Cemil KOÇAK
Ama bir zamanlar hayli revaçtaydı bu kavga; üzerine ne kitaplar, ne makaleler yazılmıştı; yaz yaz tükenmeyecek siyasî malzemelerden biriydi; bu bile tükendi gitti de, hatırlayanı bile kalmadı neredeyse.
İyi ama bu kavga ne zaman başladı? Eğer çok karıştırırsanız, belki Celâl Bayar’ın İş Bankası genel müdürlüğüne kadar inebilirsiniz. Yine de çok abartmamak gerekir; unutulmasın ki, kurtuluş savaşının Galip hocası olan Bayar, ne kadar köpürtülürse köpürtülsün, asker olan, garp cephesi komutanı, ardından Mudanya ve Lozan fatihi İsmet İnönü ile boy ölçüşebilecek halde değildi. Bunu en iyi tabiî yine kendisi biliyordu. CHP’nin kurucularından biri olması bile eski İttihatçı Bayar açısından önemli bir pozisyon sayılabilirdi, ama hepsi o kadar. Sonunda eski mesleğine, bankacılığa geri döndü. Ama yine unutulmasın ki, Atatürk onun hep yanındaydı ya da en azından arkasında.
İnönü, Bayar’ı istememişti
1932 yılında Bayar’ın İnönü’ye rağmen Atatürk tarafından ekonomi bakanı yapıldığını biliyoruz; hatta Bayar, çok uzun yıllar sonra bir görüşmede Abdi İpekçi’ye Atatürk’ün desteğini açıkça belirtmişti. Bayar’ın İş Bankası eski genel müdürü olarak Türkiye’de devletçilik uygulamasını yönlendirecek olması, onun İnönü ile devletçilik konusundaki anlaşmazlığını daha da belirgin hale getirecektir. Hele 1937 yılında İnönü’nün yerine başbakan olması, rekabeti daha da açığa çıkaracaktır. Bayar’ın başbakanlığı kısa sürdü; fakat onun iktidarı döneminde Denizbank yasasının kabul edilmesi de Bayar’ın esas tercihini yansıtıyordu. Elbette devletçiliğe karşı Bayar’ın tercihi özel girişimden yanaydı. Tıpkı Atatürk gibi. Denizbank’ın yönetim kadrosu da İş Bankası kadrosundan alınacaktır. O kadar ki, Denizbank genel müdürlüğüne İş Bankası İstanbul şube müdürü Yusuf Ziya Öniş getirilmişti. Ardından bankanın idare meclisi başkanlığına Ziya Taner, üyeliklerine ise Cemal Şahingiray ve Sedat Urul atanmıştı. Dahası yine İş Bankası İstanbul şubesinden Hamdi Emin Çapın, Harun İlmen ile Tahir Kevkep de bankanın yönetiminde önemli görevlere atanmışlardı. Denizbank’ın yönetimi Bayar’ın İş Bankası’ndaki yakın çalışma arkadaşlarından oluşturulmuştu; bu son derece belirgindi.
Denizbank’taki yolsuzluk haberi
Atatürk’ün ölümünden hemen sonra İnönü cumhurbaşkanı olduğunda Bayar başbakan olarak görevine devam etti. Ama bu dönemin fazla uzun sürmeyeceği iktidar kademelerinde bulunanların öngörüsüydü. Nitekim İnönü cumhurbaşkanı olarak Bayar’ın başbakanlığı dönemine rastlayan yolsuzluk söylentilerinin üzerine gitmekte gecikmeyecektir. Önce İmpeks dosyası açılır: Şirket 1938 yılının kasım ayında kurulmuştur ve amacı bazı İngiliz firmalarıyla anlaşarak Türkiye’de yapılacak işlerde kendisine komisyon ödendiği takdirde işin firmaya verilmesini sağlamaktır. Bizzat Bayar, şirketin bazı memurların da şirketin elemanı olduğu söylentisini yaydığını açıklayacaktır. Şirketin kurucuları Kemal ve Şâkir Seden kardeşlerdi. Üçüncü kardeş Süleyman Seden ise, Bayar’ın başbakanlığı döneminde kurulmuş olan Denizbank İstanbul şubesinde müdürdü. Böylece daha işin başında İmpeks ile Denizbank arasında bağ kurulmuş oluyordu. Şirketin Denizbank tarafından İngiliz firmalarına sipariş edilen on bir geminin ihalesinde komisyonculuk yaptığı söyleniyordu. Yine Fındıklı’da bulunan Satie binasının Denizbank’a üstelik rayicinin çok üzerinde bir bedelle satılması da ayrı söylentilerin kaynağıydı. Tahmin edilebileceği gibi, basında yayınlanan haberler üzerine Denizbank ve İmpeks’te aramalar yapılacak; üstelik İmpeks’e Denizbank tarafından verilen teminat mektubu dedikoduların artmasına neden olacaktır.
Bütün bu gelişmeler önce Denizbank genel müdürü Öniş’in istifasıyla sonuçlanır. Öniş, İstanbul Ticaret Odası ikinci başkanlığından ve üyeliğinden de ayrılmayı uygun görecektir. Satie binasının satın alınmasından dolayı da Ziya Taner, Cemal Şahingiray, Sedat Urul ve Tahir Kevkep’in görevlerine hükûmetçe son verilir. Ziya Taner, İstanbul Ticaret Odası birinci başkan vekilliğinden de ayrılır. Diğer yandan Denizbank yönetiminden Neşet Kasımgil’le genel sekreter Sadun Galip Savcı da ekonomi bakanlığınca görevlerinden alınmışlardı. Sonuçta Bayar’ın kurduğu Denizbank’ın bütün yönetimi bu kez yine Başbakan Bayar tarafından tasfiye edilmişti! Eğer bu sıradaki König’in silâh kaçakçılığı da hatırlanacak olursa, Yunus Nadi Cumhuriyet gazetesinde bütün bu söylentilerle hükûmet değişimi arasında ilişki kurmak gerektiğine işaret ediyordu. Soruşturma hızla genişler; iki yıl önce ekonomi bakanlığınca sipariş edilen gemilerin sözleşme şartlarına uymadığı saptanır; diğer yandan ihalelerin ve sözleşmelerin Bayar’ın ekonomi bakanlığı dönemine rastladığı basında özellikle vurgulanır. Bayar hükûmetinin yeni bakanları İstanbul’da Denizbank’ı denetlemeye gelirler. Ardından Denizbank’ın hukuk müşaviri İsmail İsa Caniş istifa eder. İstifalar İstanbul Barosu Başkanı Hasan Hayri Tan’la sürer. Tan da Denizbank’tan avukat olarak vekâlet ücreti almıştır; oysa bu türden davalara bakması için bankanın zaten on dört avukatının bulunduğu belirtiliyordu. Tan aynı zamanda milletvekiliydi de. Hazırlanan soruşturma raporlarına göre, hemen hemen bütün gemilerde sözleşmeye aykırı hususlar saptanmıştır.
En sonunda dava açılır; Denizbank yönetiminden Öniş, Kevkep, Caniş, Savcı, Kasımgil, Meteos Temel, Atıf Ödül, Mahir Kevkep ve Hamdi Emin Çap tutuklanır. Bazı sanıklar daha sonra serbest kalacaklardır. Sonunda Öniş’le Tahir Kevkep dört buçuk ay hapse mahkûm olurlar. Savcı ile Caniş’e ise üç buçuk ay hapis cezası verilir. Kasımgil de üç ay hapse mahkûm olur. Savcı ile Kasımgil’in cezaları tecil edilir. Karar temyizce bozulduğundan davaya yeniden bakılır ve savcılık cezaların artırılmasını talep eder. Ancak mahkemenin son kararı farklı olacak ve tüm sanıklar beraat edeceklerdir. Dava yaklaşık üç yıl sürmüştü ve basın davaya yakın ilgi göstermişti. Yıllar sonra DP iktidarı döneminde Yusuf Ziya Öniş yeniden Denizcilik Bankası genel müdürü olacaktır!
İmpeks dedikoduları ve Bayar’ın oğlu
İmpeks şirketinin kurucuları arasında Bayar’ın büyük oğlu Refii Bayar da bulunuyordu; basında gerek onun ve gerekse ikinci oğlu Turgut Bayar’ın ifade verdikleri yazılıyordu. Refii Bayar’ın tam bu sırada intihar ettiği biliniyor; bu olayın intihara neden olduğu söylentisi hızla yayılmıştı. Sadece birkaç hafta sonra soruşturmanın neticesi açıklanacak ve isimleri geçenlerin “namuslu, gül kadar temiz ve masum vatandaşlar” olduğu basında yayınlanacaktır! Bütün bu gelişmeler sırasında Denizbank’ta çalışanlar arasında büyük bir tasfiyeye gidilmişti. Basında yüz seksen kişinin işine son verildiğine ilişkin haberi okumak mümkündür.
Elbette basındaki kampanya hükûmetin her gün biraz daha yıpranmasına neden oluyordu; bu davalar ve soruşturmalar basite alınamazdı. Olağan koşullar altında basının zaten yönetimde meydana gelen yolsuzluk iddialarını sayfalarına aktarması, bu şekilde kamuoyuna yansıtması, tek parti döneminin ruhuna tamamen tersti. Eğer basında bu şekilde haberler ve yazılar yayınlanabiliyorsa, bu, yönetimin bu haberlerden rahatsız olmadığını gösteren bir belirti sayılırdı. Eğer rahatsızlık söz konusu olsaydı, basın bu haberleri asla yayınlayamazdı. Bu bakımdan Bayar hükûmetinin İnönü’nün başbakanlıktan ayrılmasından sonraki yolsuzlukları adeta teşhir ediliyordu denilebilir. Hükûmet bütün bu soruşturmalar, davalar ve özellikle basında da yankı bulan söylentiler ve dedikodularla her gün biraz daha sarsılmıştı. Atatürk’ün ölümünün üzerinden sadece iki buçuk ay geçtikten sonra istifa edecektir. CHP, milletvekili seçiminin yenilenmesine karar vermiş ve bunun üzerine Bayar da, görevinden ayrılmayı uygun görmüştü.Aradan uzun yıllar geçtikten sonra DP iktidarı döneminde bu kez de İnönü’nün büyük oğlu Ömer İnönü, bir trafik kazasında ölüme sebebiyet verdiği iddiasıyla açılan soruşturma ve davayla karşı karşıya gelecektir. Uzun zaman da bu soruşturmanın bir rövanş olduğu CHP’lilerce hep dile getirildi.
İNÖNÜ’NÜN NOT DEFTERİNDEN
İnönü’nün not defterinde Bayar hakkında şunların yazılı olduğunu görüyoruz: “Asıl mesele Celâl Bayar’ın malî ve iktisadî politikasıydı. Demagojiye fazla yer vererek başlamış olan bu iktisadî politika hiçbir temele istinat etmiyor. Devletin malî vaziyeti esasından harap oluyordu. Ticaret, millî para alt üst olmuştu. Bütün bu ahvalin, hattâ hükûmet azasından gizli kalması bir seneden beri takip ediliyordu. Atatürk zamanında geçen bu usûl artık düzelmek lâzımdı. Zaman geçtikçe hiç düzelmeyecek bir hâle gelebilirdi. Celâl Bayar, meclisin intihabını [seçimini] yenilemek için sabırsızlık gösteriyordu. Böyle bir kararın zamanı gelmişti. Ancak sarsılmış bir hükûmetle iki ay yalnız kalmaktan endişe ediyordum. Sabahleyin erkenden Celâl Bayar’ı çağırdım. İntihaba [seçime] yeni hükûmetle gitmek lüzumunu söyledim; kabul etti. İstifasını getirdi.”
İNÖNÜ BAYAR’I ANLATIYOR
Celâl Bayar’a açık bir teşekkür mektubu yazdım. Atatürk’ün malûl ve hasta zamanında eğer onun yerinde fena bir adam olsaydı, memleket çok fenalıklar görürdü. Atatürk’ün hayat tehlikesi ve memleketin efkârı umumiyesindeki cereyanı gördükten sonra kendisini fitne ve hırslara kaptırmamak ahlâk ve zekâsını göstermiştir. Eğer malî ve iktisadî anlayışını sâlim bir istikâmete sevk etmek ümidim olsaydı, kendisini uzun müddet muhafaza edecektim. Bütün zevahire rağmen doğru bir adam olduğuna inanıyorum.”
HİLMİ URAN’IN GÖZÜNDEN
Hilmi Uran anılarında aynı sahneleri şöyle canlandırmaktadır: “İnönü Çankaya köşküne çağırdı. Gittik. Oraya varınca İnönü hiçbir başlangıca lüzum görmeksizin Celâl Bayar’ın hükûmetten istifa edeceğini söyledi. Ben ortada bir istifa sebebi görmediğim için bu habere hayret etmiş ve gayri ihtiyari ‘niçin efendim’ demiştim. Benim eğer bir sebep varsa onu öğrenmekten başka bir maksat taşımayan bu sualimi İnönü lâkayt karşıladı ve bir cevap vermiş olmak için de ‘birbirleriyle geçinemiyorlar; kabine allak bullak’ dedi. Bu tedariksiz verilmiş bir cevaptı ve bence hiç de tatminkâr değildi. Hakikatı hâl, daha ziyade Celâl Bayar yerine cumhurreisinin kendisine itimat ettiği anlaşılan Dr. Refik Saydam’ı başvekil yapmak arzusu idi. Cumhurreisinin hükûmet başında kendi itimat ettiği bir zatı görmesi istemesi haklı olabilir ve Celâl Bayar’ın şu veya bu sebeple kendisine bu emniyeti verememekte olduğu da düşünülebilir. Bununla beraber İnönü ile Celâl Bayar arasına atılan iğbirar ve ayrılık tohumunu bu hadisede bulmak ve bu tohumun Refik Saydam eliyle mütemadiyen [devamlı] filizlendirildiğini kabul etmek hata olmaz sanırım.”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları


































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016