Ali Türer
Okullar açıldı. Çocuklarını güvendikleri özel bir okula emanet etmeye ekonomik durumu elverişli olmayan yüz binlerce, milyonlarca aile; denizin ortasında her yanından su alan koca bir gemide sonu belirsiz bir yolculuğa çıkardı bir kez daha çocuklarını.
Toplumsal sistem içinde üstlenmesi gereken işlevlerini ne ölçüde yerine getirip getirmediğine bakarak, bu koca geminin neresinden ne kadar su aldığını gelin tespit etmeye çalışalım.
Eğitim sisteminin bağlı olduğu toplumsal sistem içindeki en önemli görevlerinden biri, tarih içinde biriken ulusal ve evrensel bilginin ve kültürün genç kuşaklara aktarılmasında köprü işlevi görüyor olmasıdır.
Eğitim sistemimiz evrensel bilgiyi öğrencilerin anlayabileceği hale getirebiliyor ve öğrencilere taşıyabiliyor mu? OECD üyesi ülkelerin eğitim sistemlerinin bilgi aktarma kapasitelerini, yetkinliklerini karşılaştırma fırsatı veren PİSSA verileri bu konuda güvenilir bilgiler sunuyor. 2006-2007 PİSSA verilerine bakarsanız temel Matematik ve Fen Bilgisi becerileri kazandırma bakımından 40 ülke arasından sondan 3.,4. sıralarda olduğumuzu görürsünüz. Öğrencilerimizin yarısından fazlasına temel Fen Bilgisi ve Matematik becerilerini, üç öğrencimizden birine de temel ana dili kullanma becerilerini yeterli ölçüde kazandıramıyoruz. ÖSS sınavlarına giren lise mezunu öğrencilerin bu dersler ile ilgili sorulara verdikleri doğru cevapların düşüklüğü de bu yargıyı doğruluyor.
Kültür aktarma boyutunda ise zaten sistem kendini sadece Türk ve Sünni Müslüman kültürü aktarmakla görevli sayıyor. Bu ikisi dışında bu coğrafyaya ait bir kültür ve edebiyat tanımıyor. Başka deyişle öğrencileri tek tipleştirmeye çalışıyor. Çok kültürlü bir yapı içinde bu huzursuzluğu, kimlik üzerinden kavgaları besleyen bir rol oynuyor. Demek ki bu alanda gemide rastlantısal değil, standart sıkıntılar üreten yapısal bir delik var.
Eğitim sisteminin diğer bir rolü de toplumsal sisteme nitelikli insan gücü yetiştirmek ve bireyi meslek sahibi yapmak ile ilgilidir.
Peki, bu boyutta durum ne?
Ülkemizde 15-29 yaş arası üç gençten biri okulda da yok, iş yerinde de. İmam Hatip Liselerini meslek okulu olarak saymaz, bir kenara bırakırsanız her 100 öğrenciden ancak 38’inin meslek liselerine gittiğini görürsünüz. Gerçi, meslek liselerinden mezun olanların da çoğu, eğitimini aldığı mesleği yapmıyor; bu bakımdan İmam Hatip Liselerden pek bir farkları da yok. Ülkemizde genel liselerden mezun olan öğrencilerimizin yarısından fazlasını mezun olduktan sonra bir üst öğrenime taşıyamadan “hayata” atıyoruz. Kurtlar sofrasına attığımız gençlerimizden önemli bir kısmı işsiz, diğer bir önemli kısmı da eğitimini almadığı işlerde çalışmak zorunda. Bütün bunları üst üste topladığınızda da Türk Eğitim Sistemi’nin nitelikli insan gücü yetiştirme ve meslek edindirme karnesi ortaya çıkıyor. “Durum iç açıcı değil” demek hafif kalır, vahim demek daha doğru.
Devlet memurunun mesleğe nasıl hazırlandığından çok, sisteme uyum sağlayacak biçimde yetişip yetişmediğiyle ile ilgileniyoruz. O nedenle aday için asıl olan mesleki yeterlilik sahibi olmak değil, devlet memuru olabilme kapasitesi.
Büyük şirketler, holdingler ise zaten eğitim sistemine güvenmiyor. İhtiyaç duydukları elemanları kendi açtıkları eğitim kurumlarında burs, kredi olanakları tanıyarak kendileri yetiştiriyor ve seçiyorlar. Bu yüzden gemideki bu delik de yapısal hale gelmiş, bir türlü yama tutmuyor.
Eğitim sisteminin bir önemli rolü de ilgi ve yetenekleri doğrultusunda kendisini geliştirebilmesi, gerçekleştirmesi için bireye fırsatlar sunabilmesinde ortaya çıkıyor.
Eğitim sisteminde bu işlevin yerine getirilmesinde öğrenciye sunulan Öğrenci Kişilik Hizmetleri’nin kalitesi belirleyici oluyor. Öğrenci Kişilik Hizmetleri içinde Rehberlik Hizmetleri’nin öğrencinin kendini gerçekleştirmesine destek olma bakımından özel bir yeri var.
Rehberlik Hizmetleri kapsamında öğrenciye eğitim öğretim faaliyetleri sırasında karşılaşacağı engelleri aşması için eğitsel rehberlik; kendisiyle ve çevresiyle barışık olması, iyi ilişkiler kurabilmesi için kişisel rehberlik; ilgi ve yeteneğinin farkında olup buna uygun meslekleri tanıması ve kendine en uygun mesleğe yönelebilmesi için mesleki rehberlik vermemiz gerekiyor.
Oysa eğitim sistemimiz örgütsel yapısı, yönetim anlayışı, kadro durumu, kültürel atmosferi, alışkanlıkları, felsefesi ile öğrencilere çağdaş rehberlik faaliyetlerinin sunulabilmesi için hiç de uygun bir yapı değil. Okullarımızda Rehberlik faaliyetleri çoğu kez problem odaklı ve öğrencilerin yönelmesi gereken meslekleri ve programları tanıtım ile sınırlı bir biçimde sürdürülüyor. Öğretmenlerimiz çoğu kez rehberlik servisini problemli öğrencinin sevk edildiği, kendisine iş çıkaran ya da yükünü azaltan bir yapı olarak görüyorlar. Ne yöneticiden ne de öğretmenden gerekli desteği bulamayan uzman danışman körelmeye, okulda kendini gereksiz hissetmeye başlıyor.
Öğrenci dosyalarının tutulmasında gerekli titizlik gösterilmiyor, dosyalar olması gerektiği gibi güncellenmiyor. Okuldaki yönetmelik gereği oluşması ve işlemesi gereken kurullar baştan savma yapılıyor. Öğrenci sınıf öğretmeninin elinden çıktıktan sonra sahipsiz kalıyor. Yönlendirmeler sonuçta sınavlarda öğrencinin elde ettiği başarı üzerinden yapılıyor. Gözlem formlarının ve yönlendirme formlarının usulüne uygun ve rutin biçimde doldurulması ile görev tamamlanıyor. Sonuçta okullarımızda yönlendirme bürokratik bir prosedür halini almış durumda. İşlevsel hiçbir özelliği yok. Zaten yönlendirilebilecek bütün alanların henüz ne standartlarını belirleyebildik, ne de programlarını geliştirebildik. Sonuçta okulun sunduğu fırsatlardan çok öğrencinin kapasitesi ile ailenin ekonomik gücü oranında çocuğundan beklentileri belirleyici oluyor.
Eğitim sistemindeki bu deliğin iş yaşamında, sosyal yaşamda, maliye politikalarında yarattığı sonuçlar ortada. Yeterlilik belgesi olmadığı için üç kuruş gelire gözünün kestirdiği işi yapmaya soyunan iş gücü; aldığı hizmetten memnun olamayan, nitelikli iş gücünü nerede bulacağını bilemeyen tüketiciler; iş güvencesi olmayan yığınlar; bir türlü kayıt altına alınamayan ekonomi, dolaylı vergiler ile denkleştirilmeye çalışılan bütçe eğitim sistemindeki bu deliğin sonuçlarıdır.
Eğitim sisteminin toplumsal huzura ve istikrara katkısı da, içinde yer aldığı toplumsal sisteme karşı yüklendiği bir diğer sorumluktur. Eğitim Sistemi bu sorumluluğunu bireyleri ortak paydada bir araya getirme yoluyla toplumun moral dayanaklarının ortaya çıkmasına ve bireylerin aralarında sağlıklı ilişkiler kurmalarına ortam hazırlayarak yerine getirir.
Burada kuşkusuz sonuçta eğitim sisteminin yaslandığı felsefe, bu felsefeden alıp kullandığı amaçlar, ilkeler, ölçütler belirleyici olur.
Tanzimat’tan sonra “Din ve Devlet için eğitim” dedik olmadı. II. Meşrutiyet’ten sonra “Millet ve Devlet için eğitim” dedik gene olmadı. 2000’li yıllara kavga dövüş içinde, on yılda bir darbe yaparak, darbelerin arkasından da eğitimde reforma soyunarak geldik. AKP ile birlikte çareyi “Din ve Devlet için” eğitime yeniden geri dönmekte bulduk. Ama işte, iktidarın %52 ile sahibi olsan da, huzur için bu yetmiyor. Moral değerler bakımından eğitim sisteminde, toplumda çözülme sürüyor. Karmaşa büyüyor. Neden?
Çünkü çok kültürlü bir coğrafyada belirli bir kimlik üzerinden hareketle toplumu bir arada tutamazsınız. Bunu anlamak için daha nelerin yaşanması gerekiyor?
Oysa karşındakinin kimliğini yadsımadan, kendi kimliğin için talep ettiğin saygıyı diğer kimlikler için çok görmeden de kimliğine sahip çıkabilirsin. El ele verip Çağdaş Türkiye’yi kurulabilirsin.
Vicdanlarımızda değiştirilemez hale getirdiğimiz “anayasayı” değiştirmeden, kafalarımızdaki tabuları kırmadan, ayağımızdaki prangalardan kurtulma iradesini göstermeden, geçmişle hesabı görüp barışmadan; yani yeni çağdaş bir eğitim düşüncesi ile eğitim sisteminin örgütlenme, yönetim, program, rehberlik gibi bütün alanlarında bütünsel ve köklü bir reforma girişmeden bu delikler kapanacağa benzemiyor.
O güne kadar bu gemi deliklerinden su almaya; toplumun kangrenleşmeye yüz tutan yaraları da kanamaya devam edecek. Öyle görünüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları



























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024