Kürşat BUMİN
Ortada tek seçenek kalıyor: CHP’nin birinci turda aday göstermeyip Gül’ü desteklemesi. “Dalga mı geçiyorsun? Olacak iş mi bu” diyenleri duyar gibiyim. Ne yazık ki tek yol bu. Ama bilinmez, CHP belki de kendi adayının ikinci turda öne çıkamayacağını düşünerek böyle “tarihi” bir tercihte bulunabilir… O zaman iş tabii ki kolay: Gül’ün Ak Parti’den devraldığı seçmenler, CHP’nin seçmenleri, HDP’nin seçmenleri ile (herhalde “İYİ” de işe katılarak) bu süreci başarıyla tamamlaması niçin mümkün olmasın?
Son KHK’nin malum satırlarının tartışılması:
Yazıya oturduğum saatte Ak Parti kanadından yapılan iki açıklama önümde duruyor. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ (kendisinin eski Adalet Bakanı olduğunu hatırlıyorsunuz) ve Ak Parti Gurup Başkan Vekili Bülent Turan’ın açıklamaları bunlar.
Bozdağ’in açıklamalarının bir bölümünden bir seçme yapacak olursak: “Kesinlikle muğlak değildir, nettir açıktır, eksiği yoktur. Yeni bir düzenlemeye ihtiyaç yoktur.” Doğru bir açıklama gerçekten “ihtiyaç yoktur”. Yoktur çünkü bu “millet” eğer okuduğunu anlamaktan yoksun değilse, son KHK’de yer alan tartışılan düzenleme apaçık olarak 15 Temmuz çıkışlı ama sonu nereye varacağı besbelli nitelikte bir içeriğe sahiptir. Hani derler ya “Sen herkesi kör âlemi sersem mi sanırsın?”, tamı tamına böyle bir durumla karşı karşıyayız.
Yine Bozdağ: “Bu düzenleme 15 Temmuz’dan öncesini kapsamadığı gibi 16 Temmuz’dan sonrasını kapsayan bir düzenleme değildir. Kim ki bu düzenlemeyi 16 Temmuz’dan sonrayı kapsıyor diye yorumluyorsa, ya doğru dürüst okumamıştır. ‘Ben bu maddeleri dikkatle okudum’ diyorsa okuduğunu anlamıyordur. ‘Okuduğumu anladım’ diyorsa art niyetli yorum yapıyordur. 15 Temmuz’dan öncesine yürütülemediği gibi bu madde, darbe teşebbüsünün bastırılmasından sonraki sürece de uygulanamaz.”
Görüyorsunuz, üstüne üstlük bir de “okuduğunu anlamama” suçlaması var! İyi güzel de söz konusu KHK’de yer alan “Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenlemenin içinde yer alan “… ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin…” faslı geçmiş zamana mı, yoksa gelecek (ve hatta!) geniş zamana mı işaret ediyor? “Sonraki sürece de uygulanamaz”mış; demek “bunların devamı niteliğindeki eylemlerin” cümleciği “geçmiş zamana” işaret ediyormuş! Yakın dönemde “Adalet Bakanı” koltuğunu işgal etmiş bir kişinin şu sözleri gerçekten “tüyler ürpertici” nitelikte: “Türkiye’de bundan sonra darbe olduğu zaman vatandaş tankın önüne çıkmayacak mı? Dişe diş mücadele etmeyecek mi?” Ne demek şimdi bu? Bu sözleri sözcüğü sözcüğüne anlayacak olursak, Türkiye artık sık sık darbelerin olabileceği bir ülke haline gelmiştir! Bir Başbakan Yardımcısı bu sözleri nasıl telaffuz eder, anlayabilmek imkânsızdır. İşgal ettiği koltuğun varlık nedeninin “asla darbe olmaması” için var olduğunu unutan, hatta ufukta başka darbeleri de ihtimal dahilinde gören bir hükümet üyesine ne denebilir ki? “Ama bu metinde yanlışlık da eksiklik de yoktur. Güneş gibi ortada.”(!) Her şey apaçık yani…
Şu (ibretlik) alıntıyı da yapalım: “Vatandaşları korkutuyorlar, tehdit ediyorlar. “Sokağa çıkmayın, darbe teşebbüsü olursa tankların üstüne çıkmayın, darbe teşebbüsüne karışan askerleri tanklardan indirmeyin. Bak sizin başınıza ne işler gelir” anlamında çok net bir tehdit gönderme anlamı var.”
Burada biraz durmak istiyorum. Çizilen tablo şöyle bir şey: Muhtemel hale gelen “darbeler”i halkımız sokağa çıkarak, tankların üstüne çıkarak, darbe teşebbüsüne katılan askerleri tanklardan indirerek önleyecektir.
Yani Bozdağ’ın (da) geleceğimize yönelik öngörüsü, darbe teşebbüsleri ve onları canı pahasına engelleyen vatandaşlardan oluşan bir Türkiye’dir.
Burada da biraz durmak istiyorum: 15 Temmuz gerçekten de, 27 Mayıs ve 12 Eylül darbesinden farklı olarak sivillerin karşı çıkışının gözlendiği bir darbe teşebbüsü olmuştur. Ancak bütün bu farklılığa rağmen ben şu sorunun meşru olduğunu sanıyorum: Darbeleri, darbe teşebbüslerini önleyecek olan sivil vatandaşlar mıdır, yoksa devletin silahlı askeri ve polisi midir? Ben kendi payıma ikinci şıkkı işaretliyorum. Dolayısıyla darbe veya darbe teşebbüslerinde çağrı yapılacak olanlar devletin silahlı güçleridir. Bu nedenle işin doğrusu. 15 Temmuz’da olduğu gibi halkı darbe teşebbüsünü önlemeye çağırmak yerine sözünü ettiğim silahlı güçleri göreve çağırmaktır. Yok eğer “devletin silahlı güçleri bu teşebbüsleri önleyecek yapıda ve nitelikte değildir, bu işi çözse çözse halk çözer” diyorsanız, ortada bir “devlet krizi”nin, yani darbe arifesine kadar devlete hakim olamayan bir yönetim var demektir. Bence (ben olsam!) darbe teşebbüsünü fark eder etmez yapılanın tam tersine halkı “sokağa çıkmamaya” çağırır, söz konusu teşebbüsün önüne başında bulunduğum devletin silahlı güçleriyle çıkardım.
“Tankların üzerine çıkan halk”a ilişkin bu değerlendirmem kimi okurlarımın şöyle (ya da benzer) bir itirazıyla karşılaşabilir: Ama sadece 15 Temmuz’da değil zamanında Rusya ya da Yeltsin’i ya da daha önceden(1956) Macaristan’da halkı tankların üzerinde görmedik mi? Doğru gördük ama takdir edersiniz ki bambaşka çerçevelerde. İsterseniz işin Rusya faslı için şu kısa alıntıyı yapayım: “…tünelin sonundaki demokrasi ışığını görmüş olan kitleler, onlarca yıl sonra ucunu yakaladıkları özgürlük ipini bırakmaya hevesli değildi. Halk sokaklara döküldü. Bu çalkantılı dönemde darbecilere meydan okuyarak halkın üzerine sürülen tanklardan birinin üzerine çıkan ve darbecilere meydan okuyan Yeltsin , ‘Yeni Rusya’nın yüzü oluyordu…”
Macaristan için de şu kısa alıntıyı kullanalım “1956 yılında Macaristan halkı özgürlük için Sovyetler Birliği’ne karşı bir başarısız devrim girişimini başlatmış, girişim Sovyet ordusu tarafından kanlı bir şekilde bastırılmıştı. Hannah Arendt, 1958’de kaleme aldığı ‘Totaliter Emperyalizm: Macar Devrimi Üzerine Düşünceler’ adlı eserinde insanların totaliter rejimlere karşı ayaklanmalarının mümkün olduğu ve hatta bunun bir görev olduğunu belirtirken bu devrimi örnek olarak verdi.”
Yani diyeceğim, bizim genelinde “çok bilmiş” medyamızın yaptığı gibi “tankın üzerinde” halkı gördüğü her kareyi birbirine karıştırmamak gerekiyor…
Bekir Bozdağ ile uğraşırken lafı uzattığımız için Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın ana konumuza ilişkin açıklamasını pas geçiyorum…. Merak edenler için: Bozdağ, konuya Turan’dan çok daha hâkim!
Bülent Turan’ın basına yaptığı açıklamada dikkatimi çeken fasıl “Abdullah Gül’ün adaylığı olasılığı” konusu oldu. Turan, Gül’ün konumuz olan son KHK’deki düzenlemeden “rahatsız” olmasına ilişkin bir soruyu “O onu dedi, bu bunu dedi, doğru bulmuyorum. Bizim hükümetimiz belli, yürütmenin başı belli, ilgili bakanlık belli. KHK, bu konuyla ilgili kurumlarla görüşülerek çıkarıldı” şeklinde cevaplıyor. Bu bahse giriyorum, çünkü Gül’ün 2019 başkanlık seçiminde aday olabileceği konusu artık bayağı konuşulur hale geldi. Dolayısıyla yazıyı bitirmeden bu konuyu da kısaca değerlendirmek istiyorum: Biraz kurcalayınca, konuyu epeyce gündemde tutan Yeni Çağgazetesinden başka Deniz Baykal’ın CNN’de Ahmet Hakan’ın programında yaptığı açıklamalar da ilgimi çekti. Baykal, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin şöyle konuşuyordu: “Kemal Kılıçdaroğlu ben cumhurbaşkanı adayıyım derse, biz de ‘tamam’ deriz, arkasında oluruz, adayımız o olur. ‘Hayır, olma’ demeyi uygun görmeyiz. Doğal olarak cumhurbaşkanı adayı olma hakkı var. Kendisi uygun gördüğünde böyle bir karar alacaktır. Yüzde 49’u tutmanın yolu, adayı netleştirmek. Eğer Kılıçdaroğlu aday değilim derse kurultayı toplamalı ve aday olacak kişi genel başkan olmalı. Abdullah Gül yüzde 49’un adayı olabilir. Gül aday olursa, değerlendirilmesi lazım.”
Sağlığına kavuşmuş olarak yurda dönmesini dilediğimiz Baykal’ın bu sözleri –katılır mısınız bilmem ama- bana ilginç ve önemli geldi. Bu sözleri konuya ilişkin karşılaştığım diğer bazı haber ve değerlendirmelerle karşılaştırınca –oturup!- ben de şöyle bir senaryo tasarladım:
Gül’ün söz konusu seçime aday olabilmesi –bildiğiniz gibi- her şeyden önce ikinci tura kalabilmesine bağlı. Gül, cumhurbaşkanı adayı olabilmek için getirilen (manasız) 100 bin imzayı rahatlıkla bulabilir tabii ki… Ancak asıl mesele ikinci tura ikinci aday olarak kalabilmesi. Bu durumda ortada tek seçenek kalıyor: CHP’nin birinci turda aday göstermeyip Gül’ü desteklemesi. “Dalga mı geçiyorsun? Olacak iş mi bu” diyenleri duyar gibiyim. Ama ne yazık ki tek yol bu. Ama bilinmez, CHP belki de kendi adayının ikinci turda öne çıkamayacağını düşünerek böyle “tarihi” bir tercihte bulunabilir… O zaman iş tabii ki kolay: Gül’ün Ak Parti’den devraldığı seçmenler, CHP’nin seçmenleri, HDP’nin seçmenleri ile (herhalde “İYİ” de işe katılarak) bu süreci başarıyla tamamlaması niçin mümkün olmasın? “Mümkün” ne demek, “kesin” olmasın? Yazının başlığında “Bu işten nasıl çıkılacak?” diye sordum ya? Belki de böyle çıkılacak…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
7.02.2018
21.04.2018
11.04.2018
27.03.2018
23.03.2018
10.03.2018
2.02.2018
16.02.2018
8.02.2018