Levent Gültekin
Seçim sonuçları üzerine konuşacak, tartışacak çok zamanımız var.
Esasında geçmişin üzerinde analiz yapmanın bir anlamı yok.
Ama nerde hata yapıldı? Muhalefet niçin başarısız oldu? Eksik olan, eksik yapılan neler vardı?
Bu tür sorular üzerinde elbette tartışacağız.
Fakat bugün sizinle başka bir konu üzerinde dertleşmek istiyorum.
Benim şu cumhurbaşkanlığı adaylık meselesi.
Okurlarımdan gelen mesajlara bakılırsa aday olacağımı ilan edip sonrasında da çekilmek zorunda kalmam kimi okurlarımda bir hayal kırıklığı yaratmış.
Üzdüğüm, hayal kırıklığı yaşamalarına neden olduğum okurlarıma bir izahat yapmamın vicdani bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.
O nedenle şu adaylık meselesini en başından en sonuna kadar bir kez daha anlatmak istiyorum.
Ülkenin son yıllardaki gidişatı ortada.
Yıllardır adım adım tek adam rejimine giderken muhalefetin bu gidişat karşısındaki çaresizliği de ortada.
7 Haziran seçimleri, seçim sonuçlarının tanınmayıp erken seçim kararıyla gidilen 1 Kasım seçimleri, 16 Nisan referandumu ile ülkedeki rejimin değiştirilmesi…
Tüm bunlar olurken muhalefetin hiçbir şey yapmaması veyahut yapamaması.
Yıllardır görüyoruz ki her parti bir kimliğin, bir mezhebin, bir ideolojinin temsilcisi olması nedeniyle kutuplaşmanın da etkisiyle seçmen oy tercihini değiştirmiyor.
Mevcut siyasi yapı değişmediği sürece aktörler değişse de sonuç değişmeyecek.
Yani bunca yıkıma, bunca yolsuzluk iddiasına, bunca yoksulluğa, eğitimde, dış politikada, hukuk sisteminde yaşanan bunca tahribata rağmen siyasetteki tıkanıklık açılamıyor.
Herkes kendi kimliğine, inancına, ideolojisine yakın bulduğu partisinde durmaya, yani odasında kalmaya ısrar ettiği için hepimizin evi olan ülke gözümüzün önünde yıkıma sürükleniyor.
Bu nedenle yıllardır yazılarımda, konuşmalarımda, kitaplarımda “Geçmiş hatalarımızda ders alarak ülkemizi herkes için yeniden yaşanabilir hale getirmek için odalarımızdan çıkıp salonda buluşmamız gerek” diye yazdım, söyledim.
Yani zihinsel olarak odalarımızı terk edip salonda toplanmazsak odası en büyük olan seçimi her zaman kazanmaya devam edecek.
16 Nisan referandumu olmuştu. Herkes yakın bir zamanda erken seçim olacağını tahmin ediyordu. Muhalefetin seçimi kazanabilmesi için yüzde 51 oy alması gerekiyordu.
Buna rağmen kutuplaşmanın olduğu bir ortamda seçmenlerin tercihini değiştirecek en küçük bir stratejileri de yoktu.
Mevcut siyasi aktörlerin kendi partilerinde, küçük kazanımlarıyla yetinip ülkenin gidişatı karşısındaki çaresizliklerini, veyahut sıkışıp kaldıkları kimlik inanç, mezhep siyasetinin neden olduğu açmazları hepimiz yıllarca izledik.
İşte siyasetteki bu tıkanıklığı aşmak, insanların sıkıştığı odalarından dışarı çıkmasını sağlamak için bağımsız bir cumhurbaşkanı adayı fikrinin elzem olduğunu söyledim.
Çünkü AK Parti tabanından da oy alabilecek bağımsız cumhurbaşkanı adayı ‘sen- ben’, ‘biz-onlar’ sıkışıklığına düşmeden bu gidişatı durduracak birlikteliği sağlamamamıza zemin hazırlar, bir araya gelemeyen partilerin de bir araya gelmesini kolaylaştırırdı.
Siyasetteki bu tıkanıklığı aşamamanın sonucunu da 24 Haziran sonuçlarıyla birlikte daha net olarak gördük.
Neyse lafı uzatmayayım.
Siyasetteki kutuplaşmayı, muhalefetin çaresizliğini görünce bu ülkenin bir evladı olarak bir şey yapmak gerektiği duygusu sizde olduğu gibi bende de oluştu.
Bu amaçla akademisyen, siyasetçi, işinsanı bir grup arkadaşlarımızla toplandık, konuştuk, tartıştık ve Türkiye’nin bu sıkışmışlıktan çıkmasının yolunun bağımsız bir aday organizasyonu olduğuna kanaat getirdik.
Ülkenin kader seçimi olarak gördüğümüz bu seçimi de kaybedersek ülkemiz onarılmaz bir tahribat alacak endişesi vardı.
Bunun için “Biri çıkmalı, bir bağımsız aday olmalı başka yol yok” diye defalarca yazdım konuştum.
Fakat mevcut siyasi aktörler kendi partilerinden, ideolojilerinden yani odalarından çıkıp da toplumu salonda toplanmaya önayak olacak cesareti gösteremedi.
“Bari bu seçimde ülke olarak hazırlıksız yakalanmayalım”diyerek kendimizce bir hazırlık içindeyken iktidar baskın bir seçim kararı aldı.
Arkadaşlarımızla tartıştık ve mutlaka bir şey yapmak gerektiği konusunda anlaştık.
Baktık kimse bağımsız adaylık meselesine yaklaşmıyor, “O zaman biz yapalım” dedik.
Bu amaçla çıktım yola.
Siyasette bir makam kapmak, yer edinmek benim için hiçbir zaman cazip olmadı, imrenilecek bir iş ise hiç olmadı.
Zaten amacım siyasette bir makam kapmak olsaydı bu işe cumhurbaşkanlığı adaylığıyla başlamazdım.
Yukarıda da anlattığım gibi bu bir sorumluluk üstlenmekti.
Ülkenin gidişatından duyduğum endişeyle bir şey yapma çabasıydı.
Korkuyla bütün ülkeyi sindirmiş, teslim almış bir iktidara “Senden korkmuyoruz” demek topluma sinen bu korku psikolojini dağıtma çabasıydı.
İşte bu duyguyla atıldım ortaya.
Fakat seçim kararının yarattığı endişe ve panikle herkes yüzünü kendi mahallesine, kendi partisine, yani kendi odasına döndü.
Kimse artık öteki seçmenden nasıl oy alacağız, yüzde 51’i nasıl yakalayacağız hesabıyla ilgili değildi. Herkes kendi odasını düzenlemekle meşguldü.
Böyle olunca bir anda bizim yapmaya çalıştığımız şeyin imkansız olduğu ortaya çıktı.
İş dünyasından, sanat dünyasından, akademiden destek olan birçok değerli insanda ‘Zaman çok dar, bu iş olmaz kanaati oluşmaya başladı.
Buna rağmen şöyle düşündük: Devam edelim, sadece AK Parti tabanından yüzde 2 oy alsak bile seçimin ikinci tura kalmasına katkımız olur.
Sonradan çok kolay olduğu anlaşılsa da ilk günlerde aklı başında herkes, örgütü olmayan birinin beş günde imza toplamasının imkansız olduğu konusunda hemfikirdi.
Hem imkansızlık, hem bu imkansızlığın neden olduğu yalnızlaşma, hem de yapmaya çalıştığımız işin işe yaramayacağını fark ettik.
Bundan dolayı adaylıktan çekilmenin daha doğru olduğu kanaati oluştu bütün arkadaşlarımızda.
Tekrar edeyim: Bu bir cumhurbaşkanlığı adaylığı değildi. Sorumluluk duygusuyla bir şey yapma, topluma ulaşma ve gidişatı anlatma çabasıydı.
Yazmak, okumak, fikir üretmek, yorum yapmak yani entelektüel bir çaba içinde olmak benim severek yaptığım bir şey.
Ülkedeki mevcut siyasi anlayışın bir parçası olmak, kendime bir pozisyon açmaya çalışmak bana cazip gelen bir şey değil.
Mecbur olmasaydım, içimdeki ülke endişesini kontrol edebilseydim böyle bir işe asla kalkışmazdım.
Pişman mıyım?
Elbette hayır.
Bugün olsa yine yaparım. Başımı yastığa koyduğumda, yarın çocuklarımın yüzüne baktığımda “Çok şükür elimden geleni yaptım” demenin vicdani rahatlığı için yarın aynı durum olsun yine yaparım.
Seçim sonuçlarına bakınca yapmaya çalıştığımız şeyin ne kadar doğru bir iş olduğunu bir kere daha anlıyorum.
Tek üzüntüm: İyi bir şey yapayım derken bana inanan, güvenen, elindeki avucundaki biriktirdiği parasını gönderecek kadar bu çabama umut bağlayan insanlarda yarattığım hayal kırıklığı.
Bu hayal kırıklığına neden olmanın verdiği bir mahcubiyet var yüreğimde.
Bir diğeri ise ülkemizi felakete sürükleyen bu gidişatı durduracak bir şey yapamamış olmak.
Keşke elimden daha fazlası gelseydi de ülkeyi yıkıma sürükleyecek ‘tek adam’ rejiminin uygulanmasına fırsat vermeseydik.
Herkesin eşit, herkesin özgür, dostça, kardeşçe insan gibi yaşadığı bir ülke olma mücadelesinden vaz mı geçtik?
Tabii ki hayır.
Bu ülkenin bir evladı olarak daha yaşanabilir bir ülke olana dek yazmaya, konuşmaya… elimden geleni yapmaya devam edeceğim.
Çünkü ‘biz-onlar’ ayrımı bitmezse hiçbir sorunumuzu çözemeyiz.
Türkiye’nin onurlu bir çıkışa ihtiyacı var.
Hapsolduğumuz mahallelerimizden, inanç, kimlik, ideoloji kuyularından çıkmadan, Ortaçağ’dan kalma bu siyaset anlayışından kurtulamadan ülkemizi refaha, huzura kavuşturamayız.
Demokrasi olmazsa olmaz. Eşitlik olmazsa olmaz. Hukuk olmazsa, ortak akıl işlemezse olmaz.
Bu vesileyle bu çabamıza destek olan, iş insanlarına, akademisyenlere, okurlarıma çok teşekkür ediyorum.
Hayal kırıklığı yaşattığım dostlarımın da affına sığınıyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları


































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023