İbrahim Kiras
Einstein’a atfedilen bir çok söz dolaşıyor internet evreninde. Onlardan biri şu: Dünyayı kurtarmak için bir saatim olsaydı elli beş dakikasını problemi tanımlamaya, kalan beş dakikayı da çözümü bulmaya ayırırdım.
Büyük bilginin ağzından çıkmış olsun olmasın, karşımızdaki problemin adını doğru koymanın gereğini ifade eden önemli bir uyarı bu. Unutmayalım ki hastalığın kesin teşhisi konulmadan alelacele tedaviye başlamak fayda yerine daha fazla zarara da yol açabilir.
Bugün Türkiye’de yaşanan problemin de adını doğru koymak zorundayız. Bunu yapmazsak dertlerimize çare bulmamız zorlaşır.
Bizim bugün yaşadığımız problem, sözgelimi, enflasyon problemi değil. İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk da değil problemimiz. Bürokraside aksama değil, yasaların yetersizliği değil. Hatta tek başına yönetim kadrolarının belirli olumsuz nitelikleri de değil.
Böylesi problemlerin mevcudiyeti elbette gerçek. Ancak bütün problemlerin altındaki asıl problem ülkenin yönetilemez durumda oluşudur. Halktan yönetme yetkisi alanların devlet cihazını yönetememesidir.
Devlet makinasını yönetme sorumluluğunu üstlenenlerin bu makinayı yönetemiyor oluşlarının -daha doğrusu kısa zamanda yönetilemez duruma getirmelerinin- birden fazla sebebi var. Biri niyetleriyle ilgili. O kadarını söylemiş olayım. Bir diğeri ehliyetle ilgili.
Ama en belirgin sebep devleti yönetenlerin benimsediği yönetim felsefesinin devlet yönetmeye izin vermemesi. Modern otokrasinin doğası milletin dertlerine çare bulmaktan, ülkeye huzur ve refah getirmekten ziyade geminin dümenini ele geçirenlerin pozisyonlarını muhafaza etme ihtiyaçlarının gereklerini öne çıkarır.
Bilindiği gibi, otokrasi, devleti yönetme yetkisine tek bir kişinin tek başına ve yasal denetimden veya hukuki kısıtlardan azade şekilde sahip olması demek.
Mutlak monarşi tarihteki en bilinen otokrasi modeli. Ama bugün biz otokrasi derken daha ziyade monarşik olmayan otokrasileri kastediyoruz. Kişi kültünün üzerinde yükselen otoriter yönetimleri.
Yirminci yüzyılın otokrasilerini hatırlayın. Birtakım toplumsal değerleri, ahlaki ilkeleri, milli duyguları, felsefi kavramları, uhrevi inanışları kendilerine kalkan yaparak ve milletin bir kısmını öbür kısmına düşman ederek sürdürülmeye çalışılan iktidarları. Bunların tamamına yakını 19. yüzyılın “Bonapartist demokrasi” modelinden ilham alan rejimlerdir. Bir diğer ilham kaynağı da uzun insanlık tarihinde sıkça görülen merkezi krallıklardır.
Otokrasinin sözlük anlamı kendi başına yönetim. Eski Yunanca autos (kendi) kelimesi kullanılarak türetilen ‘otomobil’de veya ‘otomatik’te olduğu gibi dışarıdan yardıma ihtiyaç duymadan kendi kendine yapılan bir eylemi ifade ediyor.
Peki, devlet her hangi birinin kendi başına yönetebileceği bir aygıt mı? Yönetse yönetse ne kadar yönetebilir, nereye kadar yönetebilir? Günümüz itibariyle kurumların tecrübe birikimi, anayasanın
sınırları, yargının ve parlamentonun denetimi, sivil toplumun görüşü, basının eleştirisi vs. olmadan devlet yönetilebilir mi?
2018 anayasa referandumunda halkın yüzde 52’sinin evet demesiyle böyle bir yönetim modeline resmen geçtik. Evveliyatı da var ama o başka konu. Başlangıçta eşitler arasında birinci durumda olan genel başkanın “reislik” makamına terfi etmesi yalnızca kişisel hırslarla tefsir edilebilecek bir olay değil. Toplum olarak zihin genetiğimizde taşıdığımız siyaset anlayışının, devlet algısının, lider fikrinin vs. de payı var burada.
Türk tipi başkanlık modeli de tarihî realiteyle ilgisi pek olmayan bir tarih tasavvuru dolayımında zihinlerde kabul görebildi biraz da.
İçimizden birine Kanuni Süleyman’ın yetkilerini verirsek Kanuni devrindeki gibi güçlü bir devlet olabileceğimize inanan kaç kişidir bilmiyorum ama Türk tipi başkanlık rejimi böyle tanıtıldı. Altında böyle bir heves vardı. Bu yoldaki propaganda toplumun bilinçaltındaki “dizginleri eline almış, güçlü ve dirayetli padişah” figürü özlemine hitap etti. Avrupalıların “Muhteşem Süleyman” dedikleri Kanuni figürü temsil eder zihinlerimizdeki ideal devlet başkanını…
Yanında bir Sokollu Mehmet Paşa’sı, bir Kemal Paşazade’si, bir Barbaros Hayreddin’i, bir Mimar Sinan’ı olmayan bir Kanuni tasavvuru ama bu…
Yavuz Selim’in oğlu olmayan ve eğitimini Topkapı Sarayı'ndaki Enderun’da alıp 14 yaşında Sancak Beyi olarak devlet cihazının nasıl işlediğini öğrenmiş olmayan bir Kanuni…
Devlet kurumlarını kaale almayan, uzmanlığı, tecrübeyi, yetki dağılımını, yerleşik kuralları önemsemeyen bir Kanuni…
Yani aslında Kanuni’den ziyade II. Abdülhamid…
En azından Tanzimat’tan bu yana adım adım gelinen mesafeyi bir anda sıfırlamanın gerekçesi işte zihinlerimizdeki bu model…
Gerçi biz modern devletin inşası ve yönetimde milli iradeyi hakim kılma yürüyüşünü bir adım ileri iki adım geri temposunda yapmaya alışkınız. Söz gelimi 1909 Anayasasının padişahın elinden aldığı yetkileri 1924 Anayasası çok daha fazlasıyla cumhurbaşkanına tevdi etmişti. Ondan sonra 1946 ve 1960 duraklarını geçtik. Biraz geriledik, biraz ilerledik. Nihayet 2018’de yine en başa döndük.
Ne var ki bu tarihin öncesinde başlayarak atılan adımlar neticesinde oluşturulan şahıs yönetimi giderek güçlendi ama güçlendikçe yönetme kabiliyeti de giderek azaldı. Çünkü devleti devlet yapan unsurlar etkisizleştikçe devleti yönetmek de giderek zorlaşır. Mesele özünde budur.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları







































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026