Muharrem Sarıkaya
ABD ile 40 yıldır her 24 Nisan günü yaşanan “Soykırım diyecek mi?” gerilimi son buldu.
Yani, 22 Nisan 1981’de dönemin Başkanı Ronald Reagan’dan sonra sürekli gerileme yol açan tartışma sonunda noktalandı.
Aslında dün Biden’ın yayınladığı mesaj ile Reagan arasında bir fark yok.
Bununla birlikte yeni dönemin kapısı aralandı.
Şimdi asıl mesele ABD Kongresi’nin aldığı sözde “soykırım kararının” nasıl sonuç doğuracağı…
Yani, bu mesele siyasi mi, yoksa hukuki bir mesele mi olacak?
Olursa tazminat davalarının konusu olabilecek mi?
Çünkü geleneksel hukuk haline gelen ve 1844’ten bu yana uluslararası arenada uygulanan, 1976'da da ABD yasaları arasına giren, "yabancı devletler, başkanları veya hükümet kurumları başka devletlerin mahkemelerinde yargılanamaz" hükmüne dayalı devletlerin egemenliğine ilişkin karar var.
Daha önemlisi 1948 BM Sözleşmesi'nin, "Bir olayın soykırım olup olmadığına ancak yetkili bir uluslararası mahkeme karar verir" ilkesine dayalı olarak Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yaptığı gönderim var.
Bütün bunlar ortada iken ABD’deki Türk mallarına veya uçaklarına el konulması gibi beklenmedik bir durum söz konusu olursa Ankara ne yapacak?
Konu artık uluslararası mahkemelerin meselesi haline mi gelecek?
Soruya yanıt verebilmek için bırakın müttefikliği, NATO üyeliğini, iki ülke arasında 1923’ten bu yana gelişmeleri iyi irdelemek gerekir.
1943’E KADAR ÖDENEN 900 BİN DOLAR
Konu üzerinde araştırmaları bulunan, sevgili arkadaşım Doç. Dr. Serdar Palabıyık anımsattı.
Madem Türkiye, 1923 ve 1934 yıllarında ABD ile ikili anlaşmasında konuyu ele almış.
“ABD’deki eski Osmanlı vatandaşlarının Türkiye’de kalan malları nedeniyle mağduriyet yaşadılarsa, Türkiye bunu karşılamak üzere 1 milyon 300 bin Dolar yardımda bulunmayı” kabul etmiş.
Bunun 900 bin doları da yollanmış.
Ancak Washington yönetimi 1943 Haziran’ında Ankara’ya gönderdiği resmi yazı ile “Bu parayı verecek kişi bulamıyoruz, geri kalan 400 bin Doları göndermeyin” başvurusu yaptı.
Türkiye de geri kalanı göndermedi.
Yetmedi, 1987’de Avrupa Parlamentosu bu konuda ilk kararı aldı.
AB’ye tam üyeliğin önündeki en büyük engel olarak gösterdi...
AVRUPA ADALET DİVANI
Merhum Turgut Özal, bu atağa Türkiye’nin AB’ye tam üyelik başvurusunu yineleyerek karşılık verdi.
Yetmedi konu Avrupa Adalet Divanı’na taşındı…
Karar önemliydi:
“Bu hukuki değil, siyasi bir karardır. AB bu konuyu tam üyelik sürecinin önüne koyamaz…”
O dönem iki Ermeni kökenli Avrupa Adalet Divanı’nın aleyhine dava konusu yaptı ve 1 Euroluk dava açtı.
Sonuç değişmedi, daha önemlisi Adalet Divanı Büyük Dairesi davayı reddetmekle kalmadı, davayı açanlara da 30 bin Euro mahkeme masrafını yükledi.
Bunu 2001 yılı sonrası Fransa, Slovakya, İsviçre, Yunanistan ve Güney Kıbrıs takip etti.
Ülkelerinde Ermeni soykırımı yoktur demenin suç olduğunu bir cümlelik kanun ile hükme bağladı.
Fransa Senato ve Parlamentosu kanunu etti.
Ancak Fransa Anayasa Konseyi yapılan başvuru üzerine kanunu veto ederken, kararı önemliydi:
“Tek cümlelik kanun, cezai hüküm doğuracak normatif unsurdan yoksundur… Bu ifade hürriyetini de engellemektedir.”
AİHM KARARI BAĞLAR
Ermenistan’da dahi olmayan hüküm böylece Fransa’da yasak olmaktan çıkarken, Slovakya, İsviçre, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ta ise AİHM kararıyla ortadan kalktı.
Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek, İsviçre’de suç olduğu ileri sürülen, “Ermeni soykırımı yoktur” ifadesini tekrarladı, yargılandı ceza aldı.
Perinçek de konuyu AİHM’e taşıdı ve kazandı.
Bu karar, Avrupa Konseyi üyesi olan Rusya’dan, Yunanistan’a, Slovakya’dan, Güney Kıbrıs’a, İsviçre’den, Ukrayna, Gürcistan’a, hatta Ermenistan’a kadar tüm üye ülkeleri kapsar.
Çünkü AİHM, Avrupa Konseyi’ne bağlı olarak 1959’da kurulan uluslararası bir mahkemedir ve kararı üye olan bütün ülkeleri bağlar.
Dolayısıyla ABD’nin kararı sadece Türkiye’ye karşı değil AİHM kararına, dolayısıyla Avrupa Konseyi’ne karşı da yapılmış saygısızlıktır.
Uluslararası camianın 1844’ten beri uyguladığı, ABD'nin 1976'da yürürlüğe soktuğu "devlet egemenliği bağışıklığı" kanunu da cabası.
Tabii kendi kurallarını alaşağı edip, "ben dedim oldu" yaklaşımı bulunmazsa...
Baştan belirteyim bundan bir sonuç değil, ama epey bir gerilim çıkar...
O da Ermenistan dahil kimsenin işine yaramaz.
Bölge barışına katkı verecek olan ve Altılı Zirve olarak tanımlanan, Dağlık Karabağ olayından sonra bölgede istikrarı sağlamak için oluşturulacak konferansı baltalar...
Tabii anlayana...
Kademeli çalışmaya geçilecek mi?
25.04.2021 - 02:48 Güncelleme: 25.04.2021 - 02:48
ASLINDA koronavirüs önlemlerine ilişkin denenen tüm modeller hakkında bilgi sahibi bir topluma ulaştık.
Bugüne kadar bilmediğimiz herhangi bir model kalmadı; çünkü hepsini bir şekilde denedik.
Sağlık Bakanı Koca’nın dile getirdiği İstanbul’da vaka sayısında %20 azalma olduğu örneğinden yola çıkarak salgın artış hızında düşmeyle karşılaşıldığını söyleyebiliriz.
Ancak bunun yeterli olmayacağı Bilim Kurulu toplantısında da dile getirilmiş.
Önemli olanın artış hızı değil, artıştaki rakam olduğuna vurgu yapılmış ve bunun önüne geçilmesi için öncelikle toplu taşım araçlarındaki yığılmanın önüne geçilmesi gerektiğinin altı çizilmiş.
Anladığım o ki hükümete de kademeli çalışmaya geçilmesi yönünde bir tavsiyede bulunulmuş…
Bu durumda yarın yapılacak kabine toplantısından nasıl bir sonuç çıkar öngörmek olası değil.
Ancak ağır hasta sayısının 3 binin üzerine çıktığı, günlük ölen sayısının da son bir hafta içinde 2 bin 500’ü aştığı dikkate alınırsa aslında ülkede ciddi bir kırımın olduğu gerçeği duruyor.
Bunun önüne geçilmesinin yolları da belli…
ÖNCELİKLER NE OLMALI?
Nitekim konuyu en iyi bilen, kısıtlamak konusunda alınması gereken önlemlerin neler olabileceği konusunda sahadaki filyasyon ekiplerinden gelen bilgilerle hareket eden Bilim Kurulu’nun alt grubunda bulunanlara soruyu yönelttim…
Sözünü ettiğim halk sağılığı uzmanları…
Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Levent Akın, “Evet artış hızında azalma var, ama bu artışta azalma anlamına gelmiyor” diye söze girdi.
HİÇ BİR BULAŞICI HASTALIKTA BU DENLİ ÇOK ÖLEN OLMADI…
Son dönem hem vaka sayısı, hem artış hızındaki yükselmenin beraberinde ölen sayısında da ciddi rakamlarla karşılaşmayı beraberinde getirdiğini belirtti.
Yıllardır salgın vakaları ile uğraşan bir bilim insanı olarak yaptığı şu tespit önemliydi:
“Hiçbir bulaşıcı hastalıkta bu denli yüksek ölüm rakamına ulaşmadık. Bir haftada 2 bin 500 kişiyi kaybettik. Bu çok büyük rakam…”
Restoranların ve kafelerin kapatılmasının salgının azalmasına katkı yaptığını, ancak çok güçlü yayılma özelliğine sahip İngiliz mutantının baskın hale gelmesinin etkisiyle vaka artış hızında yükselme görüldüğünü belirtti.
KADEMELİ VE UZAKTAN
“Siz ilk olarak ne önlemi alırdınız?” soruma ise düşünmeden şu yanıtı verdi:
“Sahadan gelen veriler de bize kıramadığımız en önemli konunun toplu taşım olduğunu gösteriyor. Salgın oradan çok yayılıyor. Kalabalığın önlenmesi gerekiyor.”
Bunu önlemek için çare olarak önerdiği bir modelin olup olmadığını sorduğumda yanıtı aynen şöyle oldu:
“Otobüs veya metro sayısını bundan daha fazla arttıramayacağımıza göre tek yol yolcuyu azaltmak. Bunun için iki yol var. Kademeli ve uzaktan çalışmaya geçmek…”
Bu aşamada İngiltere Kraliçesi’nin eşinin cenazesine sadece 30 kişinin katıldığını anımsattı.
Son dönem cenaze ve düğünlere katılımın yükseldiğini, oradan yüksek oranda yayılmaların olduğunu da sahadan gelen verilerde gördüklerinin altını çizdi.
Önerdiği sadece kamunun değil, beraberinde özel sektörün de belirli bir süre kademeli ve uzaktan çalışma sistemine geçmesi.
Aslında önerisi daha önce uygulandı…
Geçen yıl Nisan-Haziran döneminde hem kamuda, hem de özel sektörde yarı kadrolu, kademeli çalışma sistemine geçildi.
Haziran itibarıyla da vaka sayısında düşüşle karşılaşıldı.
Prof. Dr. Akın, uçak ve otobüslerde yan yana oturmanın da engellenmesinden yana.
Eğer yakın aile bireyleri değilse otobüs ve uçaklarda bir dönem uygulanan boş koltuk bırakma yöntemine geri dönülmesi gerektiğini söyledi.
Şehirlerarası yolcu taşıma sisteminin de değiştirilmesi gerektiğini belirtti.
Önerisi özel araçlarla zorunluluk halinde seyahatin serbest bırakılması, toplu taşımada da yine izin belgesi alarak seyahat edilmesi.
Bayram sonuna kadar yani üç hafta boyunca bunun uygulanmasına yönelik bir karar Kabine’den çıkar mı onu yarın göreceğiz…
PENCİLİN GİBİ TOZ GELECEK?
Bununla birlikte aşılama hızının Sputnik-V aşısının da devreye ile aşılamada daha hızlı yol alınacağı inancında.
Aktardığına göre Sputnik-V aşısı, damacana veya şişelenmiş olarak değil, Pencilin gibi toz halde gelecekmiş; onun içine sıvısı Türkiye’de katılıp şişelemesi yapılacakmış.
Bunun faydasının ne olduğunu sordum…
“Daha çok gelmesi sağlanır. Nasıl ki Pencilin şişede toz halinde bulunur, bir başka ampülün içinden sıvı çekilip içine karıştırılır, bu da öyle olacak. Daha fazla aşıya kavuşmamızı sağlayacak…”
ŞİLİ Mİ, İSRAİL Mİ?
Bunlar yapıldığı anda geçen yıl olduğu gibi Haziran’da bir rahatlamanın gelebileceğinin altını çizdi.
Bu aşamada iki ülkeyi örnek gösterdi.
Maske kullanmayı da kaldıran İsrail, diğeri de Türkiye gibi aşı ve normalleşmeyi birlikte götüren Şili…
İsrail, hem kısıtlama uyguladı hem de aşılama yaptı ve maskeyi attı...
Şili ise aşı yanılgısına düştü ve toplumunun önemli bir kesimini aşılamasına karşın salgını durduramadı, hatta daha da artmasına neden oldu.
Bir de o bölgede üzerine Güney Afrika gibi aşıdan ve antikordan kaçma mahareti olan Brezilya mutantı binince durum içinden çıkılmaz bir hale geldi.
Dolayısıyla Şili gibi olmamanın önünde tek yol var o da İsrail örneği…
Kabul edelim ki Türkiye vatandaşını aşıya kavuşturan ülkeler arasında önemli bir yerde; bunun heba olmaması için yol belli.
Kademeli kapanma ve çalışma aşamasına geçilmesi…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları


































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.08.2021
26.07.2021
21.07.2021
13.07.2021
28.06.2021
15.05.2021
12.05.2021
11.05.2021
3.05.2021
28.04.2021