Alper GÖRMÜŞ
Usame bin Ladin’in öldürülmesi, El Kaide’nin nasıl bir örgüt olduğu meselesini bir kez daha gündeme taşıdı...
Çeşitli iddialar var. Bunların en itibar edilenine göre, El Kaide merkezî olarak teşkilatlanmış bir örgütten ziyade, hücreleri dünyanın çeşitli ülkelerinde kendiliğinden oluşmuş bir “şebeke”dir; bu hücreler, bulundukları ülkede El Kaide adına “İslamiyet düşmanı” hedeflere saldırmaktadırlar.
Bu yaklaşım geçerliyse, El Kaide hücrelerinin, bulundukları ülkelerde kimi örgütler tarafından taşeron olarak kullanılmaları pek mümkündür; ki bu da işin uzmanları tarafından sık sık dile getiriliyor.
Tesadüf işte; bin Ladin’in öldürülmesi, Etkileşim Yayınları’nın, benim Taraf’ta yayımlanan Ergenekon ve darbe yazılarımı kitaplaştırma teklifi nedeniyle eski yazılarıma göz attığım bir döneme denk geldi.
O yazılardan biri, bu çerçevede bana çok önemli göründü: 23 Mart 2010 tarihli yazıda açıkça, El Kaide’nin 15-20 Kasım 2003’teki İstanbul eylemlerinin (özellikle de 15 kasımdaki Sinagog bombalamalarının) Mart 2003’teki “Balyoz” darbe planının bir “artçısı” olma ihtimalini tartışmışım. Doğrusu, söylemesi ayıp mı bilmiyorum ama, bu ihtimali temellendirme doğrultusunda hiç de yabana atılamayacak şeyler yazmışım.
Bugün, iç sesimin “o zaman o yazıya niye hiç kimse ilgi göstermemiş ki” mızıldanması eşliğinde, “MİT, 2003 bombalamalarında ‘Balyoz’u mu işaret etti” başlıklı o yazıyı özetlemek istiyorum. Belki bu defa dikkati çeker...
15 kasımda saldırı, 19 kasımda Ergenekon raporu
Yazıda iki belgeye dikkat çekmişim... Birinci belge, 21 Mart 2010’da Akşam gazetesi yazarı Özlem Akarsu Çelik tarafından kamuoyunun bilgisine sunulmuş. Çelik, “Başbakan’ın Ergenekon’u 2003’te öğrendiğinin belgesi” başlıklı yazısında, Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün, soruşturma başladıktan sonra Başbakanlık’a yazdığı bir yazıya dayanarak çok önemli bilgiler veriyor.
Yazıda Zekeriya Öz, Milli İstihbarat Teşkilatı’na Başsavcılık’ça sorulan bir soruya 9 Mayıs 2008’de cevap geldiğini; bu cevapta, “Ergenekon yapılanması ile alakalı olarak yapılan çalışmaların 19.11.2003 tarihinde Sn. BAŞBAKAN’A sunulduğunu” hatırlatıyordu.
MİT’in Başbakan’a “Ergenekon yapılanması”nı sunduğu tarihe bir daha dikkatinizi çekeyim: 19 Kasım 2003... Yani sinagoglara saldırıdan dört gün sonra... O kargaşada, hükümet “uluslararası İslami terör”le uğraşırken, MİT’in bir telaş Başbakan’a Ergenekon bilgisi sunması pek de normal görünmüyor. Bu konuya yeniden döneceğim.
O günlerde Başbakan da herkes gibi saldırıları El Kaide’ye bağlıyor, tepkisini o tesbit doğrultusunda veriyordu. 18 kasımdaki, yani MİT’in Ergenekon raporunun kendisine iletilmesinden bir gün önceki konuşması tamamen bu çerçevedeydi.
20 kasımda HSBC ve İngiliz Konsolosluğu’na saldırı gerçekleştiğinde, Başbakan artık MİT’in kendisine sunduğu raporu okumuş bir başbakandı. 2 aralıkta parti grubunda yaptığı konuşmada yine “dinci terör”den söz etti. Fakat araya, o gün konuşmanın genel bağlamının dışına çıkmış görünen, bugünkü bilgilerimizle birlikte değerlendirildiğinde ise bambaşka ihtimallere kapı aralayan birkaç cümleyi de sıkıştırıverdi: Başbakan, “Vakti saati geldiğinde fikir, düşünce planında, demokrasi çerçevesi içinde hesaplaşacakları” birilerinden söz ediyor, “bunun da belgesi, bilgisi, delilleri, her şeyi elimizdedir” diyordu.
Görüyorsunuz, Başbakan bu defa sadece “dinci terör”e karşı bir şeyler söylüyor gibi değildir. Sanki dilinin altında bir bakla vardır ve fakat bu baklayı bir türlü çıkartmamakta, çıkartamamaktadır.
Beş gün arayla gerçekleştirilen iki saldırının ardından yaptığı konuşmalardaki bariz farklılığın, iki saldırı arasında edindiği “Ergenekon bilgisi”yle bağlantılı olduğunu, sanırım bugün artık söyleyebiliriz.
Kırmızıyla yazılı iki sinagog
Balyoz darbe girişimi soruşturmasıyla ilgili olarak Hürriyet gazetesinin verdiği (13 Mart 2010), ardından birçok gazetenin kullandığı bir haber, 19 Kasım 2003’te MİT tarafından Başbakan’a verilen “Ergenekon bilgisi”nin “Balyoz bilgisi”ni de içerme ihtimalinin çok güçlü olduğunu gösterdi.
Hürriyet’in haberine göre, savcılar, Balyoz belgeleri arasında, 2003 kasımındaki saldırılardan sekiz ay önce, Mart 2003’te oluşturulmuş bir belge ele geçirmişlerdi. Belge, İstanbul’daki kilise ve sinagogların bir listesini içeriyordu ve bunlar arasında sadece 8. ve 21. sırada yer alan iki sinagog, diğerlerinden farklı olarak kırmızıyla yazılmıştı. Onlar da, sekiz ay sonra bombalanacak olan Neve Şalom ve Beth Israel sinagoglarıydı.
Tuğgeneral Süha Tanyeri’nin kaleminden çıktığı iddia edilen bir başka belgede “Gökkuşağı deterjan” ibaresinin yer alması ise bir başka kuşkulu noktaydı. Çünkü, 2003 saldırıları soruşturmasında, sinagoglara saldırıda kullanılan bombaların İkitelli’deki Gökkuşağı deterjan fabrikasında imal edildiği ortaya çıkarılmıştı.
MİT’in sunduğu çalışmanın gerçek içeriği
Özetlersek... Bütün bu tabloyu speküle ettiğimde ben şu sonuçları çıkartıyorum:
Bir: MİT’in ilk saldırılardan dört gün sonra Başbakan’a gönderdiği “Ergenekon çalışması”, Balyoz Harekât Planı ile ilgili kimi istihbaratı da içeriyordu.
İki: Ülke, devlet ve hükümet “uluslararası dinci terör”den başka bir şeyle ilgilenmezken, MİT’in bir telaş Başbakan’a Ergenekon bilgisi vermesini “ilginç” bulduğumu belirtmiştim. Şimdi şöyle diyorum: İki sinagogun kırmızıyla yazıldığı kiliseler ve sinagoglar listesini MİT saldırılardan önce ele geçirmişti. 15 kasımdaki saldırılarda bu iki sinagog bombalanınca bağlantıyı kurmuş ve durumu ivedi olarak Başbakan’a bildirmiş olmalı.
Üç: Başbakan, Türkiye’nin ve dünyanın “dinci terör”ü lanetlediği o günlerde, “bu eylem, hükümetimizi devirmeye yönelik darbeci bir örgütlenmenin parçasıdır” diyemeyeceği için edindiği bilgileri kamuoyuyla paylaşmadı. Fakat kamuoyuna seslendiği konuşmalarının arasına yedirdiği bazı cümlelerde bu darbeci örgütlenmeye mesajlar verdi, onları “hesaplaşma”yla tehdit etti, her şeyin farkında olduğunu ima etti.
Bu MİT çalışmasının çok önemli olduğu apaçık... Onun gerçek içeriğini öğrenebilirsek, o günlere dair pek çok şeyin ortaya çıkacağını güvenle öne sürebiliriz.
Şantaj kasetleri, Başbakan, başarı etiği
Benim anlayışıma göre ahlaklı insan, her şeyden önce kendi kendisi için koyduğu ahlaka uyan insandır.
Başarı herkesin hoşuna gider. Fakat başarıya giden yolda kendiniz için koyduğunuz ahlaki sınırlara uymadığınız takdirde, başarınız “ahlaksız” bir temele oturmuş demektir.
Her zaman başarmak, her zaman kazanmak istemek ve bunun sonucunda yenilgiyi giderek tahammülfersâ bir kategori olarak görmek, insanı kendi kendisi için koyduğu ahlaki sınırların dışına çıkmaya zorlayabilir. Bu yönüyle, “yenilgiyi kabullenememek” çok tehlikeli ahlaki deformasyonların kaynağı haline gelebilir.
Ahmet Altan salı günkü yazısında Başbakan Erdoğan’ın, önde gelen kimi MHP’lilerin özel hayatlarına ilişkin şantaj kasetlerine dair sözlerini, Baykal’a ait şantaj kasetine dair sözleriyle karşılaştırırken şöyle yazdı:
“Ben Başbakan Erdoğan’ın Baykal’ın kaseti çıktığında benimsediği ‘delikanlıca’ tutumu çok beğenmiştim. Bence ona yakışanı da oydu. Bugünkü tavrı ise doğrusu ona çok yakışmıyor.”
Gerçekten de, Başbakan, Baykal’ın kaseti internette yayınlandığında, bu şantajı siyasi istismar aracı yapmayacaklarını açıkça söylemiş ve uzunca bir süre buna uymuştu da. (Fakat daha sonra birkaç konuşmada bu ilkeli tavırdan kısmen uzaklaştığını gördük.)
Bugünkü tavrı ise “damardan istismar”dan başka bir şey değil.
Salı günkü yazımda, Başbakan’ın “MHP’yi baraj altına itme” stratejisinin her şeyi zehirlediğini ve onu bir kez daha milliyetçi bir söyleme sürüklediğini yazmıştım.
Bana öyle geliyor ki, Erdoğan’ın Baykal hadisesinde gösterdiği “delikanlıca” tavrını bu defa gösterememesinin altında da aynı “zehir” yatıyor.
Bu “zehir”, Başbakan’ı, kendisi için belirleyip ilan ettiği temel bir ahlaki standardın dışına çıkmaya zorladı ve en sonunda bunu “başardı...”
Bu hikâyeden çıkartılacak hisse, bence de Ahmet Altan’ın çıkardığı hisse gibidir: “Kazanmaktan daha önemli şeyler de var ve bazen kazanırken kaybeder insan.”
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları

































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025