Murat Sevinç
Hiçbir toprağın ve devletin dertsiz bir tarihi yok. Birörnek tarih okuması da mümkün değil. Büyük insanlardan, büyük olaylardan ibaret bir olgu değil tarih. Büyük insanlar, büyük siyasetler ve tarihsel dönüm noktaları, sayısız insanın kendi hikâyelerinde yer alarak yaşam sürdüğü bir yerlerde yaşanıyor. İşin o kısmını toplumsal tarih çalışmalarında, anı kitaplarında, söyleşilerde, sanatta, edebiyatta, ismiyle cismiyle dönüşen şehirlerde vs. görebiliyoruz. Ve bu nedenle, tarihinin her ânından hoşnut olmayanlar, olup biten tüm boyutlarıyla anlaşılmasın diye canhıraş çaba harcıyor.
1915 Ermeni Tehciri ve sonrasında yaşananlar, onca insanın uğradığı kıyım, demografik dönüşüm, mülkiyetin el değiştirmesi. Cumhuriyet, aynı zamanda Sünni-Türk mülk sahibi-sermayedar yaratma çabasının da tarihi. Yoksa, Müslüman ahalinin ‘toprağında’ kiliselerin ne işi var, öyle ya!
Her yıl derslerde yeri gelince öğrenciye, terminoloji üzerine kavga edip öfkelenmektense, daha basit, anlaması kolay bazı somut gerçekler üzerinde kafa yormalarını önerdim. Örneğin, ülke genelinde, ama özellikle İstanbul’da azınlıkların yoğun yaşadığı muhitlerde, sokak ve caddelere, okullara verilen isimler üzerinde düşünebilirlerdi. Diyelim, Şişli ilçesinde, Kurtuluş-Feriköy civarındaki. Hrant Dink’in vurulduğu kaldırımın olduğu caddeye açılan sokaklardaki. Yalnızca bu küçük araştırmanın dahi kendilerine çok şey kazandıracağını varsaydım, sonucu bilmiyorum, belki de hiç ilgi çekici bulmamışlardır. Buna mukabil, eğer anayasa dersinin konularından biri yurttaşlık ise ve eşit yurttaşlık sorunu bunun bir parçasıysa, herhalde Müslüman olmayan yurttaşın durumu da hatırlatılmalı; neden hemen hiçbir yerde görünmedikleri, neden çoğu zaman ‘renk’ sözcüğüyle anıldıkları bilinmeli. Toprağın kültürü, tüccarı, işçisi, siyasetçisi, sanatkârı… ne yaşandı da zaman içinde yalnızca bir ‘renk’ oluverdi.
Bugün önereceğim kitabı Aytek Soner Alpan kaleme almış: ‘1929 Tatavla Yangını ve Tatavla’nın ‘Kurtuluş’u’ (2024, İstos Yayın). Birbirini tamamlayan iki kapsamlı makaleden oluşuyor. İlki, 1929’daki Tatavla yangını ve neden olduğu dönüşüm hakkında. İkincisi, yangından birkaç ay sonra İkdam gazetesinde tefrika edilen, ‘Tatavla Dilberi Sokrati’ başlıklı yazı-öykü dizisi.
İlk bölümde Alpan, İstanbul’un yangın tarihini özetlemiş. Refik Halid Karay’ın sözcükleriyle, ‘medeni bir şehir değil‘, ‘her itibarla kocaman bir orman’ olan ve ‘bir yerinden bir kıvılcımdır sıçradı mı rüzgârın önüne katılıp günlerce yanan…‘ İstanbul’un yangın yılları. Her yangın yalnızca bir yangın değil kuşkusuz, yazara göre bazı yangınlar (örneğin, Yunan kimliğinin kurucu gelişmelerinden biri olan 1922 İzmir yangını), ‘kentsel ve ulusal mekânın yeniden kurgulanması, devletin egemenliğin sembolik ve fiili tesisi ve ulusal kimliğin inşası başlıklarında araçsallaşan…‘ niteliğe sahip.
21 Ocak 1929 tarihinde çıkan Tatavla Yangını, “…1923 Nüfus Mübadelesi’nden bakiye sorunlar nedeniyle Türk-Yunan diplomatik ilişkilerinin kopma noktasına geldiği, ufukta bir savaşın dahi göründüğü ve siyasal alanın Türk milliyetçiliği tarafından üst belirlendiği bir atmosferde vuku bulmuştur.”

Zamanında Cenevizlilerin ahırlarının bulunduğu ve yerleşimcileri nedeniyle ‘Gâvur Tatavla’, ‘Küçük Atina’ gibi ifadelerle adlandırılan, asıl olarak Rum mahallesi hüviyetine sahip Tatavla, 21 Ocak gecesi yanmaya başlar ve büyük ölçüde (500’e yakın ev) kül olur. Yangının gerekçesi haberlerde yer alır, sorumlu olduğu iddia edilenler (Terkos Su Şirketi Müdürü Mösyö Kastelno, gibi) tutuklanır, 24 Ocak’tan itibaren ise Türk ve Yunan gazetelerinde sert yorumlar yayınlanmaya başlar. İşin rengi değişir. Yunan basını, kimlikleri bakımından çok önemli olan semtteki yangını kuşkuyla karşılar. Yunan basınındaki yorumlar ve yangın yerine yapılan bazı ‘yabancı’ ziyaretler Türk basınını harekete geçirir; tahmin edilebileceği üzere, hayli milliyetçi ve zaman zaman aşağılayıcı bir üslup giderek hâkim olur. Bu arada Yunan basınında arka arkaya ‘suçlayıcı’ tepki yazıları çıkar. Alpan’ın ifadesiyle, Yunan basınının bu ilgisi Türkiye’deki gerilimi daha da tırmandırır ve gazetelerde, gerilimin tırmandırılmasının ‘politik nedenleri’ olduğuna vurgu yapılmaya başlanır. Her yazıda milliyetçi tonun biraz daha koyulaştığını hatırlatmakta yarar var. Yazarın özenle aktardığı köşe yazıları son derece çarpıcı.
Tatavla’nın ‘Kurtuluş’ oluşu, mart ayında. Akşam gazetesi 24 Mart tarihinde özel bir haber yayınlar. Başlık, ‘Canileri hatırlatan bir isim… Emanet Tatavlanın ismini değiştirmeye karar verdi – Bundan sonra Tatavla caddesinin ismi Kurtuluş caddesi olacak.‘ Haberin devamından yalnızca birkaç satır: “Vilayetçe icap eden muamele yapıldıktan sonra Tatavlanın ismi ‘Kurtuluş’ olacaktır. Bir zamanlar canilerin, Hrisantos gibi şerirlerin ilticagâhı olan Tatavla şimdi birçok Türk ailelerinin oturduğu tertemiz bir semt olmuştur. Bu itibarla eski çirkin isminin kaldırılması ve ‘Kurtuluş’ tevsimi çok muvafıktır.”
Makedonia gazetesi başyazarı Nikos Fardis’in 11 Kasım 1930 tarihli yazısı: “Ama Tatavla unutulmaz. Sembolümüz, ulusun yıllara meydan okuyan sığınağı olarak daima ruhlarımızın derinliklerinde yaşayacak. Geçtiğimiz yıl meçhul bir elin çıkardığı yangınla 700’den fazla ev yandı. Ama istedikleri kadar ismini ve yer yer sakinlerini değiştirsinler, istedikleri kadar zulmetsinler, Konstantinupolis Ellenizmi’nin Akropolisi olarak kalmaya devam edecek Tatavla. Türklerin ne Kemal’in kadir-i mutlak olduğu sistemde, ne de Hamit döneminde yerleşmeye cesaret edebildiği bu tek el değmemiş semt olarak…”
Tatavla’nın Yunan-Rum kimliği için bu denli hayatî önemde bir semt ve isminin değiştirilmesinin büyük bir travma olduğunu, Alpan’ın çalışmasıyla öğrenmiş oldum. Yazar’ın sözcükleriyle: “Yunanların ve Rumların bir bölümü için ise nostaljik bir boyut taşımakla birlikte bireysel hafızaların ve özlemlerin ötesine geçen, giderek milliyetçi bir söyleme eklemlenen kolektif bir aidiyet vesilesidir ‘Tatavla.’”
Kitabın ikinci kısmı, ‘Bir cemaatin seksüel olarak tahayyülü: Tatavla Dilberi Sokrati‘ başlığını taşıyor.
Yazarın, literatüre atıflarla milliyetçilik, cinsellik ve erkeklik ilişkisi hakkındaki özet değerlendirmelerle başladığı yazı, İkdam gazetesinde tefrika edilen ‘Tatavla Dilberi Sokrati’ yazı dizisinin her bir nüshası üzerine dikkatli değerlendirmelerle devam ediyor. Uzun uzadıya anlatıp tadını kaçırmak istemiyorum. Memleket edebiyatına âşina olanların tahmin edeceği, mahcubiyet veren bir zihniyet. Açık söyleyişle, iffet sahibi olmayan gâvurun marifetleri! 26 Nisan 1929 tarihli tanıtım yazısından: “Çok şükür milletimiz bu hastalıklara, bu ruh düşkünlüğüne tutulmadı. Fakat, milleti bundan korumak farzdır. İşte, mahza (tam da) bu maksatla pek yakında, Beyoğlunu, Tatavlayı, şeklen cazip, lâkin tereddi (yozlaşma, soysuzlaşma) kokan o semtlerin gizli hayatını bir fotoğraf sadakati ile nazarlarınızda teressüm ettireceğiz…”
‘Kadınları kadın erkekleri erkek olmayan’ Tatavla ve civarında temsil edilen ahlaksızlık ve haz düşkünlüğünü anlatalım ki, onların yozluğuna karşı nefret ve tiksinme uyansın ve zaten her şeyin farkında olan milletimizin ‘millî ve ahlaki teyakkuz hali’ canlı tutulabilsin.
Peki, onca çabanın sonunda Kurtuluş Tatavla’dan tam manasıyla kurtulabilmiş mi?
Aytek Soner Alpan sağolsun, çok yararlı bir çalışma yapmış. Tavsiye ederim.

Kitap adı: 1929 Tatavla Yangını ve Tatavla’nın Kurtuluş’u
Yazar adı: Aytek Soner Alpan
Yayınevi: İstos Yayınları
Sayfa sayısı: 509
Baskı tarihi: 2024
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları





























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025