Ümit Akçay
Özel bir konjonktürden geçiyoruz. Bu özel konjonktürün en temel özelliği, iktidar blokunun kendisine karşı gelişebilecek olası ekonomik ya da siyasi itirazları mümkün olan en sert şekilde bastırmayı birinci öncelik olarak tespit etmesidir. Bu zaten hep böyleydi denilebilir ancak aralık sonrasındaki gelişmeleri gözden geçirdiğimizde bu özel konjonktürün farklı görünümleri ile karşı karşıya olduğumuz kolayca anlaşılabilir. Bu süreç tartışmasız bir şekilde 2018 sonrası mevcut iktidar blokunun giriştiği otoriter konsolidasyon çabasının önemli bir uğrağıdır. Bu yazıda daha somut olarak bu süreci ortaya çıkaran mekanizmaya dikkat çekmek istiyorum: Oy desteği azalırken ekonomiyi soğutmaya çalışan bir politika uygulamak zorunda kalmak, içinden geçmekte olduğumuz bu özel konjonktürü tanımlayan temel dinamiktir.
ERTELENEN KEMER SIKMA
Piyasa disiplinini tesis etme zorunluluğu, AKP yönetimi ne kadar ertelemeye çalışsa da kendini dayatıyor. Türkiye ekonomisini yakından takip edenler, özellikle 2013 sonrası dönemdeki yapısal kriz konjonktüründe önemli sayıdaki işletmenin zombi firmalar haline geldiğinin farkındalar. Aslında batık olan ancak siyasi gerekçelerle yüzdürülmeye çalışılan bu firmalardan oluşan zombi ordusu, her ekonomik darboğazda daha da çoğalıyor.
Örneğin; 2017’deki referandum öncesinde zamanın Başbakanı Binali Yıldırım bir demecinde, Kredi Garanti Fonu sayesinde 30 bine yakın firmanın kurtarıldığını söylemişti. Bu firmalara 2018’deki döviz krizi ve kredi çöküşü sonrasında yenilerinin de eklendiğini biliyoruz. 2018’de ilan edilen yeni ekonomi programı, esasında bu firmaların tasfiyesi sözünü vermişti. Ancak 2019’daki yerel seçimlere kadar bu söz ertelendi. Nisan 2019’a geldiğimizde, yeni bir yapısal uyum programı açıklanacağı beklentisi hâkim olmuştu. Ancak 2019’da Fed’in ‘U-dönüşü’ sayesinde Türkiye’deki politika yapıcılar faizleri 12 puan düşürmeyi başarınca, piyasa disiplininin hayata geçirilmesi askıya alınabildi.
6 KASIM’DAKİ ‘U-DÖNÜŞÜ’
2020’ye başlarken ekonomi yönetiminin aklında, ekonomik büyümenin yeniden canlanması sayesinde batık firmalar ve bunların sürekli yeniden yapılandırılan borçlarının bankacılık sistemini zorlaması gibi sorunların geride kalacağı öngörülüyordu. Korona salgını başladığında dahi bu strateji değişmedi (Bu sürecin başında yazdığım ‘Geleceğe kaçış 2.0’ başlıklı yazıda bu stratejinin detaylarını özetlemiştim).
Ancak 2020, korona salgınının getirdiği ekonomik etkiler nedeniyle, AKP yöneticilerinin piyasa disiplinini tesis etmenin kendilerine getirebileceği zararlardan kaçamayacakları bir yıl oldu. 6 Kasım 2020’de ekonomi yönetiminde gerçekleşen değişim, iktidar açısından kaçınılması mümkün olmayan bir faturayı üstlenmenin kabulü anlamına geliyordu. Bu andan sonra iktidar iktisadi açıdan kendi gündemini, büyük sermayenin gündemi ile senkronize etti. Bununla kalmadı, diğer sermaye fraksiyonlarını da, bu senkronizasyonun bir parçası haline getirebildi. En azından şimdilik.
18 ŞUBAT’TAKİ TCMB AÇIKLAMASI
Geçtiğimiz ayki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı sonrasındaki ‘Sert Bir Süreç Geliyor’ başlıklı yazıda, içinden geçmekte olduğumuz bu özel konjonktürün bazı özelliklerine değinmiştim. Kaldığım yerden devam ederek, TCMB/PPK’nin 18 Şubat 2021 tarihli toplantısı sonrasındaki açıklamasını ele alacağım. Konumuz açısından açıklamadaki dört vurgunun önemli olduğunu düşünüyorum.
Bunlardan ilki, açıklamada kredi genişlemesinin durduğunun altının çizilmesidir. 2018’deki mekanizmayı hatırlarsak, döviz krizi, kredi çöküşünü ve resesyonu beraberinde getirmişti. 2020’de ise daha ufak çaplı bir döviz krizini yaşadık, sonrasında gelen faiz artışı neticesinde de 2021’de bir kredi artış hızı durakladı. Bu zombi firmaların artık kolay kolay yüzdürülemeyeceği anlamına geliyor.
İkinci önemli konu, enflasyonun halen yükselme eğilimini sürdürmesidir. Yine 2018 yılındaki döviz krizinin enflasyona yansımasını hatırlarsak, önümüzdeki birkaç ay daha enflasyonun en önemli sorun olmayı sürdüreceğini söyleyebiliriz.
Bu ise, bizi TCMB’nin üçüncü vurgusuna götürüyor. O da, geçtiğimiz toplantıda ‘uzun bir müddet’ süreceği ilan edilen pozitif reel faiz verme politikasının enflasyonda ‘yüzde 5 hedefine varıncaya kadar’ sürdürüleceğinin açıklanması oldu. Eğer bu gerçekleştirilebilirse, 2013 sonrasında sürekli ertelenen piyasa disiplininin tesis edilmesini yeniden ertelemek ve bunun iktidar için ortaya çıkarabileceği siyasi faturadan kaçınmak mümkün olmayacak.
Esasında mevcut politika, 2000’lerde IMF anlaşması eşliğinde uygulanan programın bir benzeri. O zaman da yüksek pozitif reel faiz, uygulanan programın temel omurgasını oluşturuyordu. Hatta iktidar bu tip sert bir programı uygularken dahi oy desteğini artırabilmişti. O dönem bunu mümkün kılan sermaye girişlerinin yüksek seyretmesi olmuştu.
AB’ye üyelik gündemi ya da IMF programı gibi unsurları da bu bağlamda değerlendirebiliriz. Bu sayede yüksek pozitif reel faiz, kredi daralmasına neden olmadı, aksine kredi genişlemesi güçlü bir şekilde devam edebilmişti. Ancak bu programın içsel çelişkileri, sermaye girişleri yavaşlayınca ortaya çıktı.
OTORİTER KONSOLİDASYON GİRİŞİMİNİN AKIBETİ
2000’ler hatırlatması sonrası gelelim günümüze. Şimdi sorunlar daha farklı. Mesele kamu sektörüne odaklanmış değil, sorun özel sektörde ve dağınık halde. Kredi genişlemesi durmuş durumda ve ekonomi yönetimi mevcut duruşunu sürdürmesi durumunda yakın gelecekte yeni bir canlılık beklemek zor. Dahası, piyasa disiplinini tesis etmenin bir kere daha ertelenmesi TL’deki hızlı değersizleşme baskısını tekrar gündeme getirebilir ve iktidarın 6 Kasım sonrasındaki girişimleri bir anda buharlaştırabilir. Bu açıdan sürecin iktidar açısından bir yol kazasına uğramadan devam etmesinin yegâne koşulu, sermaye girişlerinin sürmesi.
Her ne kadar küresel iktisadi konjonktür bir süre daha buna elverişli olsa da mesele bundan ibaret değil. Her koşulda, yüzde 30’lara varmış işsizlik, kronikleşen hayat pahalılığı ve yüksek faizlerin sürmesi sonucunda zombi firmaların tasfiye edilmesi ihtimali, iktidar açısından aşağı doğru bir eğik düzlem yaratıyor. Resmi muhalefetin, hükümetin gündemini sorgulamaya başlaması, bu eğik düzlemin iktidar bloku içinde de bir yansıması olduğunu gösteriyor. Bundan sonra, 2018’den beri süren otoriter konsolidasyon girişiminin akıbeti için çok kritik bir dönem başlayacak.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları






























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
17.01.2026
5.01.2026
21.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
3.12.2025
26.11.2025
17.11.2025
2.11.2025