Ali Türer
Bugünlerde gazete köşelerinde dış politika üzerine yazılmış yazılar revaçta. Köşe yazarı iyi bildiği bir konuda yazmalı, paylaştığı düşüncenin bir anlamı, bir önemi, alıcısı olmalı. Dış politika özel bir uzmanlık alanı, bu konuda yazacaksanız ilişki içinde olduğunuz toplumların kültürel, örgütsel alt yapılarını birbirlerinden beklentilerini, birleri ile kurdukları ilişki geçmişlerini biliyor, takip ediyor olmalısınız. Bu konularda ön görüleriniz, önerileriniz olmalı. Eğitim, eğitim sosyolojisi, eğitim psikolojisi, sosyal ve siyasal psikoloji alanlarında yazmayı seven biri olarak dış politika alanına belirli bir ilgi duysam da böyle bir iddiam yok.
Ama ABD’nin Irak’a müdahalesi ile başlayan ve Arap Baharı kalkışmaları ile tetiklenen Ortadoğu’da çıkan ve derinleşen yangın, ülkemizdeki siyasal aktörlerin birbirleri ile kurdukları ilişkilerde, iç siyasette yaşanan karmaşada bu günlerde belirleyici rol oynamaya başladı. Bu karmaşa ortamında birbirleri ile didişen kurtarıcılarımızın ruh hallerine yansıyan patoloji de daha bir görünür hale geldi.
IŞID’ın Kobani saldırısı sınırlarımızın dibinde binlerce insanı yerinden yurdundan eder, tarifsiz acılara yol açarken; bu saldırı iç siyasette genel seçimlere hazırlanan liderlerin elinde kısır kol kapma oyununun bir aracı haline geliverdi. Liderler Kobani üzerinden birbirleri ile dalaşırken protestolarda 35 vatandaşımızı yitirdik. Sokağa çıkma yasaklarıyla yeniden tanıştık. Şiddet birden sokaklarda kol gezmeye başladı. Daha da vahim olan bazı eski kan davalarının hortlamasıydı.
Herkesin olaylar üzerinden birbirini suçladığı, ama kimsenin özeleştiri yapmaya yanaşmadığı şu günlerde siyasal aktörlere bazı sorular sormak farz oldu.
ü IŞID çeteleri sınırınıza dayandı. İnsanlar sınırın öte yakasında akrabalarının katledildiğine tanık oluyor. Kobani düştü düşecek. Amerikan uçakları IŞID çetelerini bombalıyor. Siz ise sınırın öte yanından bütün bunları seyrediyorsunuz. Bu “dur bakalım ne olacak” halini sürdürecektiniz de neden bir hafta önce Irak ve Suriye’deki olaylara müdahale etmek için meclisten kavga dövüş Teskere çıkardınız?
ü Kobani’deki IŞID militanlarını vuran ABD’nin uçaklarına İncirlik Üssü’nü kullandırmıyorsunuz. Bu gün kullanılmayacaksa o Amerikan Üssü Türkiye Topraklarında niçin var?
ü Sınırın dibinde IŞID güçlerine karşı 500-600 PYD’li Kobani’yi savunmaya çalışıyor. Siz seyrediyorsunuz. Birleşmiş Milletler, ABD, savaşan PYD, Çözüm sürecinde muhatabınız olan parti bu direnişe katılmak isteyen insanların sınırın öte yanına geçmesi, direnişe katılması için size koridor açma çağrısı yapıyor. Ama siz bu koridoru inatla açmıyorsunuz, PYD güçlerinin yanında savaşmak için Türkiye sınırından geçişlere izin vermiyorsunuz? Bu IŞID’a verilmiş dolaylı bir destek olmuyor mu?
ü İŞID’dan kaçan Kürtler’e kucak aç, ama gücü ve donanımı sınırlı PYD’yi IŞID karşısında yalnız ve savunmasız bırak: sen bu politikayı ısrarla sürdürürken, akrabaları bu politika yüzünden burunlarının dibinde katledilirken Kürtler senin gerçekten çözüm istediğine, kendilerine barış eli uzattığına nasıl inansınlar?
ü Beklentilerinizin aksine Suriye’de iktidarı elinde bulunduran Beşşar Esed’i devirmek için değil, sadece IŞID’ı durdurmak ve yok etmek amacıyla harekete geçecek bir uluslararası koalisyon hazırlığı yapılıyor dünyada. Siz hedefinde Esed olmadığı için oluşturulacak uluslararası koalisyonda yer almak istemiyorsunuz. Nereden geliyor bu Esed takıntısı? Türkiye’yi bu politikanızla yalnızlığa itmiş, dünyanın gözünde güvenilemez bir ülke haline getirmiş olmuyor musunuz?
ü Bugün Irak ve Suriye’yi, bölge insanını, hatta sizi tehdit eden IŞID, Beşşer Esed değil. Beşşer Esed’ de bu amaçla oluşturulacak koalisyona destek vereceğini açıklıyor. Uluslararası atmosfer ve yakın tehdit durumu böyle iken Beşşer Esed’e dönük muhalefetin elini güçlendirecek ve onu tehdit edecek tampon bölge önerisi ile uluslararası camianın önüne neden çıkıyorsunuz. Rusya, İran, İsrail Esed’in arkasında yer alırken, Amerika teklifinize soğuk bakarken bu politika ile Türkiye’yi sonu belirsiz bir maceranın içine sürüklemiş olmuyor musunuz? Bu politikalar ne kadar gerçekçi?
ü “Bizim için IŞID neyse PKK’da odur.” Bu sözden ne anlamalıyız? PKK lideri Öcalan ile yürüttüğünüz benzer bir süreci IŞID’la da sürdürebileceğinizi mi? Bir birinizle çatışmamak için anlaşabilir, ya da anlaşmış olabilir misiniz? PKK’lıların sırf başka inançta diye kafa kestikleri, diri diri insan gömdükleri oldu mu? Siz bunu söyledikten sonra PKK eksenli siyaset ile herhangi bir sorunu bu topraklarda birlikte çözme potansiyeli orta da kalır mı? Siz buna siyaset mi diyorsunuz?
ü Kobani protestolarında görev alan eli silahlı, yüzü maskeli ateş eden, benzinlik, otobüs yakan, ateş ederken görüntülenen provokatörler kimler. Görüntüler ortadayken güvenlik birimlerimiz neden bunları bulup kamuoyunun önüne “işte bunlar” diye koymuyor?
ü Önünüze geleni hainlikle, utanmazlıkla, vandallıkla suçluyorsunuz. Muhalefeti susturmaya çalışmak çok mu demokratik?
ü Bütün bu provokatörlerin ortaya çıkması için gerekli olan politik bataklığın oluşmasında uyguladığınız bu politikaların hiç mi payı yok?
ü Kendisinden ülkenin birliğini dirliğini koruması, temsil etmesi beklenen, hükümete başkanlık eden sıradan birer siyasal aktör gibi bir takım polemiklere girerse; muhataplarına suçlayıcı, dışlayıcı, kamplaştırıcı, hakaret anlamına gelecek laflar ederse yangına benzin dökülmüş olmaz mı? Bunu yaparken tarafları, sokağı, üniversiteleri sakinleşmeye, aklıselime, sorumlu davranmaya çağırmanın inandırıcı bir yanı, bir anlamı olabilir mi?
ü Hükümetin sesinize kulak vermesi için kitleyi sokağa çıkmaya, durumu protesto etmeye çağırıyorsunuz. Peki ne oluyor? Sokağa çıkanlardan bazıları gördüğü her sakallıya saldırıyor. Birileri durumu fırsat bilip size olan öfkesini kusuyor. İnsanları birbirine kırdırmak için harekete geçiyor. İş yerleri, binalar, benzinlikler, otobüsler yakılıyor, okullara, heykellere saldırılıyor. İnsanlar ölüyor, kan davaları hortluyor. Sokağa döktüklerinizi sonra polis topluyor. Sonra çıkıp yaşanan acı olaylarla bir ilginiz olmadığını, yaşananların provokatör işi olduğunu, şiddetten uzak durulması gerektiğini söylüyorsunuz. Ne kadar inandırıcı olabilir siniz? İnsanları sokağa dökmek için çağrı yaparken aklınız neredeydi, önlemini niye almadınız? Bunların olabileceğini, ihalenin üzerine kalabileceğini öncede düşünmeyi akıl etmeyene siyasetçi denir mi?
ü “Senin devletin” diye polis şefiyle tartışan, kavga eden o belediye başkanının bu ortaya çıkan manzaralarda hiç mi sorumluluğu yok? Özeleştiri niçin var?
ü Madem Kobani senin için bu kadar önemli neden orada IŞID ile çarpışan yeterince insan yok? Suriye’de PYD’nin kontrol ettiği diğer kantonlardan, İran’dan, Irak’tan, Kandil’den, Avrupa’dan gelen kaç kişi bu savaşta IŞID’a karşı savaşıyor?
ü Önümüzde sekiz bilemediniz dokuz ay sonra genel seçimler var. İnsanların seçimlerde yapacağı tercihler üzerinde bu politikaların elbette önemli etkileri olacak. AKP politikalarının sonuçları ekonomide de ortaya çıkmaya başladı. Seçimlerde AKP ciddi oranda kan kaybedebilir. Fakat AKP’nin yaşayacağı kan kaybından yararlanacak, Türkiye’yi normalleştirebilecek aklı başında bir muhalefet ortada gözüküyor mu?
HDP Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birlik beraberlik söylemi ile iyi bir çıkış yakaladı. Fakat siyasal sıkışmışlık içinde sergilenen acemice tutumlar, duygusal tepkiler, fevri çıkışlar Sayın Demirtaş’ın Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya koyduğu imaja zarar veriyor, gölge düşürüyor. HDP Kandil’e, İmralı’ya endekslenmiş politikalar yüzünden muhalefetin çekim merkezi olma şansını elinden kaçırıyor. CHP ile MHP’ ise hızla akan gündemin peşine klasik refleksleriyle takılmış sürükleniyorlar.
Sistem otoriterleşir, ekonomik, siyasal gündem giderek ağırlaşırken AKP sorunların üstünü hamasetle örtmeye çalışılıyor. Bölgede Sünni-İslam merkezli bir kutuplaşmanın lideri olmaya soyunurken ülkeyi sonu belirsiz maceralara sürüklüyor. Türkiye zaman kaybediyor. Ama seçime hazırlanan Türkiye’yi içine sürüklendiği bu düşüşten kurtaracak bir muhalefet de ortada görünmüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024