Ekrem DUMANLI
Seviye düşüyor. İrtifa kaybediyor Türkiye. Kof kabadayılık revaç buluyor maalesef. Bu hale gelişimizde ülke yönetmekle görevli kişilerin vebali aşikâr. Onların kullandığı hırçın dil, meydanı sokak kabadayılarına mahkûm etti. İdarecilerin başvurduğu tahkir ve tahrik edici üslup, nezaket ve nezahet prensiplerini yerle bir etti.
Tehdit ve şantajın bu kadar aleni yapıldığı bir ülkede fikir özgürlüğü olabilir mi? Ağzından çıkanı kulağı duymayan bu kadar müptezel insanın gazetecilik(!) yaptığı yerde düşüncenin namusu korunabilir mi? Can güvenliği de tehlikede, mal güvenliği de. Devlet aygıtı istihbaratın kaba metotlarına teslim edilmiş. Hukuk çoktan askıya alınmış. Yeni yetme ve terbiyesiz bir zümre herkese hakaret ederek iktidarın değirmenine su taşıyor. Oysa bu mütecaviz üslup ve hoyrat metot, o değirmeni tarumar edecek…
Herkesi susturmak, sindirmek, korkutmak için çırpınıp duruyorlar. Çırpındıkça da batıyorlar. Sadece kendileri batsa neyse; bu güzelim ülkeyi de yerin dibine sokuyorlar. Uluslararası itibarımız her gün bir daha sıfırlanıyor. Yurtiçinde huzur mumla aranıyor. Tehdit ve şantaj, siyasetin merkezine yerleşti; o siyasetin kapıkulları her gün biraz daha kabalaşıyor, bayağılaşıyor, çirkefleşiyor…
Geldiğimiz noktaya bakar mısınız lütfen: Daha düne kadar ne yaptığı belli olmayan ve halen ne idüğü belirsiz birileri, sırtını MİT'e dayıyor (en azından kendileri öyle iddia ediyor) ve herkese tehdit savuruyor. MİT de bunu tekzip etmiyor. “Türkiye'nin birikimi” sloganıyla yıllarca entelektüel İslamcılığa talip olan ve bir dönem bunu da başaran Yeni Şafak, yalan ve iftira dolu belgeler (!) uyduruyor ve o kurumun sahibi Albayraklar'dan gık çıkmıyor. Bir başka bukalemun, “Sümeyye Erdoğan'a suikast yapılacak” diye kocakarı masallarını andıran bir kâbus senaryosuna başvuruyor, rezil oluyor; hiç kimse “Ayıp oldu” diyemiyor.
Yargı iflas etti. HSYK uyuyor; adalet her gün delik deşik ediliyor… Proje mahkemeler, sipariş savcılar, siyasetin emrine girmiş gözüken hâkimler... Görüntü bu maalesef. Kafka'nın kemiklerini sızlatırcasına absürt davalar açılıyor, adalet bürokrasisi toplumu boğdukça boğuyor.
Çarşı taraftar grubu “darbeci”, yolsuzluk dosyasının üzerine giden polisler “darbeci”, hayatında karınca incitmemiş insanlar “darbeci”! Peki her on yılda bir demokrasiye müdahale eden “darbeciler”! Onlara tabasbus için kuyruğa girmiş yandaşlar. Başbakan Davutoğlu, 28 Şubat fişleme ve takip metotlarını kendilerinin de aynen uyguladığını itiraf etti geçenlerde. Yazık ki ne yazık...
Manzara böyle vahim olunca baskılar artıyor, tehditler havada uçuşuyor. İşte tam bu noktada devlet zırhına bürünmüş zulmün tetikçileri devreye giriyor. Üslupsuzluk o kadar irtifa kaybediyor ki, yılların kurum kültürleri bile hâk ile yeksan oluyor. Mesela TRT. Bir kamu yayıncısının hemen her dizisinde “paralel yapı” mesajı vermeye yeltenmesi kadar komik bir şey olabilir mi? Halktan toplanan vergilerle ayakta durabilen TRT, bir siyasi partinin kurşun askeri haline getirildi. Resmen suçtur bu. Nasıl ki vergi alınırken her birey eşittir; kişiler ve kitleler kimliğine göre ayrıştırılamaz; ona hizmet sunulurken de ayrımcılık yapılamaz.
TRT'nin CHP reklamlarını yayınlamayacağını yazılı olarak beyan etmesi rezaletin son perdesidir. Gerekçesi ise fiyaskonun ta kendisidir. Kamu yayıncılığı yapan ve halkın vergileri ile ayakta duran bir kurum, partiler arasında ayrım yapabilir mi?
Heyhat! Çivisi çıkmış bir kere memleketin. Ülke eş, dost, hısım, akraba ilişkileriyle yönetiliyor. Beyzadelerin oğulları, kızları, damatları, sekreterleri, şoförleri, kâtipleri vs. el üstünde tutulurken liyakat kriterleri paramparça ediliyor. Yalan, iftira, hakaret, tehdit, şantaj… Var mı bunun sonu?
Medyadan yargıya, iş dünyasından siyaset âlemine kadar hemen her alana sirayet eden külhanbeylik hak hukuk tanımıyor. İşte son örneği: Seçimlerden önce Doğan Grubu'na ve Aydın Doğan'a gözdağı vermek için ortalığı kasıp kavuran küçük adam konuştukça batıyor. Mesela MİT'in hangi suçlara alet edildiğini itiraf etmiş oluyor. Doğrudan ya da yandaş eliyle yapılan tehdit ve şantaj Doğan Grubu ile sınırlı değil ki. Medya sektöründe yer alan Ciner'e, Demirören'e, Şahenk'e vs. nasıl baskı yapıldığını cümle âlem biliyor ve bir gün bu mevzu en ince detayına kadar konuşulacak. Kendisi gibi düşünmeyen herkese “terör örgütü” suçlaması yapanlar, eşi benzeri görülmemiş bir terör havası estiriyor. Güç zehirlenmesi ve iktidar sarhoşluğu ile yaptıkları her hamle, kendi suç dosyalarını kabartıyor. Konuştukça batanların bir gün bağımsız yargı karşısında hesap vereceğinden emin olunuz. Endişeye gerek yok. Umutsuzluğa kapılmamak gerekiyor. Bu kadar bağırıp çağırma çaresizliğin eseridir; başka bir şeyin değil.
‘Cemaat’ kime oy verecek?
Her seçimin klasik tartışmalarından biri başlıktaki soru üzerinden yürütülüyor. “Cemaatin önemli bir oyu yok ki” deyip camiayı küçümseyenler bile bu tartışmadan kaçamıyor; hatta “Filan partiye oy verdiler” demek suretiyle düşmanlık pompalayanlar bile çıkıyor.
Camianın kim(ler)e oy vereceği ve hangi mantık çerçevesinde bunu yapacağı aslında bellidir. Öteden beri bu kitle, insanları “vicdani kanaatlerine” göre hareket etmeye davet etmiştir. 2010 referandumundaki “evet” tavrı, bir partiye verilen destek değil; demokratik reform paketine karşı takınılan sivil bir tutumdur.
Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki, bu seçimde de camia kendine sempati duyan kişilere “vicdanî kanaatinize göre oyunuzu verin” diyecektir. Tarih boyunca hep böyle olmuştur; yine öyle olacaktır. Aslında doğru olan da budur; gerisi partizanlık ve fanatizmdeki bireyin iradesini hiçe sayma tehlikesi içermektedir. Partilerin vizyonuna, adayların birikimlerine bakmaksızın topyekûn bir karar almak, birey iradesini yerle bir etmek değil midir?
Her partiden çok değerli milletvekili adayları seçime gidiyor. Her seçmen partilerin programına, vizyonuna, ufkuna bakmak zorunda. Türkiye'nin geldiği kritik eşik, bu ülkenin bir uçurumun kenarına kadar sürüklendiğini apaçık gösteriyor. Dahası, antidemokratik söylemler, kanun nizam tanımaksızın yapılan zulümler, yolsuzluk, hukuksuzluk, akraba kayırmacılığı gibi hoyrat tutumlar seçmenin genel tercihini belirlemede önemli rol oynuyor. Hatta, bazı kibirli yaklaşımlar güç zehirlenmesine maruz kalmış kişilerin nasıl bir mecraya soyunduğunu; başarılı oldukları takdirde demokratik yolların nasıl tıkanacağını gösteriyor ve insanlar “Belki de bu son seçim” endişesini taşıyor. Bu vahim duruma rağmen sivil toplum olmanın gereği her siyasi oluşuma eşit mesafede durmak, sandığa giden bireyleri vicdanları ile baş başa bırakmak en isabetli seçenek olarak görünüyor. Bu duruştan her partinin istifade edeceğini; hatta bağımsız bazı adaylar için de bu duruşun bir çıkış noktası haline geldiğini söylemem gerekiyor.
Sözü uzatmaya gerek yok; camia dün nasıl çoğulcu ve demokratik bir duruş sergilediyse bugün de öyle bir tavır ortaya koyacak. Her fert, partilerin durumuna, ülke siyasetindeki dengeye, adayların potansiyeline göre karar verecek. Bu açık ve vicdani tavrı tartışma konusu yapmak, başarısızlığın faturasını alakasız kitlelere kesmek anlamı taşıyor…
PANORAMA
Geçen ay ciddi bir ankete göz atma imkânım oldu. Çok önemli veriler içinde beni en çok etkileyen neydi biliyor musunuz? Gazete okurları ve TV seyircilerinin siyasi parti tercihi. Ne yazık ki gazete ve TV seyircilerinin büyük bir çoğunluğu tek bir partiye indirgenmiş. Parti gazetesi, parti televizyonu olmuşlar. Sevindirici haber şu: Hemen her partiden okuru olan Zaman Gazetesi, neredeyse bütün siyasi eğilimlere hitap eder hale gelmiş. Gazetemiz adına çok mutlu olduk. Bu tablo, Türkiye adına da sevinmeyi gerektiriyor aslında…
Savcıların bazı yaklaşımları, hâkimlerin kimi kararları, hukukun ne kadar feci bir şekilde askıya alındığını gözler önüne seriyor. Ankara Savcısı Serdar Coşkun’un hazırladığı iddianame de önceki örnekler gibi anayasaya, yasalara ve evrensel hukuka aykırı. Somut verilerden uzak, delil namına tamtakır-kuru bakır. Maalesef bazı savcı ve hâkimlerin yaklaşımları, fazlaca ideolojik. Hukukun paspas yapıldığı olağanüstü dönemlerde yanlış yapan hiçbir savcı ve hâkim hayırla yâd edilmedi; edilemez de. Hukuk zanla, komploculukla, yukarıdan talimat almakla yürütülemez. Aksini savunanlar ve bu amacı için evrensel hukuk ilkelerini askıya alanlar konjonktürel aforizma sona erdiğinde çok mahcup olacak…
Bazı bürokratların devlete değil de hükümete; hatta bir kişinin keyfine esir olması “emir kulu olmak”la izah edilse bile ağır bir sorumluluktur. Taşınamaz. Mesela Bank Asya’ya zulmeden, o zulme vesile olan bürokratlar suç işlediler. Kanunlar ortada. Bu suç hâlâ da işleniyor. Buradan kurtuluş yolu milletvekili dokunulmazlığına hak kazanmaktı. O da olmadı birileri için. Birkaç gün önce Bank Asya konusundaki hukuksuz tutumuyla bilinen Mutalip Ünal’ın kamu bankalarıyla ilgili yanlış tavrı da ortaya çıktı. Kim bilir daha neler çıkacak? En iyisi hakka, hukuka bir an önce dönmek. Yoksa hesabı ağır olacak…

Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.11.2015
6.01.2015
3.01.2015
30.10.2015
27.10.2015
23.10.2015
20.10.2015
16.10.2015
13.10.2015