Ali BAYRAMOĞLU
Bizi bir araya yayıncı Mustafa Küpüşoğlu getirmişti. Bugün üçü de aramızda olmayan Ahmet Cemal, Ahmet Güngören, Arda Denkel’le birlikte bir dergi projesine girişmiştik. “Siyaset ve Siyasal Düşünce” bölümünün editörlüğünü ben yapıyordum. Uzun hazırlıklar sonunda dergi, “Dün ve Bugün Felsefe” adıyla 1985 yılının Nisan ayında çıktı. Dergi için çok hevesliydik. Ne var ki pek çok benzeri gibi çok kısa ömürlü oldu, sadece 1 sayı çıkabildi. Ancak bir çeviri ve bir söyleşi üzerinden yıllarca referanslarda yaşamaya devam etti.
Dergide Şerif Mardin’in “Türk Siyasasını açıklayabilecek bir anahtar: Merkez-Çevre ilişkileri” başlıklı ünlü makalesinin ilk Türkçe çevirisi yer alıyordu. Bunca yıl sonra hala, Türk siyasal sosyolojisini kavramak için temel metinlerden biri olan bu makalenin İngilizcesi, çevirisinden 12 yıl önce 1973’te yayınlanmıştı.
Yayınlanmasıyla birlikte makale çeşitli derlemelerde yer almaya, yabancı kaynak bulmanın zor ve pahalı olduğu bir devirde öğrencilere ulaşmaya başladı. Gerek bu derlemelerde gerek daha sonra İletişim Yayınları’ndan çıkacak Mardin’in toplu eserlerinde yer alan çeviri, o dergide yayınlanan metindir. Makalede, çevirmen olarak Şeniz Gönen adı geçer. Başka çevirilerinde de aynı takma ismi kullanmışmıydı bilmiyorum, ancak çevirmen bir dönemin ünlü denemeci ve felsefecisi, Sartre’ı ve varoluşculuğu Türkiye taşıyan ilk isimlerden birisi olan, 2005’te vefat eden değerli Selahattin Hilav’dı. Marksist geleneğin entelektüel isimlerinden Hilav, bu makaleyi çevirmeyi özellikle arzu etmiş, Mardin de bundan özellikle memnun olmuştu. O dönem için anlamlı bir buluşmaydı bu.
Bu makalenin yanında dergide Mardin’le yapılmış bir söyleşi de kalıcı oldu. Hocayı nasıl, kimin ikna ettiğini hatırlamıyorum, ama heyecanımı, söyleşiye hazırlanmamı, elimdeki kitap ve makalelerini tekrar satır satır okumaya çalıştığımı gayet iyi anımsarım. 20’li yaşların sonlarında, üniversitede asistandım. Sevgili dostum antropolog Ahmet Güngören’le birlikte köhne bir büronun üçüncü katında Mardin’le ilk kez karşılaştım. Şerif Hoca, sorulardan ve söyleşinin gidişinden memnun kalmış olmalı ki, yarım saat için geldiği sohbet üç saat sürdü. Mardin’in öyküsünü ve Osmanlı-Türk geleneğinin kimi yönlerini konu alan bir söyleşiydi bu. “Şerif Mardin ile Din ve Devlet Sosyolojisi Üzerine Söyleşi” başlığıyla yayınladı. Akademik çevrelerde epey tartışıldı. Mardin’in söyleşi hakkında tam olarak ne düşündüğünü ise, ancak yıllar sonra, İletişim Yayınlarından toplu eserlerini yayınlarken, bu söyleşiyi eserlerinin arasına katmasıyla anlamıştım.
Şerif Mardin üniversite sonrası karşıma çıkan dört önemli isimden biriydi. Diğer üçüyle yakınlaşma, yakın çevresinde bulunma ya da çalışma imkanım oldu. İstanbul Siyasi Bilimler Fakültesi’nin kurucu dekanı Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya bunlardan ilkiydi. Fakültenin ilk asistanı, daha doğrusu Tunaya’nın o fakülteki ilk asistanı olmuştum. Gerek fakültede, gerek Türkiye’de Siyasi Partiler kitabının son baskısını hazırlarken evinde aylarca yanında olduğum Tarık Hoca’dan, Mete Tunçay’ın “hepimiz kanatlarının altından çıktık” dediği bu büyük hocadan kısmen feyz alan son kuşaktanım herhalde. 12 Eylül darbesinde Tarık Hoca fakültenin pek çok diğer öğretim üyesiyle birlikte 1402’lik oldu ve üniversiteden uzaklaştırıldı. Tarık Hoca, Yaşar Gürbüz’ün yanına gitmemi istedi. İktisadi ve İdari İlimler Akademisi’nde, Yaşar Hoca yanında, markizmin, pozitivizmin, saha çalışmalarının abidelerinden Prof. Dr. Mübeccel Kıray’la böylece tanıştım. Kıray beni sever, aldığım Fransız üniversite eğitiminin ona göre olumsuz etkilerini kırmak için terbiye etmeye çalışırdı. Asistanı olmamama rağmen doktora derslerine yanında götürdüğünü iyi hatırlarım. Üçüncü isim Bülent Tanör’dü. Tanör benden 16 yaş büyüktü, bana biraz ağabey, biraz arkadaş, biraz hocaydı. Metot üstadı bu anayasa hukukçusu, solcu ve kemalist damardan gelen hukukçuların en parlaklarından biriydi. Evinden çıkmazdım o günlerde.
Yöntem, bilgi, tarih, teori açısından hepsinden öğrendiklerim oldu. Ancak beni en çok etkileyen hiç tanımadığım, diğer üçünün soru işaretleriyle karşıladıkları, dudak büktükleri Şerif Mardin olmuştu. Örneğin Kıray, Mardin’i “sosyal değişimi reddeden, değişim karşıtı sosyolog” olarak tanımlardı. Şerif Hoca’nın benim gibi gençler için tılsımı da aslında buldu. Bir yerden bir yere nasıl gidildiğini, bir dönemden döneme nasıl geçildiğini değil, önce o yeri ve yerleri merak ediyordu. Orada duruyor, içine, kıvrımlarına bakıyor, orayı, oranın geleneği, mantığı ve dilini ihmal etmeden anlamaya çalışıyordu. İlerleme fikri, ilermenin etapları, bunların test edilmesinden oluşan, sorusu ve yanıtı belli, anlamı sınırlı “bilimsel yaklaşımlar”a soğuk duruyordu.
ÜÇ MİTOS
Mardin, Foucault’ın 1968’de “Kelimeler ve Şeyler” yayınladığı günlerde Sartre’a verdiği yanıttaki işi Türkiye’de sahada başarmıştı. Hakim kemalist, marksist, kurumsal yaklaşımların beslediği ilerlemeci toplum ve tarih anlayışı havuzunun mitoslarına çalışmalarıyla dokunmuştu.
(1) Tarihin bir aşamasından bir başka aşamasına geçişin koşullarına yoğunlaşan bir anlayışa hiç yakın olmadı, bu anlamdaki “süreklilik mitosu”nun izini hiç sürmedi. (2) Toplumu sadece bu süreklilik içinde anlamaya çalışan, sürekliliği ise insan özgürlüğünün kaçınılmaz ve doğrusal ilerleyişine indirgeyerek tarif eden “mitosu” hiç anlamlı bulmadı. En nihayet zihniyeti, kültürü, değerleri, kimi evrensel toplumsal ve ekonomik formların belirlediği varsayan (3) “mitos”dan da uzak durdu.*
Mardin, hakim dalgaya soğuk durmakla kalmadı, onu ters yüz eden etkili bir sosyoloji geliştirdi. Osmanlı düşünce tarihi, Osmanlı-Türk modernleşmesi, zihniyet meselesi, din sosyolojisi, bilgi sosyolojisi, hangi konuya el atarsa atsın, (ki bunlar bugün bir zincirin halkları gibi, birbirini takip eden, felsefeye tarihe, sembolizmden epistemolojiye uzanan ve nihayet kendi içinde anlamlı bir bütün oluşturan bir çevreçevede karşımıza çıkar) hemen hepsinde, “subjektif” alan ve yöntemi mesele yaptı. Bu alanı onun ürünlerini, onları üreten dimağı, bu dimağı belirleyen tarihsel ve kültürel unsurları, kendisine haslıkları içinden, ancak kendisine haslığın, tarihselci ya da kimlikçi tuzağına düşmeden, mesafeyi koruyarak, evrensel kavramlarla ve araçlarla anlamaya çalıştı.
Onun için Weberci derler, hatta “Mardin Türk Weber’idir” şeklinde tanımlayanlar oldu. Belki. Anlamaya Weberci bir yöntemle girişti. Sosyolojiye bir ilişki yumağı olarak baktı, ilişkilerde kişilerin eylemlerine o kişilerin verdiği anlamı, bu anlamı üreten referansları, değerleri kavramaya çalıştı. “Neden başörtü takılır” değildi sorusu. Suali şuydu: “Tesettürlünün ve çevresinin ona verdiği anlam nedir”. Tesetttürü ve inancı tarihsel ilerlemenin belli bir aşamasına yerleştirerek açıklama fikrini bu çerçevede elinin tersiyle itti. Ama Weber’in toplumsal ve ekonomik formlardaki geçişlerin nedenlerini sorgulayan, bunun, dolayısıyla tarihin itici gücü olarak rasyonalleşmeyi merkez alan bakışından uzak durdu. Montesquieu’den Weber’e, Langer’den Cassirer’e, Dahl’dan merkez-çevre kavramını ödünç aldığı Shils’e, kültürün psiko-dinamiği olabilir mi, kişilik ve kimlik arasında geçişler var mıdır sorusuyla Erikson’a kadar, karşısına çıkan anlamlı bulduğu tüm yöntemleri ve araçları “anlamak” için kullandı ve denedi. Ama hiç birinin parçası olmadı. Soruları, merakı ve derinliği ve, onu felsefi, angajmanlardan uzak tuttu.
MERAK VE DERİNDEKİ ÇEKİRDEK
Mardin pek çok söyleşinde sık karşılaşacağınız cümle şuydu: “Tamam öyle ama bunun arkasında ne var, bunun ötesine geçebilir miyiz acaba?”. Onu tanımlayan merak, soru ve derindeki ana çekirdeğin arayışıydı. Yaptığımız o söyleşide peşinde koştuğunu şöyle tanımlamıştı: “Benim işim insanın kültürden aldığı araçlarla kendisini nasıl insan
yaptığını anlamak…”
Mardin bu arayış çerçevesinde Türk toplumu ve siyasetinin temel ve kurucu çelişkisini en net ve kalıcı tanımlayan isim oldu Bu ülkede, “dindar-muhafazakâr” ve “seküler-laik” cemaatler 150 yıldır, gerek varlıkları gerek ilişkileriyle belirleyici rol oynarlar. Biri toplumun merkezine konumlanmıştır, diğeri çevresini oluşturur. Bu iki büyük cemaat birbirlerini yaşam biçimlerine tehdit olarak görür, uzlaşmaz iki değer sistemini temsil ettiklerini düşünürler. Kah iktidar, kah siyaset, kah gelenek üzerinden kendi alanlarını ötekinin aleyhine, keyfi biçimde genişletmeye çalışırlar. Bu iki farklı tasavvur bu yolla ve birlikte, siyasi ruhumuza yıllar yılı cemaatçi bir siyasi kültür zerk etmişlerdir. Kimlikçi algılar, keskin doğrular, bu nedenle biraz da kader gibi, siyaset anlayışımızın temelini oluşturur.
45 yıl önce yayınlamış “çevre merkez makalesi” bugün hala güncelliğini bu nedenle korur.
Şerif Mardin bu ülkede akademik çalışmalarda düşünce kodları ve hakim paradigmayı yerinden oynatan kişi oldu. Onu tanısın tanımasın, bir kaç nesil onun öğrencileri olup, onun açtığı yoldan yürüdü. İyi ki, bu topraklardan gelip geçti.
* Foucault der ki, her kim bu mitoslardan birisine dokunursa “tarihe tecavüz, tarih karşıtlığı” çığlıkları yükselir. Mardin’in karşılaştığı “değişim düşmanı, tutucu” “eleştirileri” de bu çığlıklardandı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları


































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026