Ümit KIVANÇ
Anlaşıldığı kadarıyla, mezhepçi hegemonya hayalleri ve Kürt düşmanlığının yön verdiği dış politikadan görünür vadede vazgeçilmeyecek. Burası aklın mantığın geçerli olduğu bir ülke olsaydı ve burada vicdandan nasibini almış bir toplum yaşasaydı, hattâ burada toplum denebilecek bir insan topluluğu yaşasaydı, şu anda bu değişimi talep ederek sokaklara dökülmüş olurduk. Hattâ belki buna hiç gerek kalmazdı, çünkü oy verip seçtiğimiz, çalışmalarına katıldığımız veya desteklediğimiz siyasî partiler bizim adımıza Meclis’te bunun mücadelesini yapıyor olurdu.
Bunlar çeşitli sebeplerle olamıyor.
İkinci ihtimal zaten yok. Çünkü sahiden siyasî muhalefet yapabilecek tek parti var, o söyleyemesin, eyleyemesin diye herkes dört taraftan elbirliğiyle uğraşıyor. Çünkü başka muhalefet partisi yok; doğasını yok edecekleri şehirde halkla beraber direnecek milletvekili, “Burası Cizre, Şırnak değil, Cumhuriyet şehri,” diyebiliyor. Ve çünkü esasında şu anda parlamento denebilecek bir Meclis yok. Varolanın parlamento işlevi görmesi istenmiyor. Orada kazara açacak her çiçeğin üzerine basmaya hazır bir çoğunluk var.
Peki ne oluyor? Birkaç şekilde tarif edebiliriz.
İlkin, bugünkü rejimiyle Türkiye dünyadaki yeni yerini sağlamlaştırıyor. Bu yeni yer, kendi menfaati dışında hiçbir şeyle ilgilenmeyen kifayetsiz muhteris Üçüncü Dünya diktatörlerinin pençesindeki ülkelerin yanıdır. Türkiye o itibarsız grubun arasına hepten atılmıyorsa, öncelikle ABD’nin onu kaldırıp bir kenara atamayacak oluşundan, çünkü bu süper gücün bölgesel ve biraz da bölge-aşırı işlerinde kullanabileceği bir araç oluşundan. Sonra, bizzat bu ülkenin içinde, o cendereye tam da sığmayacak birşeylerin hâlâ az buçuk varolmasından. Ayrıca şu anda Ege Denizi’nde mülteci boğdurtma oyununda Ankara’nın eli çok güçlü. Almanya meselâ, o kadar iyi boğdurtamıyor. Ankara isterse boğdurur isterse otobüse koyar gönderir. Türkiye sırf elindeki sahte canyeleklerini dövizcide bütünletip üç hane ilerlese Almanya’nın kalesini, Fransa’nın filini alabilir. İşte, eli güçlü yani.
İki-üç yıl sonra, üç milyonu aşkın mülteci ahalinin doğru dürüst eğitim görememiş umutsuz çocukları, dışlandıkları, horlandıkları bir toplumun içerisinde haklılıkları bağırlarında saklı saatli bombalara döndüklerinde göreceğiz o eli. Enseye mi yapışacak, sakalı mı sıvazlayacak, neresini ne yapacak… Belki de Ahmet Davutoğlu onları karşısına oturtur, aslında Osmanlı’nın dedelerine ne iyilikler yaptığını anlatır, onlar da dinlerler, baş sallarlar ve ezan okunur okunmaz tekbir çekerek camiye koşarlar.
Davutoğlu’nun Stratejik Derinlik’i ile ilgili kitabımda ayrıntılı olarak anlattım, burada tekrarlamamda sakınca yok: Kendisi buna resmen inanıyor veya gözü bağlı hayranlarını inandırmayı başarmış. Hıristiyan Arapların bu milletin zihnine soktuğu milliyetçilik ve sekülerlik zehrini temizleyerek, “biz”, yani şu anki Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı’nın kendilerini sömürgeci Batı’dan nasıl koruduğunu onlara anlatabilirmişiz. Osmanlı sizi sömürmüyordu, hâşâ!, sizi Batı’ya karşı koruyordu, dermişiz. Ve böylece bütün Sünni Araplar etrafımızda bir sevinç yumağı oluşturur, hep beraber bir mütedeyyin Teletubbies âleminde gülücükler saçarak oynaşırmışız. Tabiî kumanda bizim elimizde olmak kaydıyla.
Başka bir tarife geçelim: Türkiye, yıllar boyunca ezildiği, anadilini konuşamadığı, vatandaştan sayılmayıp kimliksiz bırakıldığı bir ülkede, olabildiğince başka etnik-dinî toplulukları da katarak özgün bir yönetim oluşturmaya çalışan Kürtlerin felaketi için yırtınıyor. Sınırında “İslâm Devleti” olsun, El-Nusra (El-Kaide) olsun, kim olursa olsun, yeter ki Kürtler olmasın diye elinden geleni ardına koymuyor. Ve bunun herkesçe böyle görülüp böyle anlaşılmadığını sanıyor. Veya, anlaşılırsa anlaşılsın, ben böyle uygun görüyorum, diyor ve böyle demekle kendine bizzat yapıştırdığı etiketin farkında değil.
Ankara’ya kötü haber şu ki, Kürtlerin orada bir şekilde bir statüsü olacak; bundan dönüş yok. Diyelim ki, kayda değer ölçüde özerklik, federasyon, şu bu olmadı; Suriye Kürtleri orada yaşamaya devam etmeyecek mi? Ne yapacak TC devletini yönetenler? Sınır boyunu kimyasal silahla tarayıp tek canlı mı bırakmayacak? Orada yaşamaya devam edecek bir topluluğu kendine ebedî düşman haline getirip onu da kendini de sonsuza kadar tedirginliğe mahkum yaşatmak nasıl bir aklın ürünü? Üstelik tam aksi mümkünken ve senin çıkarınayken!
Bakın yine insanlıktan şundan bundan sözetmiyorum. Kürtlerle ilgili olarak bugün Türkiye’yi yönetenlere ve Türk toplumunun büyük kısmına vicdandan, merhametten bahsetmek şu an için boş iş. Ben bu yazıyı yazmaya çabalarken Sur’da yeni bir Cizre faciası ihtimali belirmişti; yüzden fazla insanın, çoluk çocuk -hattâ bebeklerin de bulunduğu söyleniyordu- bir bodrumda katledilmesi tehlikesinden sözediliyordu. İdil’de operasyon yeni başlıyordu, kaç insanın öleceğini, kaçının cenazesinin günler sonra sokak aralarında bulunacağını, kaç evin yıkılacağını ve hayatın söndürüleceğini, kaç kişinin göçmek zorunda kalacağını bilmiyorduk.
Ve üstüne, Rakka kuzeyinde, Tel Ebyad’ın doğusunda, Suluk’ta İD militanları birden YPG mevzilerine saldırıverdiler. Oraya Türkiye’den “sızdıkları” tahmin ediliyordu. Azez-Tel Rıfat taraflarında Türkiye top atışlarına devam ediyordu.
Gözü dönmüş düşmanlık. Başka ne denebilir buna?
Hayatımız ırkçılığı anlamaya çalışarak geçti. İnsanların bu hastalığa nasıl bu kadar kolay kapılabildikleri ve gözlerinin nasıl dönüverdiği, komşularını öldürebilecek hale bir anda nasıl gelebildikleri anlaşılmadan insanlık insanca diyebileceğimiz bir hayata kavuşamayacak; bu yüzden anlamalıyız ki, tedavi edebilelim, diye uğraştık. Şahsen, içinde doğup büyüdüğüm topluma baktıkça, böyle bir tedavinin belki de herkese uygulanamayabileceğini düşünmeye başladım. Varoluşuna anca başkasını ezerek anlam katmak nasıl bir zavallılıktır?
Bir siyasî lider, tek başına yönetmekti, başkanlıktı, hırstı ihtirastı, bir sebeple zulüm yapabilir. Bu kadar çok insanın, üstelik ondan zerrece hazzetmeyenler, okuryazarlar, gün görmüşler, dünya bilenler dahil bunca insanın, Kürt kelimesi duyar duymaz Fırtına Obüsü suretine bürünmesi nasıl izah edilecek?
Öyle görünüyor ki, ülkece bu tedavi aşamasının hayli uzağındayız. İşte, dedim, belki de mümkün değil zaten. Belki yoğun bakım ve iki-üç kuşak dünyadan tecrit gerekiyordur, belki aksine, bugüne kadar cehalet perdesiyle sağlanan tecrit bu illetin baş müsebbibi olduğundan nüfusu bir müddet dünya ülkelerine dağıtmak..?
Kitlesel hastalık bir yana, devlet yönetenlerin akıldışılığa bu kadar kolay kayabilmeleri, etraflarında onlara yaptıklarının akıldışılığını gösterecek kimsenin olamayışı, her şeye rağmen beklenir iş değil. Olan bitenin büyükçe bir kısmı, sadece iktidar hırsı, başkanlık hesapları vs. ile izah edilebilir gibi de değil. En tepedekilerin gerçeklikle ilişkisinde ciddî sorun var.
Birşeyler yapıp bu gidişi değiştiremezsek gelecek kuşaklar hepimize çok fena lanet okuyacaklar. Çünkü bugünlerin bedelini çok fena ödeyecekler.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Vatandaş olamama yangını
31.01.2025 - Öcalan’ın mesajı ve 'bişey çıkmaz' tavrı
30.12.2024 - Faşist enternasyonal yolunda Elon Musk...
24.12.2024 - El Kaide, DAİŞ, Nusra, HTŞ… /2
15.12.2024 - Yine mi “82 Halep” meselesi?
1.12.2024 - ABD seçiminden siyaset tüyoları
15.11.2024 - Sinvar’ın sopası, faşistlerin kibiri
21.10.2024 - Be hey melunlar!
7.10.2024 - Kirli işler dünyasına açılan ufak pencere
22.09.2024 - …ortaya atılan iddialar hk.
5.07.2024
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
















































































Ad Soyad Giriniz...
yazıkki sende adam olamamışsın.belliki hiç haklarını aramamışsın.koyun gelmiş öylede gideceksin doğan topgül...