Kemal CAN
2020, Anayasa Mahkemesi’ne yapılan atamalarla uğurlanmıştı. 2021, Boğaziçi Üniversitesi’ne gelen kayyım rektörle karşılandı. Anlaşılan “reformun” alt yapısı kadar kadroları da büyük bir özenle hazırlanıyor. Yürünecek yolun, “atılım yılının” ayrıntıları, Erdoğan’ın Bahçeli’ye yaptığı ev ziyaretinde şekilleniyor. 2021’in siyasi gündeminin iktidar içindeki çatlaktan fışkırmayacağı, mevcut ittifak küpünden çıkacağı artık iyice anlaşılmıştır herhalde. Vergiler ve zamlarla gelen acı reçete, asgari ücretin işveren alkışlarıyla kabul edilmesi gibi tercihleri gayet net olan ekonomideki “normalleşme” de, bilinen yolda devam edecek.
Mevcut veya doğabilecek her türlü itiraz için hazır önlemler, yenileriyle tahkim ediliyor. Şikayetçi olmaya kalkanlar için etiketler, üniversite kapılarından insanların bileklerine kadar her yere takılacak kelepçeler hazır. Milli Piyango’nun iç edilen parasını SMA hastası çocuklar için isteyenler, “büyük oyunun parçası”. Boğaziçi Üniversitesi kayyımını protesto edenler elitist, değilse terörist. Çocuğu için bir şey isteyen anneden bahsedene Diyarbakır’daki aileler, Demirtaş’tan bahsedene Yasin Börü, yargının sorunu diyene şehit savcı, çıplak arama sorusuna karşı “polisimin yanındayım” düğmelerine basmak yeterli.
İktidara ve iktidara yarayan her türlü aparata “kaşının üstünde gözün var demek” büyük suç. Bir zamanların pek moda iddiası “sıfır tolerans”, yanlış yapan kamu görevlileri veya siyasiler için değil, onların yanlış yapabilme ihtimalinden söz açanlar için yürürlükte. Yapılan araştırmalarda toplumun içine doğru ciddi bir çürüme biçiminde ilerleyen tahammülsüzlük, iletişimsizlik ve düşmanlık eşik atlamış görünüyor. Mesela, iktidar sözcüleri HDP’lilere itlafla tehdit edilecek haşarat derken, bir muhalefet partisi sözcüsü de onların “şenaatlerine” uygun isimler almalarını hiç sıkılmadan talep edebiliyor.
Bütün bunların liderlik meselesiyle ne alakası var diye sorarsanız; kavramın yönetmekten daha geniş bir dönüştürücü-sürükleyici rolü olduğunu hatırlatmak gerek. İktidarını devletle, destekçilerini milletle eşitleyen Erdoğan ile bu ittifakın şefi Bahçeli’nin yürüttüğü eş liderlik, böyle bir şey. Yürümek istedikleri yönde, karşılarında olanları bile sürükleyen bir akıntı yaratabilmeleri bunu gösteriyor. Bir hareketin yöneticisi olmak –hatta çok güçlü bir başkan olmak bile- liderlik iddiasını doldurmaya yetmiyor. Destekçileri ikna olmadıkları eylem ve söylemlere, hatta beklentilerinden vazgeçmeye razı etmek gerekiyor.
Türkiye’deki siyasi değişimin önemli engellerinden biri olarak son yıllarda muhalefetteki liderlik sorunundan sık sık bahsediliyor. Ancak çoğunlukla “liderlik” kavramı, güçlü bir kişiliği işaret eden bir özel isim olarak anlaşılıyor ve öyle kullanılıyor. “Çıkmadı ki şöyle güçlü bir isim, herkesi peşine taksın götürsün” deniliyor. Arayış “liderlikten” çok, karizmatik “lider” sınırında kalıyor. Sanki her şeyi tamam, araba yüklenmiş ve sıra onu kim çekecek aşamasına gelmiş gibi. Oysa bir müessese olarak “liderlik”, şahıstan çok bir iddiayı, fikri, hedefi gerçekleştirmek için yaratılan toplam gücü toparlayan eylemi (fiili) tanımlıyor.
“Ne olacak bu memleketin hali” tartışmalarında, siyasal değişimin zorluklarının başlıklarından biri olan “liderlik” sahiden önemli. Sayısal ve niteliksel olarak iktidarın ciddi biçimde gerilemesine rağmen çok güçlü bir değişim ihtimalinden söz edilememesinin en önemli sebebi, iktidar ve muhalefet bloklarında yaşanan (algılanan) “liderlik” farkı. İktidar, kendi -kutuplaştırma ve kimlik siyasetinin- imkanları ve popülizmin kolay enstrümanlarıyla, kendi tabanını da rehin alabilen güçlü bir liderliğe sahip. Üstelik başarı mecburiyetinden kendisini kurtarmış, zorlayan bir liderlik bu. Muhalefet tarafında ise tam tersi bir tablo var.
Muhalefet partilerinin genel başkanları ve muhalefetin ortak zemini açısından, öne çıkmış bir liderlik pek söz konusu değil. Hatta değil ortak bir muhalefet liderliği, parti başkanlarının kendi hareketlerine (partilerine) bile liderlik ettiklerini söylemek zor. Parti genel başkanlarının yakın durdukları çizgiyi, neyi önemsediklerini, siyasi tahayyüllerini, kamuoyuna söylediklerinden anlıyoruz. Oysa liderlerin neye liderlik ettikleri, onların başında oldukları yapıları hangi yöne taşıdıklarıyla anlaşılır. Yani söyledikleri değil, lideri oldukları, liderlik etmeye kalktıkları harekete, teşkilata ne yaptırabildikleri çok daha önemli.
Güncel olan bir tartışmadan yola çıkarak İYİ Parti ve Akşener’in liderliğinden başlayalım. Akşener son dönemde geniş bir çevrenin dikkatini çekecek biçimde “merkez siyasete” yakın bir yörüngede ilerliyor. Sözleri, eylemleri bu rotadaki ısrarını ortaya koyuyor. Buradan yola çıkarak Akşener’in ne istediğini, neye yakın olduğunu anlayabiliyoruz, bunu fark eden bazı kesimlerde teveccüh de artıyor. Tamam ama bu Akşener’i, partisini bu yönde harekete geçiren bir lidere dönüştürüyor mu? Hadi ihraç edilen Ümit Özdağ’ı yolundan çeviremedi, çevirmeye bile kalkmadı ama parti sözcüsünün “ifade özgürlüğü” nereye kadar?
Bahsettiğim şey, lider otoritesi veya teşkilat disiplini değil, değiştirme iradesini ve cesaretini hissetmek. Mevcut olduğu iddia edilen vasatı iyi ölçerek, hassasiyet tabularına teslim olarak veya sessiz kalarak başarılı yönetici olabilirsiniz. Fakat bunlar, yeni bir yörünge verebilecek, farklı bir hedefe taşıyacak liderlik iddiasına yetmez. Benzer bir durumu CHP’de de görmek mümkün. Kılıçdaroğlu’nun muhalefet ittifakını bir arada tutmak konusunda çok özel bir çaba harcadığı ve takdiri hak eden sonuçlar aldığı ortada. Ancak bu hedefin lideri olabildiğini söylemek çok mümkün değil. Belki epey başarılı bir koordinatör sayılabilir.
Muhalefetin karizmatik ortak lider bulmaktan, asgari müştereği biçimleyecek bir liderlik yaratmaktan önce, her bir bileşen için ayrı ayrı cesaretli liderliklere ihtiyacı olduğu söylenebilir. Belki her şeyi, herkesi toparlayacak bir merkezi rolün boşluğuna yoğunlaşmak yerine, mevcut yapıları değişim enerjisi üretecek bir yola sürecek cesareti veya teşviki aramak daha hızlı sonuç verebilir. Ortak sonuç hevesinden faydalanmak ile buna dair risk alma tereddüdü ancak böyle liderliklerle aşılabilir gibi duruyor. Bu çerçevede ortak zeminden önce muhalefet aktörlerinin kendi alanlarında daha etkili liderliğe soyunmaları veya bu konuda teşvik edilmeleri daha hızlı bir yolculuğun kapısını açabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları




























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2026
5.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
23.11.2025
16.11.2025
3.11.2025
26.10.2025