Cengiz AKTAR
Bir gözlem, bir dedikodu ve bir kare.
Günlerdir, Zarrab kepazeliği konusunda sermaye çevrelerinden dişe dokunur, ses getirecek bir tepki gelir mi diye bekliyorum.
TÜSİAD’dan “Rıza Sarraf’ın elde fırsat varken Türkiye’de yargılanmadığını” belirten, en hafifinden tuhaf (sanki böyle bir olasılık vardı) açıklamasından başka tıs çıkmadı.
Aksine aynı gemide olduğumuz masalı üzerinden bir “suç ortaklığı” itirafı var neredeyse. Kırılan kol yen içinde kalsın… Yegâne kaygı ABD yaptırımlarına maruz kalırsak “bankalarımız” (Halk ve Ziraat dışındakiler ne kadar senin) zarar görür mü?
Ayyuka çıkmış dedikodu ise memleketin içinde boğulduğu karapara veya utangaç adıyla “kaynağı belirsiz para” havuzu. Millî gelir hesaplarında “net hata noksan” kalemine ara sıra yansıyan, Dünya Bankası Türkiye hesaplarına bile artık dâhil edilmiş olan kaynak. İçinde İŞİD bağlantılı kaynaklar da var elbet.
Bu vahim iddialarla ilgili sermayeden tek bir kelam işittiniz mi? Bırakın sorgulamayı, ekonomi bu “kaynağı belirsiz kaynakların” bağımlısı haline geldi.
Millî iktisat sloganı “çalıyor ama çalışıyor” sermaye için sorun değil, o da millî davanın askeri…
Kare ise geçen haftaki Millî İstihdam Seferberliği toplantısından. Âlim-i mutlak bu defa her patron iki işçi alacak işsizlik sorunu çözülecek yollu bişiler dedi.
Şubat ayındaki İstihdam Şurâsı’nda benzer bir talimat üzerine TOBB’cu Hisarcıklıoğlu:
“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde başlattığımız istihdam seferberliğinin bu çerçevede Anadolu’nun işçi-işveren ilişkisi kültürüne son derece uygun olduğu kanaatindeyim. Özel sektörümüze sesleniyorum. Türkiye’nin geleceğine sen de en az artı bir istihdam sağla. Hükümetimizin desteği ile bu istihdam seferberliği inşallah başarıya ulaşacak. Gün safları sıklaştırma, el ele, omuz omuza verme günü. İşçi, işveren hep birlikte çalışma günü” dediydi.
Bu sefer daha farklı bişey diyemeyecektir.
Bu ahenkli tabloya “millî” sıfatlı enva-i çeşit zihni sinir projesini ekleyebilirsiniz. Araba, uçak, füze, uçak gemisi vs… Günlük hayatta sermayenin rejimin grev yasağı, işçi cinayeti, doğa katliamı, kent ve kültür katliamına nasıl ağzının suları akarak ayak uydurduğunu da…
Sermaye derken istisnaları tenzih ederim elbet, ama pek azınlıktalar.
Hukukdışı rejimlere ayak uydurma tavrı buraya mahsus değil, en gelişmiş ülkeler başta olmak üzere sermayenin bu tip rejimlerde ayakta kalabilmek için gözünü kırpmadan ayak uydurmaya çalıştığı, hatta kaz adımına geçmeye bile razı olduğu mâlumdur. Nazi Almanyası, Vichy Fransası, Faşist İtalya, Frankist İspanya mümtaz örneklerdirler.
Memlekette bol kese hamasetle harmanlanan bu millî ve yerli duruş, çoktan razı olan yığınları ikna etmeye yeterli olabilir. Ne var ki bu, 1920-1930’ların dünyasının aksine, günümüz dünyasında var olan ve etkin olan sayısız denge/denetleme mekanizmasının dahliyle faş edilir, sırıtır. Ele güne rezil olmakla kalmaz hızla ait olduğunuz ekonomik alanda tecrit edilirsiniz.
Bugün Türkiye, taraf olduğu rüşvet, karapara, suç gelirleri, terör finansmanı ile mücadele için düşünülmüş tüm hükümetlerarası sözleşmelere aykırı hareket eden bir ülke görünümünde.
Ekonomi ve çalışma hayatıyla ilgili, standart belirleyici sözleşmelerde, çevre standartları ve ceberut rejimleri giderek daha görünür şekilde teşhir eden uluslararası insan hakları ihlalleri sıralamalarında da öyle.
Hâsılı Türkiye, rejimiyle, sermayesiyle, medyasıyla, devasa rejim taraftarı kitlesiyle bütün bu uluslararası sözleşmeler ve standartlarda nal topluyor.
Sermaye açısından bütün bu ihlallere göz yummanın sonucu şu: Böylece faş edildiğinizde patronunuz olan devletin de sizin de uluslararası piyasalarda krediye erişim olanağınız daralır. Ayak uydurmaya çalıştığınız rejimin icraatı sonucunda hızla dışlanırsınız.
Şimdilik durum şu aşamada: Almanya ikili ve çoktaraflı olarak ekonomik manivelayı sıkmaya başladı. Türkiye’deki Alman sermayeli şirketlerin zarar görmesini asgariye indirerek rejime üstü kapalı ama sert yaptırımlar uygulamaya başladı.
AB kaynaklı 2014-2020 dönemi için 4.45 milyar avro mertebesindeki Katılım Öncesi Araç (IPA), şu sırada cereyan eden yarı dönem gözden geçirmesine tâbi. Kaynak müzakerelerin anlamsızlığını yansıtacak şekilde yeniden değerlendiriliyor.
Müzakere eden aday statüsü sayesinde devasa altyapı projeleri için Avrupa Yatırım Bankası, EBRD ve Dünya Bankası kaynaklarına çok kolay ve çok ucuza erişebilen Türkiye üyelik perspektifinin yok olmasıyla bunlardan mahrum kalacak. Bu kredilere olan bağımlılık Türkiye’yi olumsuz etkileyecek.
Gelelim gemideki son can simidi olan gümrük birliği kararının güncellenmesine. Sermayeyi çok yakından ilgilendiren bir mesele bu… 22 yıllık, AB üyeliği gerçekleşmediği için epey tahrip olmuş gümrük birliğinin güncellenmesi bir defa yeni bir konu değil, en azından on yıllık. Ve eğer bu kadar zamanda güncellenemediyse – ki ilişki o dönemde bugünkünden çok daha olumlu seyrediyordu – yapısal bir neden var demektir.
Şimdi gümrük birliği kararının gözden geçirilmesi çok konuşuluyor ve üstelik Türkiye bununla yetinmeye hazır. Pekçok defa yazdığım gibi bu hoş ama boş bir temenni.
Bir defa Türkiye’deki yaygın hukukdışılık gümrük birliğinin gözden geçirilmesini ve herhangi başka derin bir ekonomik ortaklığı olumsuz etkileme potansiyeline sahip. Gümrük birliğinin kapsadığı mevzuatın standartları ile Türkiye ekonomisinin standartları arasında, (örneğin şeffaflık, hesapverebilirlik, tahkim, ekonomik iyi yönetişim) kan uyuşmazlığı tam.
İkincisi türünün tek örneği olan AB-Türkiye gümrük birliği, üyeliğe giden hayatî bir kilometre taşıdır, dolayısıyla ancak üyelikle taçlanırsa anlamlıdır. AB’ye üye olmayacak Türkiye ister istemez birliğe tek taraflı ekonomik taviz vermek durumunda kalır, o zaman da işler aksar.
Biraz bugün olduğu gibi…(AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı ama onların Türkiye ile imzalamak zorunda olmadıkları Serbest Ticaret Anlaşmaları sonucunda oluşan ticarî kayıplar, ulaştırma kotaları, vize uygulamaları)
Üçüncüsü, temenni edildiği gibi hizmetler ve tarım ürünleri gümrük birliği kapsamına alındı varsayalım, bu kallavi fasıllardaki mevzuatın içselleştirilmesi üyelik müzakeresinden farklı değildir; öyleyse ne anlamı var. Kaldı ki Ankara bu kapsamda ele alınacak olan kamu alımları, rekabet politikası gibi uygulamalarda tipik bir üçüncü dünya ülkesi gibi çalışıyor. Kamu alımları ve devlet sübvansiyonları siyasî arpalık işlevi görüyor; bunun değişmesi için rejimin değişmesi gerekiyor. Şaka!
Dördüncüsü, pek çok AB ülkesi gümrük birliğinin güncelleştirilmesine karşı; karşı olmayanlar ise “kararın alınmasına siyasî koşul getirelim” diyor. Rejimin asla böyle bir niyeti olmadığı açık.
Somut olarak sonuçta ilişkilerin eskiye dayanması ve epey yol kat edilmiş olmasına binaen olabilecek en kapsamlı serbest ticaret anlaşması yapılacak ve Türkiye herhangi bir üçüncü ülke gibi AB’nin “ekonomik coğrafyasında” yerini alacak. O kadar.
Kredisini de Katar, Rusya, Çin ve karaparada bulmaya çalışacak, olabildiği kadar.
Şimdi canalıcı noktaya gelelim. Sermaye dünyasının tepki vermediği durumlarda faşizmin geriletilmesi kolay değildir. Böylesi bir burjuvazinin olabildiğince bağımsız olması gerekir, bizdeki gibi kapıkulu değil.
Türkiye’nin sermayesinin iki yapısal bağımlılığı var. Tarihî olarak 19. yüzyıl boyunca biriken bağımsız sermaye, Gayrimüslimlerin değişik yollarla yok edilmesiyle birlikte, başta devlet bir kısmı da “millî” sermaye tarafından gasp edilmiştir. Akabinde yoktan var edilmeye çalışılan yerli sermaye, hâliyle devletine göbekten bağlıdır.
İkincisi, rejimin tercih ettiği fosil yakıt enerjisi temelli ve büyük altyapı projeleri ağırlıklı büyüme modeli sermayeyi devlete tamamen bağımlı kılar. En büyük işveren devlet, sermaye de müteahhittir.
Hâsılı, eli kolu bağlı bir sermayedir sözkonusu olan… O da biat etmekten başka bir şey yapamaz, dünyadan tecrit olma bahasına…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları




























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
1.03.2022
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021