Etyen MAHÇUPYAN
Özgürlük arayışını temel alan, bir halk grubunun haklarını kazanmasını amaç edinen siyasi hareketlerin manevi üstünlüğü vardır.
Meşruiyet zeminleri sağlam olduğu için, eğer söz konusu haklar engellenmeye devam edilirse, bu siyasi hareketlerin şiddete meyletmesi de hoşgörüyle karşılanır. Ancak bu tür yapılanmalar aynı zamanda son derece kırılgandır. Eğer bir iyileşme dönemi başlarsa, bunun için mücadele veren siyasi harekete olan ihtiyaç da kendiliğinden azalmaya başlayabilir. Bu durumda o siyasi yapılanma belki de ilk kez stratejik olarak ‘kendisi’ için düşünme ve tavır geliştirme ihtiyacı içine girecektir. PKK da şimdi böyle bir dönemeçten geçiyor. Örgütün meşruiyeti ve prestiji Kürtlerin gasp edilen haklarının elde edilmesiyle bağlantılıydı. Yoksa Öcalan’ın ideal toplum hayalinin Kürtler tarafından benimsenmesine dayanmıyordu. İçinden geçtiğimiz çatışmasızlık süreci, AKP’nin yetersiz ama belirli bir doğrultuda giden açılım adımlarıyla birleştiğinde yeni bir mesaj vermiş oldu: Artık Kürtlerin bütün temel haklarını er veya geç alacağından ve bunun örneğin önümüzdeki on yıl içinde gerçekleşeceğinden neredeyse eminiz. Atılan adımlar ne denli küçük de olsa bunlardan bir geri dönüş olmayacağı gibi, her safhada hak ve özgürlüklerin genişlediğine ve yasallaştığına tanık olacağız.
Ancak eğer durum buysa soru Kürtlerin hâlâ PKK’ya kategorik bir ihtiyaç duyup duymayacakları, ya da böyle bir ihtiyacın hangi gerekçeye dayanacağıdır. Mesele bir iç içe geçme halinin devam ettirilememesi olarak da okunabilir. Haklar için verilen mücadele, o haklarla mücadeleyi veren siyasi hareketi bütünleştirir. PKK da bunca yılı Kürtlerin taleplerinin ‘sahibi’ olarak yaşadı. Bu hak edilmiş bir sahiplikti, çünkü PKK olmasa belki o hakların gündeme gelmesi bile söz konusu olmayacaktı. Ne var ki ‘karşı taraf’ söz konusu hakları meşru görmeye başladığı andan itibaren, haklar bir ideal hedef olmaktan çıkıp hayata geçmeye aday gerçeklikler haline geliyor. Gerçeklikler ise sıkıntılı süreçlerin içinden süzülerek tedrici bir biçimde oluşuyor. Böylece önceki siyah/beyaz tablo bozuluyor. Artık bir tarafta Kürtlerin haklarını talep eden bir PKK ile buna bütün gücüyle direnen bir devlet yok. Kendisini bir ‘ara kademe’ olarak sunan hükümet, devlet ile PKK arasında bir orta yol üretiyor ve kendi çıkarını da ihmal etmeyen bir tutum içinde Kürtlerin hak ve özgürlüklerinin yolunu açıyor.
Bunun anlamı Kürt meselesinde filmdeki ‘asıl oğlan’ rolünün başkasına geçtiğidir. Siyasi sonucu ise, PKK ile Kürt meselesi arasındaki ‘doğal’ birlikteliği kırmasıdır. Geçmişte çözüm için gerekli unsur olan PKK varlığı, bugün giderek o gerekliliğini yitirme tehlikesi ile karşı karşıya. Eğer çözüm süreci zamana yayılır ve hükümet adım adım ama doğru yönde reformları yürütürse, Kürtlerin hakları için PKK’ya ihtiyaç olduğunu düşünen Kürtlerin sayısı hızla azalabilir. Bu ise muhakkak ki örgütün en fazla tedirgin olacağı durumu ifade ediyor, çünkü siyaseten bir tür tasfiye olma anlamına geliyor. Mesele silahlı mücadeleden silahsız mücadeleye geçişle sınırlı değil… Bizatihi PKK’nın kritik rolü ve ağırlığıyla ilgili.
Dolayısıyla son dönemde PKK fazlasıyla ‘acilci’ oldu. Reformları kendi gücüyle elde etmeyi ve bunu formel bir çerçevede siyaseten onaylatmayı hedefliyor. Çünkü o zaman Kürtlerin haklarının ‘sahibi’ hâlâ PKK olacak ve bu sahiplik bizzat devlet tarafından da tescil edilecek. Ama ya hükümet buna yanaşmaz ve kendi bildiği yumuşak ve tedrici reform çizgisinde ısrar ederse? PKK bu ihtimali nasıl engelleyebilir? Tabii ki hükümetin bu siyaseti sürdürmesini zora koşacak bir adım atarak… Kolay yol yeniden savaşa dönmek. O nedenle Cemil Bayık’ın birkaç gün önce “Böyle giderse elbette ki Türkiye’de savaş olacaktır… Bizim bu tarzda işleri yürütmemiz mümkün değildir.” demesi bir sürpriz değil. Bayık, PKK ile Kürt sorununun ısrarla birbirinden ayrılmaya çalışıldığını, bunun ‘bilinçli bir psikolojik savaş yöntemi’ olduğunu eklemiş ve “Artık AKP bizim önümüze savaşın dışında başka bir yol koymamaktadır.” demiş.
PKK yönetimi bu değerlendirmenin bizzat kendi sıkışmışlıklarının itirafı olarak okunacağını görmüyor olamaz. Her fırsatta asıl hedefin devlet kurmak değil, toplumsal dönüşüm olduğunu dile getiren bir örgütün, şimdi toplumsal dönüşümle hiçbir ilgisi olmayan, tamamen örgütsel bekayı öne çıkaran ve Kürtler nezdinde bile soğuk duş etkisi yapacak olan bir silaha dönüşü meşru ve gerçekçi kılabileceğini hayal etmesi ilginç… Tasfiye olma korkusuyla silaha dönmenin tasfiyenin ta kendisi olabileceğini idrak etmek zor olmamalı.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (2)
25.10.2025 - Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (1)
25.10.2025 - Kürt ‘açılımı’nın nedeni Suriye değil, Türkiye!
15.03.2025 - Muhalefet için bir not: İktidar (sanılanın aksine) tutarlı ve başarılı!
20.02.2025 - İktidarın Kürt ‘açılımı’ üzerine bir not
15.10.2024 - Çocuklar anayasa yapabilir mi?
24.09.2024 - Mustafa Kemal’in büyümeyen çocukları
19.09.2024 - Nasıl bir ordu isterdiniz?
10.09.2024 - Yeni İttihatçılık havuzunun bilinçsiz balıkları
2.09.2024 - Seçimlerden kim kazançlı çıkacak?
13.04.2024
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları




























































































Nasuh Özdemi
Emre Uslu çok iyi yalan atıyorsun derinlerin adamı! PKK, katılımı arttırıp militan sayısını fazlalaştırmaya çalışamaz! PKKnın silahlı gücünün çoğunluğunu dağdaki gerilla değil, köylerdeki ve mezralardaki milis gücü oluşturur. Bu nedenle kimseyi asker etmesine gerek yok zaten. Kendi Türk milletime diyorum: Devletin ve rahat liberallerin PKK üzerinden Kürtlerin haklarına saldırmasına göz yummayın. PKKyı beğenmeyin, eleştirin, fakat Kürtlerin soykırıma uğradığını görün, barış istediğini görün!
Îsmaîl Girikî
Bakin bir sey söyleyeyim sizde akliniza yerlesin ve bir dahada bu reklamlari ne biz Kürd halkina ve nede kendi Türk halkiniza yayinlayin.Ne Abdullah Öcalan ve nede Kandil kesinlikle Öcalanin imrali piknik sahilinde ev hapsine alinmasini istemiyorlar.Bunu Imralinin kardesi Suleymaniyede Firinci OsmanÖcalan biz Kandildeyik devlet icinde donanimli bir güc bize geldiler hemde ikisefer,biz Abdullah Öcalani imralidan bir opr.la cikarmak istiyor. Bizde bunu kesin reddettik dedi.Bu yapilan halki kandirm
Îsmaîl Girikî
Peki devlet ve Ergenekon bu rapora ne diyorlar?Kimseden ses yok! Herkes suzmus! Uslu diyorki belgeye ulastim yani belge elimde diyor.KCK imrali ETÖ baskani Abdullahl Öcalan MIT´a cok güvendigini belgeliyor Uslu. Ama Basbakana kesinlikle güvenmiyor diyo. Ergenekon/balyoz Basbakana güvenmiyordu ki KCK nin Imrali Ergenekon Baskani Öcalan inanabilsin? Kandil hala öcalandan sorulur kimse kendini aldatmasin ve Biz Kürdlerede akil hocaligi yapmasin. Ama kutrolu saglayan Genelkurmay, JITEM,MIT cilerdir.
Ad Soyad Giriniz...
Çok ilginç... Ama hükumet bu bilgileri bilmiyor mu