Alper GÖRMÜŞ
19 ocakta, Hrant Dink davasının hiçbir yere varmadan bitirilmesini protesto eden grubun içinde ben de vardım...
20 ocakta, benim gibi o yürüyüşe katılan ve kendisini “tesettürlü bir kadın” diye tanıtan Zeynep Bayramoğlu’ndan şu mektubu aldım:
“Bugünkü yazınız bana dün yaşadığım bir olayı anlatma isteği doğurdu; tesettürlü bir kadınım ve dün Hrant Dink’in kardeşim olduğunu herkese haykırmak için yürüyüşteydim. İnandığım disiplin ve vicdanım bedenimi oraya götürdü.
“Akşam saatlerinde twitter’da bir kaç cümle kurdum Hrant Dink’e dair. Çok sevdiğim bir arkadaşım bu ülkede kaleler var demişti bir keresinde, evet kalelerimiz var bizim, sağ, sol, muhafazakâr, liberal, Kürt, Ermeni... Kalelerin yaramaz çocukları var bir de, karanlık çökünce o kalelerden çıkıp başka kalelerin çocukları ile oynayan, ‘Çok tatlı yaramaz çocuklar var biliyorum. Bana göre Hrant Dink o yaramaz çocuklardan biriydi. Hep de öyle kalacak. Rahmet olsun’ dedim.
“Bir arkadaşım aradı sonra; rahmet olsun demişsin, hayırdır dedi. Anlamadım ilk, neden diye sordum. Biz onlara toprağı bol olsun deriz, biliyorsun dedi. Tekrar sordum, neden böyle dedin anlamadım diye, e onlar gayrımüslim dedi, toprağı bol olsun demek lazım.
“Ötekileştirmek, taşlamak, laf atmak bunların hepsi kötü, evet ama ben Allah’ın rahmetinden bir yaratılmışı mahrum bırakmaya zihnimde bir sıfat bulamadım.
Belki siz bulursunuz...”
Ben de bulamadım; Hrant’a rahmet dileyebilen Müslümanların sayısının dileyemeyenlerden fazla olmasını temenni edebildim sadece.
“Bu ülkenin iyi Müslümanları, ayağa kalkın”
Zeynep Bayramoğlu’nun mektubunu okuduktan sonra, kendimi yarısı boş yarısı dolu bir bardak suyu kafama dikmiş gibi hissettim; susuzluğum geçmemişti.
Ertesi gün (21 ocak) Yeni Şafak’ta Salih Tuna’nın yazısını okudum ve bu bana çok iyi geldi:
“Apaçık belli olan bir şey var: Hrant Dink cinayeti bin defa örtülse, bin defa açmak boynumuzun borcudur.
“Bu utançla yaşayamayız!
“Güvercinlere merhamet eden vicdanlara canını emanet eden bir cana kıyanların cemi cümlesi hesap verene kadar bu davanın peşini bırakamayız.
“Namus borcumuzdur bu.
“Sevgili dostum Markar Esayan’ın ‘soykırım’ konusunda yüreği sertleştiğinde dedesi eline dokunur, ‘Oğlum, Müslümanlar iyidir’ dermiş.
“Bu ülkenin iyi Müslümanları, ayağa kalkın.
“Yerde gördüğü yazılı kâğıt parçasını, harfleri çiğnenir korkusuyla alıp bir duvarın çatlağına sıkıştıran mana ikliminin insanları...
“Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir, ayetinin yer aldığı kitabın müntesipleri...
“Fuhuşla geçimini sağlayan İsrailoğullarından bir kadının, susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe ayakkabısıyla kuyudan çektiği suyu içirdiğine muttali olunca, ‘bu merhametinden dolayı Allah onun bütün günahlarını affeder’ diyen rahmet peygamberinin ümmeti...
“Bu utanca daha ne kadar sessiz kalabilirsiniz.
“Ayağa kalkın.”
Dindarlar eylemlere neden katılmadı?
Zeynep Bayramoğlu ve Salih Tuna’nın yazdıkları, Hrant’ı uğurladığımız 23 Ocak 2007’den beri zihnimde taşıdığım bir soruyu yeniden canlandırdı: Acaba bu ülkenin dindarları Hrant Dink’in katlinin karşısında gerçekte ne hissettiler ve bu cinayetin arkasındaki karanlığı aydınlatmak için gerçekte ne kadar istekliler?
Aradan geçen beş yılda “Hrant’ın Arkadaşları”nın öncülüğünde yürütülen “Hrant için adalet”arayışına Türkiye’nin dindar Müslümanlarının yaptığı katkının cılızlığı, bu sorulara olumlu bir cevap vermeye pek fazla imkân vermiyor.
Peki, bu anlamlı ve hakkaniyetli bir ölçüt müdür?
Hrant, evet, Müslüman dindarlarla da dostlukları ve iyi ilişkileri olan bir insandı ama esas çevresi“laik-liberal-sol” kişi ve gruplardan oluşuyordu ve dolayısıyla ölümünün ardından başlatılan adalet arayışına katılanlar da ağırlıklı olarak bu çevrelerden oluştu.
Bu bileşim, Cumhuriyet mitinglerine, Anıtkabir’deki Atatürk anmalarına katılan başörtülülerin zaman zaman uğradıkları istiskal hatırlandığında, onlar açısından “uzak durulmasında fayda görülen”bir bileşim olarak algılanmış olabilirdi.
Etyen Mahçupyan, “Hrant’ın Arkadaşları” başlıklı yazısında (Zaman, 2 şubat) işin bu yanına da değinmiş, şöyle demişti:
“(...) Sonuçta Hrant’ın arkadaşları bir ‘sol’ kuşatmanın etkisi altında kalırken, Hrant’ın çizgisinden yürümek zorlaştı ve Hrant bu çevrelerin çizgisinin parçası kılındı. Hrant’ı anlamlı kılan şey, devlete yönelik eleştirisinden çok daha fazla, onun topluma dokunma, özellikle geniş muhafazakâr kitlenin yüreğine seslenmesiydi. (...) Ne yazık ki Hrant’ın kolay üstlenilen yarısı ile yetinilmiş oldu ve onun toplum zihnindeki yürüyüşüne destek verilemedi.”
Etyen Mahçupyan, bu çerçevedeki yaklaşımını T24’ten Hazal Özvarış’a verdiği söyleşide biraz daha açtı:
“Hrant’ın cenazesi bir potansiyel gösteriyordu. O cenazede her kesimden insan, vicdani ve ahlaki bir duruşta biraraya gelebildi. Ama şöyle bir durum var; Türkiye’de yüzyılların getirdiği cemaatsel yapılar öyle yapılanmış ki, İslami ve laik kesim birbirlerini tanımıyor. İki kesim de kendi içinde bir dünya yaratmış ve orada yaşıyor. Siyasi adım atmak istedikleri zaman karşı tarafın davetkâr olup olmadığına bakıyor ve ona göre davranıyor.
“Farz edelim ki, Hrant’ın paraleli Müslüman ve Türk bir insan televizyonlara çıkıp aynı Hrant gibi, ama bu sefer Ermeniler adına konuşan, Ermenilerle ilişkileri anlatan bir adam olsaydı; gayrımüslimler olarak bu adamı çok sevseydik ve bu adam öldürülseydi. Cenazesine 100 binlerce gitseydik. Fakat daha sonra bu adamın adının her geçtiği etkinlikte bir sürü cüppeli insan tekbir getirerek yürüseydi, tek bir Ermeni veya laik kişi onların arasına girip bir grubun bir parçası olur muydu? Olmazdı. (...) Evet, sol tekbir getiriyor. Kendi jargonunu her yerde öne çıkartıyor ve bu bilinen, itici bir ses. ‘Ben bu toplumun bir parçası değilim, bu toplum yanlıştır. Ben biliyorum’ diyen bir ses. Bu, Müslüman kulağın yüzyıldır tanıdığı bir ses.”
“Hrant’ın Müslüman arkadaşları”
“Müslüman kulağın” laik-sol gösterilerde duyduğu sesler karşısında irkilmesi ve oralardan derhal uzaklaşması, sanırım hepimizin kolayca kavrayabileceği somut bir hakikat... Keşke öyle olmasaydı ama, ne yazık ki öyle.
Bunu anlayabiliyorum, fakat doğrusu Türkiye’nin dindarları ile Hrant Dink arasında böyle bir “engel”olmasaydı, dindarların Etyen’in tarif ettiği yoğunlukla bu adalet arayışına katılacakları konusunda ben o kadar emin değilim. Gerçek potansiyeli keşke bilebilseydik...
Fakat benim aklımda başka bir soru var: Bu ülkenin dindarları, Hrant Dink’in önce varlığına, ardından da hatırasına reva görülen zalimlik karşısında bağımsız bir inisiyatif geliştiremezler mi?
Daha somut söyleyeyim: Müslüman kimliğin belirgin bir biçimde öne çıktığı aktivist örgütlenmeler kendi içlerinden bir “Hrant’ın Müslüman Arkadaşları” grubu çıkaramazlar mı?
Bu grup, kendi belirleyeceği eylem biçimleri ve sloganlar etrafında toplayacağı kalabalıklarla dava sürecinin bundan sonrası için yeni ve taze bir vicdani ağırlık oluşturamaz mı?
Davayla ilgili olarak önümüzde başlıca iki mücadele alanı bulunuyor: Yargıtay aşaması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de sorumlu bulup yargılanmaları gerektiğine hükmettiği devlet görevlilerinin yargılanması... Şimdiye kadar yapıldığı gibi “görevi ihmal”den değil ama; geçtiğimiz günlerde Dink ailesinin yinelediği suç duyurusunda ifade edildiği gibi TCK, 83. Madde’deki “kasten öldürmenin ihmalî davranışla işlenmesi”nden...
Nedeni açık... Hrant’ın arkadaşlarının dediği gibi “Bu olayda kasıtlı davranışı olmayan, üstlerinden çekindiği için sesini çıkaramamış birtakım görevliler varsa, bunları bildiklerini anlatmaya zorlayabilecek bir yargılama ancak bununla mümkün olur. (...) Buradan alınacak ceza 10 yıldan az değildir, 25 yıla kadar uzanabilir”.
Hayal edin:
Türkiye’nin dindarları, alçakça katledilmiş Ermeni kardeşleri için devletten hesap soruyorlar...
Böyle bir durumda Türkiye’nin ruhunun nasıl değişeceğini sezebiliyor musunuz?
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025