Ayhan ONGUN
Hepimizin bildiği üzere dünya değişiyor, sosyal ve ekonomik ilişkiler yeniden şekilleniyor, tüm bu değişime karşı insanın da değişmesi, bilim ve teknolojideki değişim ve yeniliklere göre kendisini güncellemesi zorunlu hale geliyor.
Gerek ekonomik alanda, gerekse sosyal yaşam içerisinde zihinsel olarak kendini yenilemeyen insanlar ve özellikle de toplumu yönetme iddiasında olan liderler, zaman içerisinde tarihin çöplüğünde yok olup gidiyorlar.
Tarihimiz bu durumdaki örneklerle dolu.
Türkiye için yaşamsal öneme sahip 24 Haziran seçimleri ve yaşanan süreç bu gerçeği bir kez daha su yüzüne çıkardı.
Siyaset sahnesinde yarışa giren adaylara baktığımızda görüyoruz ki, bakış açısını değiştirmeyen, değişen ve gelişen, bir o kadar da çelişen koşullara göre kendini hazırlamayan, yani kendisini güncellemeyenler hemen fark ediliyor.
Topluma önderlik yapmak, zaten de bir anlamda farkındalık yaratmaktan geçiyorsa, bunu yapamayanlar, bildik, klasik yöntemlerde ısrar edenler, toplumda karşılık bulmada oldukça zorlanıyorlar.
Sorunun değil, çözümün parçası olmak yerine, her fırsatta sorunları sıralayan, öteki üzerindenpolitika yapma kolaylığına sapanlar, siyasetin karanlık dehlizlerinde kaybolup gidiyorlar.
Kuşkusuz, siyaset yapan insanlar için; ideolojik derinlik, entellektüel birikim, kişisel gelişim, bilgiye ulaşım yeteneği, hitabet ve özgüven gibi faktörler ve hatta empati, samimiyet gibi özellikler de çok önemli.
Ancak yazının başlığında belirttiğim gibi, sürekli yenilenen dünyada, değişime ayak uydurmak, kendini her fırsatta yenilemek, güncellemek, olmazsa olmaz koşullar.
Demem o ki, artık günümüzde çağdaş siyasetçi; pazarda alışveriş yapan, mahalle kahvesinde tavla oynayan, halı saha maçı yapan, statta taraftarı olduğu takım için tezahürat yapan, sinemaya, tiyatroya giden, yerel ve ulusal medyayı takip eden, twet atan, şaka yapan, yapılan şakalara ağız dolusu gülebilen insan olmak zorunda.
Yine demem o ki; artık günümüzde çağdaş siyasetçi; kibirli olmayan, gereksiz demagoji yapmayan, nefret söylemlerinden uzak, kavga dilini kullanmayan, hele kavga hiç etmeyen, yalan söylemeyen, toplumu kutuplaştırıcı davranışlar ve açıklamalardan uzak duran insan olmak zorunda.
Şimdi bu yazıyı okuyanlara zor bir soru?
Bölgenizde ya da çevrenizdeki siyasetçilerin kaç tanesi bu tanımlara uyuyor?
Kaldı ki; bu sıraladığım özellikler hiç de zor olmayan, her yurttaşın özen göstermek durumunda olduğu insani ve vicdani bir duruş.
Bu duruşu sergilemeyen, geçmişin argümanlarıyla günümüzü değerlendirmeye ya da sorunlarına çözüm üretmeye çalışanlar, bizi ne kadar temsil edebilir?
Ülkemize ne yararı olabilir?
Bir diğer önemli konu, siyasetin bir meslek gibi algılanmasıdır.
Politikada bir makama gelen, bir koltuğa oturan, bir daha bırakmak istemiyor.
Sanırsınız babadan oğula devredilen bir miras.
Aslında tıpkı, mirasyedi sonradan görmeler gibi, bu tip siyasetçiler de geçen her günde zamanı değil kendileri bitiriyorlar.
Eğer siyaset yapma, siyasi yollarla elde edilen milletvekilliği, belediye başkanlığı gibi görevler; söylendiği gibi halk yararına, halk için yapılıyorsa, bir fedakarlıktır ve bu fedakarlığı herkesin yapması gerekmez mi?
Sorsanız; ayrımsız hepsi de “ne zorluklarla yaptıklarından, üzerlerinde ne büyük bir yükolduğundan, ne çok fedakarlıkta bulunduklarından “ söz ederler.
Kimseyi halk silah zoruyla bu görevlere getirmiyor ki!
Şimdi daha zor bir soru?
Çevrenizde hiç; “ben yoruldum, yeter artık, benden bu kadar, bundan sonra biraz da bu yükübaşkaları taşısın” ya da “ Çok zor işmiş, benim koşullarım, yeteneklerim, birikimim bunauygun değil” diyene rastladınız mı?
Demek ki; daha en baştan bir samimiyetsizlik var.
Sakın ola, görevlerini layıkıyla yapan siyasetçiler alınmasın.
Sözüm elbette onlara değil.
Tarihe iz bırakan siyasetçiler, görev yaptığı kenti çağdaş normlarda, yaşanır bir kent haline getiren, gerçek anlamda halka hizmet için özveriyle çabalayan belediye başkanlarımız da var kuşkusuz.
Sanırım söylediklerim anlaşılmıştır.
Demokrasiyi içselleştirmiş, kendini her fırsatta güncelleyen siyasetçiler istiyoruz.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020