Yusuf Ziya DÖGER
Bağlılık; insanın sosyal yaşam alanı için doğal olup, gereklilik arz eden bir durumdur. İnsanın sosyal yaşam alanında oluşturacağı bağlılığı Psikolojik niteliklere büründürmesi sosyal yaşam alanında gerçekliğin önüne koyulan perde işlevine neden olmaktadır. Oysa sosyal yaşamı psikolojik nitelikler üzerinden sürdürme eğilimi sosyal gerçekliğin kendi dinamiklerinin ortadan kalkmasına neden olur. Çünkü Psikolojik etkiler duygusal tutumların sergilenmesine vesile olmaktadır.
Psikoloji bilimi açısından bağlılık, bireyin geçmişteki yaşantı biçimiyle açıklanabilir verilere sahiptir. Bireyin geçirdiği yaşantının niteliği aynı zamandan bağlılık biçimini de belirleyen unsur olarak öne çıkar. Bu durum ise sosyal yaşam alanına aktarıldığında olup biteni anlamlandırmada duygusal bağlılık üzerinden yaklaşımların sergilenerek akli bağlılığın görmezden gelinmesine neden olmaktadır. Sosyal yaşamın olmazsa olmazı ise aklı ve duyusal verilerin birlikte kullanılmasının zorunluluk arz etmesidir.
İnsan yaşamının sürdürülmekte olduğu her yerde yukarıdaki durumların ortaya çıkışı doğaldır. Ancak bu verilerin Kürdlerin sosyal yaşamına etki eden tek veri olarak ele alınması Kürd gerçekliğinin tam anlamıyla anlaşılmasına engel oluşturacaktır. Dolayısıyla Kürdlerin sosyal yaşamını yönlendiren bağlılığın dayanaklarına bakılması gerekmektedir.
Kürdlerin sosyal yaşamına etki eden travmatik acıların yüzyıllara varan kökeni, sosyal yaşam alanında ötekine yönelik güven problemini öne çıkarmıştır. Sosyal yaşam alanında güven duygusunu dar bir çevreye hasretmeye yöneltmiştir. Tıpkı bir çocuğun sadece kendi aile çevresine güven duyup aile dışında kalanlara güvensiz yaklaşımlarda bulunması biçiminde sonuçlar üretmiştir. Gerçi bunu sadece iki yüz yıllık imha sürecinin oluşturduğu travmalarla açıklamak yeterli değil. İlave edilmesi gereken önemli etkenlerden biri de aşiretsel veya mezhepsel bağlılığın oluşturduğu sosyal genetiktir.
Aşiretsel veya Mezhepsel bağlılık üzerinden gelişen sosyal genetik günümüzde ise Kürdler arasında etkisini ideolojik ve partisel bağlılık üzerinden açığa çıkmaktadır. Kürdler bireyler, bağlılık geliştirdikleri ideolojiyi benimsemeyen veya partiyi desteklemeyen her kim olursa olsun güvenilmez kategorisi içine yerleştirerek ötekileştirme eğilimi ortaya koymaktadırlar. Bu tutumun arka planında yer alan Aşiretsel veya dinsel (Mezhepsel) bağlılık insanlardan yekpare duruşa sahip olmasını ister. Dolayısıyla bu duruşu sergilemeyenler doğal olarak öteki kategorisine alınarak algılanır.
Tarihsel arka plan günümüzde Kürd bireylerini güven problemiyle karşı karşıya bırakmıştır. Kİ bu durum Kürdlerin bireyselleşmesinin önüne engel koymaktadır. Bireyselleşemeyen Kürdler doğal olarak güvenli liman arayışına yönelme ihtiyacını duymaktadır. Bu liman arayışı ise ideolojik veya partisel bağlılığı ortaya çıkartmıştır.
Dolayısıyla Kürdlerin karşı karşıya olduğu en önemli problem ise duygusal bağlılığı akli bağlılığın önüne koymalarıdır. Bunun sebebi ise aşiretsel veya mezhepsel (inanç) geleneğin günümüze yansımasıdır. Kendi aşiretsel veya mezhepsel (inanç) değerini mutlaklaştırarak her şeyin üstünde tutma eğilimi, günümüzde ideolojik düşünce veya partisel bağlılık eğilimi halini almıştır.
Geçmişte ve günümüzde uluslaşmanın önüne konulan Kürdlere ait bu anlayışların felsefi dayanaklardan kaynaklamadığı aşikârdır. Ortada güven problemi var ve bu problem ise duygusallık üzerinden gelişmektedir. Oysa duygusallık bağı gerçekliğin görülmesini engelleyerek ileri sürüleni olduğu gibi kabullenmeye itmektedir. Oluşan bağlılık akli melekelerin kullanılmasını bir tarafa iterek, insanın duyusal veriler üzerinden kabule yanaşmasını sağlamaktadır. Böylece akıl yerine duyusal veriye kestirme yoldan hitap edenler makbul kabul edilmeye başlanır.
Çözüm ise doğruya doğru yanlışa yanlış diyebilme cesareti göstermektir. Oysa biz ve öteki anlayışının geliştiği sosyal yaşamda akıl yerine duygu ön plana çıkarak güven sorununu derinleştirmektedir. Kürdlerin intisap ettikleri ideolojileri veya partileri mutlaklaştırmalarında biz ve öteki duygusunun öne çıkması etkili olmuştur. Bu duygu yerine her kişi veya yapının hem doğrulara hem de yanlışlara sahip olacağını görmeleri gerekmektedir. Bunun içinde duygusal bağlılık yerine akli bağlılığın öne çıkarılması zorunluluktur.
Sonuç:
Kürdler arasındaki güven probleminin kaynağı sosyal genetiğe dayanmakla birlikte travmaların dayattığı duygusal bağlılık temel teşkil etmektedir. Özellikle işgalcilerin bilinçli biçimde varlık kazandırdığı güven problemi birlikteliğin önüne set çekmektedir. Bu durum hem Kürdistan parçaları arasında hem de her parçadaki farklı meşrepler arasında yıkılması imkânsız gibi görünen barajlar oluşturmuştur. Oysa aynı amaçları farklı biçimlerde gerçekleştirmek isteyenlerin birlik temelinde değil birliktelik temelinde bir araya gelmeleri daha kolaydır. Ama var edilen algı sanki birliği zorunluluk haline getirmektedir.
Konuya Güney ve Kuzey Kürdistan’a ait yapılar üzerinde yaklaştığımızda sorunun temelinde sosyal genetikle birlikte intisap edilen ideoloji veya partinin mutlaklaştırılmasının yattığı görülmektedir. Sosyal yaşamın dinamikliği dikkate alındığında bu alanın mutlaklığı kaldıramayacağı aşikârdır. Konjontürel durumun ortaya çıkardığı koşulların değerlendirilmesi gerektiği gözden ırak tutulmamalıdır. Bu, dünün ve bugünün doğruları yerine koşulların doğrularına yönelmeyi zorunluluk haline getirmektedir
Dolayısıyla kendi meşrebi dışındakileri öteki ilan etmek yerine onun koşulları üzerinden düşünmenin sağlıklı verilere ulaşmayı kolaylaştıracağını görmek gerekir. Bu nedenle zorla var edilmek istenen PKK – KDP sürtüşmesini duygusal bağlılık yerine aklı bağlılık üzerinden değerlendirmek gerekiyor. Her iki tarafın artı ve eksilerini görmeden taassup biçiminde geliştirilen yaklaşımların ileri de felaketlere yol açacağı unutulmamalıdır.
Kürdlerin işgalci egemenleri aklı bağlılık yerine duygusal bağlılığı önermektedirler. Oysa bu işgalci egemenler hiçbir zaman gerçek anlamda Kürdlerin varlığını kabule yanaşmamışlardır. Ki TC de Kürdleri hiçbir zaman Kürd olarak kabule yanaşmadı ve yanaşma niyetinde de olmadı. Hep kendi Kürdünü yaratmanın derdine düştü.
Son dönemler de bu görev TC İslamcı camiaya verilmişti. Onlar önce evet KürdleriKürd olarak kabule varız der gibi davrandılar. Beklentileri vardı ve buna uygun verilerin gelişmesini beklediler. Ancak kendi çevrelerinde kümelenmesi beklenen Kürdlerin onlara yönelmeleri yerine Kürd bilincini öne çıkarmaları sonucu bu tutumları suya düştü ve tekrar eski konsepte dönüş yaptılar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları





























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
21.02.2018
13.10.2017
24.09.2017
27.03.2017
27.02.2017
16.02.2017
31.01.2017
28.01.2017
22.01.2017