Abdurrahman Dilipak
Kurban ve Hac, aynı zamanda iki bayramımız var..
Bayramlar bizi Allah’a yaklaştıran günlerdir. “Bildiğimi bilseydiniz, çok ağlar, az gülerdiniz” der Peygamber. Bayram deyince, eğlence, tatil, vur patlasın-çal oynasın bir şenlik değil. Yani “keyf” meselesi değil bayramlar bizim için..
Farkında mısınız, bayramlarımız bile sekülerleşiyor. BÇG döneminde başımızın belası laiklikti. Bugün başımızın belası sekülerleşme. FETÖ gelseydi, İslam artık bir din olmaktan çıkıp seremoni, ritüel ve ikonalara indirgenmiş bir religioya dönecekti.
Marksistler dine karşı adeta savaş açtılar. Sağcılar ve faşistler onu milli bir geleneğe dönüştürdüler, kapitalistler tarafından din metalaştırıldı.
Dindarlar, iktidarı ve serveti ele geçirip toplumu dönüştürmeyi hayal ediyorlardı, gel gör ki, iktidar ve servet onları kuşattı ve onlar yaşadıkları gibi inanmaya başladılar. Yani dini dönüştürmeye başladılar. Anlayacağınız “Ava gidenler avlandılar” Şeytan onları Allah’la aldattı!
Devletin örgütlediği din, onu kim üretirse üretsin, o bir şekilde TSE damgalı bir din olacaktır. O din de elbette “Allah’ın dini” olmayacaktır. Din, Allah, Resul ve kitaptan ibarettir. Hiç kimse ona bir şey ekleyemez ve ondan bir şey çıkaramaz. Kim ki, ona bir şey ekler ya da çıkarırsa, kimi eklediği ve çıkardığı ile baş başa kalır.
Muhkem nas ile sabit olan bir konuda içtihad da olmaz. Dolayısı ile o konuda mezhep de, tarikat da ana belirleyici olmayacaktır. Müteşabih olan alanda ise zamana, mekana, şartlara bağlı olarak farklı yorumlar mümkündür. Ancak o yorumlar din değil, dinin yorumudur. Hiç kimse kendi yorumuna göre başkalarını tekfir edemez ve onlara hayat tarzı, düşünme ve davranış biçimi dayatamaz. Bu İlahlık ve Rablik iddiası olur.
Müslümanlar bu gibi durumlarda, ittifak ettikleri zaman birlikte hareket eder, ihtilaf ettiklerinde birbirlerini mazur görürler. Karar vermeden önce istişare ve şûra yaparlar, yani alimlere danışırlar, verdikleri karardan etkilenecek (Yarar ya da zarar görecek olan) kim varsa, ulaşabildikleri ile o konuda konuşurlar.
Birbirimizi dinlemeli, birbirimize kendimizi anlatmalı, yani tearüf etmeliyiz (Bilişmeliyiz). Yunus Emre 1200’lerden bu topraklardan insanlığa “Bilelim bilişelim” diye çağrı yapıyordu. Kederlerimizi ve mutluluklarımızı paylaşmalıyız. “Kederler paylaşıldıkça azalır, mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır.”
Eğer bir konuda birden fazla kişi bir karar vermesi gerekiyorsa, hakeme gideceğiz. Bu farz. Yine de çözüm bulamayabiliriz. “Bu dünyada tartışıp durduğumuz şeylerin hakikatini Allah bize öbür dünyada gösterecektir.” Bu dünyada her şeyi çözemeyebiliriz.
Şunu aklımızdan hiç çıkarmayalım: Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah murat etmiş olabilir. Biz bilmeyiz, Allah bilir..
Bugün dine karşı en büyük tehdit, din karşıtlarından çok dindar gözüken; ama dinin yerine, dine karşı bir din ikame etmek isteyenlerden geliyor.
Allah’ın dini; yeri, göğü, ölümü ve hayatı açıklarken, “piyasadaki din” karı ile koca arasındaki sorunu bile çözmekten aciz.
Hem bu “folklorik din”e göre, Allah’ın emirlerine uymazsan haram, Resulullah’ın sünnetine uymazsan mekruh, fakat onlar gibi düşünmezseniz, dinden çıkarsınız. İnsanların Allah’ın kitabına değil de, kendi lider, örgüt ve şeyhlerine çağıranların peşinden gitmeyin.
Aynı Allah’a, Resul’üne ve kitab’a iman edenler, tek bir millet, tek bir ümmet, tek bir cemaattir. Kim ki kendine başka bir cemaat nisbet ediyorsa, kendine ya yeni bir İlah, ya yeni bir kitap ya da yeni bir Resul uydurmuştur. Aynı Allah, Resul ve kitaba iman edenler “kardeş”tir / ”İhvan”dır.
Bunu tekrar tekrar söylemek istiyorum. Dinde tartışmayı bırakalım. Sonra tefrikaya düşeriz de, rüzgarımız kesilir. Birinin diğerine uzaklığı, ötekinin berikine uzaklığına eşittir. Birinizin fikri diğerine ne kadar garip geliyorsa, ötekinin fikri de berikine o kadar garip gelir. Niye tartışıyorsunuz ki. Sonuçta ya kavga edersiniz ya da birbirinizi tekfir edersiniz. Tartışmaya mecbur kalırsanız da güzel söz ve hikmetle doğru olduğunu düşündüğünüz fikri açıklayın. Işık gelince karanlık yok olur. İnsanlar kör bir inatla yanlış da olsa fikirlerini savunmaya devam ediyorlarsa, anlamak istemeyenden daha anlayışsız kim olabilir ki! Temel emniyetlerinize yönelik açık ve yakın bir tehdit oluşturmuyorlarsa, o zaman bırakın kendi cehennemlerine sırtlarında odun taşımaya devam etsinler.
Kendini “Cemaat” olarak tanımlayan hangi dini topluluk diğer kardeşleri ile istişare ihtiyacı duyar ki! Her birinin yanılmaz, gaybi bilgi ve tasarruflara sahip, herkesin mutlak anlamda tabi olması gereken önderleri var. Her biri, diğerlerini önlerinde “Musalla taşında meyyit gibi” bekliyor. Şii’si, Sünni’si, Vehhabi’si fark etmiyor. Herkes itaat bekliyor. Biat’ın içini boşaltıp, bir kişinin ötekisine mutlak itaati gibi yorumluyorlar. Oysa karşılığında cennetin satın alınacağı bir eylem için birden fazla kişinin, karşılığını yalnız Allah’tan bekliyor olarak, birbirlerine verdikleri söze itaat, bu anlamda Allah’a verilen söze itaat anlamı var bunun. Böylece karşılığında cennetin satın alındığı bir sözleşme sözkonusu olan Biat’da. Hatta öyle şeyler yazıp söylüyorlar ki, tabi olan, tabi olunan için yaratılmışmış. Böyle düşünmesi gerekirmiş tabi olanın.
Hani bize “Din büyüklerinizi İlah ve Rab edinmeyin” denmemiş mi idi? Hani müzakeresiz, mutlak otoriteye itaat bu kapsama girmez mi?
“Tefrika girmeden bir millete düşman giremez” diyor şair. Bakın yarın bayram namazı, cuma namazı tek merkezde kılınacak dense, inanın bu kafa ile yine sorun yaşarız. Kimin şeyhi imam olacak tartışması yaşarız. Bırakın mezhep meselesini, tarikat farkını şeyhler arasında bile sorun olur. Bu kafa ile nasıl tek bir ümmet olacağız bilmiyorum. Bursa’dan yayılan bir “Bade’ci Şeyh” hikayesi var. Bakın halk arasında böyle bir dine inanmaya meyyal bir altyapı var. Bu altyapı değişmeden bu istismarların önü alınamaz. Ama bu kafa ile de bunları sorgulamak çok kolay değil.
Bakın, kimse kaderinizi, rızgınızı, ecelinizi değiştiremez. Kimse göklerin hazinesinin anahtarına ve bilgisine sahip değildir. Ben olmazsam, şunlar olmasaydı, bunlar olmazdı gibi yalanlara inanmayın. Din ve devlet büyüklerinizi olmadıkları şekilde yüceltmeyin. Allah, bizleri mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle, kimi zaman artırarak ve kimi zaman eksilterek imtihan edecek. Kıyamete kadar bu böyle olacak. Bundan sonra bazı şeyler olmaz diye ham hayallere kapılmayın. İyilik ya da kötülük, hiç biri sürekli değildir..
Bayram günlerindeyiz. İsmail’i, siz kendi İsmail’inizi düşünün. Hz. İbrahim’in başına gelenleri hatırlayın.. Peygamberlerin bile sahip olmadıkları birtakım şeyleri, kendi lider, örgüt ya da manevi önder ittihat ettiğinizi kimselerde vehmetmeyin..
Allah’ın muttaki kulları, mahzun olmayacaklar. Allah onları yeryüzünün varisi kılmak ister, yeryüzünü onlara mescid kılmak ister, ama O, zalim ve cahillere yardım etmeyeceği gibi, O, her topluluğun layık olduğu gibi idare olunacağını söyler. O, servet ve iktidarı halklar ve ülkeler arasında evirip-çevirendir.
Selâm ve dua ile..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları

































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.01.2026
18.12.2025
7.09.2025
3.08.2025
26.08.2024
5.08.2024
4.06.2024
27.05.2024
20.05.2024
5.05.2024