Ümit KARDAŞ
İkinci Dünya Savaşı’nın sürdüğü dönemde özellikle ordunun yetersizliği ve güçsüzlüğü gibi profesyonel nedenlerle genç subaylar arasında komutanlara ve iktidara karşı başlayan hoşnutsuzluklar 1940’lı yıllardan itibaren genç subayların siyasete müdahale amaçlı cunta örgütlenmelerine başlamalarına neden oldu.
1942-1943 yıllarında İnönü yönetimini devirmek amacıyla girişimde bulunulmuş, General Muzaffer Tuğsavul kendisine yapılan teklifi geri çevirmişti.(Doğan Akyaz- Askeri Müdahalelerin Orduya Etkisi).
Siyasal nitelikli cunta örgütlenmeleri çok partili rejime geçişte, 1946’da yapılan ilk seçimlerde ve sonrasında da varlıklarını devam ettirdiler. 1940-1945 arası kurulan cuntalarda daha sonra önemli görevlere gelecek isimler bulunmaktaydı.
Cemal Tural, Cevdet Sunay, Memduh Tağmaç gibi. Bu cuntalardan bir kısmı İnönü ile bir kısmı Bayar’la ilişki kurmuş hatta bazı subaylar Demokrat Parti lehine bir girişimi de düşünmüşlerdi.
1950 seçimlerinden birkaç ay önce İsmet İnönü ve Nihat Erim İstanbul’da I. Ordu Komutanı Asım Tınaztepe ve diğer generallerle toplantı yapmış, Tınaztepe’nin çok partili rejime geçiş ile ilgili endişelerini gidermeye çalışmışlardı.
İnönü generallere değişen dünya koşullarının demokrasiye geçişi zorladığını belirtirken rejimin tehlikeye girmesi durumunda orduyu göreve çağıracağını belirtmeyi de ihmal etmemişti. (Feroz Ahmad- Demokrasi Sürecinde Türkiye 1945-1980).
14 Mayıs 1950 seçim sonuçlarının açıklanmasından hemen sonra; 15 Mayıs akşamı bazı generaller İnönü’ye gidip bir emri olup olmadığını sormuşlar ancak İnönü’nün müdahaleye sıcak bakmaması üzerine girişimlerinden vazgeçmişlerdi.
Ordu içinde bazı üst rütbeli subayların demokratik sürecin hemen başında CHP ile temas içinde olması DP’yi rahatsız etmeye başlamıştı.
1950 seçimlerinin yapılmasından çok kısa bir süre sonra bir albayın İnönü’ye bağlı generallerin 8-9 Haziran gecesi darbe yapacaklarını Başbakan Menderes’e ihbar etmesi üzerine 6 Haziran 1950’de hükümet tarafından Cumhuriyet tarihinin en geniş ve hızlı tasfiyelerinden biri gerçekleştirilerek 16 general ve 150 albay emekliye sevk edildi. (Ümit Özdağ- Menderes Döneminde Ordu Siyaset İlişkisi ve 27 Mayıs İhtilali).
1954 yılından itibaren ordu içindeki cuntalaşma faaliyetleri artmış bulunuyordu. Hiyerarşi dışı bu örgütlenmelerin birden çok olduğu ve bazılarının birleşik olarak davrandıkları saptandı.
Çok partili rejime geçişte, gerek yasalar gerek sıkıyönetim uygulamaları yüzünden, sol kanadı budanmış, aynı ekonomik sistemi savunan ve demokratik değerleri içselleştirmemiş iki partili bir rejim ortaya çıkmıştı.
CHP ve DP sol karşıtlığında buluşuyor hatta birbirlerini komünistlikle suçluyorlardı. Tek ayak üzerinde yürümeye zorlanan demokrasinin biçimsel bir hal alacağı ve rejim tıkanıklığına yol açacağı öngörülemez değildi.
1950, 1954, 1957 milletvekili genel seçimlerinden DP çoğunluk partisi olarak çıktı. Ancak seçim sisteminin yarattığı adaletsiz sonuçlar nedeniyle bu parti aldığı oy oranlarının çok üstünde temsil edilmeye başlandı. 1950 seçimlerinde yüzde 53.35 oy oranıyla TBMM’de yüzde 83.57’lik bir temsile ulaşmıştı.1954 ve 1957 seçimlerinde de bu oransızlık devam etti.
Böylece kuvvetlerin birleştiği, çoğunluk egemenliğine hatta diktasına dayalı, parti içi demokrasinin bulunmadığı iki partili bir rejime geçilmiş oldu. Disiplinli, çoğunluğa dayalı yürütmenin hem çoğunluğa hem de meclise dolayısıyla ülkeye tek elden hükmetmeye kalkması sonucunda meclisin hükümet üzerinde denetiminin bulunmadığı ve muhalefetin ezildiği bir uygulamaya geçildi. (Bülent Tanör- Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri)
Hükümet ve parti içinde oluşan dar bir kadronun yarattığı oligarşik yapı, partinin meclis grubunu da denetimi altına alarak ve kendisine oy vermeyenleri dışlayarak ‘milli irade’nin tek sözcüsü kimliğine büründü.
Bu durum 1924 Anayasası’nın öngördüğü Meclis üstünlüğü sistemini tersine çevirmiş, fiili parti oligarşisi sistemini yaratmıştı.1957’de yapılan bir İçtüzük değişikliğiyle muhalefetin iktidarı denetleme yolları esaslı bir şekilde daraltıldı.
1953’de üniversite öğretim üyelerinin siyasi kuruluşlarda görev almaları, siyasi yayın ve beyanda bulunmaları bir yasayla yasaklandı.1954 seçimlerine gidilirken Millet Partisi mahkeme kararıyla kapatıldı. Muhalefete oy verenleri cezalandırmak için Adıyaman ilçesi Malatya’dan ayrılıp il haline getirildi. Kırşehir ili ilçeye dönüştürüldü.
1954’de partilerin radyodan seçim propagandası yasaklandı. İktidar temsilcilerinin konuşmaları seçim propagandası sayılmadı. Radyo partizanlaştı. Partilerin seçim dönemi dışında toplantı ve gösteri düzenlemeleri yasaklandı.
DP iktidarı özellikle basın özgürlüğünü yok edici düzenlemeler yaptı. Resmi İlanlar Kararnamesi ile basını ödüllendirme ya da cezalandırmanın yolu açıldı. Yeni basın suçları yaratılırken, hükümete karşı suçlarda ispat hakkı tanınmasından vazgeçildi, sorumluluk alanı genişletildi.
Kamu görevlilerinin yargı yolu kapatılarak re’sen emekliye sevk edilmesiyle baskılar son safhaya geldi. Yüksek mahkemelerin üyeleri ile üniversite öğretim üyeleri de kapsam içinde olduğundan adli ve akademik güvenceler etkilendi. Özellikle bu düzenleme sonucu hâkim bağımsızlığının yok edilmesi hukuk güvenliğini de ortadan kaldırmış oldu.
DP çoğunluğu 18 Nisan 1960’ da ‘CHP’nin yıkıcı, gayrimeşru ve kanundışı faaliyetleri’ni araştıracak bir “Tahkikat Encümeni” kurulmasına karar verirken, bu alt kurula sorgu ve sulh hâkimi ile askeri adli amirlere tanınan tüm hak ve yetkileri tanıdı. Encümen sınırsız yetkilerle şiddetli önlemler almaya başladı.
Bu gelişmeler üzerine 28 Nisan 1960’da öğrenci hareketleri başladı. Bunun üzerine sıkıyönetim ilan edildi. DP uyguladığı antidemokratik politikalarla yarattığı gergin ortamda askeri otoriteye yaslanarak bir darbe zemini yaratmış oluyordu. Çünkü asker darbeyi gerçekleştirecek zemini yakalamıştı.
Çok partili hayata geçiliyor iddiasıyla aslında birbirine benzeyen iki partili bir vesayet rejimine geçilmişti. Bagajı antidemokratik uygulamalarla dolu, parti içi demokrasiden uzak, demokrasi kültürü üretememiş CHP’den dörtlü takrirle ayrılarak DP’yi kurmuş eski CHP’li kadrolardan demokratik ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir rejim inşa etmeleri beklenemezdi.
Bu gelişmelerin sonucu 27 Mayıs askeri darbesi emir-konuta zinciri dışında, askeri hiyerarşiden bağımsız ve generaller dışında kalan subaylar tarafından gerçekleştirildi.
1961 anayasası, bir askeri darbenin ve bu darbeyi besleyen koşulların ürünü oldu. Bu anayasa, askeri bir rejim ortamında hazırlanmış, 37 subaydan oluşan Milli Birlik Komitesi (MBK) ve seçkinci bir karakter taşıyan Temsilciler Meclisinden meydana gelen Kurucu Meclis tarafından hazırlandı.
Türkiye’de bir anayasanın kurucu meclis tarafından oluşturulması ve referanduma sunulması ilkti. 61 anayasasının hazırlanması ve kabulünde üç aşama öngörüldü: Ön tasarıların hazırlanması, tasarıların kurucu meclis tarafından tartışılıp kabul edilmesi, halk oylaması.
Milli Birlik Komitesi, yeni bir anayasa hazırlanması için İstanbul Hukuk Fakültesi’nden yedi kişiyi görevlendirdi. Bu bilim kurulu Ankara üniversitesinden de üç üye alarak, ön tasarıyı hazırlayıp MBK’ye sundu.
Temsilciler Meclisinin özelliği aydın ağırlıklı oluşu, genel oya dayalı bir eşitlikçi temsilin öngörülmemiş olmasıydı. Bu çerçeve içinde DP ve çizgisinin temsiline olanak tanınmamıştı. Bu oluşum, demokratik teori ve anlayış açısından özürlüydü. Bu eşitsizlikte kısıtlayıcılık TM’nin CHP eğilimli bir kentli aydın üstünlüğüne sahne olmasını mümkün kıldı.
TM’nin kendi içinden seçtiği 20 kişilik Anayasa Komisyonu, Anayasa tasarısını hazırladı. Kurucu Meclis, 27 Mayıs 1961 tarihinde son metni kabul etti. Bu metin, 9 Temmuz 1961 günü halk oylamasına sunuldu. Katılma oranı, yüzde 80’in üstündeydi. Geçerli oyların yüzde 61,5’i evet, yüzde 38,5’i hayırdı.
1961 Anayasası’nın felsefesini, esaslarını ve içeriğini, bu Anayasa’da 1971 yılında yapılan değişiklikleri başka bir yazımda ele alacağım. Geçmişle ilgili tespitlerin bugün sıfırdan yeni bir inşayı nasıl yapmamız gerektiğine bizi ikna edeceği kanısındayım.
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025