok aşinadır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları






































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021