Murat BELGE
Cumhurbaşkanı bulduğu her fırsatta kendisine muhalefet eden kesimleri ağır suçlamalarla suçluyor. Çok zaman bu herhangi bir ülkede görülebilecek “iktidar/muhalefet” tartışması sınırlarının dışına taşıyor. Taşmasının başlıca nedeni, Cumhurbaşkanı’nın, kendi dediğine aykırı gelen her şeyi “memleket aleyhinde” olarak damgalaması. Bu tutum, sık sık, akıl dışı boyutlara varıyor. Söylenenlerden anlamamız gereken, öteden beri memlekete düşman bir grup var burada ve “muhalefet” denilen kişiler bunlar. Bunlar halkı sevmiyor ve aşağılıyor; ekonominin gelişmesine imkân tanımıyor. Çapulculuğu destekliyor. Aklınıza ne gelirse...
Cumhurbaşkanı’nın kendine malzeme bulmak için sık sık “Tek-Parti Dönemi”ni ziyaret ettiğini görüyoruz. Bu prosedür yerleşti. Cumhurbaşkanı geleceğin istediği gibi olması için (yani iktidarının devamı için) geçmişi kazıyor, oradan bir şeyler bulup “Bakın, bunları da yaptılar!” diye bu tarafa taşıyor. Bu “günahlar” arasında ekonomik konular da var. Halk Partisi iktidarları ekonomik alanda da toplumun iflahını kesmiş.
Öteden beri hiç böyle düşünmem. Halk Partisi’nden ekonomi sihirbazlarının çıkıp mucize yaratmadıkları bir sır değil. Ekonomiye bakışları genellikle muhafazakârdır. Ancak bu konuda iki başlıca parti arasında sanki metni yazılmamış bir işbölümü vardır. “Sağ” dediğimiz partiler daha rahat koşullarda çalışıp daha fazla refah üretmişlerdir. Ama yıllar boyunca gidişte dikkat çekici bir uyum vardır. Bunu vurgulayacak yerde uzlaşmaz kutuplar edebiyatı yapmak talihsiz olduğu kadar tehlikeli de.
“Tek-Parti Dönemi”nin önemli bir kısmında Atatürk hayattaydı. Tayyip Erdoğan son zamanlarda Atatürk hakkında ettiği sözlere daha çok dikkat eder gibi (muhtemelen bunun fazla tepki topladığını gördü). Onun için İnönü’ye serbest atış uyguluyor.
Atatürk hiçbir zaman “sosyalist” olmadı. Cumhuriyet’in başına geçtiği sırada “ekonomik model” olarak benimsediği düzen, Britanya türü bir liberal ekonomiydi. Varolan koşullarda epey uzak bir hedef ama çabaya değer. İzmir İktisat Kongresi’ne bakıldığında böyle bir hedef gözetildiği çıkarsanabilir.
Ama dünya buhranı böyle bir modelle çalışmaya imkân bırakmadı. Liberalizmi değil, devletçiliği önümüze sürdü. O günün koşullarında muhtemelen buhran olmasa da bu yöntem bizim koşullarımıza daha uygundu. Devlet artık değeri toplamayı üstlenip bunu var mı yok mu belirsiz sanayi sektörüne kanalize etmeliydi. Örneğin Şevket Süreyya’nın önerisi de buydu.
Demiryolu politikasına girdiler. Yol elzemdi, o koşullarda “kara yolu” olacak gibi değildi (bence demiryolu politikası erken terkedildi. (Neye göre “erken”? Örneğin kapitalizmin şahikası İngiltere’ye göre erken). Ellerinden geldiği kadar demiryolu yaptılar. “Aşar”ı kaldırdılar. “Yol vergisi” diye bir vergi koydular. Bu bir yüktü ama ne yapsalardı? Nereden kaynak bulunacaktı? Bu işlerin bir kısmını yaparken Fevzi Çakmak gibi ekonomiyle ilgisi olmayan muhafazakârlarla da uğraşmaları gerekiyordu: Demir-Çelik’in Karabük’te kurulması ya da Antalya’ya demiryolu yapılmaması gibi “askeri tedbirler”!
Ufak tefek sanayiye de girdiler (bez fabrikası v.b.).
Bu arada, yeni Cumhuriyet’in Osmanlı’dan devraldığı bir “ekonomiyi Türkleştirme” misyonu da vardı. Atatürk’ün sağlığında böyle bir girişim olmadı ama İnönü İkinci Dünya Savaşı’nda Varlık Vergisi çıkartmadan edemedi. Bu Tek-Parti Dönemi politikalarının bence en berbatı oldu. Ama Türkiye sağının bu görüşümü paylaşacağı kanısında değilim.
Bir de, iki Savaş arasını hiç iyi kullanamadığını söylemek gerekir sanırım. Şevket Süreyya’dan aldığım bilgi, ciddi makine alım imkânları olduğu halde bu yola gidilmemiş.
Demokrat Parti liberal ekonomi programıyla iktidara geldi. Geldi de, yapabildi mi? Bir yere kadar. Bu ekonomi hikâyesinde, özellikle baş tarafında, ilginç bir durum iki partinin devletçi olanının o kadar devletçi, liberal olanının de o kadar liberal olmamasıdır. Demokrat Parti zamanında Milli Korunma Kanunu, Et-Balık Kurumu kurulması gibi şeyleri liberalizmle açıklamak zordur. Ama Demokrat Parti Halk Partisi’nden kalan “ilk birikim” kadar Marshall Planı’nın da nimetlerini görerek tarımı makinalaştırdı, sanayii ciddi şekilde teşvik etti. Barajlarla enerji politikasını büyüttü, gerçekten önemli işler yaptı.
Altmışlarda Adalet Partisi iktidarı sırasında dünyada “ithal ikamesi sanayileşme” politikası yaygındı. Demirel de bunu izledi. Dayanıklı tüketim malları sanayii bu dönemde kuruldu ve gene bu dönemde Türkiye bir tarım toplumundan bir sanayi toplumuna geçişini başlattı (bunda otomotivin ciddi payı oldu).
12 Mart sonrasında MSP “ağır sanayi hamlemiz” diyordu. Aslında önceki dönemlerin hedeflerinden olan ağır sanayi bu yıllarda belirleyici önemini kaybediyordu, çünkü elektronik devrimi hazırlanıyordu.
12 Eylül sonrası dönemde de Turgut Özal, ihracatı öne alan ekonomi politikalarıyla Türkiye’yi ekonomik kalkınma hareketi içinde tuttu. Kapitalizmi iyi bilen bir adamdı, öyle de davrandı. Daha sonra AB ile “gümrük” anlaşması bura iş hayatının dünya standartlarından kopmamasına yardımcı oldu. Bu arada, geçirdiğimiz kriz sırasında Sol’dan gelen Kemal Derviş’in başarılı düzenlemelerini de unutmamalı.
Uzatmayayım. Hızlı bir hatırlatma yapmak istedim. Daha yakından bakıldığında bu süreçte birçok eksik gedik ve birçok yanlış tesbit edilebilir şüphesiz. Ama genel gidişi etkilemiyor böyle şeyler ve “genel gidiş” dediğim süreç sonunda vardığımız yer fena bir yer değil. Bu bir “kapitalist gelişme” hikâyesi. Ben kapitalizme muhalifimdir, sosyalizmi benimserim. Öyle de, “Başarılı bir sosyalist ekonomi ve bir gelişme örneği göster” deseniz, elimde bir sermaye yok. Olsa olsa, temelde kapitalist bir ekonomide sosyal-demokratların gerçekleştirdiği iyileşmelere örnek verebilirim. Yoksa Çin Komünist Partisi’nin gerçekleştirdiği kapitalist kalkınmadan söz edecek halim yok.
Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan beri kapitalizm yoluyla kalkınmayı seçti ve bugün de bu yoldan gidiyoruz. Bu istisnai bir şey değil, çoğunluk böyle yapıyor. O halde Türkiye’nin bu
işi nasıl yaptığına, başarılı olup olmadığına gene bu model içinde bakmak gerekiyor. Böyle bakınca görünen manzara “mucizevi” bir sıçrama filan değil, ama ortada bir yenilgi de yok.
İşin başladığı noktada verilerin ne olduğu düşünülürse, olumlu bir grafikle karşı karşıyayız.
Onun için de bu işe emek vermiş herkesin hakkını kabul etmek gerek bence. Memleketin ekonomisini sabote eden filan yok.
Kısacası düşman yok. Düşmana gerek de yok.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları




















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025